Zihinsel Simya - Zihinsel Simya nedir - Zihinsel Simya hakkinda

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 13 Ocak 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Zihinsel Simya - Zihinsel Simya nedir - Zihinsel Simya hakkinda konusu
    Zihinsel Simya

    [​IMG]

    Ortaçağ’da simyacılar, adi madeni altına dönüştürmeye çalışmışlardır. Simya olarak bilinen bu dönüşümü sağlayacak, kolay bulunmayan maddeyi, filozofun taşını, aramışlardır. Eski gizem okullarının üyeleri için simya, temelde ruhsal ve zihinsel simyanın gerçek işine yönelik bir alegoriydi.

    Ruhsal simya, daha az gelişmiş ruhsal kişiliği, daha arıtılmış bir kişiliğe dönüştürme sürecidir. Bütün ana dinlerin kurucuları, insanların hem bu hedefe ulaşmalarına yardım edecek, hem de daha mutlu ve verimli bir yaşam sürmelerini sağlayacak kurallar koyarak, söz konusu dönüşümü hızlandırmaya çalışmışlardır. Aydınlanma, aydınlatma, ruhun kusursuz hale getirilmesi, hep bu nihai hedefe işaret eder. Bütün dinlerden gizemciler, bu süreci hızlandıracak evrensel kuralları araştırmışlardır. Bu sürecin, onlarca yaşamın ürünü olduğuna inanırlar.

    Zihinsel simya, yaşamınızı iyileştirmek ve zihninizi geliştirmek için düşüncelerinizi dönüştürme sürecidir. İşin iyi yanı, bu disiplin, mevcut yaşamınızda anında ve avantajlı sonuçlar doğurabilir; bazı durumlarda bu anlık olur.

    Zihinsel simya, gelişiminizi engelleyen inançların yerine, size yardımcı olacak olumlu inançları benimsemeyi içerir. Bunun kulağa çok kolay geldiğini söyleyebilirsiniz; neden bu kadar zor olsun ki?

    İnançları değiştirmek, son derece zordur. Bunun üç nedeni vardır:

    1) Çoğu insan, inançlarını doğru kabul etme yanılgısına düşer. Onların çıkarına olmasa da bazı insanlar, kendilerini kaderlerine bırakırlar; çünkü bir inancı doğru olarak kabul ederler.

    2) İnançlar, bilinçaltı düzeyde çalışır. Pek çok insan, bilinçaltındaki inançlarının farkında değildir. Bunlar, genellikle bilinçüstü düşüncelerle çatışma halindedir. Örneğin bir kadın, bilinçüstünde sevgiyi arıyor; ama bilinçaltında kendini değersiz hissediyor olabilir. Bu kadının inancı, bilinçüstüne çıkmadıkça ve dönüştürülmedikçe, tüm çabalarını sabote etmeye devam edecektir.

    3) Neye inanıyorsanız onu görürsünüz. 100 yıldan daha kısa bir süre önce fizikçiler, ışığın bir dalga mı, yoksa parçacık mı olduğuna karar vermeye çalışıyorlardı. Yanıt, ne bulacağınıza inandığınıza bağlıydı. Işığın parçacıklardan oluştuğuna inanıyorsanız, bunu kanıtlayacak bir deney tasarlayabilirdiniz. Aksine, ışığın dalgalardan oluştuğuna inanıyorsanız, o zaman bunu kanıtlamak için bir başka deney tasarlayabiliyordunuz.

    Yalancı ilaç (plasebo) etkisi, bir başka örnek sunuyor. FDA onayı almak için gerekli ilaç denemelerinde, hastaların ortalama olarak % 40’ı, yalancı ilaçlarla rahatladıklarını düşünürler. Kendilerini daha iyi hissederler; çünkü daha iyi olacaklarına inanmaktadırlar. Yalancı ilaçlar, Parkinson hastalığına yakalanmış insanlara gerçekten yardımcı olmuştur.

    Bu sonuçların ardındaki mistik ilke, Çekim Yasası ya da “Beğeni beğeniyi çeker” anlayışıdır. Mistik dünyada ve şimdi kuantum fiziği dünyasında, her şeyin enerji olduğunu biliyoruz. Her şeyin kendi titreşimi vardır ve buna inanç dahildir. İnsanlar, mevcut inanç sistemlerine uyan deneyimleri kendilerine çekerler. İnandıkları şeyi görürler.

    Öyleyse, Zinihsel Simya nasıl çalışır?

    Nörologlar, bize beynin gerçekte yaşananlar ile yaşanması hayal edilenler arasındaki farkı bilmediğini söylerler. Aynı elektriksel örüntüler, beyindeki nöronlar arasında ateşlenir. Beyindeki elektriksel örüntüler, inançlar da dahil, bilgiyi depolama ve işleme şeklimizi yansıtırlar.

    Bunun sonucu çok büyüktür: İmgeleminizi kullanarak inançlarınızı değiştirebilirsiniz. İnancın doğru ya da yanlış olması fark etmez.

    Şampiyona maçının son basketini kaçırdığı için takımı bir puanla kaybeden bir basketbol oyuncusunu ele alalım. Bu deneyim, derinden sarsıcı olabilir ve sporcunun, başarısız ya da kaybeden biri olduğu yönünde olumsuz inançlar beslemesine yol açabilir. O basketi kaçırmasaydı, bir kahraman olabilirdi ve kazanan bir insanın özgüvenini duyabilirdi.

    Diyelim ki o basketbolcu sizsiniz. Ne yapmalısınız?

    Önce, 10-15 dakika süreyle rahatsız edilmeyeceğiniz sakin bir yere gidin. Nesnel duyularınızdan (görme, duyma, koklama, dokunma, tatma) hiçbirinin uyarılmadığından emin olun. Birkaç derin nefesalın. Amacınız, rahatlamak ve alfa durumuna geçmektir. Bilimadamları, bu durumdayken yeni becerileri daha kolay öğrenebileceğinizi kanıtlamışlardır. Bunun için meditasyon idealdir.

    Bu noktada, oyunun sonunu zihninizde yeniden oynamalısınız. Yalnız bu sefer, son basketi attığınızda, bunu kendinize güvenerek yapın ve topun potadan geçtiğini seyredin. Bütün taraftarların coştuğunu, sirenlerin çaldığını ve takım arkadaşlarınızın sizi omuzlarında taşıdıklarını gözünüzün önüne getirin. Bütün duyularınızı işe dahil edin ve kahraman olmanın nasıl bir duygu olduğunu hayal edin.

    Michael Jordan hiç şüphesiz tüm zamanların en büyük basketbol oyuncusudur; ama muhtemelen o da oyunun sonunda, attığı basketler kadar basket kaçırmıştır. Ama emin olun, kaybettiği atışları o kadar kurcalamadı; sadece maç kazandıran atışları hatırladı. Siz de aynısını yapabilirsiniz. Zihinsel Simya tekniğini kullanın ve yaşamınızı değiştirin.

    Yazar: Edwin Harkness Spina
    Kaynak:kaliteofisi.net
     

Bu Sayfayı Paylaş