zeka çeşitleri ile ilgili makaleler istatistik incelemeler

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 17 Ekim 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    zeka çeşitleri ile ilgili makaleler istatistik incelemeler konusu zeka çeşitleri ile ilgili makaleler istatistik incelemeler
     
  2. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Bilinmeyen Güç! Yapay Zeka: 21. Yüzyıl Teknolojisi



    “Tarihte üç büyük olay vardır. Bunlardan ilki; evrenin oluşumudur. İkincisi, yaşamın başlangıcının olması. Bu ikisiyle aynı derecede önemli olan üçüncüsü; belki daha önemlisi ise, yapay zekanın ortaya çıkışıdır.”

    Sorularla başlayacağız makaleye.

    Akıl, nedir ve ne işe yarar? İlk bakışta basit görünen bu sorunun cevabını aradı asırlardır insanoğlu.. Basit görünür akıl; gerçekten bu kadar basit açıklanacak bir şeymidir? Yoksa, çok komplekstirde kolayca açıklayamaz mıyız onu sihirli kelimelerimizle...Ya zekayı nasıl tanımlarsınız? İşte bu makalede akıl-zeka-beyin üçgeninde yapay zeka konusunu bilimsel olarak incelemeye çalışacağız.

    Akıl?

    ‘Akıl, bu dünyanın en muazzam gücüdür. O, yeryüzünü alt üst etmiş, medeniyetleri yapmış ve yıkmıştır’ diyor 20. yüzyılın en büyük mütefekkirlerinden olan Nobel ödüllü Alexis Carrel. İnsanoğlu tarih sahnesine çıktığı ilk günden beri akıl ve onun ikiz kardeşi zekasiyla türlü medeniyetler kurmuş ve bir o kadarini yıkmıştır.

    Zamanın zembereği 21. yuzyılı gösterdiğinde ortada aklın makineleşmesi yada makinelerin akıllılaşması denen bir kavramın ortaya çıktığını görüyoruz. Bu olayı ilk olarak Arnold Scwanzenegger’ in başrolünde oynadığı bol action sahneli Yok Edici(Terminatör) filmiyle belleklerimize soktuk. İşte kimilerinin sibernetik,robotlaşma vs. gibi yeni moda isimler taktığı bu konunun merkezinde 2000’ li yillarin en onemli ilim sahası olan Yapay Zeka(Artificial Intelligence) duruyor.

    Merkezde duruyor diyorum, zira makalenin devamında zeka ile birlikte yapay zekaya yapılan atıfları okudukça neyi kastettiğimi daha iyi anlayacaksiniz.

    Zeka?

    Zekanın ne anlama geldiği ve ne kadarının ölçülebildiği konusunda henüz bir görüş birliği sağlanmış değildir. Latince “intellectus” kelimesinin karşılığı olan zekanın, kavramsal olarak birkaç tarifi ise şöyle sıralayabiliriz.
    “Cevap vermede, muhtemel çözümleri inceden inceye aramadaki çabukluk ve bir problemin evreleri arasındaki yeni ilişkileri anlayabilme kapasitesi”
    “Yeni bir düzeneği veya kuralı keşfetme yada bir tahmin yürütme ile ilgili faaliyet.”
    “Beynin bilgiyi alıp, hızlı ve doğru olarak analiz etmesi..”

    Biyologlar zekayı çevreye uyum kabiliyeti olarak görürken, eğitimciler öğrenme, psikologlar ilişkileri anlama, bilgisayarcılar bilgiyi işleme kabiliyeti şeklinde değerlendirmişlerdir. Şuur, bilinçaltı, ruh gibi açık uçlu bir kelime olduğu için zekanın evrensel bir tarifi yapılamamıştır.

    IQ (Intellıgent Quotient)?

    Zihinsel-entellektüel zeka olarak tanımlanan IQ son yıllarda gündemden düşmeyen ve çok sık tartışılan bir kavram. Tartışılan noktanın merkezinde ise şu var. Bir insan düşünün ki notları çok güzel mantık olarak herşeyi sağlam ve matematiksel temeller üzerine oturtabiliyor. Ancak hayatın kanunları bu insanın bir başka IQ’ su düşük insanla aynı zaman dilimi içerisinde daha başarısız yapabiliyor. Yani kısacası IQ her ne kadar bir test ve ölçüt gibi dursa da iş bitirme sanatı yada bana göre diğer tarifiyle başarının köşe taşlarından birisi sadece. Evet hayat yolunda bir insana başarılı denebilmesi için çoğu zaman IQ’dan daha fazlasına sahip olmak gerekiyor.

    Zekanın yaşla da pek bir alakası yok. Örneğin Goethe, ilk şiirlerini, 10 yaşında iken yazmıştı. Fatih İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı. Yine Mozart, henüz 6 yaşında iken, konser vermeye başlamıştı. Bütün bunlar zekanın yaşla değil başta olduğunun en büyük gösergeleri.
    Aynı Goethe 83 yaşında ölmesine rağmen, en büyük eseri olan Faust’u ölümünden 1-2 yıl önce bitirmişti. Mimar Sinan, Süleymaniye’yi bitirdiği vakit, yaşı 70’i geçmişti. Thomas Hobbes, The Odyssey’i Yunanca aslından İngilizce’ye çevirdiği sırada 87 yaşında idi ve bir yıl sonra da İlyada’yı tercümeye başlamıştı.
    Uzmanlar IQ’nun zekanın tek boyutunu ölçebildiği görüşünde birleşiyorlar. Yale Üniversitesi’nden psikolji Profesörü Robert Stern “Zeka Testleri Ne Kadar Akıllı?” başlığı altında derlediği yazısında geleneksel zeka testlerinin analitik ve sözel yetenekleri doğru olarak değerlendirdiğini, ancak yaratıcılık ve pratik bilgileri ölçmede yetersiz kaldığını belirtiyor. Harvard Üniversitesi’nden Daniel Goleman, “IQ testlerinin, kimin daha çok para kazandığıyla veya daha doyumlu bir sosyal hayat sürdüğüyle hiçbir ilgisi yok” diyor.

    Sadece dile iyi hakim olmak, hesapları çabuk yapabilmek kişiyi zeki yapmaya yetmiyor. İnsan beyni son derece karışık ve şaşırtıcı bir organ olduğundan, sayısız yetenek ve fonksiyona sahiptir. Bu fonksiyonları hepsini de testlerle ölçmek mümkün değil. İnsan, beynin çeşitli yeteneklerini kullanmada ne kadar başarılıysa o kadar zeki sayılıyor.

    Örneğin; üniversiteyi birincilikle bitiren öğrenci, özellikle akademisyenler tarafından en başarılı öğrenci sayılır. Not olarak belki bu başarıyı hak etmiştir de. Şimdiye kadar üniversiteyi büyük emeklerle, derecelerle bitirip hayat serüveninde işsiz yada başarısız olan birçok insan görmüşsünüzdür. İş bulan da tam olarak başarılı sayılmaz. Bence zekayı kullanabilmenin en önemli kanıtı; insanın öğrendiklerini hazmederek uygulamada ne ölçüde kullanabildiğidir. Eğer şimdiye kadar bölümünüzü dereceyle bitirdiyseniz, bence bir an önce pratik hayatta bilgilerinizi nasıl kullanacağınızı öğrenmelisiniz.

    Bir çok insanın bildiği üzere insan beyninin sağ lobu sayısal-analitik zekaya hükmederken, sol lobu ise sayısal olmayan daha ziyade sanat-müzik gibi sözel yetenekleri bünyesinde barındırıyor. Yine uzmanlarin ortak görüşü şu ki; akıllı ve zeki insanlar; beyinlerinin sağ ve sol loplarını dengeli şekilde kullananlar arasından çıkıyor.

    Ya Yapay Zeka?

    Bütün bu açıklayıcı tanım ve ifadelerin arkasından yapay zekanın ne olduğunu anlamak, yemeğin tatlısı misali, hazmedilmesinin kolay olacağı kanaatindeyim. İnsanlığın tarihini ve tarihi gelişimini incelediğimizde otomatik olarak bir takım işleri yapan makinelere karşı ilginin yüksek olduğunu görürüz. Bu ilgi ve alaka o zamanların şartlarına göre belirli faaliyetleri gerçekleştirebilen otomatlar yapmalarına neden olmuştur. Bu tür bilgileri tarih kitaplarında bulmak mümkündür. Yine insanlığın tarihi süreci incelendiğinde şöyle bir yargıya varmak mümkündür: “İnsanlarda canlılığı taklit eden makineler, süs eşyaları ve oyuncaklar yapmak derinden gelen bir arzudur.”

    Yapay Zeka, insanlık tarihinin en büyük mühendislik projesidir. İnşa etmek istediğimiz şey, sonuçta bir bilgisayar programından, yani formal bir dilde yazılmış bir metinden ibarettir. Ama bu metin o denli uzun ve karmaşık olacaktır ki, yazılması hemen aklınıza gelebilecek diğer dev mühendislik projelerinden daha çok adam-yıl alırsa şaşmamak gerekir. Özetlersek;

    Yapay zeka, bir bilgisayar bilim dalıdır.
    Yapay zeka, bilgi ve davranışa dayalı sistemler oluşturur.
    Yapay zeka, zeki davranışlar üzerine araştırmalar yapar.

    Yönetim bilimleri yapay zeka alanındaki gelişmelerden hızla etkilenmektedir. Bu etkileşimin bir sonucu olarak, doğal dil arabirimleri, endüstriyel robotlar, uzman sistemler ve zeki yazılımlar gibi uygulamalar ortaya çıkmıştır. Her seviyeden yöneticiler ve çalışanlar, direkt veya dolaylı da olsa son kullanıcı olarak bu gelişmelerden haberdar olmak durumundadır. Çünkü bir çok işyeri ve organizasyonda, gittikçe artan bir oranda yapay zeka teknikleri kullanılmakta ve bu yolla verimlilik artışı sağlanmaya çalışılmaktadır.

    Yapay zeka uygulamaları ise şu başlıklar altında sıralanabilir:

    • Uzman Sistemler;
    • Robotik;
    • Doğal Diller;
    • İnsan Duyularının Taklidi;
    • Sinirsel Ağlar
    • Sanal Gerçeklik

    Çıkarılabilecek Sonuç?

    Hayatını her kolaylaştırdığında en yakın dostu ilan ettiği teknolojiyi kendisinden daha güçlü olduğunu hissettiği en ufak bir olay sonunda hiç düşünmeden düşman koltuğuna oturtan insanoğlunun, yapay zekaya yaklaşımı da farklı değil. Çoğu kişinin, yapay zekanın geleceğine paranoyak bir bakış açısıyla yaklaşıyor olmasının temel nedeni de bu. Amacı zorlukla yaptığımız işlerde bize yardımcı olmak ve hayatımızı kolaylaştırmak olan yapay zeka çalışmaları, oldukça kolay kabul görüyor. Ancak bizim zekamıza eşit, hatta bizden daha üstün bir zeka üretilmesi düşüncesi, çoğu kişi için pek de sevimli değil. Çünkü bu fikir, kendini doğadaki en üstün yaratık olarak görmeye alışmış insanoğlunun, gücüne gidiyor. Düşünün ki Star Trek(Uzay Yolu) filmlerinde bile kendini hep “efendi” görmeye alışmış ‘bizler’ için kendisinden üst bir benlik olması ne kadar zor olacak düşünün artık.

    Yapay zeka bilimine olan ilgi sürekli artarken, bir noktaya dikkatleri çekmekte fayda var. İnsan davranışlarının modellenmesi konusundaki başarılı çalışmalar, insana benzer robotların yapılması çalışmalarını cesaretlendirmekle birlikte, bu çalışmalarda filmlerde gösterildiği gibi başarıların elde edilmesi şu an için oldukça uzak görülmektedir. İnsan, bilgisayarlaştırılması mümkün olmayan birtakım yetilere sahiptir. Toplumumuzdaysa insana benzer robotların üretileceği ve topluma hakimiyet kuracakları gibi bir anlayışın yayılması, yeni araştırmacıların dikkatlerini sonuçsuz çalışmalara çekebilecektir. Akıl (intellect) ve zeka (intelligence) sözcükleri, bizim dilimizde karıştırılmaktadır. Zeka aklın bir fakültesi, yani mekanik atölyesi olarak düşünülürse, bunun bilgisayar modelinin kurulması mümkündür. Yapay zeka bilimcilerinin yaptığı da bu açıdan bilimi ilerletmek. Akıl ise, sadece insanda olan bir yeti. İnsanı diğer yaratıklardan ayıran bir özellik. Bunun gerçekleştirilmesini düşünmek şimdilik ve gelecekte olası değil gibi görünüyor.

    Gelelim yazının girişinde aktardığım sözlere... Bu sözler Massachusetts Teknoloji Üniversitesi(MIT) Bilgisayar Bilimi Labaratuvarı yöneticilerinden Edward Frenkin’in, BBC’yle bir söyleşisinde dile getirdiği sözlerdi. Frenkin’in söyledikleri yalnızca bilgisayar bilimcilerinin kendi dünyalarında geçerli, abartılı ve destek görmeyen bir iddia değil. ‘Yapay Zeka’ teriminin 1956 yılında ilk kez kullanılmasından bu yana farklı disiplinlerdeki bir çok araştırmacı bu konu üzerinde yoğun olarak çalışmakta. Ulaşılan nokta ve gelecekle ilgili hedeflerse, oldukça tartışmalı durumuyla her yaşta hemen herkesin ilgisini çekebilecek düzeyde görünüyor.

    1950’lerde yeryüzünde belki de hiç kimse “uzaya gidilecek” cümlesinin manasını tam olarak anlayamamıştı. Kime sorsanız aya gitmek, yada bir başka gezegene seyahat hayali düşüncelerden ibaretti. Aya gidilince insanlığın ufku biraz açıldı. Bu sefer de, yapay zekanın neler getireceği aynı bilinmezlikte merak ediliyor.

    Butun bunların yanıda Yapay Zeka ile direkt bağlantılı olan Turing Testi, Bulanık Mantık, Çin Odasi Deneyi, Deep Blue Zafer miydi, gibi merak edilen soru ve konulara son çıkan kitabımda geniş yer ayırdığımızdan buraya hapsetmek istemedik. Dileyenler “Yapay Zeka: 21. yuzyil teknolojisi” adli kitabımdan gerekli noktaları zevkle okuyabilirler.*

    Yapay Zeka konusuna devam edeceğiz...

    * Yapay Zeka: 21. Yüzyıl teknolojisi, Kariyer Yayınları-2003, +90 212 5169985

    Abdullah D. DOĞAN
    www.basariyolu.com
    basariyolu@yahoo.com.
    Ağustos, 2005
     
  3. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Duygusal Zeka

    Araştırmacılar her ne kadar duygusal zekanın kalıtımsal olduğunu bulsalar da düzenli ve sistemli bir çalışma ile duygusal zeka öğrenilip, geliştirilebiliyor. Sizlere günlük hayata ve mesleki alanda duygusal zekanızı geliştirebileceğiniz 7 önerimiz var. Öneri 1 : Kendinizi tanıyın. Kim olduğunuzu öğrenin. Duygusal zeka kendinizi tanımanızı şart koşar. Bu o kadar kolay değildir. Bu nedenle biz size bazı sorular hazırladık. Bunları sakin bir şekilde tekrarlanarak kendinize sorun ve kendiniz hakkında daha fazla bilgiye sahip olun: • Gerçekte ben kimim? Beni ne tanımlar? Kimi veya ne beni şekillendiren? • Hayatımda hangi rolleri üstleniyorum ve bunlardan hangileri gerçek? • İhtiyaçlarım nelerdir? Ne istiyorum, ne bekliyorum hayattan? Hedeflerim ne ? benim için önemli olan ne? • Güçlü ve zayıf yönlerim ne? Neyi iyi yaparım? Bana ne zevk verir. • Neye inanıyorum ben (ikili ilişkiler, yaşam, başarı, kendim)? • Benim davranışlarımı, düşüncelerimi, duygularımı belirleyen ne? Bu sorular sadece örnektir. Kişiliğimizin araştırılıp öğrenilecek çok yönleri vardır. Ancak bu çok kolay bir araştırma değildir. Fakat yine de çabaya değer ve heyecan vericidir. Öneri 2 : Duygularınızı ve onları kontrol etmeyi öğrenin. Duygusal doğal ve insancıldır. Kendi duygularımızdan veya diğer insanların duygularından ne kadar az korkarsak, duygusal durumlarda ve duygularımızla o kadar rahat başa çıkabiliriz. Duygusal zeka da işte bunu sağlıyor. Başkalarının duygularını anlamada ne kadar hakimseniz, onların duygularından korkmanıza da o kadar gerek kalmaz. Bu nedenle duygu dünyanızı iyi öğrenip tanıyın çünkü bunlar sizin hayatınızın ayrılmaz parçasıdır. İyi bir imkan da profesyoneller tarafından verilen “kendini tanıma seminerleridir”. Ancak günlük hayatımızda da kendimizi yeni algılara açık tutum ve onların değerlendirilmesini yapmadan sadece içinize kaydedin. Kendinize sık sık şu soruları sorun:”Kendimi nasıl hissediyorum ve bu duyguyu vücudumun en çok neresinde hissediyorum? Böyle hissetmemi sağlayan nedir? Bununla nasıl başa çıkabilirim? Öneri 3 : Kendinizi, kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutunuz. Bizler hepimiz farklıyız. Farklı olmak, diğerlerinden daha iyi yada daha kötü olmak demek değildir. Onların dünyaya bakış açılarının sizinkinden farklı olduğunu ne kadar çabuk anlarsanız, onları da o kadar çabuk tanırsınız. Bu da sizin duygusal zekanızın gelişmesi demektir. Duygusal zekalı insanlar başkaların duygu ve düşüncelerini kendileri için tehlike olarak görmezler, tam tersine ilgi çekici ve yeni bir şeyler öğrenme şansı olarak değerlendirirler. Öneri 4 : İletişim kurma becerinizi geliştiriniz İnsanlar arası iletişimi anlayın - her türlü insanlar arası ilişkilerde , iletişim , bütünlük sağlayıcı, çok yönlü ve çok anlamlı bir konudur. Bu konu ile sıkça ilgilenin iletişim teorilerinden Eric Berne’nin transaksiyonel analizi veya Ruth van Cohn’un konu hakkındaki ortak etkileşimi kendi iletişim kurma becerinizi oldukça geliştirir. İletişim kurma kabiliyetinin öğrenilmesi ve geliştirilmesi - Eğer kendinizde iletişim kurma becerisi konusunda eksiklik hissediyorsanız, bunu düzeltmek için çok şey yapabilirsiniz: Çok çeşitli seminerler vasıtasıyla daha etkili iletişim kurmayı öğrenebilirsiniz. Ancak böyle bir seminere katıldığınızda aktif olarak uygulamaların yapılmasına dikkat ediniz ve sizde bu konuda sık sık pratik yapmaya bakınız. Kendinizi ifade etme yöntemlerinizi geliştirin - Bazen kendimizi ifade edebilme sıkıntısı çekeriz. Hatta bazen de ne söyleyeceğimizi, uygun kelimeleri unutup, olay geçtikten sonra nasıl hareket etmemiz, ne söylememiz gerektiği aklımıza gelir. Bu nedenle kelime haznenizi zenginleştirin. Her an yeni kelimeler öğrenin, özellikle de duygu ve düşünce ifade eden kelimeleri. Kendinizi çok yönlü olarak ifade edebilme cesaretimiz olsun. Bazen hal ve hareketleriniz, kelimelerinizden çok daha fazla anlam içerebilir. Örneğin tatlı bir tebessüm bile karşımızdakine iyi bir teselli verebilir. Öneri 5 : Problem çözücü olun Problemleri giderebilme, her zaman bir çıkış yolu bulabilme becerisi duygusal zekanın önemli getirilerinden biridir.bu becerilerinizi sistemli bir çalışma ile geliştirebilirsiniz. Mümkün olduğu kadar çok çeşitli olaylar ve problemler üzerinde düşünün ve bunlara çözümler getirmeye çalışın. Eğer problemlerden korkup kaçmaz ve onlar birer şans, kendini ispatlama fırsatı olarak görürseniz, onları çözmemeniz için hiçbir sebebiniz kalmaz. Öneri 6 : Eleştiriye açık olun Duygusal zekada eleştiri yapabilmek ve eleştiriye açık olmak da çok önemlidir. Konu bir taraftan sizi,diğer taraftan da başkalarını etkiler. Eleştiriye açık olun, bırakın sizi eleştirsinler. Bundan rahatsızlık duymayın. Bu sayede kendinizdeki olumlu ve olumsuz yönleri öğrenme fırsatını elde edersiniz. Siz de eleştiri yapabilin. Ancak bu başkaların onurunu kıracak, kişiliklerine zarar verecek şekilde olmamalı Öneri 7 : İnsanlar ile İlgilenin Duygusal zeka insanın kendisi ile başkaları ile olduğundan son önerimiz de: insanlar ile ilgilenin. Yeni insanlar ile tanışın onların kültürlerini öğrenin. Değişik insan psikolojileri hakkında bilgi edinin. İnsanları harekete geçiren akımları, onların hayat hikayelerini okuyun. Kendinizi ve diğer insanları keşfedin.
     
  4. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    ÇOKLU ZEKA KAVRAMI ve ZEKANIN TÜRLERİ


    Çoklu Zeka Kavramı

    Bir öğrenme psikologu olan Howard GARDNER zeka kavramına farklı bir boyut getirdi.

    GARDNER, 1983’te yazdığı “ Aklın Çerçeveleri” adlı kitabında kültürlerin ve bilim adamlarının zekayı çok kısıtlı olarak tanımlayarak ele aldıklarını, zekanın bir veya birkaç faktörden çok daha fazlasını içerdiğini ve her insanda 7 farklı zekanın bulunduğu tezini ortaya attı. Harward Üniversitesi Eğitim Profesörlerinden olan Howard GARDNER Çoklu Zeka Teorisini ortaya atmadan önce pek çok bilimsel araştırma sonucundan faydalandı. Bu çalışmalar sonucu insan beyninin farklı bölümlerden oluştuğu ve her bir bölümün özel işlevlere sahip olduğu gerçeği ortaya çıktı.

    Prof. GARDNER, çalışmaları sonucu zekayı yeniden tanımladı. Zeka, değişen dünyada yaşamak ve değişimlere uyum sağlamak amacıyla her insanda kendine özgü bulunan yetenekler ve beceriler bütünüdür. İnsan zekası yaşamın her anında, bir makineyi icat ederken, bir hedefi gerçekleştirirken, insanları ikna ederken, bir söküğü dikerken veya bir resim çizerken, bir rolü canlandırırken çok farklı zaman ve durumlarda harekete geçer ve kullanılır.

    Dünya tarihine şöyle bir bakıldığında, GARDNER’ın teorisini destekleyen pek çok önemli ayrıntıya, olaya rastlanabilir.Dünyanın en ünlü atletleri , en büyük müzisyenleri girdikleri IQ sınavlarından çok düşük puanlar almışlardır. Böylesine düşük IQ puanlarına göre bu insanlara zeki diyemiyorsak, onları kendi alanlarında bu denli başarılı kılan ne olabilir?
    Bu başarılı insanların zihinsel yeterliliği farklı ilgi ve beceri alanları ile yeniden tanımlanabilir. Çünkü her insanın kendini ifade ederken kullandığı dil farklıdır. Bir müzisyen kendini yaptığı bestelerle, bir tiyatrocu kendini canlandırdığı rollerle ya da bir ressam çizgileri ile kendini ifade eder.



    Her insan farklıdır,tektir ve özeldir.


    Her insanın da insanlık kültürüne katkısı farklı yönlerdedir.



    Prof. GARDNER yıllar boyu hakimiyetini sürdüren insanların tek bir zekaya sahip oldukları IQ denen zeka anlayışını kırdı. GARDNER’ a göre insanların sahip oldukları çoklu zekaların her biri yaşamak, öğrenmek, problem çözmek ve insan olmak için kullanılan etkili birer araçtırlar.



    Zeka Türleri Nelerdir?




    Sözel-Dilsel Zeka




    Sözel – Dilsel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

    Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler. Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.Dilbilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazar. Kelime dağarcığı zengindir.Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.Hikaye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır.

    Yeni dil formları oluşturur.Etkili dinleme becerilerine sahiptir.



    Sözel – Dilsel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :


    • Dinleyicileri, konuşmaları ile etkiler.
    • Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar oluşturabilir.
    • Dilbilgisi kurallarını etkili bir biçimde kullanarak yazar. Kelime dağarcığı zengindir.
    • Farklı dilleri öğrenme becerisine sahiptir.
    • Hikaye, şiir yazma gibi etkinliklerden zevk alır.
    • Yeni dil formları oluşturur.
    • Etkili dinleme becerilerine sahiptir.
    Mantıksal ve Matematiksel zeka


    Matematiksel – Mantıksal Zeka, sayılarla çalışma, muhakeme etme, tümevarım ve tümdengelim teknikleri ile düşünebilme , soyut ve sembolik problemleri çözebilme, kavramlar, düşünceler ve fikirler arası kompleks ilişkileri algılayabilme becerisidir.



    Matematiksel – Mantıksal Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :


    • Neden sonuç ilişkilerini çok iyi kurar.
    • Somut cisimleri soyut sembolik ifadelere dönüştürebilir.
    • Mantıksal problem çözümlerinde başarılıdır.
    • Hipotezler kurar ve sınar.
    • Bulmaca ve zeka oyunlarını sever.
    • Miktar tahminlerinde bulunur.
    • Grafikler ya da şekiller halinde verilen ( görsel ) bilgileri yorumlar.
    • Bilgisayar programları hazırlar.
    • Grafik, şema, şekillerle çalışmaktan hoşlanır.
    Görsel ve Mekansal zeka


    Görsel–Mekansal Zeka, resimlerle, şekillerle düşünebilme, görsel dünyayı algılayabilme, şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal formlara dönüştürebilme yeteneğidir. Psiko-motor becerilerin gelişmesiyle başlar,el-vücut-beyin koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin mükemmel çalışmalarıyla geliştirilebilir.



    Görsel ve Mekansal Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :


    • Görerek ve gözleyerek öğrenir.
    • Kolaylıkla yön bulma becerisine sahiptir.
    • Grafik, diyagram, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilir.
    • Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri hatırlamada bu zihinsel resimleri kullanır.
    • Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alır.
    • Üç boyutlu ürünler hazırlamaktan hoşlanır.
    • Origami ve maketler hazırlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir.
    • Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.
    Bedensel ve Kinestetik zeka


    Kinestetik–Bedensel Zeka, aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneğidir.



    Kinestetik ve Bedensel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri:


    • Zihin ve vücut koordinasyonlarını etkili bir biçimde kullanır.
    • Sağlıklı yaşam konusunda vücuduna özen gösterir.
    • Fiziksel işlerde, görevlerde denge, zerafet, maharet ve dakiklik gösterir.
    • Çevresini, nesneleri, eşyaları dokunarak ve hareket ederek inceler. Öğrendiklerine dokunmayı ya da onları kullanmayı tercih eder.
    • Fiziksel maharet isteyen alanlarda ( dans, spor...) yenilikler keşfeder ve farklılıklar ortaya çıkarı
    • Rol yapma, atletizm, dans, dikiş nakış gibi alanlarda yeteneği vardır.
    • Aktif katılımla daha iyi öğrenir. Söylenenden daha çok yapılanı hatırlar.
    • Gezi-inceleme-model/ maket yapma gibi fiziksel aktivitelere katılımdan zevk alır.
    • Organizasyon yapma özelliği gelişmiştir.
    • Bulundukları çevreye ve onu kapsayan sistemlere karşı duyarlıdır ve sorumlu davranır.
    Kişiler Arası-Sosyal zeka


    Sosyal Zeka insan aklının en önemli özelliklerindendir. Ünlü eğitim bilimci Humprey’e göre insan zihninin en yaratıcı kullanımı, insan ilişkilerini etkili olarak sürdürmekle olur. Kişilerarası – Sosyal Zeka insanlarla birlikte çalışabilme, Sözel – Bedensel Zeka dilini etkili bir biçimde kullanarak çok farklı karakterlere sahip insanlarla kolaylıkla iletişim kurabilme, insanları yönetebilme, onlarla uyumlu çalışabilme ve insanları ikna edebilme becerisidir.


    Sosyal Zekaya Sahip Bireylerin Özellikleri :


    • Yaşıtları ile ya da farklı yaş grupları ile birlikte olmaktan zevk alır.
    • Diğer insanların duygularına karşı duyarlıdır.
    • Diğer insanları konuşmaları ile etkiler.
    • Grup ve takım çalışmalarından, çok özel ve mükemmel ürünler ortaya çıkararak, gruplar halinde çalışmaktan zevk alır.
    • Farklı kültürler, farklı yaşam tarzları konusunda çok meraklıdır.
    • Çok küçük yaşlarda bile toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenebilir.
    • Güçlü bir espri yeteneğine sahiptir.
    • Davranışlarının sonuçlarını değerlendirebilir.
    • İnsanların her tür davranışına karşı kabul edicidir.
    • Sözel ve bedensel dili etkili bir biçimde kullanır.
    • Farklı ortamlara, farklı insan topluluklarına girdiklerinde kolaylıkla uyum sağlayabilir.
    • İnsanları organize etme yetenekleri vardır.Liderlik vasıflarını taşır.
    Kişisel – İçsel zeka


    Kişisel – İçsel Zeka, kendimiz hakkındaki duygu ve düşünceleri şekillendirebilme, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle, hayat felsefemizi oluşturabilme, yaşamımızı bu doğrultuda planlanma, kişisel istek ve hayaller oluşturabilme becerisidir



    Kişisel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :


    • Yalnız kalmaktan hoşlanır.
    • Yaşadığı her olay ve deneyim üzerinde çok fazla düşünür.
    • Kendi içinde bir değer ve anlayış sistemi oluşturur.Her şeyde kendinden bir şey arar.
    • Kendi duygu ve düşüncelerinin farkındadır.
    • Kendisini farklı tarzlarda ifade edebilir ; yazar,ressam,heykeltıraş...vb.
    • Yaşam felsefesini oluşturmaya yönelik bir anlayış içindedir.
    • Bireysel çalışmalardan zevk alır.
    • Yaşamında motivasyon kaynağı, hedefleridir.
    • Kendisi üzerinde düşünmek için çok zaman harcar ve sürekli bir kişisel değerlendirme süreci yaşar.
    Müziksel-Ritmik Zeka


    Müziksel – Ritmik Zeka, sesler, notalar, ritimlerle düşünme, farklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme, ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlı olabilme becerisidir.



