Yalova Şiirleri

'Yalova Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 4 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Yalova Şiirleri konusu AGLIYOR YALOVA

    17 Agustos’ta ;

    Bir çocuk Agliyor

    Enkazlarla Yigili Malazgirt caddesinde

    Dogdugu ev yikilmis



    Az ilerde ise bir anne

    Iki elini basana götürmüs, agladi, aglayacak..

    Içecek ne bir suyu

    Ne de Akitacak gözyasi var

    Kurumus göz pinarlarinda



    Bir baba agliyor Hacimehmet ovasinda

    Tirnaklariyla kaziyarak enkazi bagiriyor

    “ Boncugum, Dilara neredesin?”



    Agliyor Yalova, kan ter içinde

    Ve gökyüzünde bulutlar agliyor Yalova için

    Günes olabildigince kizgin

    Yalova’ya ihanet edenler



    AYHAN ALSAN'A



    Söyle Karayagiz!

    Neden kapattin perdeyi ?

    Oysa seninle siirler okuyacaktik..

    Içinde ayrilik ve hüzün olmayan...

    Mendirekte özgürlük türküleri söyleyecektik

    Gökyüzüne mutlulugun resmini yapacaktik



    En güzel çiçegi...

    Umut çiçegini

    Hep birlikte sulayacaktik

    Yalova sahillerinde

    Özlemlerimizi dile getirecektik

    Çiçege ve Umuda dair...



    Ve sen!

    Yine yeniden Toros canavari olacaktin

    O Insan sevgisi yüreginle

    Olmadi Karayagiz, olmadi

    Perde bu kadar erken kapanmamaliydi

    Simdilik mutlulugumuz olmasa da

    Yalova’nin acilari vardi

    Seninle paylasmayi bekleyen



    BIR ZAMANLAR YALOVA

    Dün,

    Yalova bahçelerinde,

    Seralari gezdim saatlerce.

    Elma bahçeleri içinde,

    Gelincikleri, Kasimpatilari,

    Papatyalari da gördüm.

    Çiçek seralarinda,

    Domates, kivircik degil,

    Gülleri, Karanfilleri kokladim.



    Sonra,

    Kepenksiz dükkanlar arasinda

    Yalova sokaklarini dolastim…

    Evlerin balkonlarinda,

    Yapay çiçekler degil,

    Zambaklar, sarmasiklar sarkiyordu.

    Ve Yalova pazarinda,

    Amasya degil,

    Yalova elmasi satiliyordu…



    Balaban deresinde çakil taslari arasinda,

    Oltayla degil,

    Çuval ile balik yakaladim…

    Damacanadan degil,

    Yalova deresinden içtim suyu,

    Avuç avuç.



    Yalova sahilinde…

    Arabalarin korna sesleri degil,

    Faytona bagli bir çift atin nal sesleri

    Duyuluyordu…

    Bir de pamuk sekerci Niyazi dedenin sesi.



    Bekirin gazinosundaSanat,

    Akasya parkta ise

    Halk müzigi yükseliyordu.

    Sahil kolibasili degil,

    Midye doluydu



    Ve sonra,

    Kan ter içinde

    Uyaniyorum.

    Yüzlerce kez,

    “Keske, keske” diyorum.



    “YALOVA'NIN”



    Yalova'nin Elmasi

    Çiçegi

    Üzümü

    Yesili

    Denizi

    Kaplicasi





    Ama…

    Hepsinden önce

    Ekmegi bozuldu.

    Simdi mi?

    Mantarlastik!





    Çünkü,

    Artik

    Sadece

    Yalova matari var.



    “SEYIRLIK”



    Evim iki kilometre uzaktaydi,

    Yalova iskelesine.

    Bahçedeki dut agacina

    Çiktigimda,

    El sallardim,

    Arabali vapuruna.



    Haci Mehmet

    Safran köyünü görürdüm

    Evimin çatisindan.

    Otobüslerin korna sesleri

    Duyulurdu,

    Cumhuriyet Meydanindan.



    Simdi

    Yine çikiyorum çatiya,

    Sadece

    Güzel komsum Melahat'i

    Görüyorum,

    Yemek pisirirken.



    “YALOVA'LISIN DEMEK”



    “Yalova'lisin demek ki” dediler.

    Sonrada eklediler:

    “Sizin oralarda ne güzel elma bahçeleri var.”

    Bizim buralarda ne elma bahçeleri vardi!

    Önce agaçlar kesildi,

    Sonra da araziler…

    Simdi ne elmasi kaldi,

    Ne de bahçesi…



    “Yalova'lisin demek ki” dediler.

    Sonra da eklediler:

    “Sizin orada her tür çiçek yetisir.

    “Seralariniz bir baska…”

    Bizim buralarda çiçek seralari ne güzeldi!

    Önce çiçek seralari,

    Sonra da yesil alanlar yok oldu.



    “Yalova”lisin demekki” dediler.

    Sonra da eklediler:

    Sizin Termal Kaplicalariniz ne kadar güzel”

    Bizim tarihi eserlerle çevrili

    Termal'imiz vardi!..

    Önce Çinar agaçlarini,

    Sonra da,

    Tarihi kalintilari temizledik.



    “Yalova'lisin demekki” dediler

    Sonra da eklediler:

    “Demek Atatürk'ün kentindesin”

    Tam üç kösk birakmisti,

    Bizlere,

    Gelecek kusaklara…

    Önce Yürüyen köskü kapattilar,

    Sonra da bir digerini…



    “Yalovalisin demek ki dediler:

    Sonra da eklediler:

    Sizin oralarda

    Ne çok uyusturucu çiftligi varmis?

    “Çetelerde cirit atiyormus”



    YALOVA'YI ANLATMAK



    Yalova da dogacaktin

    Çamurlu yollarda

    Düsüp kalkacaktin

    Karanlik sokaklarda,

    Korkmadan dolasacaktin.



    Sonra,

    Bugdaytarlalarinda,

    Elma bahçelerinde,

    Yorgunluk atip

    Tütün saracaktin.

    Ihlamur kokusu arasinda

    Çekecektin

    Nefes nefes



    En keyiflisi de…

    Aksamlari

    Kussesleri arasinda

    Berrak akan

    Safran deresi kenarinda

    Gizlice sarap içmek…



    Hele birde paran olacakti.

    Dört kez turlayacaktin faytonla

    Sahili…

    Bak nasil sarhos olacaktin.

    Elbette iki bardak içtigin

    Ucuz Marmara sarabindan

    Degil,

    Denizdeki yakamozlar

    Yosun kokusu

    Sarhos ederdi adami…



    Sözün özü

    Anlat bana diyorsun burayi

    Erzurumlu Kemal,

    Nasil anlatayim ki,

    Yalova

    Anlatilmaz…

    Anlamak için

    Yalova'da dogacaktin.









    SÖYLE

    Söyle!
    Neden
    Soguk tas duvarlar.
    Duvarlar insan,
    Insanlar duvar.

    Söyle!
    NiyeYalova'da
    Esmiyor
    Çinar agaçlari…

    Söyle!
    NeredeYalova'da
    Bugday tarlalari
    Deniz mavisi
    Toprak kokusu

    Söyle!
    Nerede
    Kardelen çiçegi.

    Söyle!
    Nerede o Atatürk'ün kenti
    Orada yasamak istiyorum.
    Eger diyorsan
    Iste burasi
    Hayir!
    Çünkü
    Taniktir simdiki zaman.

    Söyle!..
    Nerede o Atatürk'ün kenti
    Orada ölmek istiyorum.

    YALOVA KÜÇÜK BIR KASABAYDI

    Takvimler, 1960'li yillari gösteriyor,
    Gazeteler baslik atiyordu.
    “2 bin kisiye bir sinema düsüyor” diye.
    4'ü yazlik olmak üzere 7 sinema salonu.
    Kervan'da “zavallilar”
    Özen”de vurun kahpeye.”
    Park sinemasinda da yabanci bir film…
    Gazeteler baslik atiyordu.
    “ Yesilçam, Gala Gecelerini yine Yalova'da yapiyor ”diye.

    Yalova küçük bir kasabaydi…
    Ayda bir degil, her aksam izlerdik,
    Sanatçilari.
    Her zaman bir adim önde olanlar,
    Ilk sarkilarini bizlerle birlikte söylerdi,
    Akasya Park'ta.
    Mecmualar paslik atardi.
    “Akasya, yine bir sanatçi çikardi” diye.

    Yalova küçük bir kasabaydi.
    Yilda bir degil, hafta da 2 kez,
    Tiyatrolari izlerdik salonlarda.
    Ögrenciler, yasaksizca oyun oynar,
    Ögretmenler alkis tutardi.
    Gazeteler yine baslik atardi.
    “403.kilometre, sekizinci kez sergileniyor” diye.

    Yalova küçük bir kasabaydi.
    Siirler dinlerdik,
    Okul bahçesinde,
    Bir agacin altinda.
    Kurtulus savasi kahramanlarini,
    Bikmadan defalarca izlerdik,
    Halk Egitim Merkezinde.

    Yalova küçük bir kasabaydi…
    Kitaplar okurduk
    Atatürk Okulu Kütüphanesinde.
    Yasar Kemal'in, Fakir Bayburt'un,
    Kemal tahir'in romanlarini,
    Orhan Veli'nin, Fazil Hüsnü Daglarca'nin,
    Siirlerini okurduk,
    Korkmadan, özgürce.

    Yalova küçük birkasabaydi…
    Tiyatrolar, ilk oyununu burada sergiler,
    Yeni filmler ilk kez burada oynar,
    Gala geceleri burada yapilirdi.
    Sançtilar, ilk sarkilariniburada söylerdi.
    Yeni baski kitaplar,
    Ilk kez burada okunurdu.

