Yemin Bozmanın Kefareti

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda DeMSaL tarafından 6 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yemin Bozmanın Kefareti konusu yemin kefareti - yemin borcu nasıl ödenir


    Bazı konularda kızınca yemin ediyoruz. Öfkemiz geçince de pişmanlık duymaya başlıyor, yemini bozmak istiyoruz. Böyle hallerde ne yapmalıyız?
    Gelen yemin sorularını şöyle özetleyebiliriz. Deniyor ki: Bazı konularda kızınca yemin ediyoruz. Öfkemiz geçince de pişmanlık duymaya başlıyor, yemini bozmak istiyoruz. Böyle hallerde ne yapmalıyız?

    Yeminimizde durmalı mıyız? Duramaz da bozarsak kefaretini mi vermeliyiz? Ayrıca bozulan yemin için ne kadar kefaret ödememiz gerekir onu da bilemiyoruz. Bilgi verirseniz nasıl davranacağımızı bilecek, bozduğumuz yemin borcuyla kalmamaya dikkat edeceğiz..

    Cevap: Yemin öyle her kızdığınızda rast gele söylenecek basit bir cümle değildir. İnsan hayatında ancak çok mecbur kaldığı yerlerde yemin eder. Çünkü yemin Allah'ın isimleriyle olur. "Vallahi, billahi, tallahi" gibi kutsal sözlerle yapılır. Allah'ı, kutsal isimleriyle şahit tutmak ise basit bir söz değildir.

    Bu sebeple çok mecbur kalmadan yemin etmemeli, ama yemin yapılmışsa onda da sebat etmeli, sözünüzde durmalısınız.

    Ancak, günah olan bir işi yapmaya yahut da sevap olan bir işi yapmamaya yemin etmişseniz bu yeminlerinizde durmaktansa bozarak kefaretini vermeyi tercih etmeniz daha doğru olur. Çünkü böylesi yeminde durmakta fayda yok, zarar ise çoktur.

    Mesela, biriyle küs durmaya, evine gitmemeye, ona iyilik yapmamaya yemin etmek bozulmayacak yemin değildir. Öyle ise küs durmayıp konuşmalı, evine gitmeli, iyilik yapmalı, böylece bozduğunuz bu yeminin kefaretini vermeyi tercih etmelisiniz.

    Gelelim kefarete: Ne midir bozulduktan sonra verilecek yemin kefareti?

    - On tane fitre miktarı parayı ayırıp on yoksula ayrı ayrı yemin kefareti olarak vermektir. Mesela, bu sene fitreyi on liradan vermişseniz on tane fitreyi, yani yüz lirayı yemin kefareti olarak ayırıp yoksullara dağıtmalıdır.

    Böylece yoksula yardım etmiş olmanın hürmetine bozduğunuz yeminin günahından kurtulmuş olacağınızı düşünebilirsiniz. Zaten kefaret, silmek demektir. Bozulan yeminin günahını silmiş olursunuz yoksula verdiğiniz on tane fitre yardımıyla.

    Ancak yemin kefaretini ödemenin kendine mahsus şartı vardır. Şöyle ki:

    - Bir yoksula bir günde birden fazla yemin kefareti verilemez. Bu sebeple, yoksulun aile fertlerine de ayrı ayrı birer fitre kefaret gönderilebilir. Böylece on ihtiyaç sahibine ayrı ayrı birer fidye vermekle kısa zamanda kolayca kefaret borcu ödenebilir.

    Kefareti vekille vermek de mümkündür. İtimat edeceğiniz birine verirseniz, o sizin adınıza ihtiyaç sahibi kalabalık öğrencilere, başka yoksullara da dağıtarak ulaştırabilir. Yemek masrafına da kullanılabilir.

    -Şayet yeminini bozan kimse, on tane fitre verecek maddi güce sahip değilse, aralıksız üç gün oruç tutar. Bozduğu yeminin kefaretini üç gün aralıksız oruçla ödemiş olur. Birinden borç para alarak kefaret ödemek zorunda kalmaz.

    Özetleyecek olursak diyebiliriz ki:

    -Bir kötülüğü yapmaya, yahut da bir iyiliği yapmamaya yemin eden kimse, yemin ettim diye o kötülüğü mutlaka yapmaya, o iyiliği yapmamaya çalışmamalıdır. Tam aksine, o kötülüğü terk etmeli, o iyiliği yapmalı, böylece bozmuş olduğu yeminin de kefaretini vermeyi tercih etmelidir.

    Yemin konusunda bir mühim noktaya daha dikkat çekmek isterim.

    Yeminin en korkuncu, yalancı şahitliklerde yapılan yalan yemindir.

    Bu yeminin kefareti yoktur. Yalancı şahitlikteki yeminin vebalinden kurtulmak, yalan yeminle yok edilen hakkın, sahibine tekrar iadesini sağlayarak, mağdurla helalleşmekle ancak mümkün olabilir.

    Bu yüzden, şahitliklerde yalan yere yapılan yemin 'Ocakları söndürür, yalancının başına belaları yağdırır!' ikazıyla tarif edilmiştir. Zaten bilen insan da yalancı şahitlik yapmaya cesaret edemez.

    Zaman/Ahmet Şahin
     

Bu Sayfayı Paylaş