Yanan, kazaya uğrayan saçlar

'Güzellik & Bakım' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 22 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yanan, kazaya uğrayan saçlar konusu
    Yanan, kazaya uğrayan saçlar

    Ülkemizde şu ana kadar kullanılan saç boyaları ve kalitesi o kadar çoğaldı ki artık doğru ürünü arayan kuaförler, bu sırada onlarca kaza yapmaya devam ediyor. Bu bir nevi Çin malı ürünlerine benzedi. Çin malı motosikletler ile trafikte dolaşmak gibi bir şey. Enteresan olanı bu araçlara kasko bile yapılmıyormuş. Siz düşünün gerisini. Sonuçta üzerinde insan yolculuk yapıyor.

    Sanırım herkesin bu mallarla ilgili kötü bir tecrübesi olmuştur. Görünürde gayet normal ama kullanıma başlayınca tamamen fiyasko... İşçilik, seçilen hammadde hep en ucuzu… Artık saç kozmetiği müthiş bir savaşın içine girdi. Dünyada pek beğenilmeyen, ilk 20'ye giremeyen markalar ülkemize uzun yıllar evvel geldikleri için 1 numaradalar.

    Tabii ardından gelenler iyi de olsa tüketici kuaförünün yönlendirmesi ile ancak doğru sonucu yakalayabiliyor. Bu arada kuaförlerde vergi, işçilik ve kira gibi giderler yükseldikçe malzemede ucuza yönelmek doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

    Peki nasıl oluyor da bazen de çok ünlü kuaförlerde, yabancı markalı salonlarda hatta ülkemizin ilk sıralarında konuşulan ünlülerin salonlarında ya da ''şubelerinde'' yapılan işlemlerden sonra saçlar yanıyor, kopuyor ya da çok kötü kesilebiliyor?

    Bunun tek bir açıklaması var!
    Denemeler...
    Evet yanlış okumadınız saçlarınız bazen deneme tahtasına dönebiliyor ya da ihmal edilebiliyor.

    Ufak salonlar mahalle kuaförleri adı altında binlerce sayıda İstanbul'un ve sokak aralarının vazgeçilmezleri. Bu salonların arasında gerçek sanatkarlar doğru hizmeti veriyor ve büyümeye çalışıyor ya da hep aynı kalmak isterken gelişen teknoloji ve teknik malzemeden uzak kalıyor.

    Bu arada büyümek isterken de gümleyenler de oldukça fazla sayıda oluyor.

    En büyükler de yabancı isimli salonların isim haklarını satın alıyor. Mesela 250.000 paund gibi bir bedel ödenerek satın alınan isimlerin altında hizmet vermek isterlerken her işleme % 40 daha fazla bedel alıyor ki isim hakkının parasını çıkarsın. Sonuç tam bir kaos.

    Bunları kim mi denetliyor? Kuaförler odası demek gerek ama zor. Çünkü tüm çalışanlar zaten arkadaşlarımız ve kimse kimsenin ekmeği ile oynamak istemiyor. Ben de denetçi olarak dernekte görevliyim.

    Çözüm mü soruyorsunuz?

    Avrupa'da yani AB üyesi ülkelerde kullanılan malzemelerin saçı yakma olasılığı yok. Çünkü belli bir orandan fazla saçı açma özelliği olan ürünlerin ülkeye girişi yasak. Saçları yanan bir kadın, kuaförünün hayatını kaydırabilecek haklara sahip. Ama bizim ülkemiz daha 7 yabancı futbolcu sorununa çare bulunamamışken biz nasıl olur da kuaförlerdeki ürünlerin kalitesini tartışabiliriz!

    İyisi mi sız kendi başınızın çaresine bakın. Olur da saçlarınız her şeye rağmen zarar görürse bana gelin, ben bakımınızı ücretsiz üstleneceğim.

    Bu arada ben ne mi yapıyorum?

    - Tek bir marka ile sponsor anlaşmaları yaparak kendimi hiçbir markaya bağlamıyorum ve onların beni tatile göndermesine ya da bana koltuk ayna v.s. malzemeler vermesine müsaade etmiyorum.

    - Her markanın en iyi olduğu ürününü seçiyorum. Kullandığım bazı markalar ve iyi olduklarına inandığım ürünlerini sıralayabilirim.

    * Eczacıbaşı Scwarzkopf boyaları ve yıkama ve saç bakımı grubu

    * L'oreal "açıcı yağ" saç tonunu hafifçe kırmak ve natürel efekt vermek için evde saç şekillendirme grubu ve salonda spa bakımları; özelikle nane ve çikolata bakımı

    * "Tierra" bitkisel saç boyası. Hollanda'dan ithal % 100 beyaz kapatan harika bir ürün

    * "Organic" bitkisel boyada ilk göz ağrımız alışkanlıklardan kolay vazgeçilmiyor.

    * "Fuente": İçeriğinin % 79'u bitki özü olan harika bir salon bakımı. Saç spa'sı konusunda dünyanın en iyisi İngiliz ve Hollanda yapımı bir mucize bakım.

    * "Goldwell" renk çözücü losyonu ile siyah boyalı bir saçı sarı yaparken saçı hiç yıpratmayan elimin altındaki sihirli malzeme''

    * Ve... Aktarlardan aldığım taş kilia sedef rahatsızlığı olan, saç derisi problemlerini tamamen çözen birkaç formül de çabası.

    İşte bu ve daha birkaç marka ürünün en iyileri olması beni rahatlatıyor. Bazen aylarca rafta duran bir ürün öyle harika işler yapıyor ki, bir ömürlük müşteri sahibi olmamı sağlıyor.

    Ben İlker Yavrutürk tüm saç tasarımları ile bizzat ilgileniyorum ve saçların sağlığından ve boya kullanımından bizzat sorumlu oluyorum.

    İşte bu sebeplerle çok şükür bizim salonumuzda saç yanmıyor, dilimi ısırıp, tahtaya vuruyorum''.

    Kendinize ve saçlarınıza iyi bakın. Bu bahar gaza gelip saçları değiştirmek isterseniz çok dikkatli olun. Kendinizi koruyun.
     

Bu Sayfayı Paylaş