    Ve Yalova büyükbir il.
    Takvimler,1999'u gösteriyor,
    Yüzbini askin nüfusa,
    1 cep sinemasi…

    TOPRAK
    Topraktan korktuk,
    Betona bogulduk
    Topraktan yüksek
    Kurduk evlerimizi.

    Simdi!
    Asagida kaldi
    Kavak agaci.

    Asagida kaldi
    Bakkal Mehmet efendinin dükkani.
    El sikmiyor
    Ip, sarkitiyoruz yukarilardan
    Çünkü!
    Asagida kaldi dostluklar…

    Simdi iyi bak yukaridan
    Gördügün bir karis topraga.
    Kimbilir
    Neler sakliyor bagrinda.

    Korktuk topraktan,
    Yükseklere kurduk evlerimizi
    Simdi uzaklarda kaldi
    Dostlar,dostluklar…

    KORKU

    Siz
    Fidanlardan
    Korktunuz
    Koca bir çinar
    Olmasin diye…

    Siz
    Tarihten
    Korktunuz
    Yiktiniz
    Örnek olmasin diye…

    Siz
    Karanfillerden
    Korktunuz
    Yakalara
    Takilmasin diye…

    Siz
    Üzümden
    Korktunuz
    Sarap olmasin diye…

    Siz
    Dikenden
    Korktunuz.
    Dikensiz
    Bir gül bahçesi
    Yaratmak için
    Dikenli
    Tüm çiçekleri
    Kopardiniz
    Elinize
    Batmasin diye…
    Ben,
    Son beyaz gülü de
    Koparmistim zaten
    Lekelenmesin diye…

    SORMA

    Sorma!
    Sularimizi kimin bulandirdigini
    Elmayi dalindan kimin kopardigini

    Sorma!
    Denizin neden mavi olmadigini
    Gökyüzünün neden gri oldugunu.

    Sorma!
    Bizimn kentimizin üzerinden,
    Kuslarin artik
    Neden topluca geçmedigini.

    Sorma!
    Nerede çam agaçlari
    Bugday tarlalari,
    Üzüm baglari…

    Yikildim deme,
    Bak!
    Hatiralar ayakta tutuyor beni…

    DEFINE

    Tasi topragi altin dediler,
    Hep birlikte geldiler.
    Bir gecede
    Emir Bayira
    Kondu diktiler.
    Kondu reisi Ahmet,
    Konduya kaçak elektrik çekerken,
    Halime ana is kazasinda cam silerken,
    Ayse, kanalizasyon çukuruna düserek,
    Ahmet'de,
    Bir kamyonun altina girerek,
    Bebek Zeliha ise veremden ölerek,
    Defnedildiler.


    Onlar buraya,
    Tasi topragi altin,
    Diye geldiler.
    Define aradilar
    Köylerine,
    Defnedilerek
    gittiler…

    GEÇ KALMADAN

    Yolun düserse bir ara
    Ugra safran ormanina
    Uzaniver
    Bir kavak agacinin gölgesine.
    Dinle!
    Kus seslerini
    Yaprak hisirtisini.
    Simdilik
    Kirli de olsa
    Akan Safran Deresi'ni.

    Dinle!
    Dinlerken
    Dinleneceksin.

    Çok geç kalmadan
    Yolun düserse bir ara
    Ugra Safran ormanina.
    DELIKANLI

    Evet,
    Çok haklisin delikanli…
    Gençligimizde,
    Amerikan trasi olup,
    Bad Godesberk parkinda,
    Kay kay yapamadik.
    Fransiz parfümünü
    Üstümüzde boca edip,
    Cd dinleyemedik
    Mendirekte…

    Ama!..
    Sizlerde,
    Yalova'da,
    Bugdal tarlalarinda
    Harmana binemediniz.
    Komsunun bahçesindeki
    Agaca çikip
    Erik çalamadiniz…
    Ay çiçegi, tarlalarinda
    Gelincik surubu içemediniz…

    YILLAR ÖNCEGELDILER….
    Yirmiyilöncegitmislerdi
    Bizim mahalleden
    En iyi binada oturur
    En güzel elbiseleri giyerdi Corc Wende
    Babasi Yüzbasiydi Karamürsel'de
    Görev yapiyordu Amerikan üssünde
    Sabahgider,aksamgelirdi
    ABD bayrakli maviotobüsle

    Haefta sonlariTermal'de
    Aksamlari sahilde
    DolasirdiWolksvaganle
    Giderken dediki Corc Wende
    “ Bir Gün Yine Gelecegiz Bekle”

    Sonra,yillar sonra
    Yine geldiler
    Yeni Dünya'dan
    Yeni Dünya Düzeni ile

    Her seyi satacaksiniz
    Özellestireceksiniz dediler…
    Ve sonra…
    Parça,parça
    Toprak,toprak
    Fabrika, fabrika
    Satildik,satiliyoruz…

    SU SEHRI
    Su sehriYalova'dan
    On yilönce
    Susatilirdi tankerlerle
    Simdi!
    Su sehrinde
    Su satiliyor pet siselerde
    TONOMI
    Kardesim Tonami
    Seninle kardes sehir olali
    Tam Onyil oldu
    O gün,
    Yani on yilönce
    Bana gönderdigin soganlar
    Nedense!
    Bir türlü lale olmadi
    Birde bizim burdakiler
    Onca yildan sonra
    Bir türlü adam olamadi!

