Yukarısivri Köyü Hakkında Bilgi Tortum Erzurum

'Erzurum Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 18 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yukarısivri Köyü Hakkında Bilgi Tortum Erzurum konusu Tortum Yukarısivri Köyü - Yukarısivri Köyü Hakkında - Yukarısivri Köyü Tanıtımı - Yukarısivri Köyü Resimleri




    İlçe: TORTUM

    İl: ERZURUM


    Köy Muhtarı: SALİH ZEKİ İSPİRLİ


    Muhtarlık Erişim Bilgileri:

    Telefon: 0 (442) 776 21 35-776 21 20

    Demografik Bilgiler:

    Nüfusu: 2000 - 656

    İle Uzaklığı: 77 km

    İlçeye Uzaklığı: 15 km


    Tarihi

    Köyün tarihiyle ilgili bilgiler geçmiş yıllara dayanmaktadır.Yukarısivri köyü(eski ismi liskav) 1900 yılların başlarında büyük bir göç vermiştir.1912 yıllarında ermeni çetelerinin köyleri basmasından(köylerdeki eli silah tutan genç ve orta yaştaki insanlar savaşlarda olmasından,köyleri koruyacak insanların kalmamasından dolayı) o zaman devlet tarafından yüzlerce köy güvenli olan gölgelere göc ettirilmiştir.bu köylerden biride yukarısivri(liskav) köyüdür.bugün kayseri ili develi ilçesine bağlı yeşilurt(kazlıgömedi)köyü bu koyden getirilip buraya yerleştirilen kişiler tarafından kurulmuştur.


    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağıyoktur ama sağlık evi vardır. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon ve turkcell gsm var.


    [​IMG]

    [​IMG]


    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi

    Kaynak : Yerel Net


    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz.
     
  2. BİZİM GÜZEL KÖYÜMÜZ

    İlk ve sonlardan olmayan ortalardan biri… gözlerini milyon evlerin birinde açtı, baktı… baktı manasızca etrafına, zaman geçti, gitti büyüdü manasız bakışları zaman içinde yavaş yavaş mana kazanmaya başladı. Sağına soluna çevresine yakınına,uzağına baktı, etrafında kimler yoktu ki dede, ninenin yanı sıra haladan, dayıya kadar, tanıdıkları uzayıp gitti köyün sınırlarını aştı, kasabadan ile, ilden, tanıdıkları tüm dünyaya yayıldı, uzadı gitti.Şu an bir çok tanıdıkların simaları, güzel sözleri kaldı belleklerde…
    Akıp giden zaman için de çevremi tanımaya başlayın ca çocukça isteklerim de uzayıp gidiyordu. farklı kişiler ile tanımak,farklı yerleri görmek isteklerim arsında idi. Mini bedenim büyüdükçe isteklerim de hep büyüyor,sevgi isteklerimi en güzel şekilde yaşartıyordu. Koca dağları engin kayaları küçücük bedenimle anlamaya çalıştığım günlerde bakıyordum dağlara,taşlara koca ağaçlara bir gün bunlarda benim gibi ufacıklarmış dedim. Bunlar da büyümüşler acaba sevgisiz mi? Sevgisiz büyümüş olsalardı, bu kadar büyüyemez, tebessüm edemezlerdi. Her bir yaprağın farklı bir tebessüm ile köyümün güzel insanlarına sabah günaydın, akşam, iyi geceler demesi sevgi ile büyüdüklerinin açık bir göstergesi olarak görüyordum.
    Sevgi; kuruyan dudaklara bazen bir damla su, göze ışık, bazen de yürüyen ayaklara güç olur. Sevgi büyütür, sevgi güldürür, hüzün ağlatır, köyümün, yuvamın sevgisi de büyütmüştü hepimizi…
    Doğduğum köy şirin mi şirin köylerden bir köy, doğuya doğru uzanan sivri dağların arasından güneş dere tepeden geçip, taştan yapılan evlerin ufacık pencerelerinden içeri girmesi, dedeler, nineler içeri giren güneşle zamana ayar çekmesi, akşam saatlerine doğru köyü süsleyen kuzuların sesleri, çocukların farklı renklerde giydiği elbiseler, oynanan oyunlar arasından... O güne güneş evlada demesi ağır adımlar ile köyü terk edip, uzaklara gitmesiyle, köy kalmıştı karanlıklar içinde kalmıştı da, Veysel dedenin, Muhitin beyin, Ayşe Teyze’nin sevgileri, köyün karınlığını unutturup, içimizi aydınlatıyordu.
    Sadece Ayşe Teyze’ler, Fatma’lar, Hasan, Mehmet’ler değildi, kişinin içini aydınlatanlar, köyümün tüm insanları hep ışıktı, sevgi dolu, dindardı, saftı, bir şey duyulduğunda duyulan haberin hızına ışık bile kavuşamaz, o şey doğru yanlış otururdu sinelere.
    Köyümün tüm kişileri vicdan laboratuarını iyi kullanmasını bilir, duyulan bir haberi, görülen görüntüyü analız eder, doğrular alınır, hayat böylelikle sevgi çemberi içinde devam eder, akıp giderdi.
    Güzel köyümde büyüğünden, küçüğünden her kişi sorumluluk alanını derinlemesine bilirdi. O köyümde düğünler yalnız olmazdı, hastalar ziyaret edilir, cenaze sahibi haftalarca yalnız bırakılmaz, acıları paylaşılırdı.
    Köyümün güzel insanlarının zihinlerini aydınlatan,güzellikler ile bütünleştiren hafız amcası da,çocuklara elif beyi ,matematik, biyolojiyi öğreten topluma şekil veren saygıdeğer hocaları da vardı.. Köyümüzün şirinlerinden biride mini bakkalıyla köyüme hizmet eden Salim Amcası da vardı, Çerçi dedesi de bunlar köyümün gıda, giyim ihtiyaçlarını karşılar, isteklerimizi temin ederlerdi. Salim amcadan alınan bir lokumun tadı, damakta uzun sure hissedilir, giyilen elbisenin hiç bozulmasını istemezdim.
    Bu gün kaybolan o, sıcak günleri arıyorum, hangi adrese gittimse, o günler sanki farklı bir adrese gitmiş bulamıyorum. Bulsam da bakıyorum çocukluk günlerimde hissettiğim mis kokular kalmamış. Ama yine aramaya devam ediyorum. Aradıklarımı sevgi çemberi içinde bulacağımı ümit etmekteyim. Koca ağaçları dik tutan kökleridir. Kişiyi de ayakta tutan, yukarı çeken ümitleri, taze tutan sevgidir. Sevgiyi bunun için aramaktayım. Köyümüm kışını yazını, baharını, Ramazan gecelerini, bayram sabahını tüm günlerini arayıp durmaktayım. Kışın tahta parçasından binilen bir kızağın vermiş olduğu heyecanı, aşkı hiçbir kayak merkezleri veremiyor, yine buzun üzerine hızlıca bırakılan topacın dönmesinde ki huzuru, bu gün en hızlı dönen dönme dolaplarda maalesef yine bulamıyorum. Köşe kapmaca oynadığım oyunların tadını hiçbir eğlenceli oyunlar da arıyorum, hep arıyorum nereye gitmişlerse bulamıyorum. Ahmet amcanın yanık kaval sesini de tüm çalınan müziklerde arıyorum onu da bulamıyorum.
    Baharın gelmesiyle köyde ki canlılığı arıyorum. Dağı, taşı, dereyi tepeyi süsleyen çiçeklerin güzellikleri de kayıp olmuş onları da uzaklara gitmiş, giden güzellikleri metropol şehirlerde, canlı panayır meydanlarında yine bulamıyorum.
    Köyümün güzel insanlarının samimi içten tebessümlerini, bugün gülen yüzlerde bulamıyorum. Bunun için hep o günleri arıyorum. Giden gitti, gidenlere rahmet olsun, gelecek meçhul, bu günü güzel yaşamaya hep birlikte ne dersiniz? Gelin hep birlikte çocukluk yaşlarımızda ki güzellikleri geri getirmeye el ele hep gönül gönüle olmaya, bir olmaya, diri olmaya ne dersiniz?

    Sadece benim köyüm değil, asil vatanımızın tüm köyleri, beldeleri, şehirleri, taşı, toprağı her bir çakıl taşı hep güzel… güzel olmayan yanlışlar, yalanlar,riyalardır...

    Saygılarımla içinizden biri

    27/06/2014
    n.eskici@hotmail.com
    Nurullah ESKİCİ
     

Bu Sayfayı Paylaş