Yalniz kur’an” yetmez mİ?

'Dini Sorular ve Cevaplar' forumunda DilzaR tarafından 14 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yalniz kur’an” yetmez mİ? konusu Bugün İslami düşünce dünyası binbir parçaya ayrılmış olsa da, bizce esas olarak iki ana grup var:
    a. “Sadece Kur’an yeter” diyenler,
    b. “Diğerleri”.
    Dinsel kaynak olarak “sadece Kur’an’ı” benimseyenler, kabul etmek gerektir ki,bugün ancak çok küçük bir azınlık.
    “Diğerleri” ise, “sayısal olarak” ezici çoğunluğu oluşturuyor, ki bunların içinde “Şii’si”, “Sünni’si”ve bunlara bağlı tüm alt “mezhep” ve “tarikatler”de var.Acaba kim haklı?
    Yalnızca Kur’an’a sarılanlar mı? Yoksa Kur’an ile birlikte başka kaynakları da benimseyenler mi?
    Biz , dinde hüküm kaynağı olarak “yalnızca Kur’an’ı” kabul ediyoruz. O kitap ki;
    “Doğruluğunda şüphe yoktur.”
    “Ayetleri apaçıktır.”
    “Gerekli bütün detayları ihtiva etmektedir”
    “Mükemmeldir.”
    Yalnız Kur’an’ı benimsemekten kaçınanlara sormak lazım;
    Siz , “gerçekten” Kur’an’a inanıyormusunuz?
    Yani onun “tam”, “mükemmel” ve “gerekli olan tüm detayları ihtiva eden” bir kitap olduğuna inanıyormusunuz? Yoksa sizin “inandığınızı söylediğiniz kitap”, bir başkası mı? Ne dersiniz?
    Şimdi bir karar vermek gerek.Şayet kitaba inanma konusundaki sözlerinizde gerçekten samimiyseniz, onu bırakıpta aradığınız nedir?
    Onu anlamakta güçlük mü çekiyorsunuz?
    “...biz onu kolaylaştırdık” ayetine rağmen...
    Akıllarınız ,kalpleriniz, gözleriniz üzerinde bir perde mi var yoksa, siz anlamaktan alıkoyan?
    45- Sen Kur'ân'ı okuduğun zaman biz, seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz.46- Ve kalblerinin üzerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel perdeler geçiririz ve kulaklarına bir ağırlık veririz.Rabbini Kur'ân'da bir tek olarak andığın zaman da, ürkerek arkalarına döner kaçarlar. (isra suresi)
    ...ayeti, bizi mi ,yoksa sizi mi anlatıyor olabilir, ne dersiniz? ALLAH’ın rızasını kazanmak için “yalnızca Kur’an’ı” yeterli görmeyen, onu anlamakta güçlük çeken biz değiliz , unutmayın. Biz, ALLAH’ın indirdiğine kanaat edenleriz ve O’na hiçbir şeyi eş koşmayanlarız.Ayette dendiği gibi ALLAH’ın adının tek olarak anılması, bizi rahatsız etmediği gibi memnun da eder. Peki ,”siz” kendiniz için aynı şeyi rahatlıkla söyleyebiliyormusunuz?
    Vicdanınız rahat mı? Hayır, siz Kur’an’ı açıkladığını sandığınız bazı kitapları öyle benimsediniz ki,sonuçta Kur’an”ı “neredeyse tamamen” terk ettiniz.Ancak sizin gibi birer insan olan bazılarının sözünü, ALLAH’ın sözünden bile üstün tutarak, onları ALLAH’a eş koştunuz.
    ALLAH’ı ararken bilmeden (eş koşarak), ALLAH’ı inkar noktasına geldiniz...Bu zulmunüze ALLAH’ın elçisinin temiz adını da bulaştırdınız.O’nu takip ettiğinizi zannediyorsunuz ama ,o kıyamet günü sizden şikayetçi olacak:
    Peygamber der ki: “Ey Rabbim ! milletim gerçekten bu Kur’an’ı terketmişti.”( 25:30)diyecek.
    Biz, Kur’an’ı terketmedik.O’nu (ihmal ederek) terkeden “sizlersiniz”...
    O’nun kitabını, “kendi beyanlarına rağmen” anlaşılmaz bir kitap olarak görerek yalanlayan da sizsiniz.“ALLAH’ın kitabından bir başkasına inanıp”, O’na asi olanlarda...
    Sizce “o başkaları”, ALLAH’ın dinini ALLAH’tan daha mı iyi biliyor ve açıklıyor?Mutlaka öyle olduğunu düşünüyor olmalısınız ki,(onları)ALLAH’ın kitabına tercih ediyorsunuz.Hatta beyinlerinize enjekte edilen “siz anlamazsınız” zehiri etkisiyle çoğunuz, “bir kez bile” olsun, kendi anlayabileceğiniz bir dilde bir mealini açıp okumamışsınızdır.Yapılan tüm araştırmalar da zaten, Kur’an’ın “en az okunanan dini kaynak” olduğunu boşuna göstermiyor.Dini “kendi anlayışlarının tekelinde” tutmaktan büyük mefaat sahibi olanların, (en azından meal okuyarak) Rableri ile doğrudan temasa geçmek isteyenleri, “Bunlar arapça bile bilmez.Mealciler!”şeklinde aşağılaması da boşuna değildir.
    Siz onlara kulak vermeyi kestiğiniz ve doğrudan ALLAH’a yöneldiğiniz anda, onların işleri bitecektir,hiç şüpheniz olmasın...
    Onlar, sadece ALLAH’a yöneltmeniz gereken gücünüzü saptırıp, “kendilerine” veya “boşa” akıtan otorite hırsızlarıdır ve bu sebepledir ki, bugün ancak saf ALLAH rızasıyla sulanabilecek nice tarlalar, kuruyup çoraklaşmıştır ve nice zalim de ancak bu sayede hayatını sürdürebilmekte..
    Yine hiç şüphesiz olarak bilmelisiniz ki,siz onlara uyduğunuz müddetçede hiçbir şeye tapıyor da sayılmazsınız.Sizi Yalnız Kur’an’a uymaktan saptıranlar da farkındadırlar ki,sizin onlara kulluğunuz olmasa kendileri bir hiçtir ve (ALLAH’ı tenzih ederiz) , ALLAH kurdukları tek yönlü “şirk’et” , sona erecektir.
    Firavun da ancak bir kişiydi, ancak o insanları şu yada bu şekilde kendine itaat ettirerek, ALLAH’ın kullarına zulmediyordu.O ve onun otoritesine uyanlar, hesap günü en çetin azaba sokulanlar olacaktır.Böylece biline!
    Yalnız Kur’an’a inanın ki,kullara kulluktan kurtulasınız. Zaten hergün namaz da demiyormusunuz ki;
    “Biz yalnız sana kulluk ederiz ve senden yardım dileriz” (fatiha suresi)
    Gelin, hiç kimsenin değil yanlızca ALLAH’ın sözüne din olarak inanın ve emredildiği yanlızca O’na kulluk edin.O’na şirk koşmayın.Yoksa hem bu dünya da, hem de ahirette perişan olursunuz ve tüm yaptıklarınız da boşa gider.Gerçek mutluluk ve özgürlükte yalnız ALLAH’a kulluk etmektir:Tek bir efendi mi iyidir,yoksa binlercesi mi?
    “Yalnız Kur’an” ile tatmin olmayanlar...
    Siz herşeye rağmen “doğru yolda olduğunuza” emin misiniz? Biz ,eminiz.İnanılmaya ve teslim olunmaya ALLAH’tan daha çok layık kim olabilir?Eğer yeryüzünde tereddüdsüz olarak inanılmaya ve teslim olunmaya layık tek bir kitap ve mürşit varsa bu, hiç şüphesiz Kur’an’dır.Doğruluğu konusunda hiç şüphe olmayan yeğane rehber de ancak Kur’an’dır.Başka hiçbir insan sözü böyle bir vasfa sahip değildir.Peygamberin adı verilerek söylenen sözlere uyanlar ancak, aslını bilmedikleri bir oyuna gelenlerdir.Bu hadis ve sünnet yalanının nasıl uydurulduğunu ve Kur’an’ı yalanladığını delilleri ile sergileyeceğiz.”Kur’an’ı yalanlamak”, ALLAH’ın emin elçisine yakışmayacağına göre, ancak bu sözleri uyduranlara ve inananlara yakışır.
    Bu itibarla gerçekten inananlar, asla kulaktan dolma bilgilerle haraket etmemeli ve ancak “doğruluğunu iyice sorguladıkları bilgiyi” kabul etmelidir.Körü-körüne bir kabul, ALLAH’ın razı olduğu iman tarzı değildir.Kaldı ki ALLAH, insanlar iyice akıl etsin ve doğruluğundan şüphe içinde kalmasın diye, Kur’an hakkında bile pekçok delil ortaya koymuştur.Bu deliller de yine Kur’an’ın içindedir.Peki,cahiller tarafından inanmaya zorlandığımız hadis için böyle bir gereklilik niye olmasın?Elbette ki böyle bir gereklilik vardır ve ALLAH’ın emridir.Adına “Hadis” denen sözler, iddia o dur ki,Peygamberden gelen haberlerdir.Kur’an ise inananların, kendilerine gelen her haberi “ancak iyice tahkik etttikten sonra” dikkate almasını emretmektedir. (4:83 , 49:6)
    Aksi halde bu işin sonunun kötülük ve pişmanlık olacağı, yine ayetlerde belirtilmekte..
    “Peygamber dedi” diye gelen haberler de, mutlaka bu kriterden geçirilmelidir.Çünkü yeryüzünde her türlü kötülüğü yapmaktan çekinmeyen günahkarlar, peygamberin adını kullanmaktan da çekinmezler.Nitekim çekinmemişlerdir de.”Hayatın gerçeklerinden haberdar olan ” hiçbir akıl sahibi kişi,bunun zor bir şey olduğunu da düşünmez, kanatimizce...
    Kişi günlük hayatında nasıl ki kendisine her doğru diye söylenene inanmıyorsa,”dini” konusunda da aynı özeni göstermek zorundadır.Yoksa doğacak kötü sonuçlara katlanmak zorunda kalır:
    “Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar”. 17:36
    ayeti, bilmemek mazeretiyle sorumluluktan kaçamayacağımızın ispatıdır.
    Şimdi, görüşlerimize katılıyor, ancak bu işi “nasıl” yapacağınız konusunda sıkıntı duyuyorsanız,inşallah, burada size doğru bir bakış açısı elde etmenizde yardımcı olmak amacındayız.Yeter ki, siz gönlünüzü “yanlızca Kur’an’a” ve gerçeğe açmaya hazır olun.
    İNANANLARIN NEDEN TEK BAŞINA KUR'AN'I İZLEMELERİ GEREKTİĞİNE DAİR 12 SEBEP"
    1- Kuran ,bütün müslümanlara yanlızca Kuran'ı takip etmeleri gerektiğini emreder:
    " Bunlar sana gelen ve bizim gerçek olarak sana açıkladığımız ALLAH'ın vahiyleridir.Onlar ALLAH ve vahyi dışında başka hangi HADİS’e inanıyorlar? (45: 6)
    "O sana tüm detaylarıyla bu kitabı vahyediyorken (de ki ) ,hüküm koyucu olarak ALLAH'tan başkası mı arayacağım? (6:114)
    2- Kur'an, tek "Sünnetin" ALLAH'ın Sünneti" olduğunu onaylar.Kur'an'nın hiçbir yerinde "Muhammed'in Sünnetine" değinilmez.
    "Bu ALLAH'ın öncekilere de tatbik ettiği Sünneti’dir.ALLAH’ın Sünnetinde bir değişiklik bulamazsın" (33:62..35:43 ...48:23)
    3-Kuran Muhammed'in yegane görevinin Yüce ALLAH'ın mesajını iletmek ,başka hiçbir öğreti de bulunmamak olduğunu söyler:
    "Elçiye düşen ancak ALLAH'ın mesajını iletmektir.( 5:99, 5:92) (16:35....16:82......24:54.......29:18........42:48........64:12)
    4- Yüce ALLAH, inananlara peygambere itaati emreder,fakat yine RABBİMİZ , Peygambere itaatin de ancak ,onun vasıtasıyla bildirilrniş mesaja itaat olduğunu -başka hiçbir şeye değil- açıklar.Peygambere itaatin manası ,onun itaat edilecek ayrıca bir de Sünneti olduğu"değildir.
    Yüce ALLAH'ın peygambere itaatı, onun vasıtasıyla verilen mesaja (Kur'an) itaata bağlandığı, şu ayet ile ispat edilir:
    " ALLAH'a itaat edin ve Elçisine itaat edin.Eğer yüz çevirirseniz elçinin görevi sadece (Kur'an'ı) tebliğdir." 64:12
    Peygambere itaat ile Kur'an'ın tebliğinin nasıl aynı ayet içinde ilişkilendirildiğine lütfen dikkat edin.!
    5- Kur'an'ın hiçbir yerinde " ALLAH'a ve Muhammed'e itaat edin veya İsa'ya yada Musa'ya itaat edin “ sözüne rastlayamazsınız....Bu gibi durumlarda daima "Resul"(mesajcı/elçi) tabiri vardır.Bu da,itaat edilecek olanın Yüce ALLAH'ın mesajı olduğunu ve hiçbir mesajcının kişisel sözü olmadığını vurgulamak içindir.
    6- Kur'an'da ayrıca, Muhammed'e başka hiçbir şey öğretmemesi,aksi takdir de Alemlerin RABBI tarafından ağır bir cezaya çarptırılabileceği ikazı yapıldığını görüyoruz :
    " Bu (Kuran ) Alemlerin RABBI’ndan gelen bir vahiydir.Eğer o, (Muhammed) başka her herhangi bir şey öğretmeye kalkışsaydı onu sağ elimizle yakalar ve onun şah damarını keserdik,hiç biriniz de ona yardım edemezdiniz." 69:43-47
    7- Muhammed Peygamber'e aldığı yeğane vahyin "Kur'an" olduğuna dair yemin ettirilmiştir.Aşağıdaki ayet, “hadis-i kutsi” olarak rivayet edilen herşeyin, “ALLAH’ın Elçisinin söylemekten masum olduğu”yalanlardan başka bir şey olmadığının ispatıdır:
    "(Ey Muhammed ) de ki: Nedir en büyük şehadet? De ki:Benimle sizin aranızda ALLAH şahittir ve bana bu Kur'an vahyolmuştur ki, sizi ve ulaştığı herkesi ikaz edeyim." 6:19
    Eğer Hadis-i Kutsi iddia edildiği gibi, gerçekten Yüce ALLAH'ın Muhammed'e "ayrıca" sözü olsaydı ,ayette “buna dair de bir şahitlik olması” gerekmezmiydi???
    Kur'an'ın hiçbir yerinde Muhammed'in Yüce ALLAH'tan Kur'an dışında bir şey aldığına dair delil yoktur.
    8- Muhammed peygamber inananlara kendisinden hadis yazmamamalarına dair emir vermiştir,bu emri Sahih-i Muslim’de ve diğer bazı hadis kitaplarında görmek mümkündür;
    "Benden Kur'an dışında hiçbir şey yazmayın.Her kim yazdıysa da imha etsin."(Ahmed 1.bölüm. syf:171... ayrıca Sahih Muslim.)
    9- Peygamberin vefatından sonra ki ilk 150 ila 200 yıllık dönem boyunca onun bu emrine uygun olarak hadis yazımı yasaktı. Bilinen geniş çaplı ilk hadis derleme işini yapan Buhari'dir.(Dikkate değer bir nokta şudur ki, Buhari'nin doğum tarihi hicretten 198 yıl sonradır....Bu dahi sizi düşündürmüyor mu ) Eğer hadisleri takip etmek zorundaysak ,peygamberin vefatından 200 yıl sonra derlenmiş sözler ne kadar güvenilir olabilir?
    10- Yüce ALLAH Peygamberine, “bildirmiş olduğu vahyin doğruluğu konusunda korunmuş olduğunu,fakat kişisel söz ve davranışlarında hata yapabileceğini “söylemesini emretmiştir:
    " De ki: Eğer hata yaparsam bu bendendir, ve eğer doğru yaparsam da bu Rabbimden almış olduğum vahiy sebebiyledir." 34:50
    Kur'an'da yukarı da verilen ayetten başka , yapmış olduğu hatalar sebebiyle Peygamberin Yüce ALLAH tarafından “ikaz edildiği” 6 başka olaya rağmen , onu putlaştıranlar, “yanılmaz” olduğunu iddia etmektedirler.!!! Bu diğer 6 olayın bulunduğu ayetler (8:67-68....9:43....9:113-114.....33:37....66:1 80:1-11 )
    11- Kur'an- Kerim’de her peygamberin, insanları kandırmak için süslü sözler uydurup Peygamberlerin üzerine atan “insan ve cinlerden düşmanları olduğunu “belirtilir:
    " Biz her peygamberin düşmanı olan insan ve cin şeytanların ,süslü sözler uydurmalarına ve kandırmak için biribirlerine bunları ilham etmelere izin verdik." (6:112 ) Yüce ALLAH “sadece inanmayanların” bu sözlere kulak vereceklerini belirtir.( Bak. 6: 113)
    12- Son olarak,bize aşağıdaki sebeplerden dolayı gerçek inananlar için Kur'an'ın mutlak manada yeterli olacağı söylenmiştir:
    A- Kur'an " tam" olduğu için için ek'e gereksinimi yoktur.
    " Rabbinin sözleri gerçeklik ve adaletle tam'dır." 6:115
    B- Kur'an anlaşılması zor bir kitap değildir.Bu sebeple bir ek'e de ihtiyaç duymaz:
    " Elif,Lam ,Ra.Bunlar “apaçık” bir kitabın ayetleridir." 12:1
    C- Kur'an mükemmel olduğu ve içinde çelişki de barındırmadığı için, onu düzeltici /tashih edici bir başka kitaba da ihtiyacı yoktur.:
    "Elif,lam,ra.Bu, ayetleri delillerle mükemmelleştirilmiş bir kitaptır." 11:1
    D- Kur'an "gerekli tüm detayları "ihtiva ettiği için ,adım adım açıklayıcı bir rehbere de ihtiyacı yoktur.:
    " Sana tüm detaylarıyla bu kitabı vahyettiği halde (de ki) hüküm koyucu olarak Yüce ALLAH'tan başkasını mı arayayım?" 6:114
    Tüm bu sebeplerden ötürü, Müslümanlar yalnızca Kur'an'ı, bir bütün olarak Kur'an'ı, -sadece Kur'an'ı izlemelidirler.
     

Bu Sayfayı Paylaş