Yüreğim Sızladığı Zaman - Bedirhan Gökçe

'Aşk ve Ayrılık Videoları' forumunda Mavi_inci tarafından 25 Ocak 2012 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Yüreğim Sızladığı Zaman - Bedirhan Gökçe konusu
    Sponsorlu Bağlantılar
    Yüreğim Sızladığı Zaman Bedirhan Gökçe Dinle - Yüreğim Sızladığı Zaman Bedirhan Gökçe Sözleri





    Yüreğim sızladığı zaman

    Gece yarılarından sonra,şafaktan önce
    Bilmediğim bir istasyondan,bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma:
    Uzak
    vahşi
    Karanlık...
    Gece denizleri gibi bir müzik,
    Batık gemilerli gece denizleri gibi bir müzik,
    Çağırıyor,çağırıyor beni durmadan
    Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

    Yüreğim sızladığı zaman
    Duvarları banka afişli çok eski bir şehrin Cumhuriyet Caddesi'nde iki tüfek bir kelepçe,
    Tüfekler garip garip
    Kelepçe garip...
    Öyle beter
    Öyle çamur
    Bir yaprak döne yuvarlana,
    Bir akarsu bata çıka...
    Koşuyor koşuyor bir kadın kelepçenin ardından
    Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

    Yüreğim sızladığı zaman
    Bir kara tank çıkıyor bir ağıttan,bir filmden,bir savaş romanından çıkıp yürüyor sevgilerin,özlemlerin üzerinden.
    Aşkların,umutların,oyuncakların,küçük emeklerin,büyük kaygıların üzerinden geçip gidiyor.
    Su gibi ilerliyor yangın
    İşliyor kıtlık karanlığı
    Ölüler birden bire şarkılaşıp
    Virüsler bakteriler
    Bütün dilleri birden konuşuyor herşey.
    Çırpınıyor yerde bir damla kan
    Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

    Yüreğim sızladığı zaman
    Kör bir çeşme başında kör bir kadın geliyor gözlerimin önüne
    Bütün iplikleri bütün iğnelere takıyor da
    Ne iplikler bitiyor,ne de iğneler.
    öldürülmüş oğluna mı
    kaçırılmış kızına mı
    Geçen günlerine mi
    Unutmuş neye ağladığını
    Ağlıyor,aranıyor
    Aranıyor,
    Bıkmadan
    Bilmeden
    usanmadan.
    Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

    Yüreğim sızladığı zaman
    Ciğerlerime çekerken kötülüğü,
    Ellerimle dokunurken kötülüğe,
    Ayaklarıma dolaşırken kötülük,
    Şu taşı şurdan alıp şuraya koymamanın pis bunaltısı geçiriyor tırnaklarını gırtlağıma.
    Kokuyor işyerleri
    Kokuyor günaydınlar.
    Ne varsa verilmemiş,
    Alınmamış ne varsa;
    Edilmemiş söz,
    Patlamamış öfke,
    Uyutulmuş ne varsa
    Ne varsa kokuyor birden bire
    Ve kayıyor bir şey parmaklarımdan,
    Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim.

    Yani ben dört mevsime bölerek bu yürek sızısını,
    Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını,
    Sokağım,kentim,vatanım sanarak bu yürek sızısını,
    Bir yaprağı durmadan işliyorum bu ölümsüz ağaca.

    Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını...

     

Bu Sayfayı Paylaş