Yalova Termal TURİSTİK YERLER

'Yalova Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 4 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Yalova Termal TURİSTİK YERLER konusu TURİSTİK YERLER

    1-Kaplıca

    1.1-Kaplıcanın Tarihçesi : Kaplıcaların bulunduğu yörede ,M.Ö 2000 yıllarında yaşayan Asya kavmi taşa ve toprağa tapan bir toplumdur. Jeolojik bir fay çatlağından fışkıran sıcak su ve buharlar yöredeki bu toplumun dikkatini çekmiştir. Doğanın bu sıcak su ve buhar kaynağının , Garjanoş adlı bir ejderin lütfu olduğu inancı M.Ö. 300 yılına kadar , yörede Yunanlı Kültürü hakim olana kadar sürmüştür. Yunan inancına göre, kuvvet tanrısı Herakles (Hercüle) , sıcak ve özellikle kükürtlü suların tanrısıydı ve bu kaynak suları şifalı etkisini Hercüle'ün gücünden alıyordu. Tüm kaynakları ejderden kurtaran Hercüle'ün hastalara sağlık ve kuvveti sularla bahşettiğine inanan Fenikeli'lerde , Yalova “Hercüle” adına bir mabet inşa etmişlerdi. Halen Termal Kaplıcalarının girişindeki şelalenin başında bulunan Hercüle'ün kabartması bu düşüncenin sembolüdür. Sağlık tanrısı Askulopius'un lütfu ile Termal suyunun şifa vermesi görüşü , Romalılar döneminde de devam eden fetişist inançlara örnektir.

    Bu inançlar içinde , sıcak suyun kuvvet ve şifa verici özelliğinden yararlanmak için Yunanlı'lar , Fenikeli'ler ve Romalı'lar , suyun korunması–kaptajı ve kullanılması için , hala kullanılmakta olan sistemleri inşa etmişlerdir.

    Bizans döneminde, Kral Kostantin'in annesi Helena'nın cüzzama tutulması ve Termal Kaplıcalarında şifa bulması ile Bizanslılar bu kaplıcayı saray ve hamamlarıyla halkın geniş ölçüde kullanımına açmışlardır. Ayrıca buhar yayan mağarayı da Arhangeles adıyla kilise haline getirerek , mükemmel bir hastane kurmuşlar , o dönemde Pitia adına taşıyan Yalova'ya Coury Sotiropulos adını vermişlerdir. 1. Jüsten ve 2 Jüstinen devirlerinde de Termal'in hamam ve içme tesislerinin imar edildiği saptanmıştır. 9. Yüzyılla 13. Yüzyıllar arasında yöredeki meydan muharebeleri Termal Kaplıcalarını harabeye çevirmiş , sefalet anlamındaki Elinopolus adı verilmiştir. Tahribattan kurtulan şimdiki Kurşunlu hamamı (Despot) hamamı da orman haline gelen arazi içinde kaybolmuştur.

