Duyu Organlarımız - Duyu Organlarımız Hakkında Bilgi

'Genel Sağlık' forumunda SeLeN tarafından 27 Mayıs 2013 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Duyu Organlarımız - Duyu Organlarımız Hakkında Bilgi konusu
    Sponsorlu Bağlantılar
    konum duyusu - koku alma duyusu - dokunma duyusu - konum duyusu ve denge - işitme - tad alma



    Görme

    Göze giren ışıklar, gözün arka yüzündeki bir sinir hücreleri ağı olan retinaya ulaşır. Bu ışıklar, farklı enerjilerde elektromanyetik dalgalardır, hepsi saniyede 300.000 kilometrelik bir hızla yol alırlar. Retinadaki ışık alıcıları elektromanyetik enerjiyi, optik sinir tarafından beyne ileten elektrokimyasal enerjiye dönüştürürler. Dalgalar özünde renksizdirler. Renk olarak yorum katan beyindir. Renk, zihinde oluşan bir deneyimdir. Alan, dönüştüren, ileten ve yorumlayan bir sürecin deneyimsel sonucu görmedir.

    İşitme

    Ses dalgaları, mekanik bir basınç yapan ya da havadaki molekülleri iten eşit aralıklı sarsıntılardır. Havadaki bu moleküller, havada bulunan diğer moleküller ile çarpışırlar, sonra onlar da havanın diğer molekülleri ile çarpışırlar, böylece üç boyutlu bir mekanik enerji oluşur. Bu dalgalar, insan kulağının çeşitli kısımlarından iletilir ve sonunda kulağın derinindeki binlerce tüy hücresine ulaşır. Özel tüy hücreleri titreşirler ve ses dalgalarının mekanik enerjisini, duyumsal sinir hücreleri tarafından, beyne iletilen elektrokimyasal enerjiye dönüştürürler. Ormanda bir ağaç düşerek havadaki molekülleri sarstığı zaman, ses dalgalarını oluştururlar. Eğer yakın bir yerde ortaya çıkan enerjiyi, insan beynine kaydolan elektrokimyasal tepkilere dönüştürecek hiçbir iştme alıcısı yoksa, sonuç duyulmayan bir ses olacaktır.

    Tat alma

    Gördüğümüz nesneler, işittiğimiz sesler hep vücudumuzun dışındadır. Fakat tadını aldığımız şeyler, bizimle direk temas halinde olmak zorundadır. Tad almak için bir uyarı, tükürük içinde çözülebilen moleküller, yüklü atomlar ya da atom grupları içermelidir ve ağzımızda bu kimyasalları çözmek için yeteri kadar tükürük bulunmalıdır. Tat veren maddeler, görünen küçük kabarcıkların üzerindeki tad alıcı hücre öbeklerini içeren dil yüzeyine yerleşirler. Alıcılar bu kimyasal uyarıyı, beyne iletilen elektrokimyasal enerjiye dönüştürürler. Maddelerin özünde tat yoktur. Hangi alıcı hücrelerin uyarıldığına bağlı olarak, sadece beyin tarafından, tatlı, ekşi ve tuzlu ya da acı şeklinde yorumlanan bir süreci başlatırlar.


    Koku almak

    Tat almaya benzer bir süreçle, bir şeyin kokusunu aldığımız zaman, bu şeyle doğrudan temas kurarak yaparız. Havadaki koku taşıyan moleküller, burun boşluğuna ya da ağıza girerler. Burun boşluğunda bulunan küçük tüy hücrelerine ulaşırlar. Gaz molekülleri alıcı hücrelerdeki yuvalara uyarlar ve beyne iletilen elektrokimyasal tepkilere dönüştürülürler. Koku taşıyan moleküllerin bir kokusu yoktur. Sadece hangi alıcının boşluklarına yakalandıklarına bağlı olarak, beyin tarafından keskin, meyveli ve deniz kokusu olarak yorumlanılırlar.

    Dokunma duyusu

    Dokunma duyusu, bir diğer doğrudan temas duyusudur. Çok tabakalı derimiz, dokunma duyusu ile ilgili duyumsamaları ayırt etmemiz için çeşitli duyumsal alıcıları içermektedir. Basınç duyusu, nesneler baskı yapınca derinin şeklindeki değişikliklerden kaynaklanır. Sıcaklık ya da soğukluk duyusu, derimize dokunan her neyse onun moleküler etkinliğine verilen bir yanıttır. Derinin çok fazla uyarılması, acı duyumsamamasına neden olur. Acı, bununla birlikte, acıyı veren nesnede yer almaz. Nesne, sadece acı olarak yorumlanan bir süreci etkinleştirir. Acı, aynı zamanda vücudumuzun içinden gelen uyarılar ile yaratılır. Örneğin, içerideki dokularda oluşan hasar, acı algılayıcılarının bulunduğu bir yerde ise, alıcılar başta ya da sırtta konumlanmasa bile, baş ağrısı ya da sırt ağrısı ile sonuçlanabilir.

    Konum duyusu

    Genellikle olağan kabul ettiğimiz bir duyu yeteneğimiz, bedenimizin boşlukta nasıl konumlandığını bilmemizdir. Bu yetenek, bedenimizin çeşitli kısımlarının birbirine göre nerede olduğunun ve aynı zamanda bedenimizin yerçekimine göre nasıl konumlandığının ayırt edilmesinde çalışmaktadır. Bedenin, herhangi bir amaca yönelik hareket etmek için bu duyulara ihtiyaç vardır. Konum duygumuz dengemiz hakkında, hızlanma, yavaşlama hakkında bilgi veren geçit duyusudur. Bu duyu yerçekiminin kaynağına göre başın konumu ve hareketi ile belirlenir. Geçit duyusunun, iç kulağımızdaki alıcı tüy hücreleri ile ayırdına varırız. Uyarıldıkları zaman bu hücreler, beyne sinirsel tepkimeler yollarlar. Aşırı derecede uyarıldıklarında baş dönmesi ve mide bulantısı ile başlayan vertigo hastalığını yaparlar.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş