Yalova Hakkında Bilgi

'Yalova Tanıtımı' forumunda =FiRaRi tarafından 15 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yalova Hakkında Bilgi konusu YALOVA'NIN TARİHİ

    Yalova'nın adı ; 17. Yüzyılda buralara uğradığını belirten Evliya Çelebi'nin yöreyi Kara Yalavaçoğlu fethettiğinden dolayı adının Kara Yalovaç olduğunu söylemektedir. Katip Çelebi de Yalakabad adından söz etmekte ve Yalıova dendiğini söylemektedir. 19. Yüzyılda araştırmacıların yöreye geldikleri Karayalovaç yahut Jailakabad veya Yalıova'da denildiğini yazmaktadır. Yalıova olan bu adın zamanla ( -ı) harfinin düştüğü ve Yalova olarak söylendiği bilinmektedir.

    Antik çağda XENODOCHION olan yerleşme hakkında kesinlik kazanmış bir bilgi yoktur. Başlangıçta kesin bilgiler olmadığı için tek başına tarihini ortaya çıkarmak mümkün olmamıştır. Buluntulardan edinilen varsayımlara göre Yalova Prehistorik çağda bir geçit yeridir. Bu bölgede M.Ö. 700 yıllarında Bithynler, M.Ö. 1200 yılında Frigler egemen olmuşlardır.

    Bizanslılardan sonra bir süre Selçukluların yönetimine giren kasaba; Haçlı seferleri sırasında yakılıp, yıkıldı. 1867 'de Bursa Merkez Sancağına bağlı bir kaza iken , 1901 'de bağımsız İzmit Sancağına bağlandı. Atatürk'ün isteği üzerine 1930 'da İstanbul ilçeleri arasına katılan Yalova, 5 Haziran 1995 tarihli, 550 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 6 Haziran 1995 tarih ve 22305 sayılı Resmi Gazetede yayınlanması ile Yalova il yapılmış, Bursa - Gemlik ilçesine bağlı Armutlu beldesi ve Kocaeli - Karamürsel'e bağlı Altınova , Subaşı ve Kaytazdere beldeleri de sınırları içine alınmıştır.

    COĞRAFİ KONUM

    Yalova Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi'nin güneydoğu kesiminde yer almaktadır. İlin kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa ( Orhangazi - Gemlik) ve Gemlik körfezi yer almaktadır.

    Yalova 39-40 Kuzey enlemi, 29-61 Doğu boylamları arasında, denizden yüksekliği 2 metre, en yüksek noktası 926 metredir. 839 km2 lik alanı ile ülke yüzölçümünün % 0.11 'lik bölümünü kaplamaktadır.

    İlk bugünkü idari bölünüşe göre merkez ilçeyle birlikte altı ilçeden oluşmaktadır. İlçeler Altınova, Armutlu, Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal'dir.

    Yalova'da altı ilçe Belediyesi ile birlikte toplam 15 Belediye bulunmaktadır.Merkez ilçede 1 (Kadıköy) , Altınova'da 2 (Kaytazdere ve Subaşı) , Çınarcıkta 4 ( Koruköy, Esenköy, Kocadere ve Teşvikiye) , ve Çiftlikköy'de 1 (Kılıç Taşköprü) belde Belediyesi bulunmaktadır.

    Yalova doğu kıyılarındaki düzlükler dışında, dağlık bir araziye sahiptir. Yalova bölgesi, bölgenin güneyi, batıdan doğuya doğru İzmit, Sapanca arasında Kocaeli sıradağları ile birleşen samanlı dağları ile kaplanmış durumdadır. Birçok tepelerin bulunduğu bu dağlık arazide en yüksek tepe (926 m.) Beşpınar tepesidir.

    Yalova ili verimli ve bereketli ovalara sahiptir.

    Çınarcık, Gökçedere, Kirazlı, Kılıçköy ve Taşköprü ile deniz arasında birbirinden, alçak tepeciklerle ayrılan büyüklü küçüklü ovalar oluşmuştur. Bu ovalar akarsular boyunca uzanmakta olup çevrelerinde meyvecilik, sebzecilik yapılmaktadır.

    Yalova ilinin kuzeyinden güneybatısına kadar olan sınırları Marmara Denizi ile çevrilmiştir.Kıyılar girintili çıkıntılı bir özellik göstermez.

    İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Samanlı dağlarının kuzey ve güneyinde vadi içlerinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunurlar.

    Yalova'nın güneyindeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsü ile kaplıdır. Ormanlık alanlarda genellikle kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları görülür. Yalova'da ki ormanlardan çevrenin odun ve kereste ihtiyacı karşılanmaktadır.

    Marmara bölgesinin doğusunda yer alan Yalova ili iklimi Makro - klima tipi olarak, Akdeniz ve Karedeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Yalova iklimi kimi dönemlerde karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. Yalova bölgesinde kuzeyden ve güneyden gelenlerle, sakin nitelikli olmak üzere başlıca üç tür hava akımı egemendir. İlde yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve bol yağışlıdır.

    Yalova'nın merkezi ve köyleri ile birlikte toplam nüfusu 22 Ekim 2000 sayımına göre 170.259 'dır.

    YALOVA'NIN GENEL ÖZELLİKLERİ

    Çok uzun zamandan beri yerleşim yeri olan Yalova'da birçok tarih ve kültür izleriyle karşılaşmak mümkündür. Yüce Önder Atatürk'ün "Biz ayrıldıktan sonra burası güzelleşmiş" , " Burası geleceğin su şehri olacaktır" , " Yalova benim kentimdir" demesi bu yörenin tanıtılmasında önemli rol oynamıştır.

    Yalova'nın en önemli özelliklerinden biri çiçekçiliktir. Yalova'da çiçekçilik Laledere ve Koruköy-Akköy çevresindeki seracılık üretim alanlarıdır. Yalova - Çınarcık arasındaki bölgeler seralarla doludur. En çok karanfil , gül , lale , kasımpatı yetiştirilir. Termal'de yetiştirilen Atatürk çiçeği, fil kulağı, açelya , kamelya ve orkide gibi çiçekleri sayabiliriz.

    Yalova'da ayrıca zeytincilik, sebzecilik, bağcılık ve meyvecilik yaygınlaşmaktadır. Hatta üretilen sebze ve meyve ihtiyacın oldukça üzerinde olduğu için çevre illere gönderilmektedir. Yalova özellikle elma, kiraz ve cevizi ile meşhurdur. Yalova çevresinde kestane, incir, erik, kızılcık, tütün, çilek ve şeftalide yetiştirilmektedir.

    Yalova'da gezi ve piknik alanları olarak Hasanbaba Korusu, Paşaköy ve Üvezpınar köyüne bağlı Sudüşen şelalesi il dışından gelenlerin dikkatini çekmektedir.

    Şehre 12. Km. uzaklığında olan Yalova-Termal kaplıcaları Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun sağlık, şifa ve dinlence merkezi haline gelmiştir. Yabancıların gelip ilgi ile gezdikleri ve dinlendikleri bölgenin her yerinde Atatürk'ün bir anısını görmek mümkündür
     
  2. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova

    Yalova yöresi , Türkler ‘den önce Roma - Doğu Roma (Bizans ) ‘ya , daha önce de Bitinya ‘ya bağlıydı.
    Bitinya ‘yla ilgili Bizans arşivlerinin hemen hemen tamamının kaybolmuş olması , bu bölgenin Osmanlı fethi öncesindeki durumunun bilinmesini zorlaştırmaktadır.Ancak , Bizans kaynaklarının suskunluğu , arkeolojik araştırmalar ve bazı 15. yüzyıl Osmanlı kaynaklarıyla bir noktaya kadar giderilebilmektedir.
    Bitinya ve önceki dönemde , Yalova yöresiyle ilgili olarak ; Prainetos – Prenektos (Karamürsel ) , Drepane – Drepanum ( Hersek civarında köy ) , Pylai ( Çiftlikköy civarında , olasılıkla Sahil Mahallesi civarında yerleşim yeri ) , Pythia Therma ( Termal Kaplıcaları ) , Soteropolis ( Koru Köy civarında bir yerleşim yeri ) , vb isimler göze çarpar.



    [​IMG]


    Bazı kaynaklarda , 1236 yıllarındaki bir evrakta , Yalova yöresinin genel adının Pylopythia olduğu yazılıdır.Gerek Pylai ( Çiftlikköy ) , gerek Pythia ( Termal ) bu bölgede olduklarına göre , büyük bir olasılıkla bu iki isim birleştirilerek bölgeye ad olarak verilmiştir.
    Daha sonra , bazı kaynaklarda , Yalova yöresiyle ilgili olarak Xenodochion ismine de rastlanır.
    13. yüzyılda , günümüzdeki Karamürsel ve Yalova arasındaki düz kıyı ovası , Halizones Toprakları ya da Yalak Ovası olarak adlandırılıyordu.
    Antik dönemde Arganthonios olarak tanınan Samanlı Dağları ‘nın adı da Sifones Dağları ‘ydı.
    Türklerin eline geçtikten sonra , yöre hakkında çeşitli isimlerin kullanıldığı dikkati çeker.
    Örneğin Katip Çelebi , Yalakabad adından söz etmekte ve kaplıcanın bulunduğu yere , Yalıova denildiğini işaret etmektedir.
    Ahmet Refik Altınay ‘ın hazırladığı ,”Hicri Onikinci Asırda İstanbul Hayatı “ isimli kitaptaki Divan-ı Hümayun belgelerinde , Yalakabad hakkında çeşitli bilgiler vardır.Yalnız bir yerde Yalakabad yerine Yalive kelimesi geçer.
    Dr. J. Siotis ‘in 1906 yılında hazırladığı “ Les Thermes de Pythia “ isimli kitapta ise YALOVA adı yer alır.
    Türkçe ve Rumca , Yali / Yalı bugün , kıyı –sahil anlamına gelmektedir.Bu kelimenin sonuna Ova eklenmesiyle meydana gelen Yaliova / Yalıova , sahildeki ova anlamında kullanılmış ; Yalıova ‘ daki “ ı “ harfi , kullanım kolaylığından düşmüş ve YALOVA olarak halk diline yerleşmiş olabilir.
    Atatürk ‘ün davranışı da , bu iddiayı doğrular görünümdedir. Atatürk , Türk Tarihi ile ilgili olarak Yalova ‘da yaptığı bir çalışmanın altını imzalarken , 16 / 17 .8.1931 tarihini yazmış ve altına :
    ( YALİ OVA / YALOVA ) DİYE NOT DÜŞMÜŞTÜR.
     
  3. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Genel Bilgi


    [​IMG]Marmara Bölgesi’nin güneydoğu kesiminde yer alan Yalova, kuzeyinde ve batısında Marmara Denizi, doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa’nın Orhangazi ve Gemlik ilçeleri ile çevrilidir. Yalova Armutlu Yarımadası’nın Marmara Denizi’ne doğru çıkıntı yapan batı ucundaki Bozburun’dan doğudaki Karamürsel yakınlarına kadar uzanır. Yalova’nın topraklarını Samanlı Dağı engebelendirir. Armutlu’nun doğusundaki Daz Dağı da ilin en yüksek noktasıdır (921 m.). Bu engebeli alanların dışında kalan yerler, kıyı şeridindeki küçük ovalar halindedir. Bu topraklar akarsu vadileri ile parçalanmıştır.

    Tarıma açık olan il topraklarındaki, akarsu boylarında uzanan irili ufaklı ovalar, Çınarcık, Gökçedere, Kirazlı, Kılıçköy ve Taşköprü ile deniz arasındaki alanda yer almaktadır.

    Hersek Burnu ve Bozburun ilin başlıca çıkıntılarıdır. Kuzey Anadolu Fay hattının bir kolu Yalova’nın kuzey kıyılarını izleyerek Marmara Denizi’ne ulaşır. 17 Ağustos 1999’da bu fayın bir bölümünün kırılması sonucunda Kocaeli depremi meydana gelmiş ve Yalova’da da büyük can kaybına ve tahribata yol açmıştır.

    İl topraklarından kaynaklanan sular Marmara Denizi’ne dökülür. Bunlar; Kocadere, Karpuz (Teşvikiye) Deresi, Lale dere, Sarısu Deresi, Safran Deresi ve Sellimandıra (Samanlı) dereleridir. Çınarcık’daki Kocadere Köyü yakınlarındaki Delmece yaylasında bulunan Dipsizgöl ilin tek gölüdür. İlin su gereksinimini Sellimandıra Deresi üzerindeki Gökçe Baraj Gölü sağlamaktadır. Bu barajın suları aynı zamanda tankerlerle taşınarak İstanbul’un su ihtiyacını karşılamaktadır.

    [​IMG]Deniz seviyesinden 2 m. yükseklikteki Yalova’nın yüzölçümü 839 km2.dir. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 170.259’dur.

    İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Samanlı dağlarının kuzey ve güneyinde vadi içlerinde bulunan makiler, bu kütlenin etekleri boyunca kesintili şeritler ve parçalar halinde bulunurlar. Yalova’nın güneyindeki dik yamaçlar orman örtüsü ile kaplıdır. Ormanlık alanlarda kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları bulunmaktadır.

    Yalova’nın iklimi makro - klima tipi olarak, Akdeniz ve Karedeniz iklimleri arasında bir geçiş özelliği taşımaktadır. İlde yazlar sıcak ve kurak kışlar ılık ve bol yağışlıdır.

    İlin ekonomisi tarım, turizm ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, yulaf, arpa, zeytin, elma, şeftali, kiraz, erik ve sebze gelmektedir. Sebzelerden özellikle domates, salatalık, marul yetiştirilir. İlde son yıllarda seracılık gelişmiştir.Yalova ve çevresi tarım ürünleri yönünden İstanbul’a yöneliktir. Hayvancılık ve balıkçılık da yapılmaktadır. İlde sanayi tesisleri olarak, kimya ve kağıt sanayii dallarında büyük faaliyet gösteren fabrikalar ve küçük ölçekli imalat atölyeleri vardır.Gıda sanayii, içki sanayii, tekstil ve giyim sanayii, kağıt ve kağıt ürünleri sanayii, kimya ve plastik sanayii, metal eşya donanım ve makine sanayii, kereste ve kereste ürünleri sanayi bulunmaktadır.

    [​IMG]Yaz aylarında nüfusu daha da artan Yalova’nın sayfiyeleri ile Armutlu ve Termal’deki kaplıcaları turizm açısından önem taşımakta olup, ekonomisini canlandırmaktadır. Atatürk’ün Yalova Kaplıcalarında kalması, ilin kaplıca turizmi açısından gelişmesine neden olmuştur. Armutlu, Çınarcık ve Esenköy sayfiye merkezleridir.

