Yeterli & Çok (olumsuz) enough & too

'İngilizce Dil Bilgisi' forumunda NeslisH tarafından 11 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yeterli & Çok (olumsuz) enough & too konusu
    ENOUGH & TOO
    Too ve Enough kelimelerinin genel kullanımlarını çalışacağımız bu bölümde yeter ve olumsuz anlamda çok kelimelerinin nasıl kullanılacağını göreceksiniz. Buna ek olarak bu iki kelime ile oluşturulan bazı deyimleri öğreneceksiniz.

    * Enough sıfatlardan veya zarflardan sonra gelir.

    The tea wasn’t hot enough. - Çay yeterince sıcak değil.
    They worked hard enough to get an A on the test.- Testte A almak için yeterince çok çalıştılar.
    My brother is enough clever to solve this. – Kardeşim bu problemi çözebilecek kadar zeki.

    * Aynı zamanda enough isimlerden önce de kullanılır.

    I don’t have enough money. – Yeterince param yok.
    There is enough paper. – Yeterince kağıt var.

    * Enough kendi başına da kullanılır.

    We need twenty chairs. Is there enough? – 20 sandalyeye ihtiyacımız var. Yeterince var mı?


    Enough said – Anladım.
    Enough said. You are not coming to the party. – Anladım. Partiye gelmiyorsun.
    That’s enough. –Yeter.
    That’s enough.Thank you. – Yeter. Teşekkür ederim.
    Enough is enough. – yeter yeter demektir. (yapmaya devam ettiğin işi bırak)
    I don’t want to tell it again, stop laughing. Enough is enough. – Tekrar söylemek istemiyorum, gülmeyi bırak. Yeter.



    * Too sıfatlardan ve isimlerden önce genellikle olumsuz çok anlamında kullanılır.
    These are too difficult. – Bunlar çok zor.
    She is too fat. – Çok şişman.
    We are too busy to listen to you. – Sizi dinleyemeyecek kadar meşgulüz.


    * Too aynı zamanda -de, -da olarak da kullanılır.
    She wants to go too! – O da gitmek istiyor.
    They were in the restaurant too! – Onlar da lokantadalar.


    Go too far. – haddini aşmak, fazla ileri gitmek
    You have gone too far. – Fazla ileri gittin.
    None too something. – çok değil.
    The carpets are none too clean. – Halılar çok temiz değil.
    Too much of a good thing. – Haddinden fazla iyi şey, bu kadarı da fazla
    They have offered too much of a good thing. – Haddinden fazla iyi şey önerdiler.
     

Bu Sayfayı Paylaş