Yerel YÖnetİmler Ve Sİvİl Toplum KuruluŞlari

'Diğer Mesleki Bilgiler' forumunda UquR tarafından 9 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yerel YÖnetİmler Ve Sİvİl Toplum KuruluŞlari konusu Yerel YÖnetİmler Ve Sİvİl Toplum KuruluŞlari

    Günlük hayatımızı yakından etkileyen hizmetleri yerine getiren kuruluşlar, genelde, yerel yönetim kuruluşlarıdır. Yerel yönetim kuruluşları, kendilerine sağlanan yasal, mali ve teknik olanaklarla bu hizmetleri yerine getirmeye çalışırlar. Yönetimi, hem kamusal mal ve hizmetleri temin eden hem de teminini kolaylaştıran bir araç olarak değerlendirebiliriz. Bu anlamda, topluma yönelik bazı hizmetler, yerel yönetim dışında bireyler veya gönüllü kuruluşlar (Sivil Toplum Kuruluşları), ile özel topluluklar tarafından da yerine getirilebilmektedir.
    Demokrasi anlayışının gelişmesi ve demokratik bilincin kökleşmesiyle birlikte yerel yönetimlerin önemi artmıştır. Günümüzde iki tür demokrasi vardır: doğrudan demokrasi ve temsili demokrasi. İnsanların toplu yaşama gereksinimlerinden dolayı şehirleşme artmış ve artık tamamen temsili demokrasiye geçilmiştir. Temsili demokrasilerde yönetim üzerinde halkın sesini duyuracak, baskı oluşturacak bir kuruma ihtiyaç duyulmuştur. Sivil toplum kuruluşları bu nedenle ortaya çıkmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının kuruluş amacı, yönetim üzerinde halk arasında bir denetim mekanizması oluşturmaktır. Yerel yönetimlerde demokrasiyi sağlayan sivil toplum kuruluşlarıdır. Böylelikle, kent yönetimi üzerinde sistemli ve sürekli etki, örgütlü yurttaş girişimleri aracılığı ile daha kolaylıkla sağlanmaktadır.
    Yerel yönetimler, ülke yönetimi ile kalkınmasında merkezi genel yönetimle beraber işlev gören yönetsel ve siyasal bir sivil toplum kurumu olmaktadır. Yerel yönetimlerin en büyük sivil toplum kuruluşları olarak kabul edilmesine karşın, merkeziyetçi yapının etkisiyle daha çok yönetsel birim olma özelliği ön plana çıkmaktadır.. bu çalışmanın amacı, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişkilerin incelenmesidir.
    Çalışmada ilk önce yerel yönetim kavramı ele alınacak, ekonomik-siyasal-hukuksal faktörlerle yerel yönetimlerin varoluş sebepleri incelenecektir. Yerel yönetim kurumlarının görevlerine değindikten sonra, yerel yönetimlerin öneminin demokrasiyle birlikte geliştiği üzerinde durulacaktır. Yerel yönetimlerde demokrasiyi sağlayanın STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları) olması nedeniyle STK'lar incelenecek ve yerel yönetimler ile bunlar arasında ki ilişkiler ortaya konulacaktır. Daha sonra bu kuruluşların birbirlerinden beklentileri ve varolan yapı içinde yaşanan sorunlar ele alınacaktır.


    1-YEREL YÖNETİMLERİN TANIMI
    Evrensel bir tanım ile yerel yönetimler, belirli bir coğrafi alanda (köy, kent, kasaba, il, v.b) yaşayan yerel topluluğun bireylerine, bir arada yaşamak nedeniyle kendilerini en çok ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan, karar organları (kimi durumlarda yürütme organları) yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelirlere, bütçeye ve personele sahip, merkezi yönetimle olan ilişkilerinde yönetsel özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileridir. (Coşkun,1999,syf:99)
    Yerel yönetim anlayışı ve uygulaması, yalnızca yerel topluluğun ortak gereksinimlerin karşılanması değil, aynı zamanda merkezi devlet anlayışının sakıncalarına karşı demokratik sivil toplum yönetim ve uygulamasının geliştirilerek sürdürülmesi ve her şeye karşı yaşatılması olmalıdır. Bunun sonucu olarak yerel yönetim içinde, özellikle belediyeler, halka dayalı kurumlar olmak durumundadır. Ancak ülkemizde bunu ileri sürmek oldukça zordur. Çünkü belediyeler ile halkın en yakın etkileşimi ile yalnızca seçim dönemlerinde olmaktadır. Oysa yerel yönetimlerin işleyişi ve çalışması sırasında denetlenmesi, belirli bir grubun tekelinden çıkarak, kentte yaşayan her kesimden gelen kişiler aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışmalı ve bunun için gerekli koşullar sağlanmalıdır. (Çevikbaş,1995,syf:76)


    2-YEREL YÖNETİMLERİN VAROLUŞ SEBEPLERİ
    Günümüzde yerel yönetimlerin varoluş sebepleri açıklanırken genellikle ya faktöre yer verilmektedir. Bunlar: Ekonomik,hukuksal, ve siyasal faktörlerdir.


    2.1. Ekonomik faktörler:
    Yerel yönetimlerin var oluşları ekonomik gerekçelerle temellendirenler özellikle şu noktalara dikkati çekmektedirler. (Coşkun,1999,syf:97)
    · Yerel yönetimler, kendi bölgelerindeki ihtiyaçların neler olduklarını ve miktarlarını merkezi idareye oranla daha akılcı bir biçimde saptayabilme olanaklarına sahiptirler. Bu durum, kaynakların israf edilmesini azaltır.
    · Aynı hizmetlerin üretilmesi halinde; yerel yönetim, merkezi idareye oranla daha fazla verim elde eder.
    · Kitlelerin ekonomik taleplerini iletmeleri ve bu konuda etkinlikte bulunmaları açısından, yerel yönetimler, merkeziyetçi otoriteye daha fazla avantajlı konumdadırlar.
    Kısacası, yerel yönetimler ekonomik açıdan aynı verimi, merkezi idareye oranla daha az kaynakla sağlamaktadırlar. Bu nedenle, merkezi idarenin yanında birde yerel bir yönetimin bulunması ekonomik açıdan zorunluluğu olarak ortaya çıkmaktadır. (a.g.e,syf:97)


    2.2. Siyasal Faktörler:
    Yerel yönetimlerin varoluşunun, siyasal gerekçesinin özünde demokrasi inancı ve yerel demokratik değerler yatmaktadır. Günümüzde demokrasi anlayışının gelişmesi ve yerleşmesine koşut olarak, yerel yönetimlerin önemi de giderek artmış ve toplumsal yapı yaşamın demokratik bir şekilde düzenlenmesinde yerel yönetimler vazgeçilmez siyasal enstrümanlar haline gelmişlerdir. Toplumsal yaşama ilişkin bütün karaları merkezden almak rasyonel bir tutum değildir. Çünkü, merkezi idare ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ne kadar özverili çalışırsa çalışsın , o bölgenin yerel koşullarını o bölgede yaşayan insanlar kadar iyi bilemez, değerlendiremez. Bu nedenle bu konuda yapılması gereken şey, bölgesel sınırlar içerisinde insanların kendi seçtikleri temsilcileri aracılığı ile ihtiyaçlarını belirlemeleri ve bu belirlemeler doğrultusunda yürütmede bulunmalarını sağlayacak hukuksal zemini oluşturmaktadır. (a.g.e,syf:98)


    2.3. Hukuksal Faktörler:
    Yerel yönetimlerin varoluş nedenlerinin hukuksal dayanaklarını belirtirken merkezi yönetim ve yerinden yönetim kavramlarının açıklanması gerekir.
    Merkezden yönetim, bir ülkede merkez memurlarının daha geniş yetkilere sahip olduğu ve alt kademe memurlarının yetkilerinin ve takdir haklarının azaldığı bir yönetim biçimidir. Yerinden yönetim ise, kamusal güçlerden bir kısmının merkezi otoriteden alınarak daha az yetkili bir otoriteye aktarılmasıdır. Yerel yönetimlerin niçin varolması gerekçesini savunan görüşlerin hukuki dayanağı da, yerinden yönetim kavramıdır. Buna göre, merkezi otoriteden alınıp yerel otoriteye aktarılan yetkiler eğer yürütmeye ilişkin yetkiler ise idari bir adem-i merkeziyet esası, bir bölgenin sakinlerine o bölgedeki topluluğun ortak ve genel yararlarını gereğince saptamak ve gereğini yerine getirmek hususunda özerklik verilmesidir. (a.g.e.,syf:99)
    Ekonomik, siyasal ve hukuksal nedenlerden ötürü yerel yönetimler, bugünkü toplumsal yaşamın vazgeçilmez kurumlarından birini oluşturmakta ve önemi her geçen gün artmaktadır.