    Yalova’nın tarihi MÖ.VIII.yüzyıla kadar inmektedir. MÖ.VIII.-VII.yüzyıllarda Yunanistan’dan gelen Koloni kavimleri Yalova’nın bugünkü bulunduğu yerde Pythia isimli bir yerleşim yeri kurmuşlardır. Dr.Nezih Fıratlı ve Rüstem Duyuran’ın Baltacı Çiftliği ile Göztepe’nin doğu eteklerinde yaptıkları kazılarda MÖ.3000 yıllarına ait buluntular ele geçmiştir. Buna dayanılarak yörenin Tunç Çağı’ndan sonra yerleşime açık olduğu anlaşılmaktadır. Antik Çağlarda buradan Pythiai Thermai olarak söz edilmiştir. MÖ.III.yüzyılda yöre Bithynia Krallığı’na bağlanmıştır. MÖ.1200 yıllarında Frigler Anadolu’ya bu bölgeden geçmiş ve bir süre de burada hüküm sürmüşlerdir. MÖ.700’de Kimmerlerin akınları ile zayıflayan Friglerin yerini yörede Bithynialılar almıştır. Bundan sonra MÖ.74’te Romalılar buraya hakim olmuş, ardından Bizans’ın Optimaton Themasının sınırları içerisinde kalmıştır. Dr.Nezih Fıratlı ve Rüstem Duyuran’ın yörede yaptıkları kazılarda, MS.IV. ve V.yüzyıllara ait Bizans Nekropolü ortaya çıkarılmıştır. Bunun yanı sıra Atatürk’ün isteği doğrultusunda Prof.Dr.Arif Müfit Mansel’in 1932 yılında Termal’de yapmış olduğu kazıda II.Iustinianus zamanından kalma bir Bizans yapısı da gün ışığına çıkmıştır. Bizans döneminde Yalova Kaplıcalarının önemi artmış burada çeşitli yapılanmaya gidilmiştir.
    Yalova’da bir saray yapılmış, kilise ve hastane binası onarılmıştır. İmparatoriçe Theodora’nın 525 yılında 4000 kişilik maiyeti ile birlikte buradaki kaplıcalara gittiği ve konakladığı Bizans kaynaklarından öğrenilmektedir. Iustinianus zamanından sonra Bursa kaplıcaları daha ön plana çıkmış ve Yalova kaplıcası önemini yitirmiştir.

    [​IMG]Antik kaynaklara göre Yalova il sınırları içerisinde Drepane Drepane, Drepanon ve Drepanum diye adlandırılan bir köy bulunmakta idi. Bu köyde din uğruna ölen Lukianus isimli bir aziz gömülü idi. Aynı zamanda da I.Constantinius’un annesi Helena’nın bu köyde doğduğu söylenmektedir. Bu yüzden de bu yerleşime Helenapolis ismi verilmiştir. Bu köyün bulunduğu yer tartışmalı olup, J.V.Hammer ve C.Texier Helenapolis’in bugünkü Yalova’nın olduğu yerde olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak yörede yapılan yeni yapılanma sırasında ve temel kazılarında eski yerleşimle ilgili kalıntılara rastlanmamıştır. Bazı iddialara göre de bu yerleşim Hersek Köyü’nün bulunduğu yerdedir.

    Haçlı seferleri sırasında Yalova ve çevresi büyük zarar görmüştür. Bunun ardından İznik Niceia Devleti buraya egemen olmuştur. Haçlı seferlerinden sonra 1261’de Bizanslılar yeniden yöreyi ele geçirmişlerdir.

    XIV.yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin Bizanslılarla giriştiği mücadeleler sonucunda Gazi Abdurrahman tarafından yöre Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı dönemi Yalova’sı hakkında Evliya Çelebi Seyehatnamesi’nde; “Bursa sancağına bağlı 700 haneli kasaba idi. Osman Gazi’nin emri ile bu toprakları fetheden Kara Yalovaçoğlundan ismi gelmiştir” diye söz etmektedir. Bununla beraber devlet salnamelerinde Yalova’nın 1867’de Hüdavendigar vilayetinin Bursa sancağına, 1899’da Karamürsel kazasının nahiyesi olarak müstakil İzmit sancağına bağlı olduğu yazılıdır. Yalova 1901’de kaza yapılmıştır.

    [​IMG]XIX.yüzyılın sonlarında Osmanlı-Rus savaşları nedeniyle Kafkas’ları terk eden göçmenlerin bir bölümü buraya yerleştirilmiştir. Mondros Mütarekesi’nden sonra 1920’de Yunanlılar yöreyi işgal etmişlerdir. Yerel milis güçlerinin direnişi sonucunda Yalova ve çevresi 19 temmuz 1921’de işgalden kurtarılmıştır. Bu arada Yalova ve köyleri büyük zarar görmüştür.

    Osmanlı döneminde Yalova kaplıcaları bakımsız ve harap bir durumda idi. İlk defa Sultan Abdülmecit döneminde (1839-1861) kaplıcalar onarılmış, Abdülmecit’in annesi Bezmialem Valide Sultan burada tedavi görmüştür. Bu yüzden de Valide Sultan’ın banyo yaptığı kaplıcaya Valide Hamamı ismi verilmiştir. Sultan II.Abdülhamit döneminde (1876-1909) kaplıcalar yeniden onarılmıştır. Bu dönemde kaplıcaların çevresinde otel ve gazinolar yapılmıştır.

    Cumhuriyetin ilanından sonra 1926’da nahiye haline getirilen Yalova, Kocaeli vilayetinin Karamürsel kazasına bağlanmıştır. 1929’da çıkarılan bir başka kararnameye göre de İstanbul vilayetinin kazası konumuna getirilmiştir. Atatürk Yalova yöresini gezmiş ve burasının ilçe yapılarak İstanbul’a bağlanmasını, haftada dört gün yapılan vapur seferlerinin her gün yapılmasını sağlamıştır. Bundan sonra Yalova kaplıcaları onarılmış, yolları yapılmıştır. Ayrıca Baltacı ve Millet Çiftliklerinin arazilerinin bir bölümü göçmenlere ve köylülere dağıtılmıştır. Buradaki bataklıklar kurutulmuş, Atatürk için kaplıcalarda Baltacı ve Millet Çiftliğinde birer köşk yaptırılmıştır.

    [​IMG]1995’te çıkarılan bir yasa ile Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinin batı kesimindeki Altınova, Bursa’nın gemlik ilçesindeki Armutlu, Yalova’nın ilçe olduğu zaman oraya bağlı olan Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal ilçe konumuna getirilmiştir. Bu yasaya göre; Yalova il konumuna getirilmiş ve yeni ilçeler de buraya bağlanmıştır.

    Yalova’da tarihi eser olarak; Çiftlikköy’de Karakilise (MS.VI.yüzyıl), Altınova’da Kale Kalıntısı ve Köprü, Altınova hersek Köyü’nde Hersekzade Ahmet Paşa Camisi (1865) ve Çeşmesi Yalova Kaplıcaları bulunmaktadır. Ayrıca Hasanbaba Korusu, Paşaköy ve Üvezpınar Köyü’nde Sudüşen Şelalesi ve çevresi ilin mesire ve piknik alanlarıdır.
     
