Canlılarda Temel Bileşenler

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda SeLeN tarafından 17 Mart 2013 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Canlılarda Temel Bileşenler konusu
    Sponsorlu Bağlantılar
    canlıların temel bileşenleri - organik bileşenler - inorganik bileşenler - mineraller


    Canlılarda cansızlar gibi elementler ve bileşiklerden oluşur.
    Canlıları meydana getiren maddeleri organik ve inorganik maddeler olarak ayırabiliriz.
    Organik maddeler: sadece canlılar tarafından sentezlenen ve yapısında karbon bulunan bileşiklerdir.
    İnorganik maddeler ise doğada maden olarak bulunabilen bileşiklerdir.
    Bir canlının yapısında bulunan organik madde, inorganik madde ve su miktarını şu şekilde bulabiliriz.
    Örneğin bitkilerde; önce kütlesini tarttığımız bitkiyi kuruttuktan sonra tekrar tartarsak aradaki fark su miktarıdır.
    Yakıp küllerini tarttığımızda inorganik madde miktarını verir.
    Aradaki fark ise organik maddelerin yanmasından kaynaklanmıştır.
    Besinler görevlerine göre
    a) enerji vericiler: vücutta kullanılış sırasına göre karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir. Sahip oldukları enerji miktarına göre yağlar proteinler ve karbonhidratlardır.
    b) yapıcı ve onarıcılar: Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, su ve mineraller
    c) düzenleyiciler: protein, vitamin, mineral ve su olarak gruplanabilir.

    1.İNORGANİK BİLEŞİKLER:
    A) Su: Su yanıcı özellikte olan iki hidrojen ve yakıcı özellikte olan bir oksijenin birleşmesinden meydana gelmiştir. Dünyamızın yaklaşık olarak % 75 ‘i sularla kaplıdır. Su birçok işlemde birim kabul edilir. Örneğin yoğunluğu 1 dir. Hidrojenin atom numarası 1 dir. 1 litre suyun ağırlığı 1 kgözısı 1 dir. 0 derecede donar 100 derecede kaynar Tüm maddeler soğurken hacimleri küçülür su ise +4 dereceye kadar soğutulduğunda hacmi küçülürken daha düşük sıcaklıklarda hacmi büyümeye başlar. Bu da buzun yoğunluğunun sudan az olması sonucunu doğurur. Böylece su üstten donmuş altta bulunan balıkların yaşamasına imkan sağlamış olur. Güneş doğduğunda üstte olduğu için kolayca eriyebilir.
    Su molekülleri arasındaki çekim kuvveti (kohezyon) bitkilerde suyun yükseklere taşınmasında etkilidir.
    Suyun öz ısısı yüksek olduğundan vücut sıcaklığının dengede kalmasında etkilidir.
    Tüm canlı hücrelerde mutlaka su bulunur. Çünkü bir hücrede su oranı %15 altına düşerse enzim faaliyetleri yani canlılık sona erecektir.
    Her canlıda çeşitli oranlarda aynı canlının farklı doku ve organlarında değişik oranlarda su bulunur.
    Genelde bitkilerde hayvanlara göre su miktarı fazladır. Bu oran insanda %70 civarındadır.
    İnsanda kemik ve diş gibi kısımlarda su miktarı azdır. İnsandaki suyun çoğu kan ve doku sıvısında bulunur.
    Hidrolizde gereken su miktarı dehidrasyon sentezinde çıkan su miktarına eşittir oda (n-1) dir.
    Suyun canlılar için önemli özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.
    Çok iyi bir çözücü olduğu için
    maddelerin (Besin, hormon ve atıkların) taşınmasında görev alır.
    Tuzları iyonlaştırarak biyokimyasal reaksiyona zemin hazırlar.
    Sindirim (Hidroliz) reaksiyonları için gereklidir.
    Enzimlerin çalışması için gereklidir.
    Fotosentez için gereklidir
    Vücut ısısının düzenlenmesinde görev alır.
    Zararlı atıkların seyreltilmesi ve atılmasında rol oynar.
    Atıkların vücuttan atılmasında görev aldığı için eksilen suyun alınması gerekir.
    İnsan vücudunda bulunan suyun %10’nu kaybettiğinde hayatı tehlikeye girebilir. Su ya doğrudan yada yiyeceklerle alınabilir.
    İnsan günde yaklaşık 2lt suyu idrar ve ter yoluyla dışarı atar. Bu kadar suyun alınması gerekir. Hava sıcaklığına göre bu miktar artabilir. Çay, kahve, kola şeklinde alınan su bu hesaba dahil edilmez.

