Yoklama Kağıtlarında Adsızlığım

'Şiirler' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 5 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Yoklama Kağıtlarında Adsızlığım konusu Yoklama kâğıtlarında bırakılan yalnızlığıma son verip çelme takıyorum sesime…

    Sesim düşer nefesime. Ve bozgun yemiş bir kente salıveririm doğrularımı.

    Öylesine diye karalayabileceğim tek kıpırtı gölgem.

    Gölgem bile gri. Yüzü de yok ki gölgemin. Bakıp bakıp ağlasam. Tükürsem gözlerime de feri kaçsa ta şurama.

    İçlensem de sonra oturup ölüler kentine şiirler yazsam adsızlığımla.

    Duvarlar olması gerektiği gibi soğuk. Perdelerse hep kapalı. Gazete sayfalarıyla bütünleşen camlarsa hep kırık dökük.

    Unutulmasın diye teksir kâğıtlarının en uca sıkıştırılan dipnot’un hatırlattığı acı kadar gereksiz bir ayrıntıyım ben.

    Bir ölünün mezar taşına neden özenle yazılır doğum tarihi? Ve en alta kazılır ölüm tarihi.

    Kim bilmek ister ki ölenin kaç yaşında olduğunu? Ya da kaç yıl yaşadığını?

    Biçimsiz yazıyorum her yazılanı.

    Ki adım yoklama kâğıtlarında en önemsiz olanıydı. “Burda” diyebiliyorum en çok. Sonra kısılıyorum sesimi.

    Arka sıralara atıyorum varlığımı.

    Arka sokaklardan geçiriyorum ayaklarımı. Tanımasın kimse kim olduğumu. Kim olduğumun bilmem kaçıncı sorgusundayım hala.

    Bilinmezlikteyim. Karanlığın tam ortasına bırakıyorum nezaketsiz bedenimi...

    Çık diyor karanlık içimden. -Çık! Karanlığa bile dar geliyor gözlerim. Ya şimdi ben hangi cadde de nefes eskiteceğim ki?

    Her yanıma dar geliyor kadife düşler.

    Yoklama kâğıtlarında karalanan adım mıydı yoksa adsızlığım mıydı beni halden hale sürükleyen?
     

Bu Sayfayı Paylaş