    “SEYIR”
    Akdeniziseyrediyorum bir aksam üstü
    Durgunlugu,sessizligi
    Yalova'yihatirlatiyor bana
    Martilar…
    O'nu anlatiyor
    Dalgalar O'nu getiriyor bana

    “ GECELER”
    Yalova'da
    Birtek sen degismedin
    Çünkü
    Sana ulasamadilar
    Karanlik Geceler

    Yesilin
    Mavinin
    Renginidegistirdiler ama…
    Sana ulasamadililar
    Sen hepkara kaldin
    Karanlik geceler
    Iste oyüzden seni seviyorum
    Karanlik geceler

    "DÖRTLÜK ”
    Kirikpencere camindan esen
    Rüzgardan korunmak için
    Sarilmisim bir sevgiligibi
    Hatiralara…

    “SASIRMA”
    Dayko!
    Az sonra Termal'de olacaksin
    Termal Oteli,Mavi çamlari
    Stelleri,Sütunlari
    Ve diger tarihi eserleri
    Göremeyeceksin
    Sakin sasirma!

    “BÜYÜKTERMALOTEL”
    Bindokuzyüzotuzalti'da..
    Mimar Sedat HakkiEldemtarafindanyapildi.

    Dörtkatlidoksanodali
    Büyük Termal otel
    Bidokuzyüzotuzsekiz
    Yirmiikiocak günü açildi.

    “CumhuriyetTürkiyesi'ninenbüyüktoteli.
    Demokrasimizyasadikçayasayacak” Dedi
    Atatürk.

    Bindokuzyüz otuzsekiz'de
    Hasta yataginda
    Termal otel'deki
    Ceviz karyolasini istedi.

    On Kasim bindokuzyüzotuzsekiz'de
    Ceviz Karyolada..
    Termal'i solukladi.
    Son kez
    Nefes nefes…
    “Termal Otel,
    Demokrasimiz yasadikça yasayacak”
    Dedi
    Atatürk.

    Bin Dokuzyüz Seksen de
    Demokrasi,
    Askiyaalindi.

    Bindokuzyüzseksendört'te
    Büyük TermalOtel,
    Bir gecede yikildi.

    “YÜRÜYEN KÖSK”
    Yürüyenkösk,
    Bir tek çinar agacinin
    Dallari için,
    1930'da
    Kizaklarla yürütüldü…

    1980'de
    Içindekiler…


    1931'de
    Halkabagislandi.

    1980'de
    Halka ziyarete kapatildi…

    1930'da
    Çinar agacinin dallari korundu…

    1990'da
    Çinar agaçlarikesildi.

    1998'de
    Halen kapali.

    TERMAL'DE BIR SAFAK VAKTI

    Oraya da girdilerbir safak vakti.
    Termal, AtatürkKöskü'ne.
    Önce tarihibinalariyiktilar,
    Sonra da agaçlari,
    Körpefidanlarikestiler,
    Hiç acimadan.

    Neden? Niçin? diye soruldu.
    “emir büyük yerden” dediler.
    Sonra ögrendik ki,
    Emri verenler
    Lojman yapacaklarmis,
    Kendilerine.
    Vesonra,emri verenler,
    Bulojmanda,
    Bacaklarini uzatacak yüttigi yerden.
    Atatürk köskünü seyredecek,
    Kahvesini içerken.
    Hiç yüregi sizlamadan,
    Tarihle hiç hesaplasmadan,
    Purosunu tüttürecek.
    Viskisini içerken,
    “bu Termal nekadar güzelmis be…!” diyecek…





    ''TERMAL BIZIMDIR.”
    Esleriyle, çocuklariyla,
    Hep birlikte gelmisler.
    Yan yana, omuz omuza.
    Haykiriyorlar.
    ''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.'

    Yalovalilar,
    Yürüyorlar hep birlikte,
    Termal atatürk kösküne.
    Tek bir ses duyuluyor,
    ''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.''

    Küçük bir çocuk,
    Atatürk'ün büstüne sariliyor.
    Sonra da annesi ve babasi.
    Agliyarak bagiriyor,
    ''Termal Bizimdir, Bizim kalacak.''

