Yiğidi öldür hakkını yeme

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 15 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Yiğidi öldür hakkını yeme konusu Atasözünün anlamını öğrenmek istiyorum

    YİĞİDİ ÖLDÜR HAKKINI YEME


    Bu atasözü, düşmanın da olsa takdir edilmesi gereken hal ve davranışları gösteren kişilerin bu hallerinin küçük görülmemesi, aksine övülüp yüceltilmesinin de bir kadirşinaslık bir erdem olduğunu anlatan bir sözdür. Tarih bu erdemi anlatan sayısız misaller ile doludur. İşte birkaçı:


    —Cengiz Han Celalettin Harzemşah ile harp halindeydi. Sind Irmağı kıyılarında iken ordular karşı karşıya gelmiş çarpışıyorlardı. Moğollar Celaleddin Harzemşah'in etrafını kuşatmış giderek sıkıştırıyorlardı. Bunu fark eden Harzemşah önüne gelen Moğolları kılıçtan geçirip 100 metrelik bir uçurumdan atı ile birlikte Sind Nehri'ne atladı; yüzerek karşı kıyıya ulaştı. Bu olayı seyreden Cengiz Han:
    —"İşte Cengiz Han'ın da böyle bir oğlu olmalıydı" dedi.

    ***

    — Büyük İskender Hindistan'ı işgal etti. Bu işgal sırasında kendisine en fazla kayıp verdiren ve direnen Hint racalarından Poros'u yakalayıp huzuruna getirdiler. İskender, Poros'a:
    ―Şimdi sana nasıl muamele yapmamı istiyorsun?
    ― Krallara mahsus bir muamele.
    — Öyle ise Krallığını sana bırakıyorum.

    ***

    — Uzun Hasan Fatih'in başarıları karşısında içten içe duyduğu kıskançlığı artık dışa vurmaya başladı. Trabzon Rum imparatorunun eniştesi de olmuştu. Hatta bu yüzden annesini, Fatih'in Trabzon'u almaması için ricacı olarak gönderdi. Annesine hürmet ve saygıda kusur etmeyen Fatih bu işin bir devlet işi olduğunu söyleyerek teklifi reddetti. Ve Trabzon Rum imparatorluğu'nu fethetti. Uzun Hasan biraz da Karamanoğlu'nun da kışkırtmalarıyla kendini Timur gibi görüyor, Fatih'i küçümsüyor son darbeyi vurmak için yabancılarla ittifaka giriyordu. Tebriz'e gelen Venedik elçisi Zeno'ya:
    — Osmanoğlu’na her yönden aynı zamanda hücum edelim ki bir daha kendine gelemesin. Mümkünse dünyadan ebediyen kalksın.
    Otlukbeli'nde iki ordu karşı karşıya gelince Osmanlı ordusundaki disiplin zenginlik ve intizamı gören Uzun Hasan gıbta ile:
    —Vay kahpe Osmanoğlu ne derya düşmüş" dedi.
    Savaşta yenilip Otlukbeli'nden kaçarken esefle şöyle diyordu:
    —Be hey Karamanoğlu. Hane¬danın harap olsun. Benim Osman oğlu ile ne işim vardı.

    Fahrettin Gör, Umran Dergisi, Mayıs 2006, s.94.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 28 Ocak 2016
  2. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    YİĞİDİ ÖLDÜR HAKKINI YEME


    Bu atasözü, düşmanın da olsa takdir edilmesi gereken hal ve davranışları gösteren kişilerin bu hallerinin küçük görülmemesi, aksine övülüp yüceltilmesinin de bir kadirşinaslık bir erdem olduğunu anlatan bir sözdür. Tarih bu erdemi anlatan sayısız misaller ile doludur. İşte birkaçı:


    —Cengiz Han Celalettin Harzemşah ile harp halindeydi. Sind Irmağı kıyılarında iken ordular karşı karşıya gelmiş çarpışıyorlardı. Moğollar Celaleddin Harzemşah'in etrafını kuşatmış giderek sıkıştırıyorlardı. Bunu fark eden Harzemşah önüne gelen Moğolları kılıçtan geçirip 100 metrelik bir uçurumdan atı ile birlikte Sind Nehri'ne atladı; yüzerek karşı kıyıya ulaştı. Bu olayı seyreden Cengiz Han:
    —"İşte Cengiz Han'ın da böyle bir oğlu olmalıydı" dedi.

    ***

    — Büyük İskender Hindistan'ı işgal etti. Bu işgal sırasında kendisine en fazla kayıp verdiren ve direnen Hint racalarından Poros'u yakalayıp huzuruna getirdiler. İskender, Poros'a:
    ―Şimdi sana nasıl muamele yapmamı istiyorsun?
    ― Krallara mahsus bir muamele.
    — Öyle ise Krallığını sana bırakıyorum.

    ***

    — Uzun Hasan Fatih'in başarıları karşısında içten içe duyduğu kıskançlığı artık dışa vurmaya başladı. Trabzon Rum imparatorunun eniştesi de olmuştu. Hatta bu yüzden annesini, Fatih'in Trabzon'u almaması için ricacı olarak gönderdi. Annesine hürmet ve saygıda kusur etmeyen Fatih bu işin bir devlet işi olduğunu söyleyerek teklifi reddetti. Ve Trabzon Rum imparatorluğu'nu fethetti. Uzun Hasan biraz da Karamanoğlu'nun da kışkırtmalarıyla kendini Timur gibi görüyor, Fatih'i küçümsüyor son darbeyi vurmak için yabancılarla ittifaka giriyordu. Tebriz'e gelen Venedik elçisi Zeno'ya:
    — Osmanoğlu’na her yönden aynı zamanda hücum edelim ki bir daha kendine gelemesin. Mümkünse dünyadan ebediyen kalksın.
    Otlukbeli'nde iki ordu karşı karşıya gelince Osmanlı ordusundaki disiplin zenginlik ve intizamı gören Uzun Hasan gıbta ile:
    —Vay kahpe Osmanoğlu ne derya düşmüş" dedi.
    Savaşta yenilip Otlukbeli'nden kaçarken esefle şöyle diyordu:
    —Be hey Karamanoğlu. Hane¬danın harap olsun. Benim Osman oğlu ile ne işim vardı.

    Fahrettin Gör, Umran Dergisi, Mayıs 2006, s.94.
     
  3. Bu atasözü, düşmanın da olsa takdir edilmesi gereken hal ve davranışları gösteren kişilerin bu hallerinin küçük görülmemesi, aksine övülüp yüceltilmesinin de bir kadirşinaslık bir erdem olduğunu anlatan bir sözdür. Tarih bu erdemi anlatan sayısız misaller ile doludur
     

Bu Sayfayı Paylaş