yunus emre hakkında kompozisyon

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 14 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    yunus emre hakkında kompozisyon konusu arkadaşLar bana yardım edermisiniz ???

    İnsan ve varlıklar;bir güce sığınma, ondan şefkat-sevgi duyma ihtiyacı içersinde yaratılmıştır. Her varlık, illa da insanlar, biribirleriyle irtibatlı ilişkiler ağı içersinde hayatlarını sürdürürler. Bu ilişkiler çoğu zaman karşılıklı fayda unsurunu doğurur. Bu fayda her zaman somut olmayabilir. İnsanda, bir çok varlıkta ve Yunus Emre’de olduğu gibi, soyut fayda unsuru olan sevgi oluşur ve öne çıkar.

    Her şeyin geçici ve fani olduğunu bilmek insanı boşluğa düşürür. Bu boşluk duygusuna kapılan insan bir şeye, bir yere, belki yüce bir varlığa sığınmak ister. İşte bu boşluk duygusunu taşıyan insana sunulacak biricik şey , sevgi olmalıdır. İnsan ve varlığın bu boşluk duygusundan kurtulmasının başka bir yolu da yoktur . İnsan için sevgi bu denli ilk soyut ihtiyaç olma gücündedir.

    İnsan, sığınma ihtiyacının yanı sıra, sevgiye de ihtiyaçlı doğar. Kainatta dikey ve yatay bütün oluşumların ve seyreden devamlılığın harcında sevgi vardır.

    Sevginin karşıtı olan kötülük ve kavga, sevginin örülemediği, boy veremediği boşluğumuzda kendine yer bulur. Tabiyatın boşluktan nefret ettiği gerçeğini bundan daha güzel ne izah edebilir ki?.Ama biz, aklı erenler, insanoğlu, boşluğumuzu sevgiyle doldurmak borcundayız.

    Sevgi, varlığın özünde zaten vardır. İlişkiler ağı varlığı ve insanı bir şeye veya kimseye karşı ilgi ve bağlılık göstermeye mecbur eder. İşte bu ilgi ve bağlılık önce duyguya ,sonra eyleme dönüşürse sevgi gerçekleşir.

    Sevginin boy verip serpilmesi için, önce seven ve sevilenin de teşekkül etmesi lazımdır. Büyük bir şefkat ve bağlılık, seven ve sevileni, yani sevgiliyi ortaya çıkardığı an sevinç ve mutluluk duyarız ki, sevginin biricik amacı da gerçekleşmiş olur.

    Sevgi devamlılığı sever, devamlı ve titrek-canlı halde bulunmalı ki varlık nedeni idrak edilşmiş olsun. Sevginin devamlılığı sonuçta bizi aşk dediğimiz güçlü duyguya yöneltir. Sevgi çoğu ilişkilerde aşk haline dönüşmedikçe bir anlam ifade etmez , yahut kendisine çok az muhatap bulur.

    Sevginin coşkulu hali olan aşka, bir zamazlar bir cinsi diğerine yönelten bedeni veya ruhi güçlü duygu demişler. Eski çağ filozofları ise yalnızca bedeni bir istek olarak algılamışlar. Sokrates, Platon, Aristo ve Stoacılar, en ince ve en yüce duygu olarak açıklamışlar . Çağımız düşünürleri ise, insanı sırf madde ile sınırlar. İnsanı bütün kıymet hükümlerinden soyarlar, sevgi ve aşk insan hayatından çıkartılır.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 27 Temmuz 2015
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    İnsan ve varlıklar;bir güce sığınma, ondan şefkat-sevgi duyma ihtiyacı içersinde yaratılmıştır. Her varlık, illa da insanlar, biribirleriyle irtibatlı ilişkiler ağı içersinde hayatlarını sürdürürler. Bu ilişkiler çoğu zaman karşılıklı fayda unsurunu doğurur. Bu fayda her zaman somut olmayabilir. İnsanda, bir çok varlıkta ve Yunus Emre’de olduğu gibi, soyut fayda unsuru olan sevgi oluşur ve öne çıkar.

    Her şeyin geçici ve fani olduğunu bilmek insanı boşluğa düşürür. Bu boşluk duygusuna kapılan insan bir şeye, bir yere, belki yüce bir varlığa sığınmak ister. İşte bu boşluk duygusunu taşıyan insana sunulacak biricik şey , sevgi olmalıdır. İnsan ve varlığın bu boşluk duygusundan kurtulmasının başka bir yolu da yoktur . İnsan için sevgi bu denli ilk soyut ihtiyaç olma gücündedir.

    İnsan, sığınma ihtiyacının yanı sıra, sevgiye de ihtiyaçlı doğar. Kainatta dikey ve yatay bütün oluşumların ve seyreden devamlılığın harcında sevgi vardır.

    Sevginin karşıtı olan kötülük ve kavga, sevginin örülemediği, boy veremediği boşluğumuzda kendine yer bulur. Tabiyatın boşluktan nefret ettiği gerçeğini bundan daha güzel ne izah edebilir ki?.Ama biz, aklı erenler, insanoğlu, boşluğumuzu sevgiyle doldurmak borcundayız.

    Sevgi, varlığın özünde zaten vardır. İlişkiler ağı varlığı ve insanı bir şeye veya kimseye karşı ilgi ve bağlılık göstermeye mecbur eder. İşte bu ilgi ve bağlılık önce duyguya ,sonra eyleme dönüşürse sevgi gerçekleşir.

    Sevginin boy verip serpilmesi için, önce seven ve sevilenin de teşekkül etmesi lazımdır. Büyük bir şefkat ve bağlılık, seven ve sevileni, yani sevgiliyi ortaya çıkardığı an sevinç ve mutluluk duyarız ki, sevginin biricik amacı da gerçekleşmiş olur.

    Sevgi devamlılığı sever, devamlı ve titrek-canlı halde bulunmalı ki varlık nedeni idrak edilşmiş olsun. Sevginin devamlılığı sonuçta bizi aşk dediğimiz güçlü duyguya yöneltir. Sevgi çoğu ilişkilerde aşk haline dönüşmedikçe bir anlam ifade etmez , yahut kendisine çok az muhatap bulur.

    Sevginin coşkulu hali olan aşka, bir zamazlar bir cinsi diğerine yönelten bedeni veya ruhi güçlü duygu demişler. Eski çağ filozofları ise yalnızca bedeni bir istek olarak algılamışlar. Sokrates, Platon, Aristo ve Stoacılar, en ince ve en yüce duygu olarak açıklamışlar . Çağımız düşünürleri ise, insanı sırf madde ile sınırlar. İnsanı bütün kıymet hükümlerinden soyarlar, sevgi ve aşk insan hayatından çıkartılır
    .
     

Bu Sayfayı Paylaş