    1921 yılında Sultan Osman'ın emriyle Karayalvaçoğlu tarafından zapt edilen ve şifalı suları olduğu bilinen Kaplıcalara, Selçuklular tarafından Yali Ova – Yalakabat adı verilmiştir. Osmanlıların eline geçtikten sonra da Yalıova ve nihayet Yalova olmuştur. Sağlıkla ilgili önemini Yalova ancak 1453 ‘te İstanbul'un fethinden sonra kazanmıştır. Bu dönemde Kaplıca, İstanbul - Bağdat yolu üzerinde oluşu ile İzmit mutasarrıflığına bağlanmıştır. Abdülmecit zamanında Dr.Mellinges'in Valide Sultana Yalova – Termal kaplıcalarını tavsiyesi ile yolları tamir edilen kaplıcada, despot hamamı yenilenmiş , valide hamamı ile yeni otel inşa edilmiştir. Bu dönemden sonra da bakımsızlığa terk edilen kaplıca , Sultan Hamit'in , Avrupa'dakilere benzer düzeye çıkartmak amacıyla tekrar ele alınmıştır. Mekteb-i tıbbiye'nin teklifi ve delaleti ile Dahiliye hocası Zoiros Paşa'nın riyaseti altındaki Dr.Dellesuda , Faik Paşa, Dr. Martman, İstakulis ve Friedman ve mühendis Arif Paşa'dan oluşan komisyon ve sağlık kurulundan tavsiye teklifleri alınarak , uygulamaya geçilmiştir. Mevcut dağ ve despot hamamı ve diğer binalar onarılmış, Marmara ve İtalyan mermerleriyle süslenerek , havuz, merdivenli banyo, göz, kulak, burun hastalıklarında kullanılacak su ve buhar serpintisi, hidroterapi olanakları ile tesisleri, içme küveti, dinlenme salonları yapılmış, Çınar otel ilk şekli ile inşa edilmiştir. Bu dönemde, en önemli katkı , hamamlara gelen sıcak suyun derecesini düşürmek için kullanılacak kaynak suyunun soğuması için, kalitesini değiştirmemek üzere yapılan bir depoda , serpantin metodunun kullanılmasını sağlayan tesisattır. 1900 yılında hazırlanan bu tesislerle gelişen ve önem kazanan Termal, yabancı sermayeye verilmiş, ek otel ve köşkler yapılarak , Kaplıca , tıbbi turizmden çok zengin aile ve padişah mahiyetindeki kişilerin dinlenmesi amacıyla kullanılmıştır. Daha sonra Termal, Avrupa Su Şehirlerine benzer kaplıca haline getirtmek koşuluyla, Suriyeli Reşit Hayat'ın şirketine kiralanmıştır. Bu dönemde büyük otel yapılmış, eğlence merkezi halinde kullanılmasının yanı sıra tedavi merkezi olarak değerlendirmek, Dr. Siyotis'in yanında hidroloji ve balneoloji uzmanı yetiştirmek amacıyla, Tıp fakültesinden genç bir hekim istenmiş ve Dr. Adnan Adıvar ve Balkan Savaşından sonra Dr.Hüseyin Kemal Ağakan Termal'e gönderilmiştir. 1. Dünya Savaşıyla yabancı sermaye sahiplerinin ülkemizden ayrılmasıyla, şirket tarafından, sağlık müşaviri ve organik kimya hocası Şükrü Paşa Termal'e yetkili müdür olarak tayin edilmiştir.

    Daha sonra sermaye sahipleri tarafından işletilmeğe başlanan Termal kaplıcaları, İstiklal Savaşı döneminde, Yunanlılar tarafından yağmalanıp harabeye çevrilmiştir.

    Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, Kaplıca civarındaki Gökçedere ve Pınar köyü ile Yalova Acentesinden teşebbüs sahibi kişiler , harabe haldeki kaplıcaların işletme ruhsatını Hükümetten alarak , ufak çapta oteller inşa ederek , hastaların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmışlardır.

    1929 yılında Marmara bölgesini inceleyen ATATÜRK, Termal kaplıcalarını da gezmiş ve Şükrü Paşa'dan kaplıcanın durumu, şifa özelliği ve idaresi hakkında rapor istemiştir. Bu kaplıcanın doğal zenginliğini öğrenen ATATÜRK, Termal'in, Avrupa'ya örnek olacak bir SU ŞEHRİ haline getirilmesi için zamanın Maliye Bakanı Saraçoğlu'na gereken tahsisatın verilmesi ve Şükrü Paşa'nın faaliyete geçmesi hususunda emir buyurmuş, Şükrü Paşa'nın önerisi ile küçük sermayeli şirketi feshederek, elinde büyük imkânlar bulunan Seyri-Sefea'in (Denizyolları İdaresi) tarafından Termal'in işletilmesini deruhte etmiştir. Büyük otelin tamiri, onarılan tesislerle banyoların inşası, iklim kürleri için park gezive dinlenme yerlerinin yapımı, bahçe onarımı, sulama işleri için gerekli tesisat, aydınlatma sorununun çözümü, içme suyunun kullanılır hale getirilmesi, ATATÜRK'ün iradesi ve devamlı gözlemleriyle, bu dönemde Denizyolları tarafından sağlanmıştır.

    Termal Kaplıcalarının Sağlık Turizmi ile ilgili örnek bir merkez olması üzerinde durularak, özel bir kararla 1939 yılında Kaplıca, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı emrine verilmiştir. Sağlık Bakanlığınca 1957 yılında tüm tesisler Denizcilik Bankası T.A.O.ya kiralanmıştır. Denizcilik bankası zamanında, Büyük Otel, Çınar ve Taş otel, kurşunlu ve yeni hamam, Atatürk ve Yaver Köşkü, termal Otel yenilenmiş, Güney 1 ve Güney 2 otelleri yeniden yapılmıştır. Termal Kaplıcaları 01.01.1980 tarihinden itibaren 1999 yılına kadar T.C.Turizm Bankası tarafından işletilmiştir. 1999 yılında tekrar Sağlık ve Sosyal Bakanlığı tarafından kurulan vakıf tarafından işletilmeye başlanmıştır. 01.03.2003 tarihinde Sağlık Bakanlığı tarafından işletilmeye başlanmıştır.

    Termal Kaplıca Tesisleri 18 odalı Çınar Oteli, 83 odası ile Çamlık otel ile toplam 202 yatak kapasitesi ile konaklama hizmeti vermektedir. 250–300 kişilik restoranı, diskosu ve barı mevcuttur. 26 özel kabinli Sultan Banyo, kadınlar ve erkekler ayrı olmak üzere faaliyet gösteren Valide Banyo, açık ve kapalı havuzu, saunası ile Kurşunlu Banyo günübirlik ziyaretçilerine banyo hizmeti vermektedir. Ayrıca asırlık çınar ağacı altında, yaz aylarında çay bahçesi, pide ve pizza salonu, ızgara ve alabalık servisleri bulunan üniteler mevcuttur.

    2004 yılı istatistiklerine göre Termal Tesislerinde konaklayanların sayısı yabancı uyruklu 2723, yerli 29649 , toplam 32.372 kişidir.

    1.2- Termal Kaplıcasının Tedavideki Önemi

    Derin katmanlardan gelen, hipertermal-sıcak. Sülfatlı, sodyum ve kalsiyumlu-acı bir su karakterindeki Termal kaplıcaları maden sularının beraberinde diğer tedavi olanaklarının kullanıldığı hastalıkları belirlemekle, kaplıcanın gerçek tıbbi değerlendirilmesinde yardımcı olunacaktır.

    1.2.1- Uygulandığı Hastalıklar

    1.2.1.1- Karaciğer hastalıkları

    Kronik döneme geçiş ve kronikleşmiş karaciğer hücresel iltihabi hastalıklarda Termal Kaplıcaları yararlı bir tedavidir. Çocuklardaki bağırsak gelişimi bozukluğu ile karakterize Coliaki sendromunda olumlu sonuç alınır. Karaciğer hücrelerinin hepatitten korunmasında, hepatit sonrası tedavisinde, Kaplıca kürü genel etkisi ile karaciğerin hücrelerinin hayati fonksiyonlarını uyardığı gibi banyo suyunun ısısı, deriden geçen ionlarının doku enzimlerinin aktivasyonlarını hızlandırması söz konusudur.

    Safra yolları ve kesesinin yetersizlikleri ve kronik iltihaplarında da Termal kaplıcalarının olumlu etkisi vardır.


    1.2.1.2- Mide ve Bağırsak Hastalıkları

    Hipoasidite ve hiperasiditeye bağlı hazımsızlık şikayeti olanlar Termal kaplıcalarından yararlanırlar. Kronik Gastrit, nezlevi bağırsak iltihapları, kronik enterit, spastik kolit, asabi kaynaklı kabızlıklar. Bağırsak parazitleri, bağırsak salgısı ve safra yetersizliği ile sindirim bozukluğuna bağlı ishaller, hemoroidlerde , özel uygulama yöntemleri ve içme kürleri ile birlikte faydalıdır.


    1.2.1.3- Beslenme- Metebolizma Hastalıkları

    Dengesiz beslenme sonucu ortaya çıkan şişmanlık'da Termal kaplıcaları faydalıdır. şişmanlığın koplikasyonları olan artrozik şikayetler tedavi görür, mide , bağırsak, karaciğer, böbrek fonksiyonları düzenlenir.


    1.2.1.4- Diyabet hastalıkları

    Diyetle veya ağızdan antia-diabetik ilaçlarla kan şekeri düzenlenmiş, şişman veya yaşlı diyabeti, dışarıdan insuline gerek duyulmadığı dönemlerde Termal kaplıcalarından istifade eder. Banyo ve içme kürleri ile kan şekeri düşer.


    1.2.1.5- Böbrek Hastalıkları

    Kronik nefrit, kronik sistit ve kronik prostatitte ve böbrek taşlarında faydalıdır. İçme kürleri , lokal kompreslerle banyolar , özellikle böbrek taşlarında en uygun tedavi yöntemidir.


    2-GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER

    Termal, Yalova 'dan 12 km . uzakta, bir arada ender görülen harikulade bitki örtüsüyle kaplı bir vadi içerisinde yer almaktadır. Elinizde fotoğraf makinenizle Üç Kardeşler'e doğru sincapların daldan dala sıçrayışlarını seyrederek Göz Suyu'na, Mide Suyu'na, Niyet Kemeri'ne, Mağara'ya, sıcak suyun çıktığı bölgeye ve Panorama Tepesi'ne gidebilirsiniz. Panorama tesislerinden köyler ve termal kuşbaşı olarak görünür. Yedi havuzun başında bulunan kabartma taş heykel su tanrısını (Hercule) temsil eder. 50 metre ileride 200 yaşındaki Doğu Çınarı altındaki Çınar Gazinosu'nda oturabilir ve dinlenebilirsiniz.

    DEHLİZ

    Tarihsel bulgulara göre son Bizans dönemine ait olan bu dehliz 1932 yılında A.Müfit Mansel tarafından ortaya çıkarılmıştır. Mansel bu dehliz'in ne olduğunu kendiside tam olarak ortaya koymamıştır. Patrikhane belgelerinde ise bir kiliseden söz edilmektedir, ancak yeri belirtilmemektedir. Dehliz yamaca yaslanmış yarım daire şeklindedir. Dehlizin önünde 4 adet sütun vardır. Sütun başlıkları üzerinde imparator 2. Justinos ile karısı Sophia' nın monogramları bulunmaktadır. Bu dehliz'in o devirlerde sıcak suların koruyucusu perilerin hoşnutluğunu kazanmak için yapıldığı ve hastaların mabed uykusuna yatırıldıkları yer olduğu da söylenir. Diğer bir rivayet ise Sophia - Larva imparator kocasıyla buraya gelip hastalığına şifa aramak için perilere adak adadığı şeklindedir.

    ŞIKLAR YOLU

    Demir çardaklı üstü mor salkımlarla kaplı takriben 100 m . uzunluğundaki bu yola aşıklar yolu denir. P.T.T 'nin yanından çıkılır.


    AÇIK HAVUZ

    Havuzun uzunluğu ( 22 ) m eni ( 11 ) m. derinliği ise ( 1.45 ) m. dir. Havuz tamamen Termal suyu ile doldurulmaktadır. Soğuk su karıştırılmaz. 37 C sıcaklığındadır. Su devamlı sirküle olmaktadır.


    ATATÜRK KÖŞKÜ

    Milli Saraylara bağlı o an bu köşk 1929 yılında 38 gün içinde yapılmıştır. Zamanın pek çok önemli kararları burada alınmıştır. Serbest fırkanın kuruluşu, yerli malı haftası gibi.


    KURŞUNLU BANYO

    16 asır evvel Bizanslılar döneminde imparator Justinyen tarafından yapılmış, zamanla afetler ve savaşlar nedeniyle toprağa gömülmüş olan kurşunlu hamamı 1900 yılında Osmanlı padişahlarından Abdulhamit'in emirleriyle 3 yılda tamir ettirilmiştir. Hamamın üstü kurşunlarla kaplı olduğu için günümüzde kurşunlu olarak anılmaktadır. İçinde büyük bir kapalı havuzu, sauna,duş ve banyo odaları vardır. Umumi bir banyodur. Kadın erkek karışık olarak girilmektedir. Banyonun dış cephesinde mermer üzerine yazılı Osmanlıca bir kitabe bulunmaktadır. Kitabe şudur: Zinet efzayi makami muallayı hilafeti islamiye ve erike pirayi saltanatı seniyei Osmaniye Sultan İbnisultan elsultan velgazi Abdulhamıdır han sani hazretlerinin yirmi beºinci sene devsiyei cüluslarına müsadif olan zamana mesadet nişanda onbeş asır evvel yapılmış olduğu halde kulliyen harap olan iş bu hamam mücedder tamir ve ehya edildi.