    Müziksel Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :


    • İnsan sesi ve çevreden gelen sesler gibi çok farklı seslere karşı duyarlıdır, dinler ve tepkide bulunur.
    • Müziği yaşamında kullanmak için fırsatlar oluşturur.
    • Seslerle nota ve ritimlere karşı özel bir ilgiye sahiptir.
    • Müziği hareketlerle birleştirerek farklı figürler ortaya çıkarabilir.
    • Müziksel enstrümanlara karşı ilgilidir. Enstrümanları kullanmayı kolaylıkla öğrenebilir.
    • Orijinal müzik kompozisyonları oluşturabilir.
    • Ritim tutar.
    • Öğrendiği şarkıları mırıldanarak gezer.
    Doğa Zekası


    Doğa Zekası, doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.



    Doğa Zekası Gelişmiş İnsanların Özellikleri :


    • Doğadaki hemen her canlının yaşamına ilgi duyar. Farklı canlı türlerinin isimlerine karşı dikkatlidir; çiçek türleri, hayvan türleri onlar için çok çekicidir.
    • Zooloji, botanik, organik kimya, tıp, fotoğrafçılık, dağcılık, izcilik...vb alanlara ilgi duyar.
    • Seyahat etmeyi, belgeseller izlemeyi severken, doğa ve gezi dergilerini incelemekten hoşlanır.
    • Doğadaki bitki türlerine karşı duyarlıdır.
    • Doğanın insanlar üzerindeki ya da insanın doğa üzerindeki etkisi ile ilgilenir.
    Psk.Dnş.Mehmet Enver BAYATLI
    İstanbul
    Psikolojik Danışman
     
  5. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Zekâ Çeşitleri ve Öğrenme Biçimleri

    İnsanların anlama, düşünme ve öğrenme yöntemlerinde farklılıklar vardır. Herkesin öğrenme biçimi aynı değildir. Kimi insan görerek daha iyi öğrenir, kimi seslerden etkilenir, kimi de duygusaldır ve öğrenmede dokunma, onun için daha önemlidir. Kimi insan kokulara karşı daha hassastır, kimisi tat alarak daha iyi öğrenir.
    Her insanda bu öğrenme yöntemleri olmakla birlikte, bazılarında bir yöntem, baskın unsur olarak göze çarpar.
    Görüntülerle daha iyi öğrenen beyinlere görsel, seslerle daha iyi öğrenen beyinlere işitsel, dokunma yoluyla daha iyi öğrenenlere de duygusal ve dokunsal beyin diyoruz.
    Öğretmenin çocukların hangi tür öğrenmeye yatkın olduğunu bilmesi, ders anlatmada metot belirlemesini ve dersi daha iyi öğretmesini kolaylaştırır.
    Kendi öğrenme yöntemini bilen öğrenci de ders çalışırken kendine uygun yöntem ve teknikleri kullanır.
    Aynı şekilde çocuğuna bir şeyler anlatan anne baba da çocuğun öğrenme biçimini fark ederse ona göre yöntem belirler ve daha iyi bir eğitimci olur.
    GÖRSEL BEYİNLER
    İnsanlar % 83 oranında görerek öğrenirler. Bu noktadan hareket ederek, görerek öğrenmenin “en etkili öğrenme biçimi” olduğunu söyleyebiliriz.
    Görsel beyinlerin başlıca özellikleri şöyle sıralanabilir:
    1. Olayların ve varlıkların görüntüsüne ve görünüş biçimine önem verirler. Ses, koku, tat ve diğer özellikleri daha az önemlidir.
    2. Kullandıkları kelimelerin çoğu, görüntü ve şekil ile ilgilidir.
    3. Olayları anlatırken gördüklerini ve görsel malzemeleri ön plâna çıkarırlar. Meselâ birini tanıtırken, “uzun boylu, kumral saçlı, kahverengi gözlü, lâcivert takım elbiseli, siyah ayakkabılı gibi gözle görülen yönleri öne çıkarırlar.
    4. Hızlı konuşurlar; çünkü hayallerinde görüntüler vardır, onları anlatırlar.
    5. Konuşmalarına pek dikkat etmezler, çünkü hafızalarında-ki şekillere yetişmeye çaba sarf ederler.
    6. Şemalar, haritalar, grafikler, resim ve tablo larla çalışmaya önem verirler.
    7. Kitap okurken, önemli cümlelerin altını renkli kalemle çizerler.
    8. Okudukları ve dinledikleri bilgileri grafikleştirmeye ve şemalaştırmaya önem verirler.
    9. Sıkça hayallere dalarlar. Bundan dolayı dalgınlık ve dikkatsizlik göze çarpar.
    10. Kendilerine okudukları bir kitapla ilgili soru sorulsa sorunun cevabıyla ilgili kitabın sayfalarını hafızalarında canlandırmaya çalışırlar.
    Renkli kalem kullanmak, not tutmak, şekil ve grafikler çizmek, görsel malzeme kullanmak, görsel beyinlerin konuları öğrenmesini ve hatırlamasını kolaylaştırır.
    İŞİTSEL BEYİNLER
    Olayların ve bilginin seslerle ilgili yanını hatırlayan kişilere “işitsel beyinli” diyoruz. Belli başlı özellikleri şöyle sıralanabilir:
    1. Okuyarak değil, dinleyerek daha iyi öğrenirler.
    2. Metni okumak zorunda kaldıklarında yüksek sesle okurlar.
    3. Kendilerine bir şey anlatıldığında kendi cümleleriyle tekrarlarlar.
    4. Sesli düşünürler, düşüncelerini seslendirerek duymak isterler.
    5. Konuşmaktan zevk alırlar, şiir gibi konuşurlar.
    6. Sözlerinin kesilmesinden hoşlanmazlar.
    7. İnsanları tarif ederken “kalın sesli, iyi konuşan, ince sesli, yavaş konuşan” şeklinde, sesine göre tarif ederler.
    8. Konuşmaları dikkatle dinlerler, söylenenleri yıllar sonra kolayca hatırlarlar.
    9. Gürültüden çabuk etkilenirler. Gürültülü ortamda ders çalışamazlar. Zihin dağıtıcı sesler, konsantrasyonlarını bozar.
    10. Kendilerine soru yöneltildiğinde sesli düşünürler ve konuşarak konuları hatırlamaya çalışırlar.
    İşitsel zihne sahip öğrenciler, dersi en iyi, öğretmeni dinleyerek öğrenirler.
    DUYGUSAL VE DOKUNSAL BEYİNLER
    Varlıkları dokunarak daha iyi algılayan ve çevrelerini hisleriyle daha iyi öğrenenlere “dokunsal beyinli insanlar” diyoruz. Yaşanan olaylar, onların his dünyasında önemli ölçüde yer tutar. Dokunsal zihinlilerin belli başlı özellikleri şöyle sıralanabilir:
    1. İnsanlarla iletişim kurarken dokunma duyularını kullanırlar, konuşmaktan hoşlanmazlar.
    2. Eşyayı dokunarak tanımaya çalışırlar. Bir şeye dokunmadan, onun hakkında karar vermek istemezler.
    3. Okumaya başlamadan önce kitaba dokunarak onu tanımaya çalışırlar. Kitap okurken parmaklarıyla satırları takip ederler.
    4. Öğrenme esnasında dokunma duygularını aktif bir şekilde kullanırlar.
    5. Oturdukları sandalyenin sertliği, masanın yüksekliği ve okudukları kitabın ağırlığı, onlar için önemlidir, dikkatlerini çeker.
    6. Sesli ve hareketli bir ortamda ders çalışırlar. Kitap okurken ellerini bir yere sürer, ayaklarını sallarlar. Kalemi parmakları arasında çevirirler.
    7. Not tutarak daha kolay öğrenirler. Not tutarken kalemin sertliğini, kalem ucunun kâğıda temasını hissederler. Bu his, onlarda birtakım duyguların oluşmasını sağlar.
    Dokunsal öğrenciler not tutarak daha iyi öğrenirler.(* )
    Bu genel özelliklerin yanı sıra bazen çocuklarda hem görsel hem işitsel hem de dokunsal özellikler bir arada bulunabilmektedir. Ancak bu hislerden biri ağır basabiliyor… Anne baba ve öğretmenin çocukları bu yönleriyle iyi analiz etmesi, ders anlatırken çocukların verimli öğrenme biçimlerini dikkate alması gerekir. Çocukların bu özellikleri tanındığı takdirde, onlara bilgiyi daha uygun yöntemlerle anlatmak ve aktarmak mümkündür. Aksi hâlde metot yanlışları uygulanır ve çocukların neden başarılı olamadıkları bir türlü anlaşılamaz.
    Öğrenciler iyi gözlemlenerek mülakat ve testlerle analiz edilmeli ve baskın özellikleriyle tanınmalı, onların özelliklerine uygun öğretim metotları bulunmalıdır.
    1. Görsel öğrenci, daha çok, görerek öğrenir. Düzenli ve planlıdır.
    2. İşitsel öğrenci, dersi en iyi, öğretmenden ve derste öğrenir. Konuşmak ve arkadaşından dinlemek de onun için bir öğrenme biçimidir.
    3. Dokunsal öğrenci, her şeye dokunmak, yoklamak, denemek ister.
    4. Kinestetik öğrenci, çoğu zaman yerinde duramaz. O gezip dolaşmak, hareket etmek ister. Daha çok, gezerek, yaparak, araştırarak öğrenir.
     

Bu Sayfayı Paylaş