Züleyha’nın Gülümsemesi

'Makaleler-Denemeler' forumunda KaRDeLeN tarafından 16 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Züleyha’nın Gülümsemesi konusu
    Züleyha’nın Gülümsemesi
    Züleyha’nın Gülümsemesi - İskender PALA Yazilari



    [​IMG]


    Züleyha’nın gülümsemesi

    “Bir gün Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dallan işlenmiş tahtırevanımla geçiyordu kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından.

    Görkemli bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve Züleyha’ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi. Ve kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı.

    Birden bir meczub, ehil arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha’nın tahtırevanının önünde dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın nedeninin anlamak istedi.

    Gözlerini kaldırarak Züleyha’nın yüzüne bakmaya başladı meczub, Züleyha..” dedi, “sevindir beni!” Züleyha kölelerine meczubun sevindirilmesi için işaret etti.

    Köleler mor renkli kadife bir keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı.

    “Züleyha…” dedi, “Sevindir beni, bana gülümse! Başka bir şey istemem.”

    Züleyha bu sesi hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca gülümsedi. (…)

    Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi çekiliverdi.

    O günden sonra Mısır’ın lisanına “sadaka vermek” anlamına gelen yeni bir deyim yerleşti: Züleyha’nın gülümsemesi.”

    Nazan Bekiroğlu’nıun çağdaş mesnevisi Yusuf ile Zülevha’dan alındı bu satırlar, vani ki “kalbin üzerinde titreyen hüzün”den. Bir menkıbe bu. Daha önce olmayan, yazarının ibda dimağından ışık seline dönüşerek dünyamıza yayılıveren çağdaş bir menkıbe. Ramazan dolayısıyla ikinci defa okuduğum kadim zaman sevdasının bu yeni yorumuyla zihnim bir kez daha sarhoş oldu. Başını öne eğip sessiz ve sakin çekiliveren meczubun o andaki mutluluğunu düşündüm bir an. Bir iftar sevincine denk bir coşkuydu belki o. Belki hasrete mahkum oruçların sonunda gelen bir bayram. Züleyha’nın kaşı bayram hilali, yüzü dolunay ve bir gülümsemesi, bermurad ediyor üftadesini. Bir dilencinin sultanından isteyebileceği, gedanın şahtan talebi… Bir güzel bakıştan bir tebessümden öte ne olabilir başka?!..

    Tebessüm… Şimdilerde en ziyade ihtiyacımız olan şey. Züleyhala’nın tebessümleridir yaralarımıza merhem, sıkıntılarımıza ferahlık, kasvetlerimize aydınlık… Kim kendisini Züleyha makamında görüyorsa eğer… Bir iftar zamanının susuzluğundan öte bir gönül açlığıdır; çünki bize çile. Sevgilere muhtaç gönüllerimiz, hercaî âşıklar gibi çaresiz ve derbeder. Öte yandan, çevremizde bizden tebessüm bekleyen gedâları var; çocuklar, eşler, akrabalar, komşular, dostlar…

    Sevgiler yağdır üzerimize Tanrı’m. Yusuf’lara rastlayıp kırılmadan Züleyhaların umutları, çelik mermere çarpmadan, sevgiyle yoğrulsun kalpler. Yoksa gün gelecek Züleyhalar da bir gülümseyişe muhtaç düşecekler. Tebessümü sadaka olanın, bir tebessümle teselli aradığı vakitleri gösterme bize ve dilencilerin gülümsemesine muhtaç eyleme Züleyha yaratılışları…

    Ve Züleyha isek tebessümden sorulacağız bir gün. Dilenci, Züleyha’ya gülümseyecek duruma gelmeden…




    İskender PALA​
     

Bu Sayfayı Paylaş