Yorgun Savaşçı(Kemal Tahir) Özeti,Konusu,Karakteri ve Yorumları

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 28 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Yorgun Savaşçı(Kemal Tahir) Özeti,Konusu,Karakteri ve Yorumları konusu Mütareke devrinin bulanık havası ve Kurtuluş Savaşı'nın ilk direnme ve örgütlenme hareketleri.

    [​IMG]
    Cemil birdenbire atıyla bir dev ölüsü çiğniyormuş duygusuna kapılarak ürperdi. İki gündür çoğu tırısla yol kesen hayvan, sanki yürümüyor, başını iki yana yorgun yorgun sallayarak bu dev ölüsünün üstünde dolap çeviriyordu. Ölen dev, Osmanlı İmparatorluğu'ydu...

    Osmanlı Devleti'nin mütare***i imzalamasından 1920 ortalarında Milli Mücadele'nin güçlendiği döneme kadar olayları bir Osmanlı yüzbaşısı ve İttihat ve Terakki üyesi olan Yüzbaşı Cemil'in hikâyesi üzerinden anlatır. Yol Ayrımı'nda yan karakterlerden biri olarak karşımıza çıkan Cehennem Topçu Cemil, Yorgun Savaşçının baş kahramanıdır. İstanbul'a geldiğinden beri, bir türlü üzerinden atamadığı yorgunluğu sanki dinlendikçe çoğalan Cemil, bir yandan aşık olup evlendiği teyze kızı Neriman ile her şeyi bırakıp uzakta bir köyde yaşamayı isteycek kadar bıkkın; diğer yandan Anadolu'ya geçip Milli Mücadele'de ön saflarda yer almayı isteyecek kadar da cesurdur.

    Kitap Osmanlı Devlet yapısı hakkında da önemli bir tezi ortaya koyar. Bu tez daha çok batı ile doğunun dünya bakışlarının farklı olması üzerine temellendirilir.
    KİTABIN ÖZETİ

    Eserin Adı: Yorgun Savaşçı
    Basıldığı Yer: Bilgi YayınEvi
    Yazarı: Kemal Tahir

    Yazarın Hayatı:

    Deniz subaylarından Tahir Bey’in oğludur. Cezayirli Gazi Hasan Paşa Rüştiyesi’ni bitirmiş, (1923) Galatasaray Lisesi’nde okumuştur. Hayatını kazanmak için okuldan ayrılarak çeşitli dergi ve gazetelerde çalışmıştır (1928 – 1938). Siyasal inançlardan dolayı mahkum edilerek Çankırı, Malatya, Çorum, Kırşehir ceza evlerinde yatmış (1938-1950). Af kanunundan yararlanarak kurtulmuştur. Sanata şiirle başlayan (1932) Kemal Tahir, daha sonra hikaye ve roman alanında çalışmış. 1968 yılında “Yorgun Savaşçı” romanıyla Cumhuriyet gazetesinin, “Devlet Ana” romanıyla ad Türk Dil Kurumu’nun roman ödüllerini kazanmıştır.

    Eserin Ana Duygusu: “Yorgun Savaşçı” Kuvayi Milliye’nin ilk günlerini, amansız şartlara karşı nasıl başarıyla mücadele verildiğini anlatır.

    Eserin Geçtiği Yer ve Zaman: Balıkesir, Akhisar, İzmir bölgesi.

    Eserdeki Kişiler:

    Cemil, Neriman, Çerkez Reşit Bey, Yarbay Kasap Osman Bey, Ethem Bey

    Cemil: Romanın kahramanı. Filistin Cephesi’ndeki subaylığı sırasında “Cehennem Topçu” diye tanınırdı.

    Neriman: Cemil’in teyzesinin kızı. Cemil ve Neriman bir süre sonra evlendiler.

    Çerkez Reşit Bey: Patriyot Ömer tarafından 1906 yılında Kuvayi Milliye kuruluşuna alınmıştır.

    Yarbay Kasap Osman Bey: 172. yaya alay komutanıdır. Bitik insanları yargılamayı sever.

    Ethem Bey: Kuvayi Milliye Umum komutanıdır.

    Anlatım Özellikleri: Roman İmparatorluk döneminin sonlarıyla Kurtuluş Savaşı yıllarını ele alıyor. Özellikle öğrenim görmüş kişilerle ilgili bölümlerde ağırca bir üslup kullanılmış. Öteki bölümlerde daha sade bir anlatım vardır. Dil genel olarak sade.

    Eserin Özeti:

    Eser 3 bölümden oluşuyor

    1) Von Kros Paşa’nın Dürbünü
    2) Karanlığın Dibinde
    3) Dönemeç




    1) Von Kros Paşa’nın Dürbünü

    Bu bölümde kitabın kahramanı, arkadaşlarının “Cehennem Topçu” dedikleri Cemil’e bir Alman subayı olan Von Kros Paşa’nın hediye ettiği ve Cemil’in yanından ayırmadığı dürbün konu ediliyor. Cemil bu dürbün sayesinde henüz kendisini tanımadan beklediği arkadaşı Çerkez Reşit Bey’in, Kuvayi Milliye düşmanlarınca nasıl öldürüldüğünü görebilmiştir.

    Cemil, Osmanlı ordu barınma evini ziyarete gittiği zaman, Osmanlı ordusuna mensup, Gerede, Düzce, Hendek civarında çarpışırken yaralanan veya sakatlanan askerler arasında en yakın iki arkadaşlarına rastlar. Bu kişiler Sarıkamış yöresinden dönüyorlardı. Cemil’e oradaki tatlı ve acı anılarını anlatan İsmail ve Selim savaşa katılmayan Cemil’in üzgün üzgün İsmail’e baktığını görmüşlerdi. Gerçekten Cemil’in dikkat ettiği şey, İsmail’in bir bacağının olmamasıydı.

    İsmail, bir zamanların ünlü subayı Kazım’ı kurşuna dizen subayı tanıdığını söyler. Gerçekten, Kazım’ı casusluk yaptığı gerekçesiyle kurşuna dizen Subay Cemil’diç İsmail de bunu Selim’e anlatır.

    Cemil, kitabın bu bölümün son kısmında teyzesinin kızı Neriman ile evlenir. Patriyot Ömer, evlenen çifte mutluluk dileme yerine Cemil’in başarısız kalan Tambus Gölü gece saldırısını 71. Alaydan iki, 73. Alaydan bölüğün başarılı olduğunu istemeye istemeye anlatır. Fakat bu sırada sinirlendiğinden kapıyı vurur çıkıp gider.

    21 aralık günü Aras’ın geçen bir alayın, 26 Aralık günü Sarıkamış’ı almak üzere gelen birlikler bu işi başarırlar. Fakat 11. ve 9. kolorduların başarısızlığı dolayısıyla tekrar düşmana bırakırlar. 1914 yılında Köprüköy Savaşı başlar. Bu savaşta 33 bin kişilik 10. kolordudan otuzüç kişi kalır. Bunların arasında Teğmen Selim de vardır. Ve bunları Cemil’e anlatan da odur.

    2) Karanlığın Dibinde

    Bu bölümde Cemil’in bir gemi ile Bandırma’ya gelişi, oradan İzmir’e gelişi ve oradaki olaylar anlatılıyor. Cemil, İzmir’e Asker Emeklileri Derneği’ni aramak için gelmiştir. Bir bakkalın yardımıyla bu derneği bulur. Cemil’in amacı bu dernekte görev yapan Bekir Sami Bey’i bulmaktı. Rumeli göçmenlerinden olan bir bakkalın yardımı Cemil2i duygulandırmış, bu düşman zulmünden kurtulmak için milletin nasıl yardımcı olmaya çalıştığını düşünmeye zorlamıştı.

    Millet henüz, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin şaşkınlığından kurtulamamış, sokaklarda fazla kalabalık görünmüyordu. Hiçbir Türk tüm malını alıp yollara dökülmemiş ve hiç kimse evini barkını terk etmemişti.

    İslam dinine göre, düşmanla savaşmak Allah buyruğudur. Bunu bilen tüm millet, bütün çabasıyla düşmanları İzmir’den çıkarmaya çalışan Kuvayi Milliye mensuplarına yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu sırada düşman içerisinde dolaşan Kuvayi Milliye mensupları, saldırı bölgelerini belirlemişlerdi.

    Manisa’da bulunan Topçu birliklerine haber vermekle görevlendirilen Teğmen Faruk ve Yüzbaşı Selahattin Bey tüm aramalarına rağmen Manisa ile telgraf bağlantısı kuramamışlardı. Telgrafla haber verme işini planlayan cemil’in aradığı Bekir Sami Bey’di.

    Bekir Sami Bey 23 Mayıs 1919 yılında Balıkesir’e geçerek buradaki saldırı planlarını inceledi. Buradan tek bir vagonla Akhisar’a geçtiler. Bu vagon tüm 17. Kolordu’dan geriye kalan yalnız 1 albay, 1 teğmen, 2 yüzbaşıyı Akhisar’a götürdü.

    Lokomotif Akhisar’a geldiğinde bu kasaba tüm olarak Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Bu da Akhisar2ın Yunanlılarca işgal edildiğini gösteriyordu. Cemil ve Faruk Türk milletinin durumunu tartışıyorlardı. Teğmen Faruk Akhisar’da olan ordunun komutanlığını yapacaktı. Cemil ise Akhisar’ı kurtarmanın Teğmen Faruk’a kalmadığını düşünüyordu.

    3) Dönemeç

    Cemil, Körağa (Kör Şaban) ile birlikte Ethem Bey’in, Bekir Sami Bey’e gönderdiği mektubu götürüyorlardı. Çevrede ne araba ne yaya görünüyordu. Boş tarlalar göz alabildiğince uzanıyor, kişiler tarlalarını yüzüstü bırakıp boş dağların arkasına saklanmışlardı sanki…

    Cemil, bu arada atının sanki bir dev ölüsünün üzerinde bir dolap gibi döndüğünü sanıp aniden ürperdi. Ölen bu dev Osmanlı İmparatorluğuydu.

    Cemil, Akhisar’a geldiğinde, Akhisar alınmış, meydanda Kuvayı Seyyare Umum Komutanı Ethem Bey ve Müfreze komutanları ve bütün atlılar hazır bekliyordu.

    Tüm atlılar hareket edince Cemil, gözlerini Şevket Bey’in ağır makineli bölüğüne çevirir. İşte, yorgun savaşçılar geçiyordu. Üstleri, başları yırtık fakat kalpleri millet uğruna atan yüzlerce yorgun savaşçı. Cemil, en sonda sekerek yürüyen asker de geçinceye kadar devamlı selam vaziyetinde durdu.

    Tüm atlı ve yaya ordu, düşmanı kovmanın verdiği gururla yavaş yavaş uzaklaşıyordu.
     

Bu Sayfayı Paylaş