  4. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Gezgin Gözüyle

    KAPLICALARI
    [​IMG]Termal Kaplıcaları:Roma ve Bizans dönemi eserlerinden olan Yalova Termal Kaplıcaları, il merkezine 12 km mesafede olup,kaplıca tesisleri içerisinde Sultan banyo-Valide banyo-Kurşunlu banyo ve Köylü hamamı gibi tarihi banyolar mevcuttur.Tarihi kurşunlu hamamı içinde sauna ve açık yüzme havuzu bulunmaktadır. Tesis bünyesinde şifalı mide suyu-göz suyu ve ayak suyu olarak adlandırılan şifalı sular mevcuttur. Çınar ve Çamlık Otelleri mevcut olup,bu otellerin bodrum katlarındaki hamamlarda, banyo suyu olarak kaplıca suları kullanılmaktadır. Fiziksel ve kimyasal analizler sonucu bu suyun sülfatlı,sodyum ve kalsiyumlu hipotermal ve hipotonik bir Maden suyu olduğu saptanmıştır.Mide ve bağırsak hastalıklarında,kronik gastrit, nezlevi bağırsak hastalıkları,spastik kolit ve bağırsak salgısı ve safra yetersizliğine bağlı ishallerde,asabi kaynaklı kabızlık,bağırsak parazitleri ve hemoroidlerde, dejeneratif romatizmaları (artroz) ve yumuşak doku romatizmaları da kürden şifa bulan hastalıklar arasındadır. Kaplıcalar çevresindeki Gökçedere ve Üvezpınar mahallelerinde çok sayıda konaklama ve yeme içme tesisi mevcuttur.
    Armutlu Kaplıcası:Kaplıca, ilçe merkezinin 2.5 Km kuzeyinde olup, Armutlu Kaplıcaları Yalova'ya 50 Km. mesafededir. Kaplıca bölgesinde; Otel, Restorant,Türk Hamamı,Masaj Salonları,Jakuzi ve Kapalı Yüzme Havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suları kimyasal sınıflandırma bakımından sülfatlı,bikarbonatlı, klorürlü, kalsiyumlu, sodyumlu ve karbondioksitli bir bileşime sahiptir.Kaynaklarda mineral miktarı 2100-2421 mg. arasındadır. Banyo ve içme kürlerine uygun olan kaplıca suları banyo,içme ve çamur olarak uygulandığı gibi, sudan çıkan gazlar teneffüs yoluyla da uygulanır. Armutlu kaplıcaları, radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfına girmektedir.Kaplıcalar kalbin işlemesinde, asidin vücuttan atılmasında,sinirler üzerinde,iltihabi hastalıklarda ve kadın hastalıklarında,mide ve bağırsak hastalıklarında,yaraların iyileşmesinde,karaciğerin düzenli çalışmasında,hormonların düzenlenmesinde ve idrar söktürücü olarak yararlar sağlar. Armutlu ilçesinde çok sayıda konaklama yeme-içme ve eğlence tesisi mevcuttur
    Hasan Baba Korusu:Kent merkezinin kargaşından bunalanların özellikle yaz aylarında koştukları bir piknik merkezidir.
    Hasan Baba korusu, adını bir çok efsaneden alan Ermiş Hasan Baba'dan almaktadır.
    Yalova-Çınarcık yolundan, Çınarcık ilçesine yaklaşık 5 km. uzaklıkta, Hasan Baba Tepesi'nin eteklerindedir. 3000 kişilik bir alana yayılmıştır. Bu alandan Çınarcık'a kuşbakışı bakmak, denizdeki araçları izlemek çok zevklidir.
    Termal:Kaplıcaların bulunduğu bu yörede Gökçedere ve Üvezpınar köyleri arasında birçok tesis bulunmaktadır.Panorama tepesi denizden 120 metre yükseklikte ve her mevsim yeşil bitki örtüsü ile kaplı çok güzel görüntülere sahip bir alandır.
    Yedi Havuzlar:Termal tesislerinin girişinde bulunan bir çağlayandır.Çeşitli renkte ortancaları ile ünlü olan termaldeki bu yerde çok nadide ağaçlar ve çiçekler mevcutdur.
    Sudüşen Şelalesi:Termal-Üvezpınar köyüün güneyinde yer alan Sudüşen Şelalesi ve çevresi eşsiz doğal güzelliklere sahiptir.
    Delmece Yaylası:Çınarcık ilçesinin Teşvikiye köyünden gidilmektedir.Delmece yaylası üstün doğal güzelliklere sahiptir.
    Kurtköy:Bu alan dere kenarında olup alabalık tesisleri ile piknik alanlarıyla ünlüdür.
    Burhaniye:Yalova'ya 25 Km uzaklıkta Yalova'nın yüksek dağlarının arasında doğal görünümü, temiz, havası ve kaynak suları ile görülmesi gereken doğa esri bir yerdir.
    Karaca Arboretum:1980 yılında TEMA Vakfı kurucusu Hayrettin KARACA tarafından kurulmuştur. Yalova-Termal karayolu üzerinde, il merkezine 5 km mesafede Samanlı köyü içerisinde bulunmaktadır. Peyzaj ağırlıklı,koleksiyon bir arboretum karakterinde olup, 135.000 m2 lik bir alanda tesis edilmiştir. İçerisinde kaya bahçeleri,bitki bahçeleri, iris bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bonsai bitki koleksiyonları vb. örnekler vardır. Başta Türkiye olmak üzere, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avusturalya kıtaları ve Yeni Zelanda'dan bitki örnekleri yanında, Türkiye'nin endemik bitki örnekleri mevcuttur. Arboretum içerisinde tahminen 5 bin odunsu, bir o kadarda otsu rizomlu ve soğanlı bitki mevcuttur.
    MÜZELER
    Atatürk Köşkü Müzesi:Atatürk'ün çeşitli nedenlerle geldiği Yalova'da kendisine Baltacı Çiftliği’ndeki köşk tahsis edilmiş, daha sonra Millet Çiftliği’ndeki köşk inşa edilmiştir.
    Yerini Atatürk ve arkadaşlarının seçtiği Atatürk Köşkleri grubu içinde yer alan Atatürk Köşkü ise çok kısa bir süre içinde tamamlanışı ve bir Atatürk Evi niteliği taşımasıyla önlemlidir.
    Cumhuriyet dönemi mimarlığımızın erken örneklerinden biri olan yapı, 1929 yılında yapılmış ve döneminde kullanılan eşyası ile günümüze gelmiştir. Köşkün bahçesi Atatürk'ün yurttaşlarla sohbet ettiği bir yer olarak önem kazanmıştır.
     
  5. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Camileri


    Rüstempaşa Camisi (Merkez)

    [​IMG]Yalova il merkezinde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi kesinlik kazanamamıştır. Yapı üslubundan XIX. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Mimari üslubu herhangi bir özellik taşımamaktadır.

    Cami moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. İbadet mekânı altlı üstlü her sırada ikişer tane olmak üzere sekiz pencere ile aydınlatılmıştır. Bu pencerelerden alt sıradakiler dikdörtgen söveli, üst sıradakiler de alçı şebekelidir. Caminin içerisinde bezeme unsuruna rastlanmamaktadır. Mihrap basit bir niş şeklindedir.

    Caminin yanındaki minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli olduğu sanılmaktadır. Bugün minarenin kaide kısmından sonraki bölümü yıkılmıştır.


    Hersekzade Ahmet Paşa Camisi (Altınova)

    [​IMG]Yalova ili Altınova ilçesi, Hersek Köyü’nde bulunan bu cami Hersekzade Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hersekzade Ahmet Paşa’nın h.917 (1511) vakfiyesi bugün Amerika’da Philadelphia Frer Library’de John Frederick Lewis koleksiyonunda bulunmaktadır. Kaynaklarda caminin kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber bu vakfiyeden yola çıkarak XVI. yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

    Evliya Çelebi, 1648 yılında gittiği Hersek Kasabası’nın Ahmet Paşa’nın gaza malıyla 700 hanelik bir yerleşim yeri olarak kurulduğunu belirtmiştir. Hersekzade Ahmet Paşa Edirne Keşan’da cami, İzmir’de, Urla’da hamamlar, Kütahya’da kervansaray, Aydın ve Uşak’ta da dükkânlar yaptırmış ve vakfetmiştir.

    Altınova ilçesi Hersek Köyü’ndeki Camisi h.1179 (1766) depreminde zarar görmüş, son cemaat yeri kubbesi ve minaresi yıkılmıştır. Bundan sonra Kemankeş İsmail Ağa 1773’te camiyi onarmış ve bunu belirten bir de kitabe koydurmuştur. Bu nedenle de caminin bazı bölümlerinde XVIII. yüzyıl üslubu görülmektedir. Sonraki yıllarda cami kendi haline terk edilmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Y.Mimar Cahide Tamer tarafından 1965 yılında bir kez daha onarılmıştır.

