Yoksul Sanat (Arte Povera)

'El Sanatları' forumunda KaRDeLeN tarafından 23 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yoksul Sanat (Arte Povera) konusu Yoksul Sanat- Arte Povera

    Arte Povera 1960'ların sonuna doğru İtalya'da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Fikir babalığını 1967'de sanat eleştirmeni Germano Celant'ın yaptığı Arte Povera, sanatın sade ve temel olan öze geri yönelmesi gerektiğini savunan ve insan-kültür-doğa üçgenindeki ilişkileri tekrar tartışan bir olgu olarak gündeme geldi. Celant, konu ile ilgili yayınladığı bildiride Amerikan hegemonyasına, tüketim ve endüstri toplumuna karşı bir güç oluşturma isteğini dile getirdi. Üyeleri arasında yer alan belli başlı isimler Giovanni Anselmo, Jannis Kounellis, Mario Merz, Pino Pascali, Giulio Paolini ve Giuseppe Penone oldu. Bu akımın 1960'ların sonunda büyük sosyal çatışmalara sahne olan İtalya'nın önemli bir endüstri şehrinde, Torino'da hayat bulması tesadüfi değildir. Torino, ülkedeki sosyal problemlerin en iyi yansıdığı ortamdı. Arte Povera'cılar ise kendilerini bu arka planın gölgesine konumladılar. Sanatta kullanılan malzemenin seçimi, onun kullanım şekli ve oluşturduğu yan anlam bu akımın yönünü belirledi. Karşı oldukları toplumsal değerlerle zıtlık oluşturması açısından, kullanılan malzemenin basit, ham halde, su, toprak gibi doğada bulunan, masrafsız, özetle “yoksul” olması gerekiyordu. Öte yandan, sadece malzemenin yoksulluğu değil, onun kullanım alanının ve oluşturduğu referansın da “yoksulluk” içermesi, karmaşıklıktan uzak olmasıydı önemli olan. Arte Povera'cılar için eserin izleyiciye entellektüel olarak değil, duygusal ve duyumsal olarak sunulmasıydı aslolan.


    Alıntı:
    Yeşim Vesper

    Uluslararası çağdaş sanatın önemli isimlerinden ve Arte Povera (Yoksul Sanat) akımının on iki temsilcisinden biri olan İtalyan heykeltraş Giuseppe Penone, doğaya hassasiyetle yaklaşan ve onu kişisel süzgecinden geçirerek eserlerine yansıtan bir sanatçı. Heykeltraşın Paris Centre Pompidou'da yer alan ve onun 37 yıllık sanat hayatının özeti olan, 1968-2004 retrospektifi de kendisini, sanatını ve doğayı daha iyi anlamamız için bize verilmiş bir fırsat. Tüm kariyeri boyunca doğayı sanatının hammaddesi olarak seçen Penone, insanın doğa ile aslında tek bir vücut olduğunu savunarak, tabiat ile insan arasındaki en temel bağa ulaşmaya yönelik arayışını bir an olsun durdurmuyor. Sanatında ağaç, yaprak, diken, kil, taş gibi çeşitli malzemeler kullanarak onlara yeniden can veren Giuseppe Penone, böylelikle Arte Povera'cılar arasında organik malzemeye en fazla ilgi duyan sanatçı olmuştur.
    Penone'nin eserlerindeki gözün, elin, parmak izinin varlığı; ya da eserin izleyiciye ulaşması sırasında, örneğin, burun yoluyla alınan duyum, sanatçının bu konudaki hassasiyetinin en belirgin göstergesidir. İtalya gibi büyük ustaların geleneğinden gelen bir sanatsal ortamda, Penone ve diğer Arte Povera'cılar yaptıklarını insanlara iletmekte güçlük çektiler, çünkü onların eserleri o güne kadar mevcut olan plastik sanatlar kültürüyle örtüşmüyordu. Yine de bu yeni sanat dilinin söyleyecek bir sözü, anlatacak bir hikayesi vardı.
    Fotoğraf, desen, heykel, yerleştirme gibi Penone'nin birbirinden farklı çalışmalarına yer veren sergide sanatçının, zamanın algılanışı, görünmezi görünür kılma, soluk ve duyumsal algılama temaları ekseninde yaptığı çalışmalar özellikle ilgi çekici.
    Zaman ve Ağaç. Penone, sanat hayatının ilk dönemlerinden, hatta çocukluğundan beri ağaç ile sıkı bir bağ kurmuştur. Doğanın bir sanat eseri, ağacın da tabiatı gereği yaşayan, soluk alıp veren bir heykel olduğuna inanan sanatçı, ağaçla kurduğu bu ilişkisine bir de zaman boyutunu eklemiştir. Ağacın yaşını okuyabilmek, zamanın ağaçta bıraktığı izi yontuya dönüştürmek, onun bilmediğimiz sırlarını, görünmezini, örtüyü kaldırarak gözler önüne sermek, Penone'nin uğraşılarından biri olmuştur. Ağacı, büyümesini gözlemleyeceğimiz şekilde yontan Penone, “bize sağlam ve durağan görünen bu canlı, aslında gözümüzden kaçan sürekli bir gelişim ve büyüme evresinden geçmektedir. Bizim hayatımız ise zamanla kısıtlı olduğundan bu büyümeyi tam anlamıyla takip edememekteyiz” demektedir. Zaman kavramı ve ömrün algılanışı ise taşın penceresinden mi yoksa bir kelebeğin perspektifinden mi baktığımızla doğru orantılı olarak değişiklik göstermektedir. Kullandığı malzemenin içindekini gösterme fikri sadece Penone'nin ağaçları için geçerli değildir. Mermeri de damarlarını göreceğimiz şekilde yontar o, üstelik de insanın damarıyla bir benzerlik yakalamayı da ihmal etmeden yontusunda. Penone'nin bu çabası, varlıkların iç dinamiğinin, iç dünyasının izini sürme merakı yüzündendir.
    Nefes. İzleyene sanatçının derin soluğunu hissettiren kil küplerden oluşan, 1978 tarihli eserlerinden birinin başlığıdır Nefes. Sanki tüm evrenin soluğunu içlerinde tutuyormuşcasına geniş karınlı, insan büyüklüğünde, pişmiş topraktan küpler, sergi salonuna tesadüfi olarak yayılmış gibi gözükseler de aslında fiziksel mekânla aralarında adeta gizli bir denge olusturuyorlar. Penone'ye göre: “her nefes alıp verişimizde aslında bir heykel meydana getiriyoruz; çünkü her nefesle birlikte bir hava kütlesi diğer fizik ortamdaki başka bir hava ile temasa geçiyor ve bu, önceki durumdan farklı olan yeni bir duruma yol açıyor”. Yani, yeni bir varoluş. Yani, yeni bir heykel. Soluğumuzla ve dolayısıyla varlığımızla ilgili bir farkındalık yaratmak olarak okunabilir sanatçının bu söyledikleri. İşte yine burada da önceki yaklaşımından farklı olmakla birlikte, görünmezi görünür kılmaya çalışıyor Giuseppe Penone.
    Gölgeyi Solumak. Bu da bir başka Penone çalışmasının başlığı. Sergi salonlarından birinin tüm duvarlarını kaplayan, tel kafesler içine kapatılmış defne yapraklarından oluşan eser, izleyiciye görsel bir zevkten çok, kokusal bir duyum tattırıyor. Zamanın da bir miktar aşındırdığı defne yapraklarının rayihası, bir yandan kişiyi nostaljik bir doğa yolculuğuna çıkarırken, öte yandan sanatta güzel nedir sorusuna da ilginç bir yanıt alternatifi oluşturuyor.
    Yabani bir güzellik. Büyük bir sadelik ve bunun içindeki şiirsellik. İşte Penone'nin imzası!


     

Bu Sayfayı Paylaş