    Ihtiyar bir köylü,
    Yasli gözlerle seyrediyor,
    Tüm olan biteni.
    Aglamak istiyor,
    Yapamiyor,
    Önce yumrugunu sikiyor,
    Sonra da dislerini.
    Mirildaniyor
    '' Güçlü olmanin tam zamanidir simdi.''

    '' PANDELI ''

    Termal otel'inin
    Ilk bahçevaniymis
    Pandeli.
    Ilk kez 1935' te tanimis
    Mustafa kemal'i.
    Mavi çamlara
    Ortancalara
    Can suyu vermis
    Yillarca.
    1969'da ise
    Pandeli
    Can vermis.
    Eger ki;
    Bir onbes yil daha
    Yasasaydi
    Pandeli,
    Görecekti
    Termal oteli
    Emin olun ki,
    Olacakti
    Tamdeli.

    ''NETEKEM -II -''

    Bu termal otel
    Selçuklar' dan mi
    Yoksa
    Osmanlilar' dan mi
    Bize kaldi?
    Netekem.
    Yikin bu
    Termal oteli.
    Çünkü!
    Atatürkçü'yüm
    Netekem..

    ''HERSEYE RAGMEN''
    Yasamak!
    Elbet güzel
    Ama yalova'da
    Bir baska güzel
    Üstelik
    Her seye ragmen
    Yalova
    Bir baska güzel.

    '' SESLENMIS ''
    Sana anlatmak istedim
    Yazdiklarimin
    Her kalimesinde,
    Dünü, bugünü.
    Her cümlesinde
    Özlemimi dile getirdim
    Mutlugu düsledim
    Satirlarimda.
    Bir dünya yarattim
    Kalemimle
    Gözyaslarindan yagmur,
    Rüzgarlarindan,
    Özgürlük türküsü esiyordu.
    Ve sanki sen
    Karabulutlar arasinda
    Göremiyordun
    Gökyüzünü.

    '' BIYOGRAFI ''
    1960'da yalova'da
    Dogmusum.
    Tam yirmibir gün sonra da
    Darbe olmus.

    Ilkokulum müfettis hamdi girgin
    Ilk ögretmenim ise artist mümin..

    Ilk kez on yasinda duydum
    Hasan mutlucan'in gür sesini..

    Ilk dogum günümü
    11 yasinda kutladim,
    Babamin tatlici arnavut hamza' dan
    Aldigi tulumba tatlisiyla.

    Bir yil sonra yine bekledim
    Dogum günümü..
    O gün ne tulumba tatlisi geldi..
    Ne de çamlica gazozu..
    Surat yapinca, geldi cevabi.
    Bugün gençler asildi
    Daragacinda.

    Yani anlayacaginiz
    Ilk dogum günüm,
    Son olmustu.

    Sonra, gençlik devri.
    Ilk ask ve
    Ilk hüsran..

    Ilk yazimi
    17 yasinda yazdim
    Arabacilar sokaginda
    Bir duvara
    “Bagimsiz Türkiye


    Ilk copu kafamda
    Gece bekçisi Niyazi kirdi.
    Ilk ifademi
    Komiser Hulusi amca aldi.

    Sonra bir sabah yine uyandim
    Hasan Mutlucan'in gür sesiyle.

    Bes yil sonra
    Boyun egdim,
    Simdiki esime.
    Suskun ve duru bir denize
    Benzeyen toplumun
    'Çagla'masi için
    Çagla adini verdim.
    Ayni yil dogan kizima.

    Bir bes yil sonra
    Darbe olmadi!
    Ama!
    Hiç bir sey de degismedi.
    Bir seylerin degismesi için
    Çagri adini verdim
    O yil doga kizima.

    Simdi ise
    Yine yaziyorum.
    Duvarlara degil,
    Bilgisayara..


    “HALIL IBRAHIM “

    Yalova'da
    Her gün,
    Sokak ortasinda
    'Acisiz sicak lahmacun'
    Diye bagirdi
    Güleç yüzlü halil ibrahim..
    Bir gün..
    'Çocuk düsüyor' diye bagirdi.
    Kimse ne dedigini anlamadi.
    Bes yasindaki kiz
    Besinci katin balkonunda..
    Düstü düsecek..
    Ok gibi firladi besinci kata.
    Yukari çiktiginda..
    Açamadi kilitli kapiyi
    Buldugu bir çarsafla
    Fisek gibi indi
    Asagiya..
    Bes yasindaki kiz
    Besinci katin balkonunda..
    Düstü, düse..
    Çarsafin bir ucunda
    Halil ibrahim.
    Bir ucunda ben..
    Bes yasindaki kiz
    Besinci katin balkonundan
    Düstü
    Çarsafa.
    Kucakladi çocugu
    Halil ibrahim..
    Çocuk agliyordu
    Korkusundan
    Halil ibrahim
    Sevincinden..
    Bir hafta sonra
    Yine geldi yanima.
    Artik, adi da çikmisti
    Cankurtarana..
    Bir anons duyuldu birden
    Belediye hoparlörinden
    Çinarcik'ta kaza olmus
    Kana çok ihtiyaç varmis...
    Irkildi!
    Halil ibrahim.
    Bir korku düstü yüregine..
    Elleri titredi.
    Bir hafta önce,
    Benim oglan burada
    Ise basladi..
    Diye mirildandi..
    Sonra da ekledi
    Içim çok sikiliyor,
    Oraya bir gitsem!
    Gittigimde..
    Kanlar içersinde buldum
    Halil ibrahim'in
    Onyedi yasindaki isçi oglunu..
    Döndügümde..
    Cankurtaran
    Halil ibrahim
    Agliyordu acisindan..
    Simdi ise,
    Halil ibrahim.
    Acilar içersinde
    Acili lahmacun yapiyor
    Karamürsel caddesinde.