    VALİDE BANYO

    Bizans Kralı Konstantin tarafından altı kubbeli olarak yaptırılmıştır. Halen üç kubbesi yoktur. Osmanlılar döneminde Sultan Mecit tarafından onarılmış ve saray Doktoru Milligen'in tavsiyesi üzerine

    annesi burada tedavi gördüğünden, bu hamama valide banyo denmektedir. Banyo, erkekler ve kadınlar kısmı olarak ikiye ayrılmıştır. İçinde aslanağzı göbek taşı, havuzu,duş ve kurnaları vardır.



    TERMAL SAUNA

    Kurşunlu banyoda da sauna vardır. Termal Sauna ise açık havuzun arka tarafındadır. içinde havuzu, duşları,oturma yerleri olan son derce mükemmel bir saunadır. Not: Bu sauna umumi değildir. Sauna özel olarak saatliğine kiraya verilmektedir.


    GÖZ SUYU

    59 derece sıcaklığındadır. Radium derecesi 2,95 dır. İltihaplı olmayan göz dokusu bozukluklarına bağlı göz hastalıklarında endikedir. Suyun nasıl kullanılacağı hususu ise ; Gözleri bir miktar göz suyu ile yıkamak yeterlidir. Göz suyu kaynağı savaş yıllarında tamamen harap olmuş 1943 yılında Dr. Rıza Reman ve Dr. Mustafa Hakkı tarafından yeniden yaptırılmıştır.


    ÇINARALTI GAZİNOSU

    Çınar Otel 'in önünde şark Çınarıaltındaki Gazino Termal tesislerinin odak noktasıdır. Bu muhteşe
    m çınar ağacının 2000 deki yaşı (200 ) dür.


    GÜNEY PARK

    Bu parkın orta yerinde Atatürk'ün büstü vardır. Büst 1927 yılında Kenan Ali tarafından yapılmıştır ve Ata'nın sağlığında yapılan ilk büsttür. Bu muhteşem park Termal'in imarında büyük emeği geçen Sadullah Güney'in ismi ile anılır.


    METHAL GAZİNOSU

    Termal'e geldiğinizde göreceğiniz ilk gazino Methal'dir. Bu tesisin hemen yanında Yedihavuzlar diye adlandırılan suni su çağlayanı vardır. Havuzların başında kabartma taştan HERCULE'nin bir ejderhayı öldürüşünü tasvir eden heykeli bulunur.



    NİYET KEMERİ VE AYAK SUYU

    Niyet Kemeri Roma imparatoru Konstantin İran Seferine çıkmadan önce ordusu için buharlı kemerde adak yaptığı 11. asır tarihçisi Zonaras tarafından belirtilmektedir. Niyet kemeri diye anılan bu tarihi kalıntı halen mevcuttur. Ayak Suyu Ayaklarında mantar ve çıban olanlar, romatizmalı hastalar dere kenarında çıkan sıcak suya ayaklarını sokarak şifa bulmağa çalışırlar.


    ÜÇ KARDEŞLER

    Geniş orman arazisi içinde, su çağlayanları, dereler ve sıcak suların kaynağı olan bu bölgeye "üç kardeşler" denir. Bu bölgede 1000 kişiye hizmet verebilecek Mangal - Restaurant vardır.


    SIRA BANYO

    10 adet kabinden oluşan mermerden küvetli özel aile banyolarıdır. Bir özel

    aile banyo kabini iki bölümden ibarettir. biri giyinme ve soyunma odası, diğeri de banyo odasıdır.



    SULTAN BANYO

    26 adet kabinden oluşan özel aile banyolarıdır. Banyo kabinlerinin içinde mermerden küvet ve kurna vardır.



    MİDE SUYU

    Mide Suyu güzel termalimiz en güzel eserlerimizden birisidir. Ülkenin ve dünyanın bir çok bölgesinden insanlar buradan su almak için gelirler. Mide suyu birçok hastalığa devadır.


    ORMANLAR

    Ihlamur ağaçları, kestaneler, palmiyeler, asırlık ağaçlar, insanın gözünü, ruhunu okşar. 1929 yılında ilk dikilen çamlar şimdi Atamızın büsbütün olduğu mevkiinin arka kısımlarındandır. Ormanların içinden geçen küçük ve muntazam yapılmış yollarında gezerken her adım atışınızda karşınızda doğanın değişik görüntüleri çıkacak, gönlünüze neşe dolacaktır. Bülbüllerin besteleri, suların sesleri, renk renk çiçek ve değişik tipte ağaçlar, sıcak su buharları içinde bu tabiata hayran kalmamanız imkansızdır.


    BAHÇE VE KORULUKLAR

    Baharda başlayan gül ve bülbül mevsimi diğer sayısız çiçeklerin açmasıyla devam eder. Bütün renk tonları ardı arkasına birbirini kovalar, Bülbül teybe almak isteyenler köşkün ve posta hanenin olduğu alanlarda sabahları 5'de rahatlıkla çalışabilir. Termalin meşhur çiçeği ortancalar arasında hatıra resim çekmeden yapılamaz. Bu muhteşem güzelliğe yıllarca önemle bakan bahçe mimarisinin büyük ustası PANDELİ'dir. Onun çiçek ve doğa ile bütünleºen elleri 30 sene Termal'e hizmet vermiştir. Bu güzel çiçeklerden ne yazık ki 1974 yılında ayrılmıştır.


    TARİHİ KALINTILAR

    Arkeolojik çalışmalar 1932 yılında Arkeolog Arif Müfit MANSEL tarafından başlamış, Kurşunlu banyo duvarındaki 5 tane adak taşı, itfaiyenin yanındaki 4 adet mezar taşı, kilise dehlizleri başlık sütunları bulunmuştur.

    3- İnanç Turizminde Termal'in Yeri :

    3.1- Üç kardeşler ( Üç Azize)

    Termal Kaplıcaları içerisinde bulunan “üç kardeşler” “Üç Azize” adı ile bilinen yerle ilgili, Hrıstiyanlara ait mukaddes vakadan bahseden vesikalarda (Acta Sanatorum) “Menodoro, Metrodora ve Ninfodora isimlerini taşıyan üç kız kardeşin Bitinya'da doğdukları ve Hrıstiyanlığı kabul ettikleri, bunların genç kızlık çağına geldiklerinde , Pythia (Termal) hamamlarının civarındaki tepelerden birine çekilerek burada ibadetle meşgul oldukları ve bir takım kerametler gösterip , sıcak sulara gelen hastaları iyi ettikleri ve bu yüzden kızların Yalova havalisinde şöhret oldukları , o dönemde Bizans imparatoru Galerius Maksimianus , Yalova havalisinin valisinin Fronto olduğu , vali Fronto'nun kızların bu halini haber aldıktan sonra buraya bir hakim (assessor) gönderdiği, hakimin , kızlara Hrıstiyanlık gibi batıl bir itikadı terk etmelerini, putperestlik dinine tekrar dönmelerini istediğini ve kızların bunu ret etmesi üzerine bu üç kız kardeşi 4. Asrın birinci yarısında idam ettirdiği “ belirtilmektedir. Yapılan araºtırmalar sonucunda bu üç kız kardeşin mezarlarının olduğu yer tespit edilmiştir.


    3 .2- Akköy Köyünde ki şehitlik

    Yunan askerleri ile bunların silahlandırdığı rum ahali tarafından meydana getirilen fecaatın tetkiki için Gemlik,Orhangazi ve Yalova havalisine gelen İngiliz Generali Firenkisin başkanlığı altındaki çeşitli heyetlerin gösterdiği lüzum üzerine ve Hilali Ahmer delaleti ile başkente nakledilen ve muhacirin dairesince Davutpaşa kışlasında iskan edilen isimleri kayıtlı muhacirin ifade ve müşahedelerinde ve Babı-Ali'de mevcut 7 Haziran 337 tarih ve 242 numaralı mazbatada :

    Akköy Nisan 337 zarfında Yunan subay ve askerleri tarafından silahlandırılan Rum eşkiyası 550 nüfuslu Akköy' ü basarak köyde bulunan zenginleri toplayıp bir bir kollarını bağladıktan sonra İsmail Çavuş oğlu Hakkı ve diğer küçük kardeşini süngülerle yaralayıp öldürmüşlerdir. Takiben yağma ve talan başlamıştır. Köy ahalisinden 60 kişiden fazlası süngü, kasatura ve kurşunla parça parça edilmek suretiyle sokak ortalarında öldürme ve köyü yağma ve tahrip etmişlerdir.

