Zümrüt Köyü Hakkında Bilgi Şenkaya Erzurum

'Erzurum Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 17 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Zümrüt Köyü Hakkında Bilgi Şenkaya Erzurum konusu Şenkaya Zümrüt Köyü - Zümrüt Köyü - Zümrüt Köyü Hakkında - Ziyaret Köyü Resimleri - Ziyaret Köyü Tanıtım - Zümrüt Köyü Bilgileri

    Zümrüt , Erzurum ilinin Şenkaya ilçesine bağlı bir köydür.
    Köyümüz yemek çeşitleri gayet bol ve lezizdir kartul haşlaması , lobiya ,lazut haşlaması

    İlçe : Şenkaya

    İL : Erzurum

    Köy Muhtarı :

    Muhtarlık Erişim Bilgileri:

    Telefon:

    Cep Telefonu:

    Demografik Bilgiler:

    Nüfusu : 2000 / 243

    1997 / 240

    İle Uzaklığı :185 km

    İlçeye Uzaklığı : 17 km

    Rakım : 1930

    Şenkaya Zümrüt Köyü alt yapı bilgileri

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kaynak
    : Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Kaynak : Yerel Net

    Şenkaya Zümrüt köyüne ait bilgi ve resimleri bu konu altında paylaşabilirsiniz
     
  2. Erzurum ili Şenkaya ilçesi Zümrüt köyü 2823m rakımlı Kırdağın doğu tarafında, Allahuekber dağlarının karşısında, güneydoğuya bakan 1940m rakımlı, kuzey tarafı yüksek kayalık tepelerle soğuk rüzgarlara karşı kapatılmış bir bölgede bulunup, Turnalı, Yukarı Bakraçlı, Teketaş, Kop, Gezenek, …… köylerine komşudur. İlçeye uzaklığı 17km, ilçenin ile uzaklığı 185km’dir. Konumu ve iklim özellikleri gereği ulaşım toprak yollarla güçlükle sağlanmaktadır. Elektrik, telefon, şebeke suyu ve atık su sistemi mevcuttur.
    Faal olarak bir öğretmen ile eğitim veren ilköğretim okulu, okula ait iki adet lojman ve hali hazırda mevcut ihtiyaca cevap verebilecek ancak görevli imam bulunmayan cami mevcut olup, sağlık ocağı bulunmamaktadır. Okur-yazar oranı %99’dur.