    “HA SANA !”

    Hasan'i on yil önce görmüstüm ilk kez,
    Yalova'da deniz kenarinda
    Toprak yiginlari arasinda,
    Küçük bir naylon çadirin içinde.
    Karisi nigar, kizi zeynep'le
    Mekan edinmisti naylon çadiri.
    Adana'dan geleli sekiz gün olmustu.
    Korkuyordu hasan.
    Üç kez yikmislardi zabitalar evini!
    Hasan, gözü yasli,
    Hasan korku dolu..
    Hasan yaniklar içinde..
    Hasan 35 yasinda.
    Bir yün fabrikasinda çalisiyormus..
    Sonra bir gün, muhasebeye çagrilmis.
    Iste o gün,
    Önce isini kaybetmis..

    Sonra..
    Iste hersey sonrasinda degismis..
    Is aramis hasan günlerce,
    Bir gün eve döndügünde..
    Tek katli ahsap evini alevler içinde bulmus..
    Hasan girmis alevlere,
    Kurtarmis nigar'ini.
    Kemal'ini ise,
    O gün kaybetmis.
    Pamuk toplamaktan gelen esi,
    Bir gün sonra haberdar olmus..

    Ve sonra..
    Artik yapamam demis buralarda..
    Acisini yüregine gömerek,
    Bir azik torbasiyla düsmüs yollara.
    Bir kamyon kasasinda yolculuk yaparken..
    Bir tabela ilismis gözüne..
    “az sonra denizi göreceksin, sakin sasirma!”

    Ve böylece
    Burada bulmus kendini..
    Ve bir gün yanina gittigimde.
    O ve çadiri yok olmustu..
    Sonradan ögrendigim ise,
    Esinin kahrindan öldügüydü..
    Esinin 40'i dolmadan..
    Zeynep'te düsmüs yataga..

    Ve bir gece..
    Zeynep için 'öldü' demisler.
    Iki yil sonra karsilastigimda..
    Hasan ,
    En son olarak,
    Aklini kaybetmisti.

    BIR YAZAR “
    Ehlikeyf
    Kötümser
    Suskun
    Bilgisiz
    Ve
    Ilgisizdi.
    Üstelik
    Karistirici
    Önyargili
    Saptirici
    Itirazci
    Bir yazardi.
    Ayni zamanda
    Bir yalakaydi!..

    “BIR OKUR “
    Girisken
    Bilgili
    Duyarli
    Yaratici
    Ve
    Sabirliydi..

    Üstelik
    Hosgörülü
    Yürekli
    Gerçekçi
    Samimi
    Bir okurdu.
    Ayni zamanda
    Bir yalovali'ydi.!

    “NETEKEM -III-”
    Hamamlar diyarina
    Netekem çok gitmisim.
    Önemli islerimi
    Burada bitirmisim.
    Amma velakin
    Her seferinde de
    Hamamdaki oglani görmüsüm..
    Hamamin girisinde
    Çizittirip duruyor
    Bana ilham veriyor.
    Elinde bir firça var,
    Karalayip duruyor,
    Sözde resim yapiyor.
    Ve nihayet
    Bana ilham geliyor.
    Diyorum ki kendime
    Bu oglan,
    Bu karikatürü
    Resim diye satiyorsa,
    Bende karikatür yapar,
    Resim diye satarim
    Netekem.






    “GÖÇMEN RECEP “
    A be göçmen recep,
    Oldu mu simdi!
    Telefon kulübesinin
    Önünde
    Cep'le konusmak.

    A be göçmen recep,
    Oldu mu simdi,
    Elde tespih
    Belde wolkman
    Çengi mahallesinde
    Lambada yapmak.

    A be göçmen recep,
    Dört yil önce yoktu
    Çayin sekerin,
    Simdi her gece dersin
    Nerde benim kestane sekerim.

    A be göçmen recep,
    Komsun bulamaz,
    Makarnanin çubugini
    Sen takarsin
    Iktidar çubugini.


    “KÜÇÜK YASAR “
    Diyarbakirli yasar
    9 yasinda.
    5 yil önce göçmüs yalova ya.
    Sabah okula,aksam ise.
    Okurken isini,
    Isteyken okulunu düsünür.
    Babasi,
    Is bulursa çalisanlardan
    Diyarbakirli yasar,
    9 yasinda
    Ayaginda 38 numara ayakkabi..
    Üstünde boyu kadar bir palto.
    Altinda konserve kutusu
    Önünde bir boya sandigi
    Küçük yasar ayakkabi boyacisi..
    Okursam,çok para kazanirsam bir gün
    Kendime bir boya sandigi alacagim.
    Diyor,
    Diyabakirli küçük yasar.

    Yani yasar
    Büyüyünce,okuyunca
    Büyük boyai olacak.
    Diyabakirli yasar.
    Isini yaparken yalova iskelesi'nde,
    Kesik,kesik öksürüyor.
    Öksürürken,cigerlerini tutuyor,
    Diyarbakirli küçük yasar.
    Aksama sicak bir çorba içersem.
    Kesilir öksürük diyor..

    Oysa ben bilirim ki
    Küçük yasar.
    Iyi oldugu ünlerde de
    Çorba içiyor.

    DEREAGZI'NDA “
    Dereagzi'na dogru,
    Agir agir yürüyen
    Su saçlari kirlasmis adam.
    Ya da
    Herkesin dedigi gibi
    Yalova'nin berdusu
    Biliyorum.
    O da sevmisti bir zamanlar.
    Büyük bir umutla.
    Dudaklari kenetlenmisti sanki,
    Anlatamamisti sevdigini.
    Duyuramamisti
    Terkedilmisligin acisini
    Gözleri buruk buruktu.
    Haykirmak istiyordu belli.
    Sitem etmisti yasama
    Ince ayaklari zor tasiyordu
    Yillarin aci hatiralarini.
    En büyük dostu
    Bos masalardi.
    Mekan edinmisti
    Dereagzi'ndaki ahsap binayi.
    Bilmiyorum.
    Yine içecek orada
    Sabaha kadar.
    Teselli arayacakti kadehlarde.
    Yudum yudum
    Silecekti anilari.
    Az sonra unutacakti herseyi
    Yigilip kalacakti yine,
    Dereagzi'ndaki
    Los kaldirimlara.

    “O'NU TANIR MISINIZ ?”
    O, yalova'da, bir gecekonduda dünyaya geldi.
    O, hiç bir zaman doktorla karsilasamadi.
    O, hiç bir zaman yünlü çocuk bezi kullanamadi.
    O, hiç bir zaman elma sekerinin tadina bakamadi.
    O, hiç bir zaman deniz kenarinda kumdan kaleler yapamadi.
    O, hiç bir zaman renkli balonlarla kosup oynayamadi.
    O, hiç bir zaman atli karincada dönemedi.
    O, hiç bir zaman çarpisan araba süremedi.
    O, hiç bir zaman bisiklete binemedi.
    O, hiç bir zaman kokulu silgilere sahip olamadi.
    O, hiç bir zaman renkli kalamlerle defterini boyayamadi.
    O, ilk kez 4 yasinda bir bayram sabahi et ile tanisti.
    O, ilk kez 7 yasinda pazarda limon satip para kazandi.
    O, ilk kez 9 yasinda okul önlügünü giydi.
    O, 11 yasinda iken,
    Açliktan ve soguktan tir tir titreyerek büyüyen gözbebeklerini,
    O, son kez de olsa rahat bir yatakta bile yatamadi.
    O'nu iste simdi tanidiniz.!

    “AYSE “
    Ayse büyük acilar içinde..
    Ama büyük bir umutla çikmisti
    Dere mahallesindeki evinden.
    Ilk bebegi gelecekti dünyaya.
    Bir komsusu
    Taksi çagiralim dedi.
    Ayse, hastane yakin,
    Zaten para da yok
    Diyerek,
    Yola koyuldu.
    Ayse sancilar içinde
    Yürüdü hastaneye.
    Tam varacakken,
    Ayse
    Belediye çukuruna
    Düstü..
    Sonra da bebegi.

    “HALIM ILE HALIME “
    Yillar öncesinin yalovasi'nda.
    Soguk bir kis günü.
    Tahta köprünün üstünde
    Birbirlerini tanidilar.
    Halim ile halime..
    Halim lise sona.
    Halime ise
    Elma toolamaya gidiyordu..

    Sonra..
    Her sabah ayni saatte.
    Tahta köprünün üstünde
    Görüstüler gizlice..
    Üçüncü sabah
    Tanimislardi aski..
    Sevmeyi sevilmeyi.
    Halim ile halime..
    Üsüyordu..

    Titriyordu dudaklari.
    Yanibaslarindan akan
    Derenin azgin sularinda
    Bogulmaktan korktugu gibi.

    Yagmurlu bir sabah
    Çinar agacinin altinda
    Ilk kez el ele tutustular.
    Birbirlerine fisildadilar.
    Her yagmur tanesi
    Sevgimizi yüceltecek..