    Şehitlik'de, şadırvan, mescit anıt ve kitabe bulunmaktadır .


    4- Kültürel Yaşamla İlgili Efsaneler

    4.1.1 Asklepios

    Sağlık tedavi ve hekimlik tanrısı Apollon ile Koronis ‘in oğludur. Khiron tarafından yetiştirildi. Karısının adı Eplone idi. Hazakati sayesinde insanları da ölümden kurtarabildiğini düşünen Zeus, onu bir yıldırımla öldürdü. Apollon da Zeus'a yıldırımlar yapan Kyklop'ları öldürerek ASKEPİOS'un öcünü aldı. ASKEPİOS adına özellikle “horoz” kurban edilirdi. AESKULAP asası ve kutsal yılan bu gün doktorluk simgesidir.


    4.1.2. Herakles

    Bir tanrıca tarafından doğmadığı için mitologya HERAKLES'i tanrı olarak kabul etmez , bir yiğit, çetin işlerin üstesinden gelmiş bir kahraman, sonra da OLYMPOS DAĞI'ndaki tanrılara Nektar sunan bir saki olarak gösterir. Mitologyadaki ünlü on iki başarmıştır.


    4.1.3. Nympha'lar ( Nefmler/Periler/Huriler)

    Aslında başı örtülü, yani gelin anlamına gelen NYMPHA kırlarda, sularda , ormanlarda yaşayan , doğal ve tanrısal varlıkların dişi olanlarına verilen addır. HOMEROS'a göre NYMPHALAR, ZEUS kızlarıdır. Bu genç ve güzel kızlar (periler) korolarla rakseder. Nymphalar ikinci derecede önemli tanrıcalar sayılmakla birlikte , doğa ve insanlar üstüne etkili ve güçlü bilinirler, bu yüzden de büyük tanrıçalar gibi “yüce” ve “ulu” sıfatları ile anılırlar. Doğadaki yerlerine göre adları değişir.

    DRYAS: Ormanda yaşayan Nympha'lara bu ad verilir. Orman perisi anlamına gelir.

    OREAS: Tepelerde yaşayan perilerdir.

    NAİAS : Kaynak ve pınarlarda yaşayanlardır.

    NEREUS: Denizlerde yaşayan peri kızlarıdır.

    Gerek Asklepios ve gerekse Herakles'e , şaman ve Hrıstiyan inancı gereği bazı şahıslar bez bağlayıp dilek tutmaktadır. Kimisi de çocuğunun ismini burada koymakta ve ayaklarını suya sokmaktadır. Özellikle bayanlar göz suyunda gözlerini mes etmektedir.



    4.2. Steller

    4.2.1. Kurşunlu hamamda kubbeyi tutan payandalardan birinin cephesine yerleştirilmiştir. Üst kısımlarında HERAKLES, altta ise, üç NYMPHA “NEMF” yer almaktadır. Stelin Herakles ve NYMPHA'lara adandığı kitabeden anlaşılmaktadır.

    4.2.2. Yine payandalardan birinde yer alan ikinci stelin üzerindeki kabartma hemen hemen birincinin aynıdır. Tek fark aşağıda yer alan NEMF'lerin birbirlerinin ellerinden değil mantolarından tutmalarıdır.

    4.2.3. Üçüncü stelde de aynı kabartma görülmektedir. Burada fark düzensiz bir şekilde işlenmiş olmasıdır.

    4.2.4. Dördüncü stelde cepheden resmedilmiştir. HERAKLES ve NYMPHA'lar yer almaktadır. NYMPHA'lar mantolarıyla başlarını örtmüşlerdir. Bu stelin ALEKSANROS'un oğlu tarafından ilah HERAKLES ve NYMPHA'lara adandığı yazılmış “ALEKSANDR TARAFINDAN HERAKLES VE NYMPHALA ADANMIŞTIR” denilmiştir.

    4.2.5. Beşinci stelde üst üste iki bölümden birinde HERAKLES ve ASKLEPİOS diğerinde ise birbirinin ellerinden tutmuş üç NYMPHA yer almaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş