Yeryüzü Şekilleri - Çöl

'Doğa ve Bitkiler' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yeryüzü Şekilleri - Çöl konusu Yeryüzü Şekilleri - Çöl

    Çöl, yerkürede yer alan ana biyom tiplerinden birisidir.

    Çöller, temel olarak ekvatorun kuzey ve güneyinde 15-40 dereceler arasında, bulunan çok kurak alanlardır. Çöller birer ekosistemlerdir ve çöl atmosferinin düşük nemliliği gece ve gündüz arasında çok büyük sıcaklık farklarının oluşmasına neden olur. Çöller, aldıkları yağışın miktarında (genellikle yılda 25 cm’den az) büyük değişkenlik gösterirler. Yağışın zamanı da öngörülememektedir. Çöl toprağında organik madde miktarı az olmasına karşın mineraller bol miktarda bulunur. En gelişmişlerinde bile bitki örtüşü çok seyrektir ve toprak güneş ışınlarına ve rüzgara doğrudan maruz kalır. Hem yıllık hem de çok yıllık bitkiler mevcuttur, ancak çok yıllık bitkiler olarak kaktüsler tipiktir. Bu bitkiler su kaybını azaltmak için genellikle çok küçük yapraklara sahiptir ya da hiç yaprakları yoktur. Bazı bitkiler ise yer altı organları olarak yaşarlar ve yalnızca aşırı yağışların olduğu kısa bir büyüme dönemine sahiptirler.

    Çöllerde yaşayan hayvanlar, çok çetin koşullarla baş etmek zorundadırlar; su ve besin çok nadirdir, sıcaklık dramatik bir şekilde değişmektedir, kumda yürümek ve yuva kazmak zordur, ve kumda yürüme gömülmeyle sonuçlanabilir. Bu sorunları aşmak için çok çeşitli fizyolojik ve davranışsal uyumlar evrimleşmiştir. Çoğu hayvan küçüktür, günün en sıcak saatlerini bitkilerin altında ya da yer altında geçirirler, gece avlanır ve besin ararlar. Kanguru faresi gibi hayvanlar, besinlerde bulunan ve metabolizma sonucu ortaya çıkardıkları su (metabolik su) ile canlılıklarını devam ettirirler. Canlı biyokütlesi çok düşüktür ve biyota oldukça özelleşmiştir.

    Dünyaca ünlü çöller, Kuzey Afrika'da Büyük Sahra, Güney Afrika'da Kalahari, Asya'da Gobi ve Güney Amerika'da Atacama çölleridir. Büyük Sahra, bilinen en büyük sıcak çöldür. Sahra'daki Berberi kabileleri, yıllardır Sahra'da kaybolan insanlara misefirperverliklerini sunmaktadırlar.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Çöl

    Çöl, aşırı kurak ve bitki örtüsü seyrek, geniş bir alandır. Çöllerin bir kum denizini andırdı­ğı sanılırsa da, kum çölleri yeryüzündeki toplam çöl alanının ancak küçük bir bölümü­nü oluşturur.
    Yıl boyunca, özellikle gündüzleri aşırı sıcak ve kurak olan Kuzey Afrika'daki Sahra
    Çölü dünyanın en büyük çölüdür. Orta As­ya'da yer alan Gobi ve Tarım çölleri ise yazın çok sıcak olur ve hemen hemen hiç yağış almaz; kışın ise dayanılmaz soğukluktadır. Kuzey Buz Denizi'nin çevresindeki soğuk tundra alanları "soğuk çöl" olarak tanımla­nır. Yazın karlar eriyince altından yosunlar ve çeşitli bitkiler çıkar.
    Çöller genellikle yağmur almayan yöreler­de oluşur. Bununla birlikte, yağış alan bazı bölgelerde sıcak rüzgârların yağmuru nere­deyse toprağa değerken buharlaştırması ya da yağışın kumlu ve taşlı topraktan hızla süzüle­rek, bitki köklerinin ulaşamayacağı derinlik­lere sızması da kuraklık yaratarak çölleşmeye neden olabilir.
    Çöl yüzeyleri çok çeşitlidir. Bazı çöllerde toprak dokusunu kökleriyle sağlamlaştıracak herhangi bir bitki örtüsü bulunmadığından, aşırı ısı değişikliğinin etkisiyle çatlayıp ufala­nan toprak güçlü rüzgârlarla savrularak "ku­mul" adı verilen kum tepecikleri oluşturur. Bazen de rüzgâr toprağın yüzeyindeki kumu sürükleyerek, geriye çakıl ve kırık taşlardan düz bir alan bırakır; buna çöl kaldırımı denir. Yazın göller kuruduğun da, aşırı ısının etkisiyle kavrulmuş, bataklık çölü denen bir alan oluşur.
    Büyük çöllerin çoğu, gündüzlerin her za­man sıcak geçtiği tropik iklim kuşağının kurak bölgelerinde yer alır. Örneğin Afrika'daki Sahra ve Kalahari çölleri; Arabistan Yarımadası'ndaki çöller; Hindistan'daki Büyük Hint Çölü bu kuşakta yer alırlar. Orta Asya ve Avustralya'nın iç bölgelerinde, okyanus­lardan esen nemli rüzgârların ulaşamadığı yerlerde de çöller oluşur. Alizeler'in karadan denize estiği yerlerde de çöllere rastlanır. Güney Amerika'nın güney ucunda yer alan Patagonya bölgesi, And Dağları nedeniyle Büyük Okyanus'tan esen nemli rüzgârların getirdiği yağışlardan yararlanamadığı için, kurak bir alana dönüş­müştür. Kuzey Amerika'nın iç bölgelerinde, Kayalık Dağlar'ın doğusunda yer alan çöller de aynı biçimde oluşmuştur. Bu çöl bölgesi ABD'nin Arizona, Nevada, Utah ve New Mexico eyaletleriyle birlikte, Meksika'nın ku­zeyindeki geniş bir alanı da içine alır.
    Çöllerden akarsu doğmaz. Çöllere giren akarsular da ya buharlaşma yüzünden yok olur ya da denize çıkışı olmayan tuzlu göller­de son bulur. Akarsuların oluşabilmesi için yağışın, buharlaşma ve toprağın alt katmanla­rına süzülme nedeniyle ortaya çıkan su kay­bından daha fazla olması gerekir. Çok yağış alan yerlerden doğan ve bu nedenle suyu bol olan Nü, İndus ve Colorado gibi ırmaklar bü­yük çöllerin içinden geçseler de denizlere ula­şırlar.