    B. ASİTLER VE BAZLAR : bir çözelti içerisindeki H iyonu konsantrasyonunun negatif logaritmasına PH denir.
    Çözeltiler pH 0- 7 arasında ise asit
    7- 14 arasında ise baz özellik gösterirler. 7 olduğunda ise nötr özellik gösterirler. Örneğin su
    İnsan kanının pH’ı 7,4 dür. Bu değer 7 veya 7,8 çıkması ölümle sonuçlanabilir.
    Canlıların vücutlarında çeşitli asitler bulunur.
    En başta nükleik asitler, yağ asitleri, amino asitler ve laktik asit gibi organik asitler her canlıda bulunabilir.
    Bunun yanında insan midesinde tuz ruhu, limonda limon asiti, karıncada formik asit, ısırganotu, portakal ve diğer meyvelerde çeşitli asitler bulunabilir. Zehirli hayvanların zehirleri asit özellik gösterir.
    Canlı vücudunda bir çok baz bulunabilir. En başta nükleik asitlerin yapısına giren organik bazlar bulunur.

    C. MİNERALLER
    İnsan vücudunda bir çok mineral tuzu bulunur.
    Fakat en önemlisi yemek tuzudur.
    Tuz doku sıvısının kana geçmesini sağlar.
    Dolayısıyla eksikliği sakıncalıdır.
    İnsanın günlük tuz ihtiyacı 6gr. (2 çay kaşığı) ilerleyen yaşlarda alınan tuz vücutta birikerek kalp ve damar hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır. Bunu engellemek için bu gibi kişilerin NaCl yerine KCl kullanması faydalı olabilmektedir.
    İnsan vücudunda belli başlı
    Ca, Fe,P, Mg, Na, K, I, F, Zn gibi mineraller bulunur.
    Bunlardan Ca
    -kemik yapımında
    –kasların kasılmasında
    –kanın pıhtılaşmasın da görev alır.
    Bu yüzden eksikliği kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklara neden olur.
    Ca ihtiyacımızı en kolay süt ve süt ürünlerinde karşılayabiliriz.
    Özellikle ergenlik dönemindeki genç kızların Ca alımına dikkat etmesi gerekir.
    Aksi takdirde menopozdan sonra kemik erimesiyle karşılaşılabilir. Sonra ki alınacak Ca o kadar etkili değildir.
    Kemik erimesine yakalanmamak için
    Ca ihtiyacımızı karşılamak
    D vitamini (provitamin) almak
    Yeteri kadar güneş ışığı almalı (15 dk)
    Düzenli spor yapılmalı
    Fe: alyuvarların yapısında bulunan hemoglobinin yapısına katılarak oksijen taşınmasını sağlar. Bu yüzden çok önemlidir.
    Pekmez ve kırmızı ette (bol bulunur. Eksikliğinde kansızlık (anemi) görülür. Kansızlık; uyuşukluk ve beyne az kan gitmesinden dolayı zeka problemleri oluşturabilir.
    Kansızlığa yakalanmamak için
    Düzenli olarak Fe almalıyız
    B12 vitamini almalıyız (polen)
    C vitamini almalıyız (Turunçgiller)
    Zn almalıyız (kabak çekirdeği)
    P: ATP ve nükleik asitlerin yapısında ,
    Mg: Kemik kas ve sinirlerde klorofilin yapısında ve solunum enzimlerinin yapısına katılır.
    Na ve K: impulus(sinir uyartısı) iletiminde
    I: tiroksin hormonu için
    F: dişlerin sertleşmesi için
    Zn: protein sentezinde görev alır.
    Mineral kaynaklarımız içme suyu, tuz, süt, yumurta ve sakatatlardır.
    Mineraller bu etkilerini ya bu maddelerin yapısına katılarak veya ilgili enzimleri aktive (kofaktör) ederek görür.

    2. ORGANİK MADDELER:
    Canlılar tarafından sentezlenen bileşiklerdir. Yapılarında CHO elementleri bulunur. Kompleks organik bileşiklere polimer (zincir), polimerleri oluşturan yapı taşlarına ise monomer (halka) denir. Hücre zarından tüm inorganik bileşikler vitaminler ve organik bileşiklerin monomerleri geçebilir.

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş