Yeniyol Köyü Ardeşen Rize

'Rize Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 21 Nisan 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yeniyol Köyü Ardeşen Rize konusu Rize İli Köyleri - Yeniyol Köyü Ardeşen - Yeniyol Köyü Hakkında Bilgiler - Yeniyol Köyü Resimleri





    Bilgiler
    Nüfus - (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 53400
    Alan Kodu 0464
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi
    İl Rize
    İlçe Ardeşen

    Yeniyol, Rize ilinin Ardeşen ilçesine bağlı eski adı OCE olan bir köydür.





    Tarihi
    Tarihi verilere göre, 1502-1509 tarihlerinde dedelerimiz anayurtları olan Orta Asya'dan göç ederek, Anadolu'da Horasan-Hasankale'nin Yeşinel beldesine yerleşirler. Molla Selim oğlu Kulaziz Ağa, çetin yollardan Üsküt Dağı'nı aşarak, Hemşin ilçesinin on bin köyünden biri olan Zuğa Köyü'ne gelir ve yerleşir. Kendisi yaşlıdır; orada (Zuğa) kardeşlerini (Zekeriya Bey'in dedesini) geride bırakarak, daha iyi bir yöreye yerleşmek ve daha rahat bir yaşam sürdürmek için Zuğa'dan ayrılarak Atina (Pazar)'ya inerler. Ardından Hopa istikametine doğru yönelen beş kardeş, Datin Mehmet, Dagül, Hira Ali, Osman ve Hasan, Ardeşen'den sonra, ışıklı Köyü'nü geçip şimdiki Yeniyol Deresi'nin yukarı doğru sol tarafından, Avcılar (Keriyesi) yolu ile önce Datin Mehmet'in yerleşeceği Evce'ye (köy sonradan Öce isminin alacaktır) gelirler. Hira Ali ile kardeşi Osman Kanlıdere'den yukarı, Davran'a çıkarlar ve orada kalırlar. Dagül ile Hasan Viçe (Fındıklı)'ya geçerler. Dagül burada kalırken, Hasan Hopa'ya doğru yola devam eder, ancak kendisinden bir daha haber alınamaz.

    Dagül hayvancılıkla iştigal etmeyi düşünerek, yaylacıların Fındıklı deresi ve Feriki Yolu ile Pishala ya çıkması ve yerleşmesi işleri ile meşgul olur. Hira Ali ile beraber kalan kardeşi Osman henüz çok gençken ölür. Geriye Zuğa'da kalan kardeşleri Zekeriya Öztürk'ün dedesi İslam hariç, bu yörede üç kardeş kalır. Datin Mehmet Öce'de, Dagül Yaylacılar'da, Hira Ali Davran'da yerleşmeye karar kılarlar. Datin Mehmet köye yerleştiği zaman köy tamamen boş ve kimsesizdir. Aşağı bölge sıtmalıdır, dolayısı ile yukarı köyün (şimdiki Cumhuriyet Mahallesi) şimdiki cami ırmağını hudut olarak alır ve Çekeloklar'ın zirvesine doğru suyun akışını saptar. Güneydoğu bölgesini hegemonyası altına alır. Camii ve mezarlığı kendi tarafına kurar. Çok eşlidir; çocukları çoktur. Araziye çok bağlıdır. Kendine özel bir konak inşa eder. Yeri Doktor Hasan'ın şimdiki ev yeridir. Bu şekilde hayatına yön verir.

    Zuğa'dan, aynı soydan gelen Hemşinli Şişman Öce'ye yerleşmek ister. Ancak Datin Mehmet'in yaşadığı hudut olan, şimdiki cami suyundan öteye geçmez. Dolayısı ile kuzey bölgede ikamet etmeye başlar. Şimdiki küçük öce mevkiinde, hayvancılık için mezra oluştururlar. Oradaki yerleşim normaldir.

    Köy, muhtarlık olarak Işıklı muhtarı tarafından yönetilmektedir. Küçük Öce mezrasında o dönemde oldukça kalabalık sayıda küçük ve büyük baş hayvan olduğu bilindiğinden ve birilerinin gözü bunu götürmediğinden, Işıklı Köyü'nden bir zat tarafından devletten vergi kaçırıldığı vergi memurlarına ihbar edilir. Vergi memurları anılan mezrayı aniden basmak isterler. Avcılar yolu ile anılan mezraya gidilir; ancak ihbar asılsızdır. Muhtar, bu ihbarı kendisine hayvan ürünleri gitmediği için yaptırmıştır. Vergi memurları daireye geri döndüklerinde, ilgili birim (kaza ve nahiye) amiri söz konusu bölgeye nereden gittiklerini sorar. Bunun üzerine memurlar Avcılar Keriyesi'nden gittiklerini söylerler. Bu nedenle köyün ismi zamanın yetkilileri tarafından kayıtlara Avcılar Keriyesi olarak geçirilir. Bu tarihten sonra da köyün mülki idaresi köy sakinlerine bırakılır. Ancak yasa gereği köyü, seçim ile gelen imam idare eder.

    Ayrılan İmam Hacı Şahin oğlu, ağaların kasadarlığını (Kavas) yapan zatın babası Şişman Dede'nin torununun isminden kimse bahsetmemiştir, ama geleneklere göre Küçük Öce mezraları ihbar vs. ile tedirgin olunca, ikinci bir mezra kurma gereksinimi duyulur. Datin Mehmet, Fındıklı Meyvalı Köyü'nün üst tarafında, Öce'den yaya yaklaşık beş saatlik bir mesafede, Papüzen denilen yörede bir mezra arsasına sahip olur; ancak bu arsaya yine Şişman ortak olmak istemez. Ona sadece kendileri gibi Tuncalılar'a (Tatoğulları) hudut bir arazide, hem mezra, hem de meşelik olarak alınan arazinin aşağı kısmından az bir yer gösterilir.

    Geçim hayvancılıkla olduğu için dede Şişman, Datin Mehmet'e dağlara çıkıp orada yayla açmayı teklif eder. Datin mehmet kabul etmez; çünkü yıldızları barışık değildir. Şişman cesur ve girişkendir. Çifte taş pınarından başlayarak, şimdiki konak yerlerini (mal yatağı ve ortağı) zaman zaman açarak, bu günkü Balıklı Yaylası'nı bulur ve kurar. Bu yaylanın üç payından ikisi Şişman'ın, biri Zenimos (Yurtsever) ve Salınköylüler'in (Serindere) olur. Yer Yurt edinme arzusundan dolayı Şişman ile Datin Mehmet'in aralarında anlaşmazlık baş göstermiştir. Bu süre içerisinde her ikisininde çocukları olmuş ve bazıları da evlenecek çağlara gelmişlerdir. Her biri evlenecek çağdadır ve aile çok kalabalıklaşmıştır.

    Datin Mehmet, konak harici üç ev daha inşa etmiş ve kalabalıklaşan aileyi ayırarak çocuklarını anneleri ile birlikte bu evlere yerleştirmiştir. Bu arada evlilik çağına ermiş olan Datin Mehmet'in oğullarından Hasan Hüseyin ile Şişman'ın kızı Azize birbirlerini sevmektedirler. Aileler arasındaki kırgınlık ve küskünlüğe rağmen ailelerin rızası ile iki genç arasında evliliğin ilk adımı olan nişan yüzüğü takılır. Ancak dede Şişman'ın gönlü, yukarıda bahsi geçen anlaşmazlıklar nedeni ile kızı Azize'yi Datin Mehmet'e gelin vermek istememektedir. Kızı vermemek için daha birçok sorun ortaya çıkartılarak işin içinden çıkılamaz duruma getirilir. Sorunlar giderek büyür ve iki kardeş arasında karşılıklı silah atışına kadar gider. Ancak bu hiç bir zaman can almaya yönelik olmaz.

    Selim Efendi'nin evi ile Hasan Oğullarının evi arasında atılan kurşunların yara izleri ahşap evlerin tahtalarında hala görülmektedir.

    Bu durum birbirini seven nişanlı iki genci fazlası ile üzmektedir. Ne babasından, ne de çok sevdiği nişanlısından vazgeçemeyen Azize,husumet üzerine kurulacak bir evliliğinde sonuç vermeyeceğini çok iyi bilmektedir. Böylesi bir durumu kabullenemeyen Azize, kendince kurduğu planı uygulayarak çareyi intihar etmekte bulur.

    Bir gece vakti, Öce Deresinde, hala kendi adı ile anılan ve kendisinin önceden tespit ettiği Masarrut Dere mevkiinde büyükçe bir göle gider. Belden bağlamalı entarisinin içini (koynunu) taş ile doldurup kendisini göle atar. Taşların ağırlığından dolayı Azize'yi ne dere sürükleyebilir ne de Azize suyun üstüne çıkabilir.Ve İBRET-İ ALEM olacak şekilde büyük yürek,büyük sevda, büyük aşk ve büyük bir anne, kendi canına kıyar.(Niçin?.. Kimin hakkı var?..Yazık...)

    Ailesi kızı aramaya çıkar; konu-koşu, dağ-taş, dere-tepe derken günler süren aramadan sonra Azize'nin cesedi gölün içinde bulunur. Azize'nin erkek kardeşi, olayı kızın nişanlısı Hasan Hüseyin ve ailesinden saklamak için, cesedi gece yarısı götürüp, şimdi Gurupit Boğazı denilen yerde fener ışığı ile açtığı mezara, sevgilisinin yüzüğünü de göğsünün üstüne koyarak defneder.

    Görüşmesine izin verilmediği yorumu ile günlerdir nişanlısını göremeyen Hasan Hüseyin ve ailesinin bu durumdan ve olan bitenden haberi yoktur. Ancak hiç bir olayın gizli kalmayacağı gibi olanları kızın nişanlısı ve ailesi de öğrenir. Bu sefer Hasan Hüseyin ve ailesi gelinlerinin mezarını aramaya başlarlar.

    Arama ve sorma sonunda defin sırasında fenerin ışığını gören ve yerini tam olarak tespit eden civar köylülerden biri Azize'nin sevgilisi Hasan Hüseyin'e gördüklerini anlatır ve bu yeri tarif eder. Bu tarif üzerine Hasan Hüseyin ve ailesi mezarı bulur ve mezarı açarlar.Açılan mezarda son olarak nişanlısını gören Hasan Hüseyin, nişanlısı ile birlikte nişan yüzüğünün de gömüldüğünü görür.

    Toprağa gömülen yüzük, nişanı da (yüzük erkek tarafından takıldığından) nişanlıyı da gömmek anlamına geldiğinden, Hasan Hüseyin, hem nişanlısının mezarını bulup sahiplendiğinin nişanesi olarak ve hem de kendisini gömemeyecekleri anlamında yüzüğü alır ve yüzüğün kendisinde olduğunu kızın ailesine bir şekilde ulaştırır.

    Bu hadise üzerine akrabalar arasında kaçınılmaz bir husumet gündeme gelir. Bu nedenle ailelerbirbirlerine üstünlük sağlamak amacı ile taraftar toplamak ihtiyacını duyarlar.

    Şişman Dede,Zenimos köyü'ne yerleşmiş olan kardeşi Memiş'i getirir. Ancak kendisine destekçi olması için ona araziden pay istemesi üzerine ; şimdiki cami tarafı olan kenar payı gösterir ve orada yaşamaya başlar.

    Datin Mehmet'te ilk önce Yaylacılar Köyünde oturan kardeşi Dagül'ün köye yanına gelmesini ister. Ancak Dagül, karşısındaki Şişman'ın, amcasının oğlu olması sebebi ile gelemez. Datin Mehmet bu sefer Davran Köyünde oturan kardeşi Hira Ali'ye gelmesi için teklifte bulunursa da Hira Ali,hem yaylaya ortak olacağı için ve hem de Şişman'ın amca oğlu olması sebebi ile teklifi kabul edemez. Datin Mehmet bu defa Zenimos Köyünde oturan fakat kendisiyle herhangi bir akrabalığı bulunmayan Akup'u kendisine destekçi olarak getitirir. Akup Zenimos'un yerlisi Dali Mehmet oğullarından bıkmıştır; bu nedenle memnuniyetle gelir. Datin Mehmet kan kardeşi ilan ettiği Yakup'a arazisinin orta yerinden bir mülk verir.

    Kan dökmeyi hiç bir zaman düşünmeyen Şişman dede ile Datin Mehmet arasında sonunda barış sağlanır. Mülkiyeti Şişmana ait olan şimdiki cami lojmanının alt tarafına bir cami kurulur ve cami ile etrafındaki arazi cami mülkü olarak vakfedilir. Datin Mehmet'in konağından camiye ve Şişman ile Memiş'in mahallesine yol bağlanır. Cami suyunun üstüne ahşap köprü yapılır. Mezarlığın da caminin yanına kurulması kararlaştırılırsa da, Datin Mehmet ölülerini oraya defnetmez. Ancak Datin Mehmet, cami ve camiye vakfedilen arazi karşılığı olarak kendisinin mülkiyetinde olan ve halen Köy Mezarlığı olan araziyi (gömülüğü) Köy Mezarlığı olarak köye vakfeder ve bütün köy ölülerini oraya defneder.

    Datin Mehmet yayla için Çorak ve Çapukli'ya gitmektedir. Hira Ali, Şişman ile anlaşmış olarak Balıklı Yaylası'na devam ederken, bir talihsizlik olur; Tuncalı biri her nedendir bilinmez, Hira Ali'nin oğlu veya torunu Eyüp ile feci şekilde dövüşür. Tuncalı ağır bir bıçak yarası alır. Eyüp, Yaylacılar Köyüne inen dere yolu ile köy inmek ister. Daha sonra kararını değiştirip sırt boyu köye inmeye karar kılar ve aynı yoldan yürür. Ancak Balıklı'da ağır yaraladığı Tuncalı'nın kardeşleri mağara sırtında Eyüp'ün yolunu beklemektedirler. Hemen Eyüp'ü yaylım ateşine tutup öldürürler ve ardından kaçarlar. Eyüp'un mezarı hala mağara sırtındadır ve mevki kendi adı ile anılmaktadır..

    Ağır kış şartları yaşamını etkileyince Dagül yaylacılarda ikamet edemez konuma gelir. Bu durum karşısında Öce'ye, kardeşi Datin Mehmet'in yanına gelmek ister. Ancak Datin Mehmet, ona ihtyacı olduğu zaman, kardeşinin yanında olmadığını unutmamıştır. Bu nedenle bu isteği kabul etmez. Ancak Dagül çok ısrar edince ona köyün sahil şeridine yakın bir yerinde oturmasına izin verir. Ama Dagül burada barınamayıp, geri yaylacılara döner. İleriki bir tarihte Datin Mehmet ile Dagül barışır. Dagül köye sürekli olarak yerleşir, burada mülk edinir. Ayrıca mera arazilerine de hak sahibi olur.

    Akup da aynı haklar sahiptir. Dagül bir çocuğunu tekrar yaylacılarda oturtur. Şişman'ın açtığı yayla yolu konak (yatak) yerleri SarıHopa, Yedikardeş, Salahpur, Teğgut, Sapuet, Yokuşdibi, Çamdibi (Kayadibi)'dir. Çamdibi'ndeki yatak yeri Hamitoğlu Şaban Ali Alyıldız tarafından açılmış olup, onun ismini taşımaktadır. Ayrıca Siprona, Kayadibidüzü, Eyüp'ün konağı ve Topunyatağı, Mağara, Uzun Kar isimli konaklama ve yatak yerlerini açar ve bu anılan yerlere sahip olur. Balıklı Yaylası ve yollardaki konaklma yerlerinin tüm haklarına kız alıp verme vasıtası ile Datin Mehmet, Dagül ve Akup sahip olurlar.

    Şişman dedenin soyu: şişmanlar, devrimsel olarak başta yeniyol olmak üzere tüm türkiyede devam etmektedir.

    Hira Ali'nin soyu Haral oğlu namı ile anılır. Eyüp'ün ölümünden sonra yaklaşık iki asırdır Balıklı Yaylası'na gitmemişlerdir. Bunlara Eyüp Oğlu'da denir. Tarla, Tank, Kibaroğlu, Grup ile Hatıoğlu Öztürk Yaylacılarda, Vezirler Yıldız, Bürbülen (Köseler) Küçükşahin, Meyvalı'da, Köseler, Şah Oğulları ve Abazalar Öztijaklar, Hatıoğulları yaylacılarda, Adapazarın'da, Küçükşahinler İstanbul beykoz'da yerleşmişlerdir. Eyüp oğularının Ordu ili perşembe ilçesinde akrabaları vardır.

    Akup-Yakup oğlulları; Altay, Alasgil, Yavuz soyadı ile Yeniyol'da ve Sakarya Akçakoca ve Kuruçeşme'de yerleşmişlerdir.

    Dagül'ün nesli Atagün, Güldiken, Gültekin, Dagüloğlu, Dağgül soyadı ile Yeniyol'da, Yaylacılar'da Akçakoca Esmahanım köyü ve Sakarya'da yerleşmişlerdir.

    Datin Mehmet'in nesli: AKMAN soyadını taşıyan (Hoca Oğulları,Hüseyin Oğulları ve Şerif Oğulları); AYYILDIZ, AKŞİMŞEK ve YAŞİNEL soyadını taşıyan (Şütun oğulları); KIZILTAN Soyadını taşıyan (Keşi Oğulları);Sevdi Oğulları, Baltacı Meyvalı'da, Akçakoca ve Koaeli'de otururlar.

    Zuğa'da kalan Zekeriya Öztürk'ün nesli Hemşin Zuğa'da (Çamlıtepe) İslam Oğulları Zekeriya.

    Kültür ve Eğitim
    Köyün gelenek, görenek ve ananeleri karadeniz'in diğer yöreleri ile benzerlikler göstermektedir. Köyün gelenekleri arasında HAYVANCILIK ve YAYLACILIK kültürüde bulunmaktadır. İlkbaharın sonuna doğru Balıklı Yaylası'na çıkılır. (Halen 3 veya 4 yayla evinde, yaylacılık devam ettirilmektedir.) Ağustos ayının ilk pazarı köyde eğlenceler düzenlenir, köy sorunları konuşulur ve horon oynanırdı. Son 10 yıldır Geleneksel Oce Kültür Şenlikleri adı altında etkinlikler devam etmektedir. Şenlik diğer yöre şenliklerine göre farklıdır. Tiyatro oyunları, skeçler, yaylacıları karşılama, santranç, voleybol gibi birçok kültür ve spor etkinliğini içermektedir. 2008 yılından itibaren şenlik kutlamaları uluslararası olarak devam ettirilecektir. Köy düğün ve şenliklerinde geleneksel olarak oynanan oyun HORONdur. Horon, geleneksel çalgı TULUM eşliğinde oynandığı gibi KARŞILAMA TÜRKÜ (ATIŞMA) ile de oynanır. Tarihte TULUM; havancılıkla uğraşan Türk Kavimlerinin doğal ve geleneksel çalgısıdır. Geleklerinde hayvancılık olan köyümüzün ananevi çalgısının tulum olmasının ana kaynağı da buradan gelmektedir. Köy geleneklerinde BAŞLIK PARASI olmamıştır. 1913 yılında yapılan ve ilk köy okulu olan Şevkibey ilköğretim okulu, köyün eğitim durumunun çok yüksek olmasının başlıca sebebidir. Kamu Kurum ve Kuruluşlarının üst düzey görevlerinde hizmet vermiş ve vermekte olan birçok, Doktor,Mühendis,Subay, Hukukçu, Eğitimci,Milletvekilleri hasili var olan her meslekten insanımız, bu eğitim kurumununda yetişmişlerdir.Köy okulu kurulduktan bu yana köy kızları okula gönderilmiş ve kızların istedikleri meslek dalında eğitim yolları açılmıştır. Okul,TAŞIMALI EĞİTİM SİSTEMİNE geçildiği tarihten bu yana eğitime kapalı durumdadır. Okul çağına gelen çocuklar taşımalı sistem gereği olarak Işıklı ilköğretim okuluna gitmektedirler. Okul'un müze yapılması yapılan toplantılarda karar alınmış ve gerekli çalışmalar devam etmektedir.

    Coğrafya
    Rize iline 56 km, Ardeşen ilçesine 8 km uzaklıktadır.

    İklim
    Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 -
    1997 -

    Ekonomi
    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

    Muhtarlık
    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2009 - ZEKİ AKMAN
    2004 - Kazım Şişmanlar
    1999 - Kazım Şişmanlar
    1994 - Cengiz Alyıldız
    1989 - Cengiz Alyıldız
    1984 - Ali Sönmez
    Altyapı bilgileri
    Köyde ilk köy okulu olan Şevkibey ilk okulu bulunmaktadır. Köyün yerleşim yerlerine göre düzenlenmiş ayrı ayrı su şebeke sistemi bulunmaktadır. Kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş