Yusuf Ziya Bahadinli - Gemileri Yakmak (Kitap Ozeti)

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda NeslisH tarafından 30 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yusuf Ziya Bahadinli - Gemileri Yakmak (Kitap Ozeti) konusu
    Doktor Ferit Bey, tane tane, yuzundeki gulumsemeyi hic eksiltmeden, zor duyulur bir sesle konusuyordu. Sigarasini sık sık yeniliyor, Memo’ya da tutuyor, her tutusundan cakmagiyle yakmayi unutmuyordu. Sonrada kaldigi yerden devam ediyordu. Karisi ilk kez dinliyormus gibi, basini salliyor, onu onayliyordu.
    “Partimiz bir komunist partisi saniliyor yada oyle gostermek istiyorlar. Aslinda bizim partinin ne oldugunu, komunizmin ne oldugunu iyi biliyorlar. Ama komunizmi bilmeyen halka onu bir kadin-erkek iliskisindeki asiri serbestlik biciminde gosteriyorlar; bizim partinin de bu dusuncede oldugunu yayiyorlar. Levhamizi kiriyorlar, arkadaslarimizi olumle korkutuyorlar.”
    (“Doktor, her seyi biliyor, benim hangi nedenle geldigimi de biliyor. Iyi ama bunlari bana nicin soyluyor? ‘Her seyden haberim var’ demek istiyor. Beni adam yerine koyuyur”)
    “Aslinda bizim istedigimiz, buyuk cogunlugun ozlemidir: yasalar herkese esit uygulansin; adalet olsun: kimseye haksizlik yapilmasin. Vatandaslar arasinda su Kurttur, su Turktur, su Alevidir, Sunidir diye ayrim yapilmasin. (“Iste bu guzel, tam bana gore konusuyor.”) Yoksulluk olmasin. Kimi yesin, kimi bakmasin istiyoruz (“Komiser dogru soylemis, insani kandirmasini iyi biliyorlar.”) Antep Savunmasinda buyuk hizmeti gecen Yuzbasi Murat Bey, yine savasta ceteleri, koyluleri orgutleyen, cetelere yiyecek, giyecek toplayan Zilfo Cavus gibi kimseler de partimizde uyedirler.”
    “ Oyle mi? Her ikisinin de adini babamdan duydum.”
    “ Babaniz kimdir Memo Bey? ”
    “Musdo.”
    “Hangi Musdo?”
    “Kurt Musdo”
    “Zilfo Cavus’un arkadasi, tanismadik ama biliyorum.”
    “Evet.”
    “Simdi daha da sevindim sizi tanidigima. Ne guzel bir rastlanti. Kitap okuyor musunuz Memo Bey?”
    “Okurum.”
    “Hangi kitaplari?”
    “Elime ne gecerse.”
    “Isterseniz ben size kitap verebilirim, okur iade edersiniz.” Cantasini karidtirdi. “Iste bir kitap var, isterseniz verebilirim.”
    “Memnun olurum.”
    “Sosyalizmin ne oldugunu, komunizmin ne oldugunu, bu yolda nasil calismalar yapildigini goreceksiniz.”
    “Okurum, tesekkur ederim.”
    Cok oturmuslardi, kalktilar. Memo, o anda aklina gelen bir soru sordu:
    “Butun bunlari nicin yapiyorsunuz?”
    Yururken konusuyorlardi:
    “Bildigini soylemek, soyledigini yapmak normal her insanin, ozellikle aydinin bir gorevidir.”
    “Sizin goreviniz doktorluk, bu yetmiyor mu? Hem hayatiniz her an tehlikededir madem? Yani arkadaslarinizi olumle korkutuyorlarmis.”
    “Evet, gorevim doktorluk. Ama ben saglik bilgisinden baska seyler de biliyorum. Susup oturayim mi? Ayrica bizim gibiler, bilinen bir benzetme olacak, birer muma benzeriz, su bildigimiz, yanan mum, isik versin diye yaktigimiz mum. Cevremize isik vermek isteriz. Bir yandan cevremizi aydinlatmaya calisiriz, bir yandan da yana yana tukeniriz. Bizden sonar baska mumlar yanar.”
    Memo’nun akli karismisti. Oldurmeye soz verdigi adama bir yakinlik duymaya basladi. Kafasinda birbiriyle itisen, birbirini bogmaya kalkisan bir suru gorus belirmisti. Hic bir sey dusunmek istemiyordu. Bir an once ayrilmak istedi. “Yeniden goruselim” dediler; ayrildilar.
    Memo, hic bir sey dusunmemeye gayret ederek hizli adimlarla yurudu. “Dogru eve!” dedi, “dogru eve...”



    Doktor Ferit Bey’in verdigi kitabi, kimi gunduz, kimi gece bir hafta durmadan okudu. Arayanlara “evde yok” dedirtti. Musdo ile Zellus, tek ogullari Memo’ya kaygiyla bakiyorlardi: bir adam durmadan kitap okur muydu, hasta olmasindi! Ama ogullarinin huyunu bildikleri icin bir sey soylemediler.
    Memo, kitabi sonunda bitirdi. Zihni karmakarisikti. Hic bilmedigi, duymadigi, dusunmedigi seyler okumustu. Daha once nicin kimse boyle seylerin sozunu etmemislerdi. Ilkokuldan liseye gelinceye dek, pek cok ogretmenden ders dinlemisti. Nicin ders kitaplarinin disinda, ogrenilmesi gereken kimi bilgilerin varligini soylememislerdi. Onlar da mi bilmiyordu. Yoksa soylememeleri mi gerekiyordu. Ikiside olasiydi. Tarih dersleri neydi oyle: imparatorlar, imparatorluklar, krallar, kralliklar, aralarinda ki dostluklar, dusmanliklar, savaslar... Imparatorlarin, krallarin yonettikleri halk nerede? Siniflar, siniflar aradindaki iliskiler, koleler, kolelerin baskaldirmasi, koylu isyanlari, isci hareketleri, 1848, 1917 devrimleri neden verilmez? Mari Antuvanet’i bilmiyen bir ogrenci sinifta kalir da dunyaya damgasini basmis bir Karl Marks, Engels, sonra Lenin neden yok sayilir?
    Memo’nun kafasinda cozumleyemedigi yuzlerce soru.



     

Bu Sayfayı Paylaş