    Bir kaç yil sonra
    Halim üniversiteyi kazanip
    Gitmisti ankara'ya..
    Halime ise..
    Çeyiz düzmek için fabrikaya..
    Halim, büyüksehirde
    Bir tek agacin olmadigi
    Isikli genis caddelerde
    Kaybederken geçmisini..
    Halime de kaybediyordu isini.

    Bir sonbahar günü
    Sararan yapraklarin
    Dört bir tarafa savruldugu gibi
    Savrulmuslardi,
    Halim ile halime.
    Bir yil sonra da
    Tahta köprü yikildi.
    Büyük çinar agaci da
    Çürüyüp, kurumustu

    SIIRLER: FARUK KIRTAY

    XXX

    OKURLARDAN GELEN YALOVA SIIRLERI

    Atatürk’ün Kenti Yalova

    Çiçeklerle, seralarla,ormanlarla süslüdür,
    Karaca Arboretum'la bülbül seslidir,
    Ondokuz Agustosta yürekler yaslidir,
    Atatürk'ün Yali kent dedigi Yalova.

    Çinarlarla kaplidir, yesil mavi yollari,
    Çocuk kültür senligi ile açar elleri,
    Bin derde dermandir, Termal'in sifa sulu yerleri,
    Atatürk'ün güzel kent dedigi Yalova.

    Bindokuzyüzdoksanbeste, yetmisyedinci il oldu,
    Delmeceyle, Erikliyle, Kadirgayla, Altin Çinarla güldü,
    Atatürk'ü "Yürüyen Kösk'te yasarken buldu,
    Atatürk'ün yasanacak kent dedigi Yalova.

    Akköy'de, Kocadere'de, Tavsanli'da sehitler verdi,
    Yagli güreslerde söleni, coskuyu buldu,
    Temmuzda özgürlük bayramini sehit kaniyla aldi,
    Atatürk'ün vatansever kent dedigi Yalova.

    Altin Karanfiller kokar halk oyunlarinda,
    Çiçekçilik fuarinda çiçekler boylarinda,
    Dürüstlük, temizlik, insanlarinin huylarinda,
    Atatürk'ün dürüst kent dedigi Yalova.

    Ihlamuruyla, kestanesiyle, baliyla,
    Senköy'ün festivalli kizilciklariyla,
    Altinova'nin kirazi, hurmasi,dag çilegi, gülüyle,
    Atatürk'ün meshur kent dedigi Yalova.

    Gün batiminda yakamozlar görülür,
    Çinarcik'ta, Esenköy'de, Armutlu'da denizlere girilir,
    Kurtköy'de Kirmizi benekli alabaligin tadina varilir,
    Atatürk'ün çiçek kent dedigi Yalova.

    Güneyköy'de altin, gümüs islenir,
    Sugören'de ipek hali baslanir,
    Yalova'da yasayan Yalova'da yaslanir,
    Atatürk'ün gelecegin kenti dedigi Yalova.

    Hayrettin Karaca, Sirri Acar, Mehmet Okur,
    Ögretmen Yusuf Ziya sani ile anilir,
    Yagli kir pidesi sofralarda sunulur,
    Atatürk'ün gül kent dedigi Yalova.

    Su düsen çaglayanindan sular dökülür,
    Yamaçlara elma ile gül fidani dikilir,
    Istanbul'dan, Bursa'dan insanin gözüne takilir,
    Atatürk'ün su kenti dedigi Yalova.

    Türk boylari, Kafkaslardan sölenlere gelirler,
    Yalova'da yasayanlar huzur bulurlar,
    Istanbul'u Marmara'dan görürler,
    Atatürk'ün benim kentimdir dedigi Yalova.

    03.12.2007 Yavuz Bayram Çaliskan

    YALOVA'DA SENIN IÇIN...

    Vakit Gecenin Yarisiydi…
    Sessizlik Bürümüstü Yalova’yi..
    Sahilde Ayak Sesleri Yoktu
    Sarhoslarin Naralari Geliyordu Uzaklardan…

    Dalgalar Susmus
    Türkülerini Söylemiyorlardi Denizciler Bu Gece
    Gazoz Kapakli Dilenci Bile
    Yoktu Ortalikta…

    Sanki Aglamakliydi Yalova
    Yalova Hüzün Doluydu
    Yalova Sensiz
    Yalova Zavalliydi

    Elinden Tutacak Bir Arkadasi Yoktu
    Tipki Benim Gibi O Da Kimsesizdi
    Kaderimizi Paylasiyorduk
    Karanliga Gömülerek

    Gözyaslarim Süzülüyordu
    Yanaklarimdan…
    Ve Ben Sana Bir Tanem
    Yalova’da Senin Için Agliyordum

    25 Mart 2008 Yalova
    Fatma Diner
     

Bu Sayfayı Paylaş