Zaman Makinesi Yapılması Mümkün mü?

'Bilim & Teknoloji' forumunda Dine tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Zaman Makinesi Yapılması Mümkün mü? konusu [​IMG]

    Zaman Makinesi Yapılması Mümkün mü?


    Not: Bu yazıdaki kimi veriler, teorilerden ibarettir ve bilimsel gerçeklik taşımayabilir.

    Zamanda yolculuk, edebiyatta ve sinemada sıklıkla işlenen konular arasında yer alır. Herbert George Wells'in klasikleşen “Zaman Makinesi” kitabı da, “Geleceğe Dönüş” filmleri de aynı konuyu işlemişlerdir. Ancak acaba zamanda yolculuğun bilimsel bir temeli var mı? ABD'li bilim adamı Prof. Ronald Mallett, bunun mümkün olabileceğini söylüyor.

    Prof. Mallett, “Zaman Gezgini” adlı bir kitap kaleme alarak zamanda yolculuk hayaline ulaşma mücadelesi ile geçen hayatını da anlattı.

    [​IMG]1950'lerde New York'un Bronx ilçesinde yetişen Mallett, o yıllarda da zaman yolculuğu konusuyla çok yakından ilgiliymiş. Ronald Mallett, babası ani bir kalp krizinden öldüğünde sadece on yaşındaymış. Onu avutan tek şey, bilim kurgu imiş. Ronald Mallett o yıllarla ilgili olarak şunları söylüyor:

    “Babamın ölümünden bir yıl sonra, Herbert George Wells'in “Zaman Makinesi” kitabı elime geçti. Beni depresyondan kurtaran şey, oydu. Çünkü bana ilham vermişti. Şunu düşünüyordum: Eğer bu kitaptaki gibi bir zaman makinesi yaparsam, geçmişe dönebilecektim; geçmişe dönersem de babamı yeniden görebilecek, başına gelecekler konusunda onu uyarabilecek ve belki de onu kurtarabilecektim. Bu yüzden de bu iş bende bir takıntıya dönüştü.”

    Aradan 50 yıl geçti ve Mallett, bilimsel alanda derinleşti. Şu anda Connecticut Üniversitesi'nde Fizik Profesörü.

    Yıldızlar ve gezegenler gibi büyük nesnelerin hem uzayı hem de zamanı bükebildikleri biliniyor. Prof. Mallett ve diğerleri içerdiği enerjiden dolayı ışığın da böyle olduğuna, onun da uzay-zaman döngüsünü bükebileceğine inanıyor.

    Buna göre, çok güçlü bir lazer halkası oluşturulup bu ışık girdabının içine nesneler -ya da bir gün belki bir insan- konulduğunda, makinenin içindeki görüntüyü zaman içinde geriye veya ileriye doğru izlemek mümkün olabilecek.
    “Niyetimi uzun süre gizledim”

    Prof. Mallett, “Göreceğiniz şey, içinde kesişerek devasa bir ışık tüneli oluşturan lazer demetlerinin bulunduğu bir silindir olacak. Bir ışık girdabının çevresinde döndüğü bir tünel hayal edin.” diyor.

    Zamanda yolculuk aslında fazlasıyla bilim kurgu kokan bir kavram. Bu nedenle Dr. Mallett, rakiplerince dalga geçilmemek için gerçek niyetini uzun süre gizlemiş.

    Ancak bir yazar ve astronom olan Dr. David Whitehouse, bilim dünyasının Mallett gibilere ihtiyacı olduğunu söylüyor ve “Ayrıca yanılmak da evreni araştırmanın bir parçasıdır.” diyor.

    Bununla beraber bu çalışmanın işe yaramayacağını söyleyenler de az değil. “Öyle ise neden günümüz de gelecekten gelen ziyaretçilerle dolu değil” diye soruyorlar. Bu noktadan itibaren ise “büyükbaba paradoksu” başlıyor.

    David Whitehouse; “Örneğin zamanda geri gidip büyükbabanızı ya da babanızı öldürseydiniz, siz var olmayacaktınız. Zaman çizgisini değiştirmek, bir paradokstur. Bu noktadan itibaren de insanlar zaman yolculuğunun imkansız olduğunu söyleyenler ile evrenin tüm olasılıklara göre parçalara bölünebildiğini söyleyenler arasında ikiye ayrılıyor.” diyor.

    Prof. Mallett, artık babasıyla görüşemeyeceğini kabul etmiş. Işık girdabını tamamlamayı başarsa bile, makinenin ilk çalışmasında kendisini istediği kadar geriye götüremeyeceğini söylüyor. Ancak zaman yolculuğunun bir gün gerçekleşeceğinden emin. Mallett şunları söylüyor:
    “Hangimiz geçmişimizde bir şeyleri değiştirmek istemedik? Acaba neler olurdu bunu yapabilseydik? Sevdiğim kişiye “o arabaya binme” veya “o uçakla gitme” diyebilseydim nasıl olurdu? Bence bu durum, geçmişi değiştirme ya da daha sonra neler olacağını, yüz yıl, iki yüz yıl sonrasında yaşanacakları bilme arzusu hepimizin içine işlemiştir. Bu bence çok temel bir arzudur.” [1]