    Çölde Yaşam
    Çölde yaşamak kolay değildir. Suyun azlığı, kışların kuru ve soğuk geçmesi canlıların yaşamını olumsuz yönde etkiler, insanlar, hayvanlar ve bitkiler şu ya da bu biçimde güç yaşam koşullarına uyum sağlarlar. Kimi çöl bitkilerinin çok derinlere inen kökleri vardır. Pek yaprağı bulunmayan bu gibi bitkiler böylece buharlaşmaya karşı korunmuş olurlar. Yapraklarında koruyucu bir mum katmanı bulunan ya da yaprakları kapanan bitkiler de su yitirmez. Kaktüsgillerden bitkiler uzun süre su depolayabilir. Kurak dönemler boyunca tohum ya da soğan biçiminde kalan pek çok bitki, hafif bir sağanak sonrasında bile, bir ya da iki gün içinde yeni tohumlar üretmek için hızla çiçek açarak canlanır. Bu tohumlar bir sonraki yağışta büyümeye başlar.
    Çöl hayvanları su içmeden çok uzun zaman dayanabilirler. Örneğin çöl antilobu pek sey­rek su içer. Çöl hayvanları içinde sürüngen­ler, böcekler, yarasalar, kemiriciler ve az sayıda kuş türü vardır. Araptavşanı gibi kemi­riciler, sakangur gibi sürüngenler, bazı kınka­natlılar çölde rahatlıkla dolaşırlar. Deve en donanımlı çöl hayvanlarından biridir. Taban­ları yastık gibi yumuşak ve yayvandır. Az besinle yetinir. Çok acıktığı zaman kullanmak için hörgücünde yağ depolar. Susuzluğa daya­nıklıdır. Kum fırtınalarına karşı iki sıra koru­yucu kirpiği, tüylü kulak delikleri ve gerektiği zaman örtülen burun delikleri vardır. Kuzey Ameri­ka'da yaşayan çöl tilkisinin kocaman kulakla­rının vücut ısısını dışarı atmaya yaradığı söyle­nir. Çöl hayvanlarının çoğu gündüz inlerinde kalır; geceleri avlanır.
    Çölde yaşayan insanlar için en yaşamsal nesne sudur. Sulama yapılabilen yerlerde yerleşik topluluklara rastlanır. Çöl insanlarının çoğu ise hayvancılıkla geçi­nen göçebelerdir. Yaşamları deve, koyun ve keçi sürülerini bir otlaktan öbürüne gütmekle geçer. Toprak yüzeyinde ya da yüzeye yakın katmanlarda bazı bitkilerin yeşermesine yete­cek kadar su bulunan bölgelere vaha denir.
    Vahalarda en çok rastlanan bitki türleri hur­ma ağaçları, çeşitli meyve ağaçları, soğan ve havuç gibi sebzelerdir. Arpa ya da buğday yetiştirilen birkaç hektarlık vahaların yanı sıra, bir kenti kapsayacak kadar büyük olan­ları da vardır. Suriye'nin başkenti Şam böyle bir vaha kentidir.
    Bazı çöllerin yüzeylerinde ya da yüzeye yakın katmanlarında zengin maden yatakları bulunur. Örneğin, Avustralya çöllerinden al­tın elde edilmekte, Arabistan Yarımadası'nın doğusundaki çöllerde ve Sahra Çölü'nde pet­rol kuyuları bulunmaktadır. Şili'deki çöl böl­gesinde ise nitrat yatakları vardır.
    Çöllerde yağıştan sonra bataklıklar ya da göller oluşur. Eğer yağış yeraltı sularıyla da destekleniyorsa tatlı su gölleri ortaya çıkabi­lir. Ama çöllerdeki göllerin çoğunun dışarıya akışı olmadığından tuzluluk oranı yüksektir. Suyun sürekli buharlaşması da tuzluluk oranı­nı artıran bir etkendir. Örneğin, ABD'nin Utah eyaleti topraklarında yer alan Büyük Tuz Gölü böyle oluşmuştur. Ne var ki, çöllerdeki yeraltı sularından yararlanarak ger­çekleştirilen sulamayla, toprak verimli bir duruma getirilebilir. Bu topraklarda yetişen bitkiler ve özellikle ağaçlar, kökleriyle toprak dokusunu pekiştirerek toprak aşınmasına karşı etkili bir önlem oluştururlar.
     
  3. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sıcak Çöller
    • 30 °C enlemlerinde görülür.
    • Yılda 1-2 kez yağış düşer.
    • Vahaların dışındaki yerler yerleşmeye elverişli değildir.
    • Yıllık sıcaklık farkı azdır.
    • Gece ile gündüz arası sıcaklık farkı fazladır.
    • Görüldüğü yerler: Büyük Sahra (Kuzey Afrika), Kalahari (Güney Afrika), Atakama (Güney Amerika), Arizona (Kuzey Amerika), Viktorya (Avustralya), Tar (Hindistan), Kisimu (Kenya)
    • Bitki örtüsü dikenli bitkilerdir.
    Karasal Çöller

    • Orta kuşak karalarının deniz etkisinden uzak iç kesimlerinde görülür.
    • Bitki örtüsü steptir.
    • Diğer özellikleri sıcak çöllerle aynıdır.
    • Yıllık yağış miktarı 20 mm'yi geçmez.
    Soğuk Çöller

    • Kutup çevrelerinde görülür. Sadece Antarktika'nın çevresinde görülmez
    • Bitki örtüsü yoktur.
    • Çok az görülür.
    "Çöl iklimi - Vikipedi"'dan alındı
     
  4. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Çöl

    Çöl, aşırı kurak ve bitki örtüsü seyrek, geniş bir alandır. Çöllerin bir kum denizini andırdı­ğı sanılırsa da, kum çölleri yeryüzündeki toplam çöl alanının ancak küçük bir bölümü­nü oluşturur.
    Yıl boyunca, özellikle gündüzleri aşırı sıcak ve kurak olan Kuzey Afrika'daki Sahra
    Çölü dünyanın en büyük çölüdür. Orta As­ya'da yer alan Gobi ve Tarım çölleri ise yazın çok sıcak olur ve hemen hemen hiç yağış almaz; kışın ise dayanılmaz soğukluktadır. Kuzey Buz Denizi'nin çevresindeki soğuk tundra alanları "soğuk çöl" olarak tanımla­nır. Yazın karlar eriyince altından yosunlar ve çeşitli bitkiler çıkar.
    Çöller genellikle yağmur almayan yöreler­de oluşur. Bununla birlikte, yağış alan bazı bölgelerde sıcak rüzgârların yağmuru nere­deyse toprağa değerken buharlaştırması ya da yağışın kumlu ve taşlı topraktan hızla süzüle­rek, bitki köklerinin ulaşamayacağı derinlik­lere sızması da kuraklık yaratarak çölleşmeye neden olabilir.
    Çöl yüzeyleri çok çeşitlidir. Bazı çöllerde toprak dokusunu kökleriyle sağlamlaştıracak herhangi bir bitki örtüsü bulunmadığından, aşırı ısı değişikliğinin etkisiyle çatlayıp ufala­nan toprak güçlü rüzgârlarla savrularak "ku­mul" adı verilen kum tepecikleri oluşturur. Bazen de rüzgâr toprağın yüzeyindeki kumu sürükleyerek, geriye çakıl ve kırık taşlardan düz bir alan bırakır; buna çöl kaldırımı denir. Yazın göller kuruduğun da, aşırı ısının etkisiyle kavrulmuş, bataklık çölü denen bir alan oluşur.
    Büyük çöllerin çoğu, gündüzlerin her za­man sıcak geçtiği tropik iklim kuşağının kurak bölgelerinde yer alır. Örneğin Afrika'daki Sahra ve Kalahari çölleri; Arabistan Yarımadası'ndaki çöller; Hindistan'daki Büyük Hint Çölü bu kuşakta yer alırlar. Orta Asya ve Avustralya'nın iç bölgelerinde, okyanus­lardan esen nemli rüzgârların ulaşamadığı yerlerde de çöller oluşur. Alizeler'in karadan denize estiği yerlerde de çöllere rastlanır. Güney Amerika'nın güney ucunda yer alan Patagonya bölgesi, And Dağları nedeniyle Büyük Okyanus'tan esen nemli rüzgârların getirdiği yağışlardan yararlanamadığı için, kurak bir alana dönüş­müştür. Kuzey Amerika'nın iç bölgelerinde, Kayalık Dağlar'ın doğusunda yer alan çöller de aynı biçimde oluşmuştur. Bu çöl bölgesi ABD'nin Arizona, Nevada, Utah ve New Mexico eyaletleriyle birlikte, Meksika'nın ku­zeyindeki geniş bir alanı da içine alır.
    Çöllerden akarsu doğmaz. Çöllere giren akarsular da ya buharlaşma yüzünden yok olur ya da denize çıkışı olmayan tuzlu göller­de son bulur. Akarsuların oluşabilmesi için yağışın, buharlaşma ve toprağın alt katmanla­rına süzülme nedeniyle ortaya çıkan su kay­bından daha fazla olması gerekir. Çok yağış alan yerlerden doğan ve bu nedenle suyu bol olan Nü, İndus ve Colorado gibi ırmaklar bü­yük çöllerin içinden geçseler de denizlere ula­şırlar.


    Çölde Yaşam
    Çölde yaşamak kolay değildir. Suyun azlığı, kışların kuru ve soğuk geçmesi canlıların yaşamını olumsuz yönde etkiler, insanlar, hayvanlar ve bitkiler şu ya da bu biçimde güç yaşam koşullarına uyum sağlarlar. Kimi çöl bitkilerinin çok derinlere inen kökleri vardır. Pek yaprağı bulunmayan bu gibi bitkiler böylece buharlaşmaya karşı korunmuş olurlar. Yapraklarında koruyucu bir mum katmanı bulunan ya da yaprakları kapanan bitkiler de su yitirmez. Kaktüsgillerden bitkiler uzun süre su depolayabilir. Kurak dönemler boyunca tohum ya da soğan biçiminde kalan pek çok bitki, hafif bir sağanak sonrasında bile, bir ya da iki gün içinde yeni tohumlar üretmek için hızla çiçek açarak canlanır. Bu tohumlar bir sonraki yağışta büyümeye başlar.
    Çöl hayvanları su içmeden çok uzun zaman dayanabilirler. Örneğin çöl antilobu pek sey­rek su içer. Çöl hayvanları içinde sürüngen­ler, böcekler, yarasalar, kemiriciler ve az sayıda kuş türü vardır. Araptavşanı gibi kemi­riciler, sakangur gibi sürüngenler, bazı kınka­natlılar çölde rahatlıkla dolaşırlar. Deve en donanımlı çöl hayvanlarından biridir. Taban­ları yastık gibi yumuşak ve yayvandır. Az besinle yetinir. Çok acıktığı zaman kullanmak için hörgücünde yağ depolar. Susuzluğa daya­nıklıdır. Kum fırtınalarına karşı iki sıra koru­yucu kirpiği, tüylü kulak delikleri ve gerektiği zaman örtülen burun delikleri vardır. Kuzey Ameri­ka'da yaşayan çöl tilkisinin kocaman kulakla­rının vücut ısısını dışarı atmaya yaradığı söyle­nir. Çöl hayvanlarının çoğu gündüz inlerinde kalır; geceleri avlanır.
    Çölde yaşayan insanlar için en yaşamsal nesne sudur. Sulama yapılabilen yerlerde yerleşik topluluklara rastlanır. Çöl insanlarının çoğu ise hayvancılıkla geçi­nen göçebelerdir. Yaşamları deve, koyun ve keçi sürülerini bir otlaktan öbürüne gütmekle geçer. Toprak yüzeyinde ya da yüzeye yakın katmanlarda bazı bitkilerin yeşermesine yete­cek kadar su bulunan bölgelere vaha denir.
    Vahalarda en çok rastlanan bitki türleri hur­ma ağaçları, çeşitli meyve ağaçları, soğan ve havuç gibi sebzelerdir. Arpa ya da buğday yetiştirilen birkaç hektarlık vahaların yanı sıra, bir kenti kapsayacak kadar büyük olan­ları da vardır. Suriye'nin başkenti Şam böyle bir vaha kentidir.
    Bazı çöllerin yüzeylerinde ya da yüzeye yakın katmanlarında zengin maden yatakları bulunur. Örneğin, Avustralya çöllerinden al­tın elde edilmekte, Arabistan Yarımadası'nın doğusundaki çöllerde ve Sahra Çölü'nde pet­rol kuyuları bulunmaktadır. Şili'deki çöl böl­gesinde ise nitrat yatakları vardır.
    Çöllerde yağıştan sonra bataklıklar ya da göller oluşur. Eğer yağış yeraltı sularıyla da destekleniyorsa tatlı su gölleri ortaya çıkabi­lir. Ama çöllerdeki göllerin çoğunun dışarıya akışı olmadığından tuzluluk oranı yüksektir. Suyun sürekli buharlaşması da tuzluluk oranı­nı artıran bir etkendir. Örneğin, ABD'nin Utah eyaleti topraklarında yer alan Büyük Tuz Gölü böyle oluşmuştur. Ne var ki, çöllerdeki yeraltı sularından yararlanarak ger­çekleştirilen sulamayla, toprak verimli bir duruma getirilebilir. Bu topraklarda yetişen bitkiler ve özellikle ağaçlar, kökleriyle toprak dokusunu pekiştirerek toprak aşınmasına karşı etkili bir önlem oluştururlar.
     

Bu Sayfayı Paylaş