    4-YEREL YÖNETİMLERDE DEMOKRASİ KAVRAMI
    Bireylerin kamu yönetiminin yetki ve görev alanına giren konularda söz sahibi olmalarını amaçlayan katılım anlayışına ilişkin iki yaklaşım söz konusu olabilmektedir:bunlardan birincisi, yurttaşların yasaları doğrudan demokrasi anlayışına göre bizzat katılacakları toplantılarda kabul etmeleri ve yönetimle ilgili kararları gene bu toplantılarda vermeleri yönetsel mevkileri de belli sürelerle nöbetleşe üslenmeleri anlayışıdır. Diğeri ise, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yurttaşın rolünü belli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma etkinliği ile sınırlı tutmayı öngören yaklaşım vardır.
    Günümüzde seçimlere dayalı temsil edici kurumların varlığı, sağlıklı işleyen bir demokrasi için zorunlu olsa da yeterli kabul edilmemekte ve "katılımcı demokrasi"den söz edilmektedir.
    Çağımızda doğrudan demokrasi ile temsilci demokrasi arasında denge sağlamayı amaçlayan katılımcı demokrasi anlayışı her iki aşırı yaklaşımın sakıncalarına karşı bir çözüm olarak görülmektedir. Katılım, bireylerde demokrasi duygusunu geliştirmektedir. Bu yolla yurttaşlar seçilmiş ve atanmış kamu görevlilerini daha etkili biçimde denetleyebilmekte, karar ve uygulamalarını değerlendirebilmektedirler. (Yalçındağ,1999,syf:50)
    Demokrasi anlayışının gelişmesiyle, yerel yönetimlerin önemi artmıştır. Yerel nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesinde başvurulan örgütlenme biçimlerinden biri olan yerel yönetimler; diğer örgütlenme biçimlerinden genel olarak, karar ve yürütme organlarının oluşumundaki farklılık ile ayrılmaktadır. Bu organlar ilke olarak, yöre halkı tarafından seçimle belirlenmektedir. Bu çerçevede yerel yönetim, yerel nitelikli hizmetlerin yönetiminden daha ,ileri bir anlam kazanmakta ve demokrasi ile ilişkilendirilmektedir. (Coşkun,1999,syf:100)
    Demokratik bir yerel yönetimin temel esaslarından biri de, yönetimin kararları ve uygulamaları üzerinde yerel halkın sürekli etkili olması ve halk denetiminin sağlanmasıdır. Halk denetimini (-ki teşkilatlanmış kamuoyu ve baskı gruplarının denetimidir) etkin kılmak için, bireylerin etkin bir örgütlenme bilincine sahip olmaları ve baskı grupları oluşturmaları gerekmektedir. (a.g.e., syf:105)
    Yerel yönetimler, yerel hizmetleri yerine getirirken,özerk, demokratik ve katılımcı bir siyasal yapı içinde, hizmetlerin yürütülmesinde etkinlik ön planda tutularak, STK'lar ile ortak çalışmalar yaparak işlevlerini sürdürmelidirler. (Çevikbaş,1995, syf:80)
     
  2. UquR

    UquR Üye

    5-SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ TANIMI ve İŞLEVLERİ
    STK'lar toplum yararına çalışan, demokrasinin gelişmesine katkıda bulunan, kar amacı gütmeyen, devletten ayrı hareket edebilen, bireylerin ortak amaç ve hedeflerine bakıldığında ise; siyasal idareyi ve yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle etkileyebilen bir örgütlenme türüdür. (Merhaba Sivil Toplum,ÇYDD yayınları)
    STK'lar demokrasinin egemen olduğu gelişmiş toplumlarda endüstrileşmiş ülkelerde karşılaşılan önemli kuruluşlardır. Böyle toplumlarda yaşayan siyasal, sosyal ilişkilerin ve gelişmelerin kaçınılmaz sonucudurlar. Çağdaş toplumların hepsinde bu kuruluşlar vardır ve giderek ağırlıklarını daha fazla hissettirmektedirler.
    Kamu yönetiminin örgüt yapısı dışında kalmış, resmi ve resmi olmayan yurttaş örgütlenmeleri aracılığı ile yerel yönetimler üzerinde sistemli ve sürekli etki kolaylıkla sağlanmaktadır.
    Bu kuruluşların kapsamına meslek kuruluşları, sendikalar, vakıflar, dernekler ve buna benzerlerinin girdiği kabul edilmektedir.
    STK'lar hangi görüşten olursa olsunlar tüm insanların ortak ilkelerde bulunabilecekleri varsayımından yola çıkarlar. Bu anlamda, STK'ların üstlendikleri işlevleri birkaç başlık altında toplayabiliriz.

    · Kamuoyu oluşturmak yolu ile, bireylerin taleplerinin dile getirilmesine yardımcı olmak.
    · Çoğulcu bir toplum yapısının oluşmasını sağlamak suretiyle piyasadaki metalaşmaya ve egemen piyasa değerlerine karşı dengeleyici bir unsur olmak.
    · Kendi içlerinde oluşturacakları katılımcı ve çoğulcu bir kültürle beslenmiş ve aynı zamanda yönetim deneyimi de edinmiş bireylerin yetişmesini sağlamak.
    · Pilot projeler üretmek, bu projelere kaynak bulmak ve bu projeleri uygulamaya geçirmek yoluyla eğitim, sosyal refah ve istihdam konularında hükümet politikalarına paralel ya da alternatif sorumluluklar alabilmek.

    STK'lar bu işlevleri yerine getirirken bir takım etik değerlere bağlı kalmalıdır:
    a) Dürüstlük ve tutarlılık: Amaç, niyet ve eğilimlerle, davranışlar arasındaki veya vaadedilenle eylemler arasında tutarlılık ve bütünlük olmalıdır. STK'lara güven sağlayan ve beklentilerin yerine getirilip getirilmediğini ortaya koyan temel değer olarak dikkat çekmektedir.

    b) Açıklık ve saydamlık: Bir STK gerçekleştirdiği çalışmaları toplum çıkarına olup olmadığını, bunların neden ve nasıl yapıldığını ve sonuçlarının ne olduğunu topluma yansıtmak istemelidir. STK'lara tanınan bazı ayrıcalıkların ve sağlanan kaynakların yerinde kullanıp kullanılmadığını dış ortama açıklaması da bu bağlamda algılanmalıdır.

    c) Hizmet anlayışı: Bu değerin temelinde halk ile STK arasında söz konusu olabilecek hiyerarşiden ve onları yönetme ve denetleme niyetinden arınma bulunmaktadır. Dolayısıyla, gayretleri diğerleri için yardım, yarar sağlama... şeklinde gerçekleştirilen görevlere adamayı ön plana alma yönetmek ve denetlemekten çok topluma hizmet etmek yaklaşımı temel alınmaktadır.

    d) Yardımseverlik: Bu değer ihtiyacı olana vermekle yakından ilgilidir. Ancak bundan öte, diğerlerinin gönenç düzeyini kendimizle aynı düzeye çıkartmak üzere yardımlaşmayı içermektedir. STK'lar eldeki belirli kaynakları topluma aktarmada köprü görevi yapmaktadırlar. (Geray,2000,syf:3)

    6- YEREL YÖNETİMLER ve STK'lar ARALASINDAKİ İLİŞKİLER
    Yerel yönetimler,belirli hizmetlerin sağlanmasını STK'lar aracılığıyla gerçekleştirilebilmektedir. Bazı alanlarda halkın bilgi, deneyim ve becerisinin harekete geçirilmesi, STK'ların desteğinin sağlanması çok önemli yaralar sağlamaktadır. Bu kapsamda yerel yönetimler, çeşitli meslek kuruluşları, sendikalar, kooperatif birlikleri, dernekler ve diğer gönüllü kuruluşlarla çeşitli alanlarda işbirliği ve ortak yürütebilmektedir. STK'ların katkılarıyla sağlanabilecek hizmetlerin sınırı yoktur. Günümüzde bu hizmetler, çevre koruma ve çevresel etki değerlendirmesi çalışmaları, bilgisayar yazılım programlarının hazırlanması, büyük çaplı kamu projelerinde danışmanlık, v.b alanlarda yayılmış bulunmaktadır. Gönüllülerin yerel yönetim personelleri ile birlikte çalışarak başarılı olmaları büyük ölçüde onların istekliliğine, becerisine katkılarına bağlı olduğu kadar, yerel yönetim personelinin de gönüllü kişi ve kuruluşları kendileri açısından bir tehdit olarak görmeyerek, uyumlu bir ortak çalışma yaratmalarına bağlıdır.
    STK'ların yerel kalkınmada en büyük katkıları özellikle yerel yönetimlerin müdahalesinin yetersiz olduğu ya da hiç olmadığı veya müdahalenin yerel halkı tatmin etmekten uzak bir tarzda yapıldığı durumlarda gerçekleşmektedir.
    Halk katılımı sağlamak açısından belediye girişimi ile gerçekleştirilmesi mümkün olan programlardan bir başkası, belli konularda kampanyalar düzenlemektedir. Belediyeler, STK'ların katkılarıyla tüm kent halkına dönük ağaçlandırma, mahallelere/semtlere park, spor alanı kazandırma, atık kağıt, cam/şişe toplama, temiz kent, ilaç toplama gibi kampanyalara sık sık başvurmakta ve bunları başarı ile uygulamaktadır. (Yalçındağ,1999,syf:66)
    Bu çalışma için yapılan araştırmalarda, Seyhan Belediyesinin STK'lar ile iş birliğine önem verdiği, ancak, daha çok şehrin imarlı yapılanması, şehir planlaması ve kaçak yapının önlenmesi v.b alanlarında iş birliğini sürdürdüğü ortaya çıkmaktadır. Bu hizmetleri sürdürürken STK'lardan daha çok Mimarlar Odası ve Peyzaj Mimarları Odası ile işbirliği içerisine girmektedir. Bu anlamda kendi alanlarına ilişkin çalışma grupları oluşturmaktadır. Bu çalışma gruplarından başlıcaları; çevre temizlik, eğitim, kültür, sanat, tüketicinin korunması, imar ve iskan, doğal afetler ve trafik alanlarıdır.
    Bu anlamda Seyhan Belediyesi, çevre koruma ve ağaçlandırma konularında ÇETKO, TEMA ve Peyzaj Mimarları Odası gibi kuruluşlarla çalışmalarını sürdürmektedir.
    Alt yapı düzenleme ve imar planlarında Makine Mühendisleri Odasının katkılarıyla hazırlanan projeleri değerlendirmektedir.
    Tüketicinin korunması alanında ise, YY ve STK'ların ortak bir çalışması bulunmaktadır.Buna göre Türkiye'de 1995 tarihinde çıkartılan yeni yasa ile kamu kuruluşları, STK ve Sendika temsilcilerinden ve yine yasada belirtilen görevleri yerine getirmek üzere reklam kurulu ve tüketicinin sorunlarını çözmek, gereken önlemleri almak üzere, merkezde bir Tüketici Konseyi ile il ve ilçe merkezlerinde Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri'nin kurulması öngörülmüştür.Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nin,mülki idare amirlerinin ve belediyelerin etkinliğini arttırdığı görülmektedir.Bu heyet bakanlık,il ,ilçe merkezlerinde,tüketiciler ve satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla belediyelerle koordineli olarak ve en az bir tane oluşturulmaktadır.Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen bu heyette,Belediye Başkanı'nın personeli arasından görevlendireceği bir üye,Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkarlar Odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere beş kişi bulunmaktadır.Bu heyetin vereceği kararlar Tüketici Mahkemelerinde delil olarak kabul edilmektedir.
    YY ve STK'ları biraraya getiren en önemli faaliyetlerden biri de Demokratik Kent Kurultayı(Genişletilmiş Kent Meclisi)dir.Bu kurultayın gerçek amacı;yönetime halkın katılımının sağlanması olmakla birlikte,mevcut yerel yönetim sisteminin bilinen yetersizliklerini aşabilmek,kuruluşları ve semt temsilcileri aracılığıyla doğrudan halkın ihtiyaçlarını belirleyip, Çağdaş Belediyecilik açısından çözümler bulabilmek,belediye imkansızlıklarını halk katılımı ve yaratılacak kent imecesi ile aşabilmek;kısacası daha yaşanılır,çağdaş ve dayanışma içinde bir kent oluşturabilmek en belirgin amaçları arasındadır. Kurultaya muhtarlar,bölge temsilcilikleri,STK'ların temsilcileri,resmi kurumların müdürleri,üniversite ve okul temsilcileri katılabilirler.Kurultayın gündemi,katılımcıların gelen öneriler doğrultusunda oluşturulur.Kurultay görüşmeleri ve kararları daha sonraki çalışmalara ışık tutar ve halkın bilinçlenmesini sağlar.Toplantıların düzenlenmesinde belediye önderlik yapmakla birlikte çoğunlukla STK'larla geniş ölçüde işbirliği yapılmaktadır. Bu ilişkiler bağlamında bu gruplar,kentin tümünü ve genel kamu yararını ilgilendiren görüşleri ve talepleri belediyeye yansıtmaları yanında,doğrudan temsil ettikleri kesimlerin çıkarlarını belediye nezdinde savunma işlevi de üstlenmektedir.
     
  3. UquR

    UquR Üye

    Yerel YÖnetİmler Ve Stk'larin Bİrbİrlerİnden Beklentİlerİ
    YY'ler yaptıkları çalışmalarında STK'lardan destek beklemektedirler.STK'ların oluşturulan Kent Kurultayına önem vermeleri ve katılarak görüş bildirmeleri,YY'ler için önem taşımakta ve yaptıkları faaliyetlere ışık tutabilmektedir.
    Etkili ve verimli hizmet üretemeyen YY'leri bu durumdan kurtarmak ve kıt kaynaklardan daha etkin yararlanabilmenin yollarından birisi de bu hizmetlerin bir kısmının hemşehriler tarafından gönüllü kuruluşlar ve gönüllü katılım yoluyla üretilmesidir.Bu anlamda YY'lerin yaptıkları faaliyetlere halkın katılımını sağlamak amacıyla STK'lardan aracı olmaları istenmektedir.
    YY'ler içerisinde belediyelerden katılım konusunda yapılması beklenilen ise; kent halkının katılım taleplerini örgütler ya da bunlara katılarak ortaya çıkan talepleri, merkezi yönetim ile ilişkilerinde kendisine destek olarak kullanması, yetkili olmadığı konularda STK'ları ve öteki gönüllü katılım odaklarını harekete geçirerek, sivil örgütlenme ve yardım-destek kampanyaları aracılığıyla istenen etkinliklerin ve hizmetlerin yapılmasında örgütleyici ve destekleyici olarak işlev yapmasıdır.(Yalçındağ,1999,syf 55)
    Belediyecilikte halk katılımından istenen sonuçların elde edilebilmesi bağlamında da belediye hizmetlerinin saydam olması beklenmektedir. Saydamlıktan anlaşılması gereken iki konu vardır: Birincisi, belediyenin kararlarına ve uygulamalarına ilişkin her türlü bilgiye ve belgelere ulaşma olanağı,kentlilere ve bu arada medyaya sağlanmalıdır.İkincisi, yönetsel açıklık,belgelere ulaşma olanağı yanında bireylere belediyede yapılacak resmi toplantılara katılarak izleme olanağı verilerek de sağlanmalıdır.
    YY'lerin ve STK'ların birbirleriyle iyi ilişkiler içerisinde olmaları onların işlerini daha da kolaylaştıracaktır.Her iki kuruluşun da çeşitli projeleri vardır. Birinde teknik olanaklar-maddi olanaklar varsa,diğerinde de insan kaynakları vardır.Bu unsurlar birbirlerini tamamlamadıklarından biri diğerinden vazgeçemez.Yani daima birbirlerinden beklentileri vardır.
    Zaman içinde insan ihtiyaçları değiştikçe,bireyler ve gruplar tarafından başlatılan gönüllü örgütlenmeler değişik görünümler almaya başlamıştır.Dünyanın her tarafından gruplar,içinde kendilerinin de katılımcı olacakları ve gelişmesini arzu ettikleri bir sivil toplumun yapıtaşlarını oluşturacakları kurumlar meydana getirmektedirler.Artık amaç sadece hayır yapmak değil,kitleleri etkileyen ortak sorunları dile getirmek bu amaçla kamu üzerinde makul bir baskı oluşturmak ve alternatif konularda uzmanlaşarak kalkınmada katılımcı bir rol oynamaktır.(Zengin,1999,syf.122)


    8-YEREL YÖNETİMLER VE STK'LAR ARASINDA VAROLAN SORUNLAR
    YY'ler özerk,demokratik ve katılımcı bir siyasal yapı içinde hizmetlerin yürütülmesinde etkinliği ön planda tutarak STK'lar ile yaptığı ortak çalışmalarda bazı sorunlarla karşılaşmaktadırlar.Daha doğrusu değişik nedenlerle yerel hizmetleri yeterince yerine getirememektedirler.(Çevikbaş,1995,syf.81)
    Bunlardan bazıları şunlardır:
    · Belediyelerin bölge halkı tarafından talep edilen belediyecilik hizmetlerini tam olarak yerine getirememesi.Bunun en önemli nedeni elde edilen gelirlerin,yapılacak olan giderleri karşılayamamasıdır.Ayrıca görevli yetersizliği de faaliyetlerin yetersiz kalmasına neden olmaktadır.
    · Hızlı kentleşmenin sonucu olarak,giderek artan ve çeşitlilik gösteren yerel hizmet taleplerinin yeterince karşılanamaması ve göçlerin de etkisiyle çarpık kentleşmenin artması.
    · YY'lerin çoğunlukla merkezi yönetimin etkisinde kalması ve belediyelerin siyasi görüşlerine göre hareket etmesi sonucu ortaya çıkan sorunlar.
    · Hemşehricilik bilincinin gelişmemiş olması ve buna bağlı olarak halkın yönetiminin sorumluluğunu paylaşması konusunda yetersiz kalınması.
    · Yapılan işlerin genel değerlendirilmesine gereken önemin verilmemesi.
    · Yerel düzeydeki hizmetlerin,belirlenen amaca uygun ve yeterli şekilde daha az kaynak ve emek harcayarak yerine getirilmesi,yani etkinlik sağlanamaması.
    · Katılım konusunda halkın talepleri bakımından en önemli sorunlardan birisi,katılım konusuna olumlu yaklaşabilmek için gerekli mali kaynağa ve yetkiye sahip olamamaktadır.Bu konularda yetki ve kaynak ,merkezi yönetime ait olduğu için belediyelerin katılım talepleri konusunda doğrudan yapabileceği birşey olmayacaktır.
    · Belediyelerin öncelikli ve zorunlu görevlerinden birisi olan sosyal hizmetleri,kaynak sorunları,mevzuattan kaynaklanan sorunlar yüzünden etkin olarak gerçekleştirememesi.(Yalçındağ,1999,syf.57)

    YY'lerin STK'lar ile yeteri kadar işbirliği yapmaması ve bunu sağlayacak politikaların geliştirilmesi,ŞTK'ların verimliliğini düşürmektedir.STK'ların verimliliğini düşüren diğer bazı sorunlar ise şunlardır:
    · STK varlığının tam olarak bilinçlenmemiş olması ve halk tarafından faydaların anlaşılamaması.
    · STK kaynaklarının hedeflerine kıyasla yetersiz kalışı.
    · Gönüllülük ilkesine yeterince uyulmuyor olması ve çalışma alanlarının iyi tanımlanmamış olması.
    · STK'ların benzer STK'larla eşitlikçi ilişkiler ve ortaklaşmalar içerisine girmek istemesi,dolayısıyla kendilerini belli bir sivil alanın tek ya da en güçlü örgütü haline getirmeye çalışmaları.
    · Yalnızca kamu kuruluşlarının çalışması sayesinde ve kendi katkıları olmadan ortaya konulan başarılı sonuçların,kamuoyuna aktarılması ve tanıtılması bazı STK'lar tarafından kendilerini tutundurma ve tekelleşme yolunda medya konusu yapılmaktadır.Asıl faktörler ikinci plana itilmiş olmaktadır.
    · Bazı STK'ların fazla sayıda ücretli personel çalıştırarak iş görmesi nedeniyle,elde edilen kaynağın önemli bir bölümünün temel işlevlere yönlendirilememesi.
    Sivil hareketle hızla artan çeşitlilik,başarının ölçümlenmesi gereği ve katılımın belirtilen çerçevede bir akılcılığa kavuşturulması zorunluluğu,STK'lar arasında bir işbölümünü zorunlu hale getirmiştir.Bu yaklaşım,katılımcılıktaki rastlantısallığı,STK kayrımcılığını ve tekelci oluşumları önleyebilen önemli bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir.(Geray,2000,syf.3)
    İyi bir yerleşimin amaçlanan özelliklerini gerçekleştirebilmek için aktif yurttaşlar,STK'lar ve bir dizi diğer toplumsal aktör,merkezi ve yerel yöneticilerle birlikte bir ortaklık kurmalı ve sorunları birlikte çözerek bir "yurttaş bilinci" yaratılmalıdır.
    SONUÇ

    Özerk ve demokratik sivil toplum kurumları olarak yerel yönetimler,ülke yönetiminde ve kalkınmasında üzerine düşen görevleri etkin bir şekilde yerine getirmelidir.Bunun için merkezi idarenin gözetim ve denetiminin asgari düzeye indirilmesi gerekmektedir.Bunun yerine halk denetimi yoluna gidilmelidir.Bu amaçla STK'lar, yönetim üzerinde halk adına bir denetim mekanizması oluşturmaktadır.
    STK'lar kendi alanlarında belediye çalışmalarını etkilemek açısından önemli bir güç niteliği kazanmıştır.Ayrıca kimi durumlarda STK'ların belli konular için işbirliği yapmak ve üst kuruluşlar oluşturarak etkili olmayı maksimize etmeye çalışmaktadır.
    Belediye yönetimi,STK'lar aracılığı ile bir yandan sonradan dönmek zorunda kalmayacağı, doğru kararlar alma şansına sahip olur, öte yandan kararların uygulanması aşamasında gerekli destekleri daha başlangıçta elde etme olanağına kavuşur.
    Çağdaş ilişkilerin süratle kurulmasında en önemli görev merkezi otoritenin planlı şehirciliği ve kentleşmesi yaklaşımı ve yerel yönetimlerin bilfiil şehir planlama ve çağdaş kentleşme yaklaşımı ile gerçekleşecektir. Burada temel amaç kent hukuku içi ve dışı alanlarının ve ayrımının yaratılmasının engellenmesi ve kentleşmenin tamamının kent hukuku içi alan olarak geliştirilmesi ve yönetilmesidir.
    Yerel Yönetimler Reformu bu noktada önem kazanmaktadır.Merkezi yönetimin Ankara'dan sağlıklı bir kentleşmeyi planlaması ve yürütmesi mümkün değildir.Yerel Yönetimlere bu konuda daha geniş yetki ve görev verilmesini içeren yerel yönetimler reformu yapılmalıdır.Yerel Yönetimlerin hizmetlerinin temel amacı feodal yapıdan kopan bu kesimin çağdaş ilişkilere ve kent içi ilişkilere süratle kavuşturulması olmalı,böylece yaşam biçimi ve kültürü farklılığı çatışmaları engellenmelidir.
    Ancak kabul edilmelidir ki bugün ve ileride yasadışı rant elde etme yaratılacaktır. Bu noktada sivil toplum örgütlerine önemli bir görav düşmektedir.Bu rantın yaratılması ve paylaşılmasında STK'lar izin vermemelidir.Sosyal yönüyle ve baskı oluşturabilme unsurlarıyla engellemeye çalışmalıdır.
    Halk örgütlenmeden ve yerel meselelerde söz sahibi olmadan,yönetimde,siyasette ağırlığını koymadan kalkınma ve gelişme sağlanamayacaktır.Kendi gücünün farkında olmayan sivil toplum varoldukça bu sistem değişmeyecektir. Sivil toplumun aktif rolü arttırılmalıdır, bu da ancak halkın özellikle de geleceğin mirasçıları gençlerin STK'lara katılımıyla gerçekleşecektir.
     

Bu Sayfayı Paylaş