Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği 'Veda' filmi tarihî yanlışlıklarla dolu..

'Kültür Sanat Haberleri' forumunda Dine tarafından 8 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği 'Veda' filmi tarihî yanlışlıklarla dolu.. konusu [​IMG]

    Zülfü Livaneli'nin yazıp yönettiği 'Veda' filmi, Can Dündar'ın Mustafa'sına kırgınların gönlünü alan bir yapım.

    Veda, tarihî gerçekliklere işaret eden ayrıntıları işlerken hataya düşmekten kurtulamamış.

    Zaman gazetesinin haberine göre; NTV Tarih dergisi yazarlarından Ahmet Kuyaş, Necdet Sakaoğlu ve Derya Tulga, filmde göze batan hataları listelemiş.

    Gazeteci-yazar Can Dündar'ın 'Mustafa'sıyla başlayan tartışmalı Atatürk filmlerine bir yenisi daha eklendi.

    Mustafa Kemal Paşa'nın yaveri Salih Bozok'un anılarından yola çıkılarak kurgulanan Veda'da, Atatürk'ün çocukluğundan ölümüne kadar geçen süre, Latife ve Fikriye Hanım çatışması dışında; politik, resmi tarih esas alınarak anlatılmış.

    NTV Tarih Dergisi yazarlarından Ahmet Kuyaş, Necdet Sakaoğlu ve Derya Tulga, filmde göze batan hataları listelemiş.

    İşte birkaçı...

    Selanik'te Molla sıfatıyla tanınan Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım karakterinin tavrı, giyim kuşamı ve çoğu sahnede başının açık olması, dindarlığıyla çelişiyor. Kafa karışıklığına sebep olan sahnelerden biri, oğlunu karşılamak için başında örtü olmadan sokağa çıkması. Bu tür bir davranışın, o dönemin Selanik'inde gerçekleşmesi mümkün değil. Mustafa Kemal'in mahalle mektebine giderken giymek istemediği sarığı o dönemde çocukların kullanması ise gerçek dışı. Çünkü erkek çocuklar, o zamanlar büyüklerin eskiyen feslerinden dönüştürülen veya ev yapımı külahlardan takıyordu. Sarık sarmak için en azından hocalık derecelerine ulaşmak gerekiyordu.

    Veda'daki Conkbayırı sahnesi de hatalarıyla göze çarpıyor. Süngü hücumuna, muharebenin komutanı Mustafa Kemal'in en önde katılması doğru bir bilgi değil. Bunun yanı sıra savaş tekniği açısından da asılsız.

    NTV tarih yazarlarına göre, grup komutanı Mustafa Kemal, 10 Ağustos 1915 sabahı gerçekleşen taarruzda, Conkbayırı'nın hemen doğusunda, Boyun noktasının Kördere tarafındaki korunaklı siperdeydi. Arıburnu Raporu'nda yalnızca saldırının işaretini verdiği yazılmıştı. Fakat gösterildiği gibi Anafartalar komutanı olarak saldırının en önünde değildi.

    Atatürk'ün Samsun'a Milli Mücadele'yi başlattığı 1919 tarihli ziyaretinin işlendiği bölümde, Paşa'nın bölgeden yanında yalnızca iki yaverle ayrılması ise oldukça kafa karıştırıcı. Yine aynı mevzuda Mustafa Kemal'in bir köylüyle yaptığı konuşmada, "Düşman yakında Samsun'u işgal ediyor." demesi de ilginç. Çünkü o tarihlerde Samsun Limanı, İngiliz işgalindeydi ve giriş-çıkışlar onların kontrolündeydi.

    Erzurum Kongresi düzenlendikten bir yıl sonra Mustafa Kemal ve beraberindeki beş kişinin idama mahkum edilmesi konusu, filmde kongreden hem önce hem de yalnızca Paşa için geçerliymiş gibi gösteriliyor. Aslında 11 Mayıs 1920'de Nemrut Mustafa Paşa'nın başkanlığındaki 'Birinci Divan-ı Harb-i Örfisi' Atatürk ve birkaç arkadaşını gıyaben ölüme mahkum eder. Bu isimler şunlardı: Selanikli Mustafa Kemal Efendi, Kara Vasıf Bey, Mirliva Salacaklı Ali Fuat Paşa, Washington Sefiri Midillili Alfred Rüstem Bey, Doktor Adnan Bey ve Halide Edip Hanım.

    Filmin tarihi gerçekliğin dışına çıkan en önemli hatalarından biri ise Mazhar Müfit Kansu'nun anılarından alınan sahne:

    Mustafa Kemal Paşa'nın zaferden sonra Cumhuriyet'in kurulacağına, fesin yasaklanacağına ve diğer devrimlere dair notlar aldığı, üçlü toplantı gecesi...

    Kansu'ya göre bu gece, Erzurum Kongresi'nin kapandığı, aynı zamanda da 7-8 Temmuz 1919 tarihli gecedir. Bu ikili bilgi nedeniyle birçok ciddi tarihçinin sonradan uydurulmuş olduğunu düşündüğü, fazla önemsemediği bu sahne filme alınmış. Yine Kansu'nun anılarında o gecede İbrahim Süreyya (Yiğit) Bey yer alırken, filmde aynı sahneye Kazım Karabekir Paşa konulmuş. Böylelikle bir anı tahrif edilmiş Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra da Tek Parti fikri etrafında yapılan tartışmalarda tavrını muhaliflerden yana koyan Karabekir, ideolojik ve siyasi olayların destekleyicisi gibi tanıtılmış.


    İSTANBUL
     

Bu Sayfayı Paylaş