    Cami kesme taştan 16.17x16.17 m. ölçüsünde kare planlı bir yapıdır. İlk yapılışında önünde dört sütunlu ve üç bölümlü bir son cemaat yeri olduğu kalıntılardan ve sütunlar arasındaki kemer izlerinden anlaşılmaktadır. Bu son cemaat yeri deprem sonucu yıkılınca 1788 yılında yine dört sütunun taşıdığı kiremit örtülü ahşap bir çatı ile yenilenmiştir. 1965 yılı onarımında ise buradaki dört mermer sütun yenilenmiş, üzerlerine mukarnaslı başlıklar konulmuş ve üzeri ödenek yetersizliğinden tamamlanamadığından açık bırakılmıştır.

    [​IMG]Caminin dikdörtgen mermer söveli giriş kapısı barok üslupta olup, 1773 tarihine aittir. İbadet mekânının üzerini örten 13 m. çapındaki kubbenin yerine bugün ahşap bir çatı ile kaplıdır. Köşelerdeki pandantiflerin uçları ilk yapılışında üzerinin kubbe ile örtülü olduğunu göstermektedir. Günümüzde ahşap çatılı, içten ahşap tavanlı üst örtü 1965 yılında yapılmıştır. İbadet mekânı üç cephede altta dikdörtgen, üstte de sivri kemerli alçı şebekeli dörder pencere ile aydınlatılmıştır.

    Mihrap ve minber mermer olup, XVI. yüzyıldan kalmış orijinal örneklerdir. Mihrap nişinin iki yanına küçük sütunçeler yerleştirilmiş ve üzerleri mukarnasla sona erdirilmiştir. Minber ise oldukça sadedir.

    Caminin minaresi kesme taştan kısa gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare 1773 yılında Kemankeş İsmail Ağa tarafından yapılan onarım sırasında eklenmiştir.

    Bu caminin yanındaki sıbyan mektebi, medrese ve handan hiçbir iz günümüze gelememiştir. Yalnızca hamamın kalıntıları görülmektedir.


    Hacı Ali Paşa Camisi (Armutlu)

    [​IMG]Yalova ili Armutlu ilçe merkezinde bulunan bu caminin yapım kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Bazı kaynaklarda bu caminin Orhan Gazi döneminde yapıldığı belirtilse de bunu doğrulayacak mimari bir kalıntıya rastlanmamaktadır. Bugünkü mimari üslubundan XIX. yüzyılda yapıldığı sanılan bu cami geç dönemde yapılan onarımlarla özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

    Cami moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. XX. yüzyılın ikinci yarısında bütünü ile restore edilmiş ve bu restorasyon sırasında eski izleri yok edilmiştir. Yalnızca eski yapıya ait minare kaidesi çatı hizasına kadar ayakta durmaktadır. İbadet mekânı altlı üstlü her kenarda ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Bunlardan alt sıradakiler dikdörtgen söveli, üst sıradakiler ise alçı şebekelidir. Mihrap ve minberinin herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.

    İbadet mekânının üzerini örten tavan ahşap direklerle desteklenmiştir. Caminin içerisinde yeni yapılan bezemeler sanat tarihinden hiçbir özellik taşımamaktadır.

    Yakın tarihlerde bu minarenin önüne yeni bir minare yapılmıştır. Son onarım sırasında caminin önüne ahşap çatılı iki katlı son cemaat yeri ve meşruta eklenmiştir. İbadet mekânını örten çatı ile öndeki yapının çatısı birbirleri ile uyum sağlayamamış ve kod farkı meydana getirmiştir.
     
  6. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Türbeleri


    Hersekzade Ahmet Paşa Türbesi (Altınova)

    [​IMG]Yalova ili Altınova ilçesi Hersek Köyü’nde bulunan Hersekzade Ahmet Paşa Camisi’nin sağ yanında Paşa’nın türbesi bulunmaktadır. Hersekzade Ahmet Paşa h.923 (2 Temmuz 1517’de) ölmüş ve caminin yanındaki bu türbeye gömülmüştür.

    Türbe kesme taştan oldukça yüksek bir set üzerinde yapılmıştır. Dokuz basamaklı merdivenle çıkılan bu setin üzeri mermer bir korkulukla çevrilmiş ve mermer bir de kapı sövesi buraya yerleştirilmiştir. Türbe açık türbe şeklinde olup, üzerinin açık veya kapalı olduğu kesinlik kazanamamıştır. Giriş kapısı sövesinin oldukça yüksek olması da türbenin ilk yapılışında, üzerinin örtülü olabileceği intibaını vermektedir.

    Bu türbeye 1766 depreminden önce 1742 tarihli on mısralık bir kitabe konulmuştu. Bu kitabe caminin 1770 yılındaki onarımı sırasında türbeden alınarak caminin giriş cephesinde Kemankeş İsmail Ağa’nın onarım kitabesinin yanına konulmuştur.

    Hersekzade Ahmet Paşa’nın açık türbede bulunan mezar taşı kırılmış, sonradan onarılmıştır. Bu mezarın yanında da birkaç mezar taşı daha bulunmaktadır.
     
  7. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Hamamları


    Hersekzade Ahmet Paşa Hamamı (Altınova)

    Yalova ili Altınova ilçesi, Hersek Köyü’nde, Hersekzade Ahmet Paşa cami, han, çeşme ve hamam yaptırmıştır. Bu yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan hamam günümüze gelememiştir. Kitabesi de bulunmamaktadır. Cami ile birlikte hamamın da Hersekzade Ahmet Paşa’nın vakfiyesinden öğrenildiğine göre h.917 (1511) yılında yaptırıldığı sanılmaktadır.

    Kaynaklarda hamam ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmamakla beraber, caminin klasik üslupta yapılmış olmasından yola çıkarak hamamın da aynı şekilde XVI. yüzyıl Osmanlı hamam mimarisinde uygulanan plan tipinde yapıldığı sanılmaktadır. Buna göre kesme taştan soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiş olup, üzeri de pandantifli iki kubbe ile örtülü idi.


    Kurşunlu Hamam (Merkez)

    [​IMG]Yalova il merkezinde bulunan bu hamamın yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bizans kaynaklarında burada İmparator II.Iustinianus (705-711) tarafından yaptırılmış bir hamamdan söz edilmektedir. Buna dayanılarak bu hamamın VI. yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlılar döneminde de kullanılan bu hamam zamanla harap olmuş kısmen toprak altında kalmıştır. Sultan II. Abdülhamit bu hamamı, tahta çıkışının 25. yıldönümü nedeniyle 1876–1909 yılları arasında yeni baştan yapılırcasına onarmış ve cephesine de bu onarımı belirten bir kitabe koydurmuştur. Bu onarım sırasında hamamın üzeri kurşunla kaplanmış, bu yüzden de Kurşunlu Hamam ismi ile tanınmıştır.

    Hamam moloz taştan yapılmış olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Bunlardan soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin üzeri pandantifli birer kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklık kısmının kenarlarında halvet hücreleri bulunmaktadır.


    Valide Hamamı (Merkez)

    [​IMG]Yalova il merkezinin güneyinde bulunan Kaplıcalar Bölgesi’ndeki Valide Hamamı’nın kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ile ilgili kesin bilgi bulunmamaktadır. Bununla beraber, Bizans kaynaklarında İmparator Constantinius’un burada bir hamam yaptırdığı belirtilmektedir. Bizans dönemindeki hamamın üzerinin altı kubbe ile örtüldüğü yine kaynaklardan öğrenilmektedir. Bu kubbeler yıkılmış, günümüze gelen üç kubbenin Osmanlı dönemine ait olduğu yapı üslubundan anlaşılmaktadır.

    Sultan Abdülmecit’in annesi Bezmialem Valide Sultan buradaki kaplıcada romatizma tedavisi gördüğünden ötürü de Valide Hamamı olarak anılmıştır. Ayrıca yöre halkı tarafından çok sık kullanılan bu hamama Köylü Hamamı ismi de yakıştırılmıştır. Abdülmecit zamanında yapılan onarımı belirten kitabe hamam üzerine konulmuştur.