    [​IMG]
    ABD'li bilim adamından ilginç iddia: Zaman makinesi yapabilirim

    Amerikalı bilim adamı Ronald Mallett, geçmişte ölmüş babasını kurtarmak için zaman kavramı üzerinde çok araştırma yaptığını ve bir zaman makinesi icat edebileceğini iddia etti. Amerika'nın Connecticut Üniversitesi'nde bir fizik profesörü olan 62 yaşındaki Ronald, daha 50 yıl öncesinde zaman makinesi araştırmalarına karşı ilgi duyduğunu aktardı. Amerikan ve Çin medyasında yer alan bir habere göre daha 10 yaşındayken kalp krizinden babasını kaybeden Ronald, babasının ölümünü aşırı içki ve sigara tüketimine bağlıyor. "Zaman Makinesi" adlı romanın en sevdiği kitap olduğunu söyleyen Ronald, araştırmaları sonucu zamanın bir çeşit boşluk olduğunu keşfettiğini, bu boşluk içinde ileri geri hareket edilebileceğini iddia ediyor.
    "120 BİN STERLİN'E BİR ZAMAN MAKİNESİ YAPABİLİRİM"

    Zamanı değiştirmenin sırlarını kavradığını söyleyen Profesör Ronald, "120 bin sterline bir zaman makinesi yapabilirim." dedi. Daha küçük yaşlarda böyle bir hayalinin olduğunu ifade eden Ronald, kısa süre sonra Einstein'in zaman kavramı ile ilgili teorilerinin yayınlanmasıyla hayallerinin gerçek olabileceğine inanmaya başladığını belirtiyor.

    Ailesindeki fakirlikten dolayı gerekli araştırmaları yapamayan Ronald, hayallerini gerçekleştirmek için Amerikan hava kuvvetlerine katılma kararı alır. Amerikan hava kuvvetlerinde elektrik bölümünü bitiren Ronald, 1973 yılında profesör unvanını kazanır ve bir akademisyen olarak Connecticut Üniversitesi'nde çalışmalarına devam eder.

    [​IMG]
    AMERİKA'NIN TEK SİYAHÎ FİZİK PROFESÖRÜ

    Yaptığı araştırmalarla büyük ilgi toplayan Ronald Mallett, Amerika'nın tek siyahî fizik profesörü unvanını da elde eder. İcat edeceği zaman makinesinin ünlü İngiliz romanı "Zaman Makinesi"ndeki kızaktan ya da "Geleceğe Dönüş" adlı filmdeki araba sistemlerinden çok farklı olduğunu söyleyen Ronald, yuvarlak şeklinde bir lazer çekim alanı oluşturacağını, çekim alanının merkezindeki kuvvetle zamanı hareket ettirebileceğini iddia ediyor.

    Konuyla ilgili yayınlanan haberlerde, birçok bilim adamı konuya şüpheyle yaklaşıyor olsa da, teorik olarak böyle bir makinenin geliştirilemeyeceğini ise kimsenin ispatlayamadığı ifade ediliyor. Ronald, icat edeceği yeni aletle, filmlerde veya romanlardaki gibi istenilen zamana gidilemeyeceğini, sadece zaman makinesi kurulduktan sonra en erken zaman makinesinin kurulduğu güne dönülebileceğini iddia ediyor. [2]
    Bir Zaman Makinesi Nasıl Yapılır?

    Zaman yolculuğu, H. G. Wells' in 1985 yılında ünlü romanı "Zaman Makinesi"ni yazmasından bu yana güncel bir bilim-kurgu temasıdır. Fakat acaba gerçekten yapılabilir mi? Bir insanı geçmişe veya geleceğe taşıyacak bir makine inşa etmek mümkün müdür?

    On yıllar boyunca zaman yolculuğu saygın bilimin sınırlarının dışında kaldı. Fakat son yıllarda bu konu kuramsal fizikçiler arasında bir çeşit yan uğraş haline gelmeye başladı. Çıkış noktası kısmen eğlence amaçlıydı; zaman yolculuğu u üzerine düşünmek eğlenceliydi. Fakat bu araştırmanın ciddi bir yanı da var: Neden ve sonuç arasındaki ilişkiyi anlamak. Bu, fizikte birleştirici bir kuram oluşturma çabalarının ana öğelerinden bir tanesi. Eğer, kuramsal olarak bile olsa, sınırsız zaman yolculuğu mümkün ise, böyle bir birleşik kuramın yapısı bundan büyük oranda etkilenecek demektir.

    Zamana ilişkin en iyi kavrayışımız, Einstein' in görelilik kuramları sayesindedir. Bu kuramların öncesinde zaman kesin ve evrensel; fiziksel koşulları ne olursa olsun herkes için aynı kabul ediliyordu. Einstein, özel görelilik kuramında iki olay arasında ölçülen zaman aralığının gözlemcinin nasıl hareket ettiğine bağlı olacağını söyler. Temel olarak, farklı şekillerde hareket eden iki gözlemci, aynı iki olay arasında farklı zaman aralıkları deneyimleyeceklerdir.

    Bu etki genellikle “ikizler açmazı” kullanılarak açıklanır. Sally ve Sam'ın ikiz olduklarını düşünün. Sam evde otururken Sally bir rokete biner, yüksek bir hızda yakındaki bir yıldıza gider, sonra dönüp dünyaya geri gelir. Sally için yolculuğun süresi sözgelimi bir yıl olabilir; fakat geri dönüp de uzay aracından indiği zaman, dünyada 10 yıl geçmiş olduğunu görür. Artık kardeşi ondan 9 yaş daha yaşlıdır. Sally ve Sam, aynı günde doğmuş olmalarına karşın artık aynı yaşta değildirler. Bu örnek zaman yolculuğunun sınırlı bir çeşidini göstermekte. Sonuçta Sally dünyanın geleceğine doğru 9 yıllık bir sıçrama yapmış oldu.
    Jet Lag

    Zaman genleşmesi olarak bilinen etki, iki gözlemcinin birbirlerine göre hareket etmeleri durumunda meydana gelir. Günlük yaşantımızda bu tuhaf zaman çarpılmalarını gözlemleyemeyiz, çünkü bu etki ancak, hareketin ışık hızına yakın hızlarda olması sırasında belirgin hale gelir. Uçakların ulaştığı hızlarda bile, tipik bir yolculukta meydana gelen zaman genleşmesi birkaç nanosaniye kadardır. Bununla birlikte atom saatleri bu kaymayı kaydedecek kadar hassastırlar ve hareket sonucunda zamanın gerçekten de uzadığını onaylarlar. Dolayısıyla geleceğe yolculuk, şimdilik nispeten heyecan vermekten uzak miktarlarda da olsa, kanıtlanmış bir gerçektir.

    Gerçekten gözle görülür zaman çarpılmalarını gözlemleyebilmek için, günlük deneyimler dünyasının ötelerine bakmak gerekir. Atomaltı parçacıklar, büyük hızlandırıcı cihazlarla neredeyse ışık hızına yakın hızlara ulaştırılabiliyorlar. Bu parçacıklardan muonlar gibi bazıları belli bir yarılanma ömrü ile bozunduklarından içsel bir saate sahiptirler. Einstein'in görelilik kuramına uygun olarak, hızlandırıcılar içinde yüksek hızlarda hareket eden muonlar, sanki ağır çekimde bozunuyormuş gibi gözlemlenirler. Bazı kozmik ışınlar da şaşırtıcı zaman çarpılmalarına maruz kalırlar. Bu parçacıklar ışık hızına o kadar yakın seyrederler ki, onlar açısından bakıldığında, dünya zamanına göre on binlerce yıl gibi gözükmesine rağmen, dakikalar içinde galaksiyi kat ederler. Eğer zaman genişlemesi olmasaydı, bu parçacıklar buraya hiçbir zaman varamazlardı.

    Hız, zamanda ileri sıçramanın bir yoludur. Kütle çekimi ise bir diğer yolu. Einstein genel görelik kuramında kütle çekiminin zamın yavaşlatacağı öngörüsünde bulunmuştu. Saatler tavan arasında, dünyanın merkezine daha yakın olan ve dolayısıyla daha derin bir kütle çekim alanı içinde bulunan bodrum katına göre birazcık daha hızlı çalışırlar. Benzer şekilde, uzaydaki saatler, yerdekilere göre daha hızlı çalışırlar. Yine bu etki de çok küçüktür. Fakat, hassas saatler yardımıyla doğrudan ölçülmüştür. Hatta bu zaman çarpıtma etkileri Küresel Konumlandırma Sistemleri'nde dikkate alınmak zorundadır. Eğer dikkate alınmazsa, gemiciler, taksi sürücüleri ve uzun menzilli füzeler kendilerini rotalarından kilometrelerce sapmış halde bulabilirler.

    Bir nötron yıldızının yüzeyinde kütle çekimi öyle güçlüdür ki, zaman burada, dünyaya göre yaklaşık %30 daha yavaş akar. Böyle bir yıldızdan bakıldığında buradaki olaylar hızlı biçimde ileri sarılan bir filmin görüntüsüne benzer. Bir kara delik ise zaman çarpıklığının en uç noktasını temsil eder. Deliğin yüzeyinde zaman, dünyaya göre durmuş haldedir. Yani bir kenarından kara deliğe düşecek olursanız, sizi yüzeyine doğru çektiği o kısa süre içerisinde evren tüm sonsuzluğunu yaşar ve bitirir. Dolayısıyla kara deliğin içindeki bölge, dışarıdaki evren söz konusu olduğu sürece, zamanın sonunun da ötesindedir. Eğer bir astronot bir kara deliğin çok yakınına yaklaşıp parçalanmadan geri dönebilirse- ki bu çok uzak bir olasılıktır- geleceğe oldukça uzun bir sıçrama gerçekleştirebilir.
    Başım Dönüyor…

    Şimdiye kadar zamanda ileri gitmekten bahsettik. Peki ya geriye doğru seyahat? Bu konu çok daha sorunlu. 1945 yılında Princeton'daki ileri çalışma enstitüsünde bulunan Kurt Gödel, Einstein' in kütle çekim alanı denklemlerinden, dönen bir evren tanımı ortaya koyan bir çözüm çıkarttır. Bu evrende bir astronot, kendi geçmişine ulaşacak şekilde uzayda seyahat edebilmekteydi. Bu durum, kütle çekiminin ışığı etkileme şeklinde kaynaklanıyordu. Dönen evren ışığı (ve dolayısıyla nesneler arasındaki nedensel ilişkileri) sürükleyecek, maddesel bir nesnenin uzayda ve zamanda kapalı bir döngü içinde, herhangi bir devrede yakın çevresindeki ışık hızını aşmaksızın dönmesine izin verir. Gödel'in çözümü matematiksel bir merak olarak bir kenara bırakıldı; sonuçta, evrenin bir bütün olarak döndüğünü gösteren bir kanıt yoktu. Fakat bulduğu çözüm bir taraftan da, zamanda geri gitmenin, görelilik kuramı tarafından yasaklanmadığını da ortaya koymuştur. Zira Einstein de bu kuramın bazı durumlarda geçmişe yolculuğa izin verebileceği düşüncesiyle başının dertte olduğunu itiraf etmişti.

    Geçmişe yolculuk için başka senaryolar da bulundu, örneğin 1974 yılında Tulane Üniversitesi'nden Frank J. Tipler, kocaman ve sonlu uzunluğa sahip bir silindirin kendi ekseni etrafında ışık hızıyla dönmesinin, yine ışığı bir ilmek gibi kendi etrafına çekerek, astronotların kendi geçmişlerini ziyaret etmelerini sağlayabileceğini hesaplamıştır. 1991' de ise Princeton Üniversitesi'nden J. Richard Gott, evren bilimcilerinin Büyük Patlamanın erken dönemlerinde yaratılan yapılar olarak bildikleri kozmik sicimlerin de benzer sonuçlar verebileceğini öngörmüştü. Fakat 1980'lerin ortalarında, “solucan deliği” kavramı temel alınarak, bir zaman makinesi için en gerçekçi senaryo ortaya çıktı.

    Bilim kurguda solucan delikleri kimi zaman yıldız geçitleri olarak adlandırılırlar. Bunlar sayesinde, uzayda birbirinden çok uzak noktalar arasında kestirme bir geçiş yapılabilir. Hipotetik bir solucan deliğinden atladığınızda, galaksinin diğer bir yanına bir an içinde ulaşmak mümkündür. Solucan delikleri, kütle çekiminin sadece zamanı değil uzayı da çarpıttığını gösteren genel görelilik kuramına doğal olarak uygundurlar. Kuram, uzaydaki iki noktayı birbirine bağlayan alternatif yol ve tünel geçişlerine benzer yapılanmalara izin verir. Bir tepenin altından geçen bir tünelin, tepe yüzeyini izleyen yoldan daha kısa olabilmesi gibi, bir solucan deliği de bildiğimiz uzaydaki normal bir güzergâhtan daha kısa olabilir.

    Solucan deliği, bir bilim-kurgu aygıtı olarak 1985 yılında yayınlanan “Contact” adlı romanında Carl Sagon tarafından kullanıldı. Sagan'un da vurguladığı gibi Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünden Kip S. Thorne ve arkadaşları, solucan deliklerinin bilinen fizikte uyumlu olup olmadığını bulmak üzere yola çıkmışlardı. Başlangıç noktaları, bir solucan deliğinin korkunç bir kütle çekimine sahip olması açısından bir karadeliğe benzemesi gerektiği düşüncesidir. Fakat hiçliğe doğru tek yönlü bir yolculuk sunan karadelikten farklı olarak, solucan deliklerinin girişleri gibi çıkışları da olmalıydı.
    Döngünün İçinde

    Bir solucan deliğinin içinden geçilebilir özellikte olabilmesi için Thorne'un “ekzotik madde” dediği şeye sahip olması gerekir. Bunun görevi, çok büyük kütleli bir sistemin kendi yoğun ağırlığı altında bir kara deliğe çökmesi yönündeki doğal eğilimle mücadele edecek bir karşıt kütle çekimi üretmektir. Karşıt kütle çekimi veya kütle çekim itmesi, negatif enerji veya basınçla üretilebilir. Negatif enerji durumlarının bazı Kuantum sistemlerinde mevcut olduğu bilinmektedir ki, bu durum, yeterli miktarda karşıt kütle çekimi malzemesinin bir araya toplanıp toplanamayacağı pek açık olmasa da, Thorne'nin ekzotik maddesinin fizik kurallarınca yasaklanmadığını düşündürmektedir. [a]

    Daha sonra Thorne ve meslektaşları, kararlı bir solucan deliği oluşturulabilmesi halinde, bunun bir zaman makinesine de dönüştürülebileceğini fark ettiler. Bunların birinden geçen bir astronot sadece evrende başka bir yere değil, geçmişte veya gelecekte herhangi bir zamana da çıkabilirdi.

    Solucan deliğini zaman yolculuğuna uygun hale getirmek için ağızlarından bir tanesi nötron yıldızına bağlanıp, yüzeyine yakın bir şekilde konumlandırılabilirdi. Yıldızın kütle çekimi, solucan deliğinin ağzının yakınlarındaki zamanı, solucan deliğinin uçları arasındaki zaman farkının gittikçe artmasını sağlayacak şekilde yavaşlatacaktır. Daha sonra her iki uç da uzayda uygun yerlere yerleştirildiğinde bu zaman farkı aynen korunacaktır.

    Bu zaman farkının 10 yıl olduğunu varsayalım. Bu deliği bir yönde geçen bir astronot geleceğe doğru 10 yıllık bir sıçrama yaparken, ters yönde geçen bir astronot geçmişe doğru 10 yıllık bir sıçrayış gerçekleştirecektir. Normal uzay üzerinden yüksek bir hızla başlangıç noktasına dönen ikinci astronot, “henüz ayrılmadan önce evine dönmüş” olacaktır. Diğer bir deyişle, uzaydaki kapalı bir ilmek aynı şekilde zamanda da kapalı bir ilmek haline gelebilir. Bunun kısıtlamalarından biri, astronotun, solucan deliğinin henüz yapılmamış olduğu bir geçmiş zaman dilimine gidememesidir.

    Solucan deliğinden bir zaman makinesi yapma konusunda aşılması en zor sorunlardan birisi, öncelikle solucan deliğinin nasıl yapılacağıdır. Muhtemelen uzay, Büyük Patlama'nın kalıntıları olan bu tip yapılarla doğal olarak örülü durumdadır. Eser öyleyse, üstün bir uygarlık bunlardan bir tanesine hükmedebilir. Veya solucan delikleri Planck uzunluğu denen ve bir atom çekirdeğinin 1020'de biri kadar minicik ölçeklerde doğal olarak meydana çıkıyor olabilirler. Prensipte böyle minik bir solucan deliği bir enerji itimiyle kararlı hale getirilip, bir şekilde kullanılabilir boyutlara genişletilebilir.

    Mühendislik sorunlarının çözüldüğünü kabul edersek, bir zaman makinesinin üretilmesi, nedensel açmazlarla dolu bir Pandora Kutusu'nun açılmasına neden olabilir. Geçmişe gidip kendi annesini henüz genç bir kızken öldüren zaman yolcusunun durumunu düşünelim. Buna nasıl anlam verebiliriz ? Eğer kız ölürse, gelecekte zaman gezginin annesi olamayacaktır. Öte yandan zaman yolcusunun doğumu gerçekleşmezse, geri dönüp annesini de öldüremez.

    Bu çeşit açmazlar, zaman gezgininin geçmişi değiştirmeye kalkıştığı imkânsızlığı aşikâr durumlar da ortaya çıkar. Fakat bunlar, bir kişinin geçmişin bir parçası olmasını da engellemez. Sözgelimi zaman gezgini geçmişe gider, genç bir kızı ölümden kurtarır ve bu kız da büyüdüğünde onun annesi olur. Nedensel döngü şimdi tutarlıdır ve artık açmazlara neden olmaz. Nedensel tutarlılık, bir zaman gezgininin neler yapabileceği konusunda bazı kısıtlamalar getirebilir. Fakat, zaman yolculuğunu hepten yasaklamaz.

    Zaman yolculuğu tamamen açmazlarla dolu olmasa da, oldukça acayip olacağı kesin. Bir yıl ileriye sıçrayıp Scientific American'ın ileriki bir sayısındaki bir matematik teoremini okuyan bir zaman yolcusu düşünün. Ayrıntıları not alsın, kendi zamanına dönsün, bir öğrenciye bu teoremi anlatsın ve öğrenci de bunu Scientific American' a yazsın. Çıkan makale elbette zaman yolcusunun okuduğu makalenin ta kendisidir. Dolayısıyla karşımıza bir soru çıkıyor: Teoreme ilişkin bilgi nereden geldi ? Gezginimizden değil, çünkü o sadece bir yerde okudu; öğrenciden de değil, çünkü o da bunu gezginimizden öğrenmişti. Dolayısıyla bilgi, mantıksız bir şekilde hiçbir yerden gelip var olmuş gibi gözüküyor!

    Zaman yolculuğuyla ilgili garip sonuçlar bazı bilimcileri, bu fikri tamamen reddetmeye itiyor. Cambridge Üniversitesi'nden Stephen W. Hawking, nedensel döngüleri devre dışı bırakacak bir “tarihsel sırayı koruma varsayımı” öneriyor. Görelilik kuramı nedensel döngülerin oluşmasına izin verdiğinden tarihsel sıranın korunması, geçmişe yolculuğu engelleyecek bir başka etmenin ise karışmasını gerektirmekte. Peki bu etmen ne olabilir ? Bir öneriye göre durumu kurtaran, kuantum süreçleri olabilir. Bir zaman makinesinin varlığı, parçacıkların kendi geçmişleri ile döngüsel ilişkilere girmesini mümkün kılacaktır. Hesaplamalardan edinilen ip uçlarına göre, meydana gelecek karışıklık, kendi kendini besleyerek, solucan deliğinin dağılmasına yol açacak bir enerji kaçağına neden olabilir.

    Tarihsel sıra koruması halen bir varsayımdan ibarettir ve zaman yolculuğu da halen bir ihtimal olarak durmakta. Konunun nihai çözümü, sicim kuramı veya onun bir uzantısı olan M-kuramı gibi bir kuram aracılığıyla, Kuantum mekaniği ile kütle çekiminin başarılı bir birleşiminin ortaya konmasını beklemek zorunda olabilir. Hatta gelecek nesil parçacık hızlandırıcılarının yakındaki parçacıkları kısa ömürlü nedensel döngülere sokabilecek kadar uzun ömürlü atom altı solucan delikleri oluşturabilmeleri de mümkün gözüküyor. Bu olay Wells'in Zaman Makinesi hayali yanında çok cılız bir çaba olarak kalsa da, fiziksel gerçeklik görüşümüzü ebediyen değiştirecektir. [3]
    Niven Yasası

    Larry Niven'in bilim kurgu eserlerinde gözle görülmeyen bir kural söz konusudur. "Evren nasıl çalışır?" sorusunu yanıtlamaya çalışırken şöyle sorar: "Peşinden giden birinin aptalca bir gidiş sebebi bulamayacağı tek bir gerçek yoktur!" [4]
    Tespit #1

    Varsayım: Zaman, mekanın ve insan algısının ötesinde bir olgudur. Şu an; göreceli olarak aslında dündür, yarındır ve hatta gelecek yıldır.

    Eğer gelecekte, günümüzde veya geçmişte, biri veya birileri tarafından zaman makinesi icat edildiyse, zaten bu açık bir şekilde, makinenin mucitlerinin zeki insanlar olduklarını gösterecektir. Ayrıca, gelecekten -bu bize göre geçmiş de olabilir- makine kullanılarak geçmişe veya geleceğe bir yolculuk yapıldıysa, dönüşü değil sadece gidişi göz önüne alarak bu yolculuğun başarılı geçtiğini varsayabiliriz çünkü bunun en büyük kanıtı bugün yaşıyor ve zaman makinesi konusunda kafa yoruyor olmamızdır.

    Sonuç olarak, bugüne dek ve yarından sonra herhangi bir zamanda yolculuk yapılmış veya yapılacaksa bu mutlaka zeki kişiler tarafından yapılmış, yapılacak bir organizasyon olmalıdır. İcadın kesin olarak yapıldığını kabul edersek yukarıdaki tespitin birinci alternatifi; makine henüz icat edilmemiştir ve gelecekteki icadından sonra da geçmişe yolculuk yapılmayacaktır. İkinci alternatifi de; zaman makinesi zeki kişiler tarafından icat edilmiş, hiç kullanılmamış ve sıradan, hatta niyeti kötü hiçbir insanın bilgisi dahilinde olmamıştır ki benim kişisel görüşüm; icadı yapabilecek kadar zeki insanların varlığının olasılığı ne kadar yüksekse, böyle bir makineyi yıllar boyunca gizleyebilecek kadar zeki insanların var olabilmelerinin olasılığı o denli düşüktür.
    Tespit #2

    Aynı zaman aralığında, farklı yerlerde, iki kişi ve iki zaman makinesi var olduğunu kabul edelim. Bunlardan birincisindeki kişi, X noktasından saat 18:56:00′da Y noktasına doğru yolculuğuna başlasın ve varış zamanı aynı gün, saat 19:00:00 olsun. İkinci zaman makinesindeki kişi de; Y noktasından saat 19:00:00′da yolculuğuna başlayıp X noktasına 18:56:00′da vardığında; kaçınılmaz şekilde iki makine arasında bir kısır döngü olacaktır. Bu kısır döngü içerisinde hapsolan insanlar ölseler dahi, makineler çalışmaya devam ettikçe sonsuza kadar yer ve zaman değiştirmeye devam edeceklerdir.[5]
    Zaman konusunda Albert Einstein'ın bir teorisi var;

    "Madde ışık hızına yaklaştığında zaman onun için yavaşlar, ışık hızına geldiğinde zaman onun için durur, ışık hızını geçtiğinde de zaman gerilemeye başlar"

    Bu teori kısmen deneylerle ispatlanmıştır. Şöyle ki; 2 adet saat saniyesine kadar her şeyi aynı olmak koşuluyla alınmış. ve bu saatlerin biri dünya üzerinde sabit herhangi bir noktaya ve diğeri de çok süratli bir jet uçağına konulmuş! Jet son sürat havada bir müddet seyahat etmiş. Ve geri geldiğinde jette olan saatin yerde olanınkinden daha geride olduğu gözlemlenmiş!
    Buradan çıkarılacak sonuç ışık hızına kısmen de olsa yaklaşmış olan jet için zaman Einstein'ın teorisinde olduğu gibi yavaşlamıştır! Şuan ki teknoloji Einstein'in teorisini tamamen ispatlamaya yetmemektedir.

    Ama bana sorarsanız bu teoride yanlış olan bir şeyler var! Şayet ışık hızında zaman duracak olsa, ışığın saniyede 300.000 km gibi bir hıza sahip olmaması gerekir! (yani hız kavramını aşmış olur) Bu da demektir ki ışık geleceğe nakletmez yani görmemizi sağlayan ışık duramayacağı için o zaman dilimi de kalması gerekir. Oysa ki, ışık için zaman durmuyor ve böyleyse cisim için de durmaz! ( maddenin ışık hızında enerjiye dönüşme olayına girmiyorum, onun da deneyi yapılmış)

    Kanaatimce zamanda yolculuk olamaz! Nedeni; zaman diye tarif edilen olgunun aslında var olmayıp sadece insanlar tarafından araç olarak kullanılmak üzere icat edilmesindendir! asıl var olan eskimedir. ve bu mekan farklılıklarında değişim gösterebilir.[6]

    [​IMG]
    Ve Zamanda Yolculuk

    Zamanda yolculuk, zamanda geçmişe ya da geleceğe yolculuk yapabilme kuramıdır. Zaman'ın doğası henüz tam anlaşılamadığından, zamanda yolculuk şimdilik bilim kurgu'nun egemenliğindedir.[8]
    Eşzamanlılık sadece uzaydaki noktalar kümesi arasında değil, aynı boşluğu paylaşma şeklinde olan boyutlar arası bir eş zamanlılıkta vardır. Tüm boyutlar iç içe frekanslar şeklinde yaşanır. Geçmiş ve gelecek zaman frekansları içerisine geçiş ise bir üst boyut frekans alanına geçip üst uzaysal bir hareketle belli bir açıda ve yönde bir üst uzaysal mesafe kat edimiyle kendi zaman boyutumuz ve uzay boyutumuz içerisinde bir yerdeğiştirimle mümkündür.Üst uzay ve alt uzay boyutlarına ait her bir şimdiki zaman birbirlerini 90 derecelik bir açıda üst üste gelecek şekilde keserler.

    Üst ve alt boyutlar ''dikey zaman frekans bandını'' temsil ederler geçmiş ve gelecek zaman boyutları ''yatay zaman frekans bandını'' temsil ederler.Yatay zaman boyutu frekanslarımız içerisinde yer değiştirmek için mutlaka dikey zaman boyutu frekansları boyunca yükselerek geçmiş ve gelecek zaman frekansları içerisine geçmeyi düşünmüş olmamız gerekir.Bir üst boyuta ait bir AN(zaman dilimi) bizim zaman dilimlerimizin bir önceki ve sonraki AN'larını içerisine alabilecek zamansal genişlikte olduğu için bir üst boyut AN' ı içerisinden kendi geçmiş ve gelecek zaman dilimlerimiz içerisinde bir uzay noktasına doğru kendimizi hareket ettirebiliriz.Biz kendi zaman çerçevemizi genişleterek bu genişleme süreci içerisinde kendimizi kendi geçmişimize yada geleceğimize doğru iten bir oluşuma geçebiliriz.Bu üç boyutlu uzaydan bir dördüncü boyut uzayına doğru geçişi temsil eder.

    Bilinmelidir ki kendi evrenimizdeki tüm noktalar arasında bir eşzamanlılık uyumu vardır. Zaman esnemeleri ve zaman kasılmaları zaman sensörü üstünde ne kadar daraltıcı ve genişletici gibi görünen zaman farlılaşmalarına neden olsa da evrendeki tüm noktalar arasında belli bir zamansal esneme farkıyla da olsa bir eşzamanlılık uyumu vardır.Evrendeki madde ve enerjinin dağılımı zamanın akışını eğri büğrü hale getirse de bu zamansal akıştaki dalgalanma farkları ana zaman tensörünün dışına çıkmaz.Tüm madde ve enerji aynı andalık içerisinde varolur ve titreşir.Bu ise boyutsal çerçeve dediğimiz şeyi yaratır.

    Üç boyutlu uzayımızın üst boyutsal hologramik harita cinsinden bir dört boyutlu haritalamayı da içerisine alan bir haritalama metodu sayesinde geçmiş ve gelecek zaman boyutlarındaki uzay noktaları ile şimdiki zaman'ımıza ait uzay noktaları arasındaki mesafe üç boyutlu hologramik bir mesafe cinsinden ifade edilebilir.

    İçerisine girdiğimiz üst uzayın boyutsal derinliği( uzay/zamansal genişliği) oranında kendi uzayımızın geçmiş ve gelecek zaman/uzay noktaları arası mesafe üst uzaysal iki nokta arası mesafeye çevrilmiş olur.Üst uzaysal bir yolculuk; mekanik bir yön tayini yapan güdümlü nükleer roket ve uçak bilgisayarlarından daha gelişmiş kendi kendini denetleyebilen uzak zamanlar arasındaki mesafeyi ve dev uzaysal mesafeleri hesaplayıp bulunduğu noktayı gideceği noktayı dört boyutlu hologram alanı içerindeki konumunu hesaplayıp buna göre aracı hareket ettirebilen bir bilgisayar donanımını gerekli kılar.Sayısız gezegenler, farklı boyutlar, evrendeki belirli bir bölgeye ait yıldız konumları yani uzay aracının içerisinde hareket edeceği uzay/zaman hologram alanına ait tüm gök dinamiğinin matematiksel verisi bilgisayarda kayıtlı olmalıdır.Buna göre bilgisayar geçmişe ve geleceğe doğru olan uzaydaki tüm yer değiştirmelerin izini sürebilmelidir.

    Zaman yolculuğundaki temel ilke önce kendi uzay/zaman sürekliliğimizi aşmak için yoğunlaşmış bir enerji olan maddenin boyutunu belirleyen ana titreşim skalasını (ışık hızı) üst uzay/zaman skalasına geçecek şekilde yükseltmektir.Sonra üst uzaysal bir mesafe cinsinden yer değiştirimle kendi uzay/zaman çizgilerimiz arasında yer değiştirmiş oluyoruz.Sonsuzlukta her şey birbirine bir bağlılaşım bir iç içelik arz eder.İşte bu iç-içelik bu birbirine devam ede giden frekanslar ortamı sayesinde üst zaman bandı kanalınca alt zaman bandı pozisyonuna düşen kendi uzay boyutumuzun zaman boyutları içerisinde yer değiştirim mümkün hale gelir.

    Üst zaman bandı yada üst zaman akışı hem kendi uzayımız içerisindeki dev mesafeleri bir anda atlayabileceğimiz bir sıçrama tahtası görevi görür hem de kendi uzayımızın geçmiş ve gelecek zaman frekansları içerisine doğru kaymak için bize bir geçiş zemini sunar.Üst boyutun bir sinüs dalgası ile ifade edilen bir zaman dalgası( bizim şimdi'ki AN'ımızı kesen bir üst AN) bir alt vibrasyon boyutu olan bizim boyutumuzun bir geçmiş birde gelecek zaman dalgasını(titreşim birimlerini) ifade eden iki sinüs dalgasıyla eşzamanlıdır.Buna göre kendi zaman enerji bandımızın içerisinde yer aldığımız şimdiki AN 'ı ifade eden zaman dalgamız sıfır noktasını temsil etmekle birlikte bu noktadan üst uzaya çıkmakla kendi şimdiki zamanımızın her iki yanında yer alan ileri ve geri zaman dalgamız içerisine geçiş için kendi zaman birimimizden daha geniş bir zaman boyutuna doğru yükselmiş oluruz.Böylece kendi içerisinde bulunduğumuz şimdiki zaman dalgasını (Bir AN'ı) genişleterek(maddenin vibrasyonlarını yükselterek) bir önceki ve bir sonraki geçmiş ve gelecek zaman dalgamızla (her iki AN'la da) senkronize hale geçeriz.

    Diğer AN'larla da,(kendi bir AN'ımız içerisindeki birbirine eşzamanlı noktalar kümesi sayesinde tüm uzay noktalarıyla aynı boyutsal ortamı paylaşmak gibi) eşzamanlı bir konumda olduğumuz bir üst boyut realitesine-üst zaman dalgası içerisine- yükselmiş oluruz.Böylelikle alt boyuta ait iki zaman noktası arası mesafe bir üst boyutta üst uzaysal bir mesafe aralığına dönüşür.Böylelikle üst uzaysal bir hareketle kendi diğer zaman noktalarımıza doğru sanki üç boyutlu uzaydaki noktalar arasında yer değiştirir gibi hareket edebiliriz.[7]

    [​IMG]
    Zamanda İleriye Yolculuk
    1. Ortak zaman ileri doğru akmaktadır.
    2. Einstein fiziğine göre bir cisim hızlandıkça, zamanı genişler.
    Zaman genişlemesi, cisim için zamanın daha yavaş akmasıdır. Cisim hızlandıkça zamanda ileri gitmektedir. Örneğin, ikiz kardeşlerden biri ışık hızına yaklaşabilen bir roketle yolculuğa çıkıp geri döndüğünde dünyada bıraktığı kardeşini kendinden daha yaşlı bulur.

    Bunun teoriden öteye götürebilme mantığı ikna ile mümkündür, şöyle ki: Işık hızından daha hızlı bir alet olmuş olsa da gökyüzünde bir ışık kaynağını hedef seçilmiş olunsa da ta yola çıkılsa o kaynaktaki yıldızın milyonlarca yıl önce göndermiş olduğu ışığı yakalanabilirdi. Dolayısı ile ışık kaynağı kaçacak ve zaman yolcusu uzay boşluğunda ışık kaynağının gerçek yerini bulmak için dolanacaktı. Bu da ışığın kaynağı olan yıldızın sonunu görmesine neden olacaktı.
    Zamanda Geriye Yolculuk
    1. Bunu günümüz fiziği tam olarak çözememiştir.
    2. Zamanın doğrusal olmadığı, ve hatta farklı boyutları olduğu ileri sürülmektedir.
    Yani ileri, geri'nin dışında sağa, sola, yukarı aşağı gibi zaman yönleri ve paralel uzay zamanlarının da varlığı olası görülmektedir.

    Bazı fizikçiler olay dağılımlarının çok yönlü olduğunu ve bugün oluşan bir şeyin geçmişi değiştirebileceğini iddia etmektedirler.

    Ayrıca zamanda geriye doğru yapılacak bir yolculuk zaman paradoksları oluşturabilir. (Anne ve Büyükbaba Paradoksu gibi) Fakat bu paradokslar paralel evrenler teorisi ile çözülebilir.[8]

    [​IMG]
    Zaman Yolculuğu ile ilgili Bilim-Kurgu Filmleri

    Bu konuyla ilgili 1985 yılında Amerika'nın California eyaletinde Geleceğe Dönüş isimli bir bilim-kurgu filmi çekilmiştir. Filmde Marty, Doktor Brown'un icat ettiği zaman makinesi ile 1955 yılına gider ve zamanda değişikler yaratır. Böylece yeni kuantum evrenleri oluşur ama eskisine dönemez. Ortaya çıkan çok farklı bir boyutla karşılaşılması ile zamanda geriye yolculuğun geleceği değiştirme olasılığına dikkat çekilmek istenmiştir.Ayrıca bu filmde geleceğe gitmekten de bahsedilmektedir.

    Bunun dışında zamanda yolculukla ilgili çekilen filmler geri veya ileri zamanla ilgili değişik temalar işlemeye çalışmışlardır. En dikkat çeken filmlerden biri de Zaman Polisi filmidir. İcat edilen zamanda yolculuk teknolojisini devlet eliyle kullanan polis teşkilatının geçmişe giderek işlenen suçları önleme teması üzerine çekilmiş bir filmdir.[8]
    Dipnotlar

    [a] Bkz. “Negative Energy Wormholes and Warp Drive”, Lawrence H. Ford ve Thomas A. Ramon: Scientific American, Ocak 2000.
    Kaynaklar

    [1] arsiv.ntvmsnbc.com/news/416558.asp
    [2] www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=570103
    [3] Çeviri: Sinan Can, www.genbilim.com/content/view/5244/36/
    [4] www.x-bilinmeyen.net/YazD/id38.htm
    [5] zamanmakinesi.wordpress.com/
    [6] forum.donanimhaber.com/m_2524402/tm.htm
    [7] Çetin Bal, "Zamanda Yolculuk", www.zamandayolculuk.com/cetinbal/CETINBALZAMANDAYOLCUX.HTM
    [8] tr.wikipedia.org/wiki/Zamanda_yolculuk
     

Bu Sayfayı Paylaş