    Ana geçim kaynağı hayvancılığa dayanmaktadır. Kışları soğuk ve kar yağışlı doğu anadolu bölgesine özgü karasal iklim görülürken, yazları ılık ve yağışlı karadeniz iklimi hakimdir. 1950 ve 1960 yılları arasında yapılan büyük orman katliamları öncesinde çevresinin neredeyse tamamının sık ormanlarla kaplı olduğu, birden fazla değirmenin çalışmasını sağlayacak oranda kapasiteye sahip iki akarsuyun mevcut olduğu bilinmektedir. Yaylası büyük bir hayvan hastalığı salgını nedeniyle boşaltılmış olup günümüzde çayır olarak kullanılmaktadır. 4 adet kışlası mevcut bunlardan 3 adedi son yıllarda küçükbaş hayvan üretimi ortadan kalkıncaya kadar aktif olarak kullanılmıştır.
    Çevresinde yer alan kalıntılar çok eski çağlardan beri yerleşim bölgesi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Kale ismiyle anılan bölgede giriş ve çıkışları kamufle edilmiş şekilde kayaların içerisinde açılmış yollardan içerisine ulaşılabilen mezar odaları, taş merdivenlerle kaleye ulaşım, çok eski çağlardan kalma komun önü bölgesinde mevcut yerleşim alanı bu durumu kanıtlar.
    Konumu gereği, Erzurum, Kars, Ardahan ve Artvin tarihiyle iç içedir. Bölge kronolojik olarak, M.Ö. 8. yy’da Urartular, M.Ö. 585’de Medler, M.Ö.120’de Partlar egemen olmuşlardır. M.S. 34’ten itibaren yaşanan Roma egemenliğini de Bizans egemenliği takip etmiştir.
    Türkler açısından tarihe bakınca, Oğuzlar’ın Orta Asya’dan gelip İran Yaylası’ndan geçip doğu Anadolu’ya yerleşmeleri, Medler’den 1500 yıl daha öncedir. Medler M.Ö. 6yy’da hüküm sürdüğüne göre, bölge 4000 yıllık bir Türk yurdudur.
    Bölge Kıpçak-Kuman boylarının yaşadığı yerleşim alanları olup, Kıpçaklar Oğuzların bir kolu olarak bölgede hakimiyeti sağlamak vergileri toplayarak merkezi yönetime iletmek amacıyla gönderilmiş olduğu Oğuznamelerde anlatılmaktadır. M.O. VIII. yy Kafkasların Kuzeyinden güneyine göçüp Yukarı Kür ve Çoruh boylarına yerleşip M.S. 300'lerde Hristiyan olmuşlar. XII. yy da Daryal - Geçidi hatta Derbent yolu ile gelip Ortodoks Gürcü ve Ortodoks Ermeni mezhebini benimsemişlerdir. Yukarı Kür ve Çoruh Bölgesinde "Sa- Atabago- Atabek Yurdu Hükümeti (1267- 1578)'ni son Kıpçaklar adına Kurmuşlardır. Kıpçaklar Anadoluda Zile imparatorluğuna kadar ulaşıp burada durdurulunca Karadeniz üzerinden Avrupa kıtasına geçtikleri, Ağrı ve Muş bölgelerinden güneye inerek Diyarbakıra, Suriyeye geçtikleri ve Memluk devletini kurdukları tarihi kaynaklarda anlatılmaktadır. Anadoluya yerleşen Kıpçakların Gürcülerin baş edememeleri nedeniyle yoğun çabaları ile Hristiyanlığa geçip Gürcülerle birlikte islam ordularına karşı savaştıkları, Gürcü ordularının ana savaşçı unsurlarının Kıpçaklardan oluştukları ve Azerbaycan’dan gelen islam ordusunun içerisine Türk olmaları nedeniyle sızarak islam ordusunu yenilgiye uğrattıkları, bu zaferin bir armağanı olarak islam sancağını bugün Tortumda mevcut manastıra hediye ettikleri Oğuznamelerde anlatılmaktadır.
    Kıpçakların Orta asyadan çıktıktan sonra anadolunun yanı sıra Rusya, Avrupa, Afrika ve hatta Kanadaya kadar ulaştıkları bilinmektedir. Ahıska Türkü olarak bilinen Kıpçakların Kanada da yaşayan kollarının veya Çinde yaşayan kollarının bugün köyümüzde mevcut bina yapılarıyla birebir aynı bina inşa etmeleri ve aynı şive ile konuşmaları köy tarihinin köklerinin gücünün bir simgesidir.
    M.Ö. 65 yıllarda Saka Türkleri’nin bölgeye yerleşmişlerdir. 1048'de Kutalmış Bey’in akınlarıyla Müslüman Oğuz yerleşimi başlar. 1064 yılında Alparslan’ın Ani zaferi ile 1071'de Saltuklu Beyliği kurulur. Böylece Müslüman Selçuklu yerleşimi yoğunlaşır. "Allahuekber Dağı", adını Tanrı dağından alır.
    Ak-Saka veya Ahıska 13. Asrın ortalarından itibaren, Oğuz ve Ortodoks/Kıpçak Kuman Türk Atabekleri tarafından yönetilir. Sonra İran Safevı Şii Türk dönemi 1578 yılına kadar bölgeyi idare eder. Bu tarihte bölge Osmanlıların eline geçer. Böylece bölgedeki Kültür tabakalaşmasında Türklerin iki boyu, İslam’ın iki mezhebi ve Ortodoks inancı etkili olur. Bu katmanlaşma 1829 yılına kadar sürer. 1829 yılında Ahıska Osmanlıdan Rusya'ya geçer. Bu eyalet Artvin, Ardahan, Kars ve Erzurum Bedre, Özgü, Ahalkelek, Hırtız, Ceçerek, Ahıska, Altınkale, Acaristan'ın bir bölümünü Yusufeli, Ardanuç, Livane, Maçalı, İmirkhev, Savşat, Oltu, Narman, Konkhıs, Posof, Ardahan, Çıldır, Göle'yi de içine almaktadır.
    Millî destanlar ( Oğuz Kağan Destanı, Reşideddin Oğuznamesi, Uzunköprü Oğuznamesi, Dağıstan / Lari Oğuznamesi, Dede- Korkut Kıtabı, Şecerey-i Terakime ve Türkî) yörenin Kıpçak yurdu olduğunu göstermektedir. Kıpçaklar Sasaniler 226 yılından çok çok daha önce Doğıstan/ Lari de yerleştiklerine şahadet etmektedir. Dağıstan'daki Kıpçaklara "Koman" ve Kumuklara "Kamak" deniliyordu. Atabek - Yurdu/ Sa-Atabago'daki Türkçe yer, kişi ve kavim adları incelenmiştir. " Ablaka Han zamanında Ahıska Bölgesinde sahneye çıkan Hıristiyan - Türk Çıldır Atabekleri ile bu Kıpçakların İslamlaşması başladı" Bu noktada, bölgedeki Hristiyanlık geçişli her kültürel unsurun Gürcü veya Ermeni ürünü olduğunu düşünmenin yanlışlığının yanısıra Gregoryen ve Ortodokslara ait her kültür ürünün muhakkak Ermeni ve Gürcülere ait olduğunu sanmakta doğru olmaz.
    Yöremizdeki kiliselerin başka milletlerden kaldığı sanılmamalıdır. Ta güney Sibirya’dan Erzincan ve Bayburt’a kadar görülen koyun heykelleri de Kuman-Kıpçak izleridir.
    Nihayet 1514'te Yavuz Sultan Selim çaldıran seferinden dönüşte Ardahan, Göle ve Şenkaya’dan geçer. Böylece Kıpçak Atabeyliği'ne son verilir. Kanuni’nin Gürcistan seferiyle bütün Çoruh havzası dahil Kafkasya, Osmanlı imparatorluğu’na katılmıştır. Şenkaya'nın Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanışı da Kanuni zamanında olmuştur.
    Kıpçaklar, 1625 yılında müslümanlığı kabul etmişlerdir.
    Şunu da yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, Şenkaya ve yöresinde tarihten bu yana ne etnik ne de dinsel yönden ayrılıkçı bir olay ne görülmüş ne de duyulmuştur. Akrabalık derecesinde bağlar oluşmuş, en insanca boyutlarda hoşgörü içerisinde yaşanmıştır ve yaşanmaya devam edilmektedir.

    Kaynaklar
    Prof. Dr. M. Fahrettin KIRZIOĞLU
    Şenkaya Kaymakamlığı
    Şenkaya Milli Eğitim Müdürlüğü
    İnternet
     

Bu Sayfayı Paylaş