    Günümüze gelebilen hamam kesme ve moloz taştan yapılmış, dikdörtgen planlı olup, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Sıcaklık bölümü mermer kaplı olup, ortasında bir havuz bulunmaktadır. Üst örtü kubbeli, kubbe kasnağında ve geçiş elemanlarında tuğlaya geniş yer verilmiştir.

    Bu hamamın kaplıca suyu 64 derecedir.
     
  8. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Atatürk Köşkleri


    Atatürk Köşkü (Termal)

    [​IMG]Atatürk Yalova’ya gelişinde ilk kez Baltacı Çiftliği’ndeki köşkte kalmıştır. Ardından Millet Çiftliği’ndeki köşk yapılmıştır. Böylece bu köşkler içerisinde yer alan Atatürk Köşkü yapılmıştır. Cumhuriyet dönemi mimarisinin ilk dönem yapılarından olan bu köşk 1929 yılında Mimar Sedat Hakkı Eldem tarafından 38 günde yapılmıştır.

    Bu köşk arazi eğimine uydurulmuş, dikdörtgen planlı olup, iki katlıdır. Ayrıca çatı katından da yararlanılmıştır. Köşkün bodrum katında servis merdivenleri bulunan geniş mutfaklar yer almaktadır. Zemin katındaki giriş holünden şeref salonuna, oradan da toplantı ve yemek salonuna geçilmektedir. Sonra da bu mekân terasa açılmaktadır. Bu terastan, toplantı ve yemek salonlarından birer kapı ile girilen küçük bir çalışma odası bulunmaktadır. İkinci kat orta salona açılan odalardan meydana gelmiştir. Bu salonun girişi üzerinde Çinili Balkon adı verilen bir balkon bulunmaktadır. Orta salonun çevresi U biçiminde bir koridorla çevrilmiştir. Çinili Balkonun sağında yatak odası ile banyo vardır. Buradan da aralarında bağlantı olan iki dinlenme odasına yer verilmiştir. Orta salonun sağında kalan bölüm misafirlere ayrılan odaları içermektedir.

    Köşk cephe görünümünde iki kat boyunca ince dikdörtgen pencerelerle aydınlatılmıştır. Cephe görünümü arazi konumuna göre düzenlenmiştir. Köşkün mobilyaları ve diğer eşyaları Dolmabahçe Sarayı’ndan buraya getirilmiştir.

    Ulu Önder, Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü bahçesinde ve deniz kenarında bulunan Köşke geldiğinde bahçıvanı ağacın dallarını kesmeye çalışırken görür. Hemen bahçıvanı yanına çağırarak bunun nedenini sorar. Bahçıvanda “Ağacın dalları Köşkün duvarına kadar uzamıştır” der. Bunun üzerine Ulu Önder “Ağacın dalını kesmeyin Köşkü kaydırın” emrini verir. Daha sonra 10 Ağustos 1930 tarihinde İstanbul'dan getirilen tren rayları üzerinde bina 4.80 cm kaydırılarak ağacın dalları kesilmekten kurtarılır. Bu yüzden de bu köşke halk arasında Yürüyen Köşk ismi verilmiştir.



    Yaverlik Köşkü (Termal)

    Yaverlik Köşkü XIX. yüzyılın sonlarında yapılmıştır. Büyük olasılıkla da Sultan II. Abdülhamit dönemine aittir.

    Köşk Art Nouvea üslubunda yapılmıştır. Dikdörtgen planlı köşk iki katlı olup, bir de çatı katı vardır. Köşkün zemin katı kagir, üst katları ahşaptır. Zemin katta dışarıya yönelik ahşap bir balkon bulunmaktadır. İkinci katın tüm cephesi yapıya karakteristik özellik veren ahşap kolonların taşıdığı veranda halindedir.

    Cumhuriyet döneminden sonra Atatürk tarafından onarılmış, 1929 yılında yapılan diğer köşk yapılıncaya dek de Atatürk tarafından kullanılmıştır. Atatürk diğer köşke geçtiğinde de bu köşkü yaverleri ve yakın arkadaşları kullanmıştır. Günümüzde bu köşk sosyal tesis olarak kullanılmaktadır.

    Yalova Atatürk Köşkleri TBMM. Milli Saraylar Daire Başkanlığı yönetimindedir.


    Termal Atatürk Köşkleri Yalova
    Tel-Faks: (0226) 675 70 28



    TİGEM Atatürk Müzesi (Baltacı Çiftliği Köşkü)
    (Termal)

    [​IMG]Atatürk Yalova'ya ilk geldiği tarihlerde Baltacı Çiftliği'ndeki köşkte misafir olarak kalmıştır.Atatürk Köşkü 1929 yılında yapıldıktan sonra, yeni yaptırdığı köşkte kalmaya başlamıştır.

    Bu köşk 1981 yılında restore edilerek Atatürk ile ilgili resim ve eşyaların teşhir edildiği özel bir müze konumuna getirilmiştir.

    Köşk iki katlı ahşap karkas bir yapıdır. Bahçe içerisinde oluşundan ötürü de iki sıra halindeki pencerelerle aydınlatılmıştır. İçerisinde sofa etrafında odalar sıralanmıştır.
     
  9. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Kara Kilise


    Kara Kilise (Çiftlikköy)

    [​IMG]Yalova ili Çiftlikköy ilçesinde, Başkent I Sahil Sitesi içerisinde bulunan yapı kalıntısının, Bizans dönemine ait bir kilise olduğu sanılmaktadır. Bu yapı daha önce burada bulunan Roma dönemine ait bir mabedin üzerine kilise olarak yapılmıştır. Yapı üslubundan IV.-V. Yüzyıla ait olduğu anlaşılmaktadır.

    Kilise moloz taş ve tuğladan açık Yunan haçı planında yapılmıştır. Haç kollarının ortada birleştiği yerde yuvarlak kasnaklı kule şeklinde kubbesi bulunmaktadır. Apsis kısmı tahrip olduğundan kesin bir sonuca varılamamakla beraber yuvarlak bir niş şeklinde olduğu, iki yanında da protesis ve diakonikon hücrelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde site içerisindeki bir parkta korunmaktadır.
     
  10. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Kağıthanesi (Kağıthane-i Yalakabad)


    [​IMG]Yalova Merkez ilçesine bağlı Elmalık Köyü’nde Kağıthane-i Yalakabad (Yalova Kâğıthanesi) ismi ile Osmanlı döneminde bir kâğıt yapım merkezi kurulmuştur. Bu merkezi İbrahim Müteferrika 1745 yılında kurmuş ve Osmanlı döneminde basılan kitapların kâğıt gereksinimi buradan karşılamıştır.

    Bu merkez Osmanlı döneminde kâğıt üretimini sürdürmüş, Cumhuriyet döneminde İzmit Kâğıt Fabrikası kuruluncaya kadar da kâğıt üretimine devam etmiştir. Günümüze bu Kâğıthane ile ilgili hiçbir iz gelememiştir.
     
  11. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Kaplıcaları


    Termal Kaplıcaları (Termal)

    [​IMG]Yalova’nın güneybatısında Termal ilçesinde, Gökçedere ile Üvezpınar köyleri arasında sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Bu kaynaklardan VI. yüzyıldan itibaren yararlanılmıştır. Antik Çağlarda bu kaplıcalar Pythia, Pythion, Therma isimleri ile tanımıştır. Buraya daha çok Pythia Therma denilmesinin nedeni de toprak çatlaklarından ve yarıklarından buhar ile su nedeniyle, Mitolojik Yeraltı Tanrısının burada yaşadığına inanılmasıdır.

