Yalnızlık: Bir Histeri Nöbeti

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 8 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yalnızlık: Bir Histeri Nöbeti konusu [​IMG]





    Huzunlu bir kadin sesinden, yalnizligi anlatan bir sarki dokuluyordu odanin
    ortasina. Kalkti yerinden, ne yapacagini bilmeden. Gece, henuz yeni
    basliyordu. Onunde onu deli edecek tek basinalikla dolu anlar uzaniyordu.
    Kendi haline gulumseyecekti nerdeyse. Uykusuz bir gece daha bekliyordu onu.

    Mutfaga yoneldi, acikmisti. Bir seyler hazirlasa zaman oldurebilirdi. Hersey
    zamani bitirmek, acisini aza indirgeyecek akiskanliga burundurmekten
    olusuyordu. Yalnizlik zamanin anlamsizligi uzerine kurulu bir karanlikti.

    Buzdolabini acti, uzunca bir sure bakti. Ne hazirlayacagini dusunuyordu.
    Olabilecek butun olasikliklar kendi isteksizliginde birden cazibesini
    kaybediyordu. Yuzunu burusturarak peynir kabini aldi sadece. Bir parca ekmek
    ve son donemlerdeki tek dostu; sarap sisesini aldi yanina.

    Teybi kapatti, televizyonu acti. Hangi kanalda oldugunu umursamadan onundeki
    sehpaya verdi dikkatini. Soluksuz kalmissasina buyuk bir yudum aldi
    saraptan, sonra bir buyuk uyudum daha. Agzindaki acimsi tad yuzunden
    burusturdu yuzunu.

    Bir ask filmi vardi televizyonda. Birbirini seven iki insanin bu aski
    yasatmak icin yaptigi mucadeleler anlatiliyordu. Icindeki bosluk buyudu
    buyudu; butun ruhunu, yuregini, dunyasini kapladi. Yalnizligin en buyuk
    anlamini iste tam su anda yasiyordu. Yasamina egemen olan sevgisizligi artik
    farketmemesi imkansizdi.

    O kadar cok sure olmustu ki sevilme duygusunu yasamayali. Icindeki arzular,
    istekler, tutku hepsi simdi yanaklarindan suzulen yaslarda birikiyor, dile
    geliyordu. Agliyordu. . . En buyuk yalnizlik, askin ve sevilmenin olmadigi
    andi.

    ` Ben de cok sevdim, sanma bu yuregim tas, ama neye yarar, bak yalnizligima,
    bak yasayamadiklarima. . . `. Elinde sarap kadehi, duvarla konusuyordu.
    Sevilmeye duydugu acligi dile getirmek o kadar zordu ki, kimseyle
    konusamiyordu. Iste sagir duvar, onun kendisinden bile sakladigi bu
    yalnizligini ondan dinliyordu. Delirmenin ve bunalim denen karadeligin icine
    girmenin en buyuk belirtisiydi belki de sagir ve kor duvardan baska bir
    arkadasinin olmamasi.

    Ne zamandir sevismiyordu, bedeni, tutkulari acti. Bir sevgilinin onu
    dusunuyor olmasi, onu simaratacak olmasi, onu arzuluyor olmasi. . . kendini
    kaybedercesine sevismek, sevgilin gozunde arzulandigini gosteren o vahsi
    isigi gormek, yoruluncaya, tukenince kadar sevismek istiyordu. Icinin
    urperdigi o anlari dusununce. . . Bir zamanlar ne denli tutkulu hayaller
    buyuturdu. Ustelik o sevismenin tadini almisligin, bilmenin delirten
    yakiciligi da vardi. Belki bilmese, anlamasa, daha once yasamasa, bu denli
    buyumeyecekti sevilme icgudusunun acligi. Ama yalnizdi. Bundan daha da
    kotusu, sevilmeye olan inancsizligiydi. Bu, ask yalnizliginin ortasinda,
    yalnizligin katmerlenmesiydi, olabilecek en yuksek boyuta ulasmasiydi.

    Kendini sevecek biri icin herseyi, ama herseyi yapabilirdi. Yanlis olacagini
    bildigi, normal zamanlarda yapmayacagi her turlu cilginligi, her turlu
    yanlis seyi yapabilirdi. Bu icinde bulundugu mutsuzluk durumundan daha kotu
    ne olabilirdiki?

    Gozyaslarina bir turlu hakim olamiyordu. Nerdeyse kendi kendine
    sayikliyordu. Bir sevgilinin hayali bile ulasilmaz yerlere kaciyordu bunca
    umutsuzluk icinde.

    Kendi kendine yetmek icin cok cabalamis, cok ugrasmisti. Ama sevilme acