Yusuf'un Üçüncü Gömleğinin Kıssası

'İslami Kıssalar & Hikayeler' forumunda Dine tarafından 28 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yusuf'un Üçüncü Gömleğinin Kıssası konusu
    Yusuf'un Üçüncü Gömleği
    İnsan unutkandır; öylesine unutkandır ki unutkan olduğunu da unutur. Unuttuklarını hatırlama ihtiyacı hissetmeyenin unuttuğunu da unutanın unuttukları sebebiyle rahatsız olmasını ummak ise beyhudedir.

    Unutkan zaman içinde unuttuklarının çevrelediği ve sınırlarının ötesindeki her şeyi yok saydığı bir alan içinde kalır. Bu alan da giderek daralır. Unuttuklarını hiç hatırlamaması ve hatırlama ihtiyacı hissetmemesi yetmiyormuş gibi hatırladıkları arasından bazıları da unuttuklarının arasına kayıverir. İnsanın kendine çizdiği ve sınırlarını hiç zorlamadığı bu alan ona hiçbir şekilde hapsedilmişlik hissi vermez herhangi bir daralma rahatsızlığı yaşatmaz. Çünkü bilinci dışında kalan alan adı üzerinde bilinç dışındadır; bilincinin de dışarıda bıraktıklarının eksikliğini çekmesi söz konusu değildir.

    (Anlatıldığına göre aniden kaynar su içine atıldıklarında sıçrayarak tepki gösteren kurbağalar yavaş yavaş ısıtılan suya konulduklarında daha itaatkâr bir davranış sergiliyorlarmış itirazsız haşlanıyorlarmış. Çünkü yavaşça ısıtılan suda kurbağa vücut sıcaklığının “üzerindeki” sıcaklığı yine o sıcaklığın vücudu “üzerindeki” etkisi nedeniyle algılayamaz hale gelir. İhtimal ki insan da bilinç dışına kaydırdıklarının hatıralarından uzaklaştırdıklarının giderek artmasının yine bilinci ve uyanıklığı üzerinde artan etkileri nedeniyle uyanıklık alanının daralmasına itiraz edemiyor bilincini “haşlıyor”.)

    Rüya bilincimizin dışarıda bıraktıklarından taşanların gözlerimizin önüne serildiği bir haldir. Garip ki tam da kendimizi unuttuğumuz uykuda uykunun da uykunun kendisini unuttuğumuz yerinde “görülür”. Önünde eksisi olan bir rakamın önüne yeni bir eksi koyduğumuzda pozitifleşmesi gibi rüya iki unutuşun birbirine vurulmasıyla birbiriyle çarpılmasıyla gün yüzüne çıkıyor hatırlanıyor. Kendimizi uyanık saydığımız/sandığımız uyku halinin yırtıldığı yerdir rüya.

    Yûsuf’un üçüncü gömleği rüyalar sonrasında gelen bir “uyanış”ın bir “hatırlanış”ın habercisidir. Bu yüzden birinci ve ikinci gömleklerden farklı bir yerde durur. Yûsuf’un birinci gömleği Yûsuf’a rağmen üzerinden çıkarılır ve kanlanır; Yûsuf niye çıkarıldığını bilmez. İkinci gömlek Yûsuf’a rağmen yırtılırken Yûsuf niye çıkarılmak istendiğini bilir. Kansız ve yırtıksız olan üçüncü gömleği ise bizzat Yûsuf kendi üzerinden çıkarır kendi iradesiyle bedenini çıplak bırakır.

    Birinci gömlek Yûsuf’un kardeşleri tarafından kıskançlık/haset hesabıyla çıkarılmıştı; kıskançlık/haset ise bencilliği besler. Bencillik üzerinden başlayan eylem ise insanın kardeşini kuyuya itmesini babasını üzüntüye boğmasını sonuç verir. İkinci gömlek Züleyha tarafından cinsellik/şehvet hesabıyla çıkartılmak istenmiş yırtılmıştı. Cinsellik/şehvet ise nefsaniyeti besler. Nefis üzerinden başlayan eylem ise sevdiğini kendi bedenine hapsetmeyi unutuşun zindanına itecek bir aldırmazlığı doğurur. Oysa üçüncü gömlek bizzat Yûsuf tarafından kardeşlik/merhamet saikiyle çıkarılır. Yûsuf hem bedenine kasteden kardeşlerinin gözleri önünde hem de bedeninden murad almak isteyen Züleyha’nın ülkesinde gömleğini çıkartarak bedenini savunmasız hale getirir. Böylece onları içlerinde unutayazdıkları unuttukça da hatırlama ihtiyacı hissetmeyecekleri eksikliğini asla çekmeyecekleri eksikliğini bilmedikleri için de hiç peşine düşmeyecekleri kardeşlik/merhamet’e çağırır.

    Bencilliğimizi besledikçe bizi başkalarına özellikle de yakınlarımıza sağırlaştıran yetimi ve yoksulu itip kak(tır)an sözde kardeşlerimize inat kardeşlerimize merhamet etmeye ve onları hoşgörmeye çağrıdır üçüncü gömlek. Cinselliğimizi kışkırttıkça bizi bedenlerimizin cilâlı görüntüleri içine hapseden lezzetlerimizi şehvetin sığlığına iteleyen sözde aşıklarımıza inat bizi kalbimizin derinliğine ruhumuzun sonsuz nefesine çağırır üçüncü gömlek.

    Hasılı üçüncü gömlek “sıla-i rahim”dir; yakınlığın keşfidir. İnsanı ben’i ve bedeni üzerinden sivrilterek yakınlarının dertlerine biganeleştiren çağa karşı durmanın yolunu gösterir. İnsanı içinin içinde sakladığı rahmete yabancılaştıran çağa direnmenin usulünü öğretir. Yûsuf kokulu Yûsuf bakışlı o gömlek yakınlıkları yeniden keşfetmeye insanı kalbinin ve ruhunun dairesinde ağırlamaya üzerimizde giderek kalınlaşan unutuş kabuğunu çatlatıp “rahmetin rahminde” büyüdüğümüzü yeniden hatırlatmaya çağrıdır.

    Yûsuf’un üçüncü gömleği unuttuğumuzu hatırlatır bize. Yûsuf’un üçüncü gömleği unuttuğumuzu unuttuklarımızı da hatırlatır bize. Bizi Yûsuf’leyin dünyanın aldatıcı çekimi karşısında çıplak kılar ölümün gerçeği önünde bahanesiz bırakır. Böylece “ele gelmez” hale gelir bize kurulan tuzaklardan uzak kalırız.
    *****



    «Rabbim Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkânını) verdin sözlerin yorumundan da (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı dünyada da ahirette de benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salih olanların arasına kat.» yusuf suresi 101 .ayet..

    her müslüman ve her genç öncü tıpkı Yusuf gibi bütün iyilikleri güzellikleri başarı ve mutlulukları ALLAH tan bilerek şükretmeli ve her fırsatta Yusuf a.s yukardaki duasını okumalıdır . bir müminin iman üzere ölmekve hem bu dünyada salih insanlarla bir arada olmaktan hemde öbür dünyada salih insanlarla bir arada olmaktan daha güzel bir arzusu isteği duası olabilir mi ?

    Abdullah yıldız .. yusufun 3 gömleği ... 3. gömlek iktidar istikrar ve istikamet gömleği ..

    Alıntıdır
     

Bu Sayfayı Paylaş