    Termal Kaplıcalarında Atatürk’ün isteği üzerine Arif Müfit Mansel 1932 yılında kazı ve araştırma yapmış bu araştırmalar sırasında mezar taşları, adak stelleri, dehlizler, kilise kalıntıları bulunmuştur. Ayrıca II. Iustinianus’un (685–695; 705–711) monogramlarını taşıyan sütunlara da rastlanmıştır.

    Kaplıcanın bulunduğu vadinin kuzey ve güneyinden iki kırık fay hattı geçmektedir. Bundan ötürü de deprem bölgesi olan bu yerde tüf ve lavların yanı sıra konglamera, dasit ve bereşlere de rastlanmıştır. Buradaki fay kırıklarının derinliğinin 5–6 km. aşağıya indiği sanılmaktadır. Burada kaynayan mağmanın ısıttığı maden suları çeşitli kaynaklardan dışarıya çıkmaktadır. Bu kaynaklar arasında da ısı farklıklıkları bulunmaktadır. Bu kaynaklar Valide Hamamı’nda 64 derece, Termal’de 60 derecedir. Yer altı kaynaklarından sağlık açısından yararlanılmakta ve banyo kürleri yapılmaktadır. Özellikle kalp, damar, sinir sistemi hastalıkları, cilt, romatizma, bağırsak, sindirim sistemi, karaciğer, safra kesesi, psikolojik rahatsızlıklar ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca içme kürleri de yapılmaktadır.

    Kaplıcalar Osmanlı döneminin sonlarına doğru bakımsızlıktan harap bir hale gelmiş ve ilk kez Abdülmecit döneminde (1839–1861) onarılmıştır. Bu dönemde kaynak suları Cemiyet-i Tıbbıye tarafından 1892 yılında incelenmiş ve suyun Aix Les-Bains sularına eşit değerde olduğu anlaşılmış ve bunun için de buraya otel ve bir de hamam yapılmıştır.

    [​IMG]Cumhuriyet döneminde Atatürk 1929 yılında buraya gelmiş, Yalova’nın gelişimi ile ilgilenmiş ve kaplıcaların yeni baştan onartılmasını sağlamıştır. Atatürk kaplıcaları çok bakımsız bulmuş, Yalova yöresinde bir çiftlik satın almıştır. Bugün bu çiftlik Atatürk Tarım İşletmesi ismi ile etkinliğini sürdürmektedir. Bu arada Yalova Kaplıcaları’nın ünlü konaklama tesisi olan Termal Oteli yapılmıştır.

    Termal Kaplıcaları içerisinde Üç Kardeşler veya Üç Azize’nin mezarları bulunmaktadır. Bu mezarlar Bizans kaynaklarında (Acta Sanatorium) isimleri geçen Menodoro, Metrodora ve Ninfodora kız kardeşlere aittir. Bu üç kız kardeş Bithynia’da doğmuş, Hıristiyanlığı kabul etmiş ve Termal Kaplıcaları’nın civarındaki tepelerde ibadetle meşgul olmuşlardır. Ancak bu kardeşlerin bir takım kerametler gösterdiği, sıcak sularla hastaları iyi ettikleri söylentileri yaygınlaşmıştır. Bu haber Doğu Roma İmparatoru G.Maksimianus’a kadar gitmiş. İmparator yöre valisi Fronto’dan kızların Putperestliğe döndürülmesini istemiş, kızlar bu isteği reddedince de MÖ. IV. yüzyılın başlarında idam edilmişlerdir. Mezarları yakın tarihlerde yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmış ve her yıl 10 Eylül günü Hıristiyanlar tarafından anma törenleri yapılmaktadır.


    Armutlu Kaplıcaları (Armutlu)

    Yalova ili Armutlu ilçesinin 2,5 km. kuzeyinde Armutlu Kaplıcaları bulunmaktadır. Bu kaplıcalar Yalova’ya 50 km. uzaklıkta olup, çevresinde turistik konaklama tesisleri bulunmaktadır.

    Kaplıca suları sülfat, bikarbonat, klorür, kalsiyum, sodyum ve karbondioksit içermektedir. Sulardaki mineraller 2100–2421 mg. Arasında değişmektedir. Radyoaktivitesi yüksek kaplıcalar sınıfından olan Armutlu Kaplıcalarının sularından banyo ve içme kürü olarak yararlanılmaktadır.

    Armutlu kaplıcasının suyu, kalp, sinir hastalıkları, karaciğer, kadın hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları ve iltihabi rahatsızlıklara iyi gelmektedir.
     
  12. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Doğal Güzellikleri


    Yalova il toprakları İzmit Körfezi ile Gemlik Körfezi arasında Marmara Denizi’ne çıkıntı yapan Armutlu Yarımadası’nın batı ucunda kurulmuştur. İl toprakları Bozburun’dan Karamürsel yakınlarına kadar uzanmaktadır. Bu toprakları Samanlı Dağları engebelendirmektedir. Armutlu’nun doğusundaki Daz Dağı ilin en yüksek noktası olup, 921 m. yüksekliktedir.

    İl toprakları akarsu vadileri ile bölünmüştür. Bu akarsuların ağızları, dar kıyı şeritleri küçük ovalar meydana getirmiştir. Buradan kaynaklanan suların başında Kocadere, Karpuz (Teşvikiye), Laledere, Sarısu, Safran ve Sellimandıra (Samanlı) dereleri gelmektedir. Bütün bu akarsular sularını Marmara Denizi’ne döker. İl topraklarında Çınarcık ilçesinin Kocadere Köyü yakınlarında Dipsiz Göl bulunmaktadır. Bu göl ilin tek gölüdür. İlin su gereksinimini ise Sellimandıra deresi üzerinde kurulan Gökçe Baraj Gölü sağlamaktadır.

    İl topraklarının yarısı ormanlarla kaplıdır. Özellikle kıyıların arkasındaki yamaçlar makilerle kaplıdır ve yer yer de meyve bahçeleri bulunmaktadır. Bu bitki örtüsü yüksek kesimlerde kestane, meşe, kayın ve ıhlamur ormanlarına dönüşmektedir.


    Delmece Yaylası

    [​IMG]Yalova’nın önemli yaylalarından Kocadere ile Teşvikiye’nin güneyinde Erikli ve Delmece yaylaları bulunmaktadır. Bu yaylalar çam, meşe, kestane ve ıhlamur ağaçları ile kaplıdır.













    Mesire Yerleri

    Üvez Pınarı ve Sudüşen Şelalesi

    [​IMG]Yalova ili Termal ilçesinde Termal Kaplıcalarına 500 m. uzaklıkta olan Üvez Pınar Köyü ilin önemli bir turizm merkezidir. Üvezpınar Köyü’nden 8 km. uzaklıkta bulunan Sudüşen Şelalesinin çevresi mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu şelale ve çevresi doğal güzellikleri yönünden ün yapmıştır. Şelale çevresinde trekking (doğa yürüyüşü) parkuru bulunmaktadır. Ayrıca yörede oldukça gelişmiş turizm tesisleri bulunmaktadır.









    Gökçedere

    Yalova ili Termal ilçesinde vadi içerisinde bulunan Gökçedere’de turistik tesisler olup, ilin turizm merkezlerinden biridir. Bu tesislere kaplıcalardan sular getirilmiştir.


    Hasan Baba Mesire Yeri

    [​IMG]Yalova ili Termal ve Çınarcık ilçeleri arasında ve Çınarcık sırtlarında bulunan Hasan Baba Piknik ve mesire yeri geniş bir alana yayılmış olup, meşe, kestane ve ıhlamur ağaçlarıyla kaplıdır. Ayrıca bu alanda doğal ortamda Geyik koruma alanı bulunmaktadır. Hasan Baba Mesire Yerinde bazı turistik tesisler vardır.










    Kum Plajı


    Yalova ili Çınarcık-Esenköy arası doğal plaj alanıdır. Bu alan İstanbul başta olmak üzere Yalova ve Bursa’nın önemli bir sayfiye merkezidir. Çınarcık il merkezi Yalova’ya 16 km. uzaklıkta olup, Bursa, Armutlu ve Marmara Denizi ile çevrili ilin önemli bir mesiresidir.


    Niyet Kemeri ve Ayak Suyu (Termal)

    [​IMG]Yalova ili Termal ilçesinde bulunan su yolunun (kemer) ne zaman yapıldığı konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Tarihçi Zonaras bu kemerin varlığına değinmiş ve Niyet Kemeri olarak tanındığını ileri sürmüştür.

    Günümüze iyi bir durumda gelen bu su kemeri kesme taştan yuvarlak tonozla üzeri örtülmüştür. Bu kemerin altından akan sıcak suyun bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılmıştır. Bunların başında da romatizma, mantar ve çıban gibi deri hastalıkları gelmektedir.








    Karaca Arboretumu (Merkez)


    [​IMG]TEMA Vakfı kurucusu olan Hayrettin Karaca tarafından 1980 yılında kurulmuştur. Yalova-Termal karayolu üzerinde, İl merkezine 5 km uzaklıkta Samanlı köyü içerisinde bulunmaktadır.

    Peyzaj ağırlıklı, koleksiyon bir arboretum karakterinde olup,135.000 m2. lik bir alanda kurulmuştur. İçerisinde kaya bahçeleri, bitki bahçeleri, iris bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bonsai bitki koleksiyonları bulunmaktadır. Başta Türkiye olmak üzere, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avustralya kıtaları ve Yeni Zelanda'dan bitki örnekleri yanında, Türkiye'nin endemik bitki örnekleri mevcuttur.

    Arboretum içerisinde yaklaşık 5 bin odunsu, bir o kadarda otsu rizomlu ve soğanlı bitki bulunmaktadır. Pazar günleri 13.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.


    Samanlı Köyü Yalova
    Tel: (0.226) 833 77 67
     
  13. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Yalova Sivil Mimari Örnekleri


    [​IMG]Yalova’da Osmanlı döneminde yerleşim XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. İlk yapılan yerleşime ait evlerden günümüze gelen pek az örnek kalmıştır. Bu evlerin büyük çoğunluğu deprem ve yeni yapılanmalar nedeniyle ortadan kalkmıştır.

    Yalova’da günümüze gelebilen evlerin orijinal örneklerine Armutlu’da rastlanmaktadır. Bu evler Arnavut kaldırımı döşeli sokakların iki yanında sıralanmış, çoğunluğu iki katlı konutlardır. Bahçe içerisindeki bu evler taş temel üzerine bağdadi yapı tekniğinde yapılmışlardır.

    Giriş katından taş döşeli bir hole girilmekte olup, bu holün iki yanına yemek odası mutfak ve kiler gibi birimler yerleştirilmiştir. Holden ahşap bir merdivenle ikinci kata çıkılmaktadır. İkinci katta sofa çevresinde odalar sıralanmıştır.

    Yörenin ağaçlıklı olmasından ötürü evlerin yapımında geniş ölçüde kullanılmıştır. Evlerin üzeri kiremit çatılı olup, odalar düz tavanlarla örtülüdür. Bu tavanlar üzerinde çıtalarla geometrik desenlere yer verilmiştir.

    [​IMG]Çevresi açıklık olan odaların cephelerinde dikdörtgen söveli pencereler peş peşe sıralanmıştır. Bu evlerin bazılarında da cumba ve kafeslere yer verilmiştir. Evlerin içerisinde kalem işi ve alçı bezemelere rastlanmamaktadır.

    XX. yüzyılın başından itibaren yörenin kaplıca turizmi açısından önem kazanması nedeniyle bu amaçlı yapıların, özellikle Termal çevresinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu evlerin arasında Sultan Abdülmecit’in annesi Bezmialem Valide Sultan’ın evi ile Atatürk köşkleri en dikkat çekici örnekler arasındadır. Termal’deki bu evler ile Armutlu’da yıkım ve depremden arta kalanlar koruma altına alınmışlardır.
     
  14. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    [​IMG]

    Yalova yöresi , Türkler ‘den önce Roma - Doğu Roma (Bizans ) ‘ya , daha önce de Bitinya ‘ya bağlıydı.
    Bitinya ‘yla ilgili Bizans arşivlerinin hemen hemen tamamının kaybolmuş olması , bu bölgenin Osmanlı fethi öncesindeki durumunun bilinmesini zorlaştırmaktadır.Ancak , Bizans kaynaklarının suskunluğu , arkeolojik araştırmalar ve bazı 15. yüzyıl Osmanlı kaynaklarıyla bir noktaya kadar giderilebilmektedir.
    Bitinya ve önceki dönemde , Yalova yöresiyle ilgili olarak ; Prainetos – Prenektos (Karamürsel ) , Drepane – Drepanum ( Hersek civarında köy ) , Pylai ( Çiftlikköy civarında , olasılıkla Sahil Mahallesi civarında yerleşim yeri ) , Pythia Therma ( Termal Kaplıcaları ) , Soteropolis ( Koru Köy civarında bir yerleşim yeri ) , vb isimler göze çarpar.
    Bazı kaynaklarda , 1236 yıllarındaki bir evrakta , Yalova yöresinin genel adının Pylopythia olduğu yazılıdır.Gerek Pylai ( Çiftlikköy ) , gerek Pythia ( Termal ) bu bölgede olduklarına göre , büyük bir olasılıkla bu iki isim birleştirilerek bölgeye ad olarak verilmiştir.
    Daha sonra , bazı kaynaklarda , Yalova yöresiyle ilgili olarak Xenodochion ismine de rastlanır.
    13. yüzyılda , günümüzdeki Karamürsel ve Yalova arasındaki düz kıyı ovası , Halizones Toprakları ya da Yalak Ovası olarak adlandırılıyordu.
    Antik dönemde Arganthonios olarak tanınan Samanlı Dağları ‘nın adı da Sifones Dağları ‘ydı.
    Türklerin eline geçtikten sonra , yöre hakkında çeşitli isimlerin kullanıldığı dikkati çeker.
    Örneğin Katip Çelebi , Yalakabad adından söz etmekte ve kaplıcanın bulunduğu yere , Yalıova denildiğini işaret etmektedir.
    Ahmet Refik Altınay ‘ın hazırladığı ,”Hicri Onikinci Asırda İstanbul Hayatı “ isimli kitaptaki Divan-ı Hümayun belgelerinde , Yalakabad hakkında çeşitli bilgiler vardır.Yalnız bir yerde Yalakabad yerine Yalive kelimesi geçer.
    Dr. J. Siotis ‘in 1906 yılında hazırladığı “ Les Thermes de Pythia “ isimli kitapta ise YALOVA adı yer alır.
    Türkçe ve Rumca , Yali / Yalı bugün , kıyı –sahil anlamına gelmektedir.Bu kelimenin sonuna Ova eklenmesiyle meydana gelen Yaliova / Yalıova , sahildeki ova anlamında kullanılmış ; Yalıova ‘ daki “ ı “ harfi , kullanım kolaylığından düşmüş ve YALOVA olarak halk diline yerleşmiş olabilir.
    Atatürk ‘ün davranışı da , bu iddiayı doğrular görünümdedir. Atatürk , Türk Tarihi ile ilgili olarak Yalova ‘da yaptığı bir çalışmanın altını imzalarken , 16 / 17 .8.1931 tarihini yazmış ve altına :
    ( YALİ OVA / YALOVA ) DİYE NOT DÜŞMÜŞTÜR
     
  15. Google

    Google Özel Üye

    Paylaşım için teşekkürler..
     

Bu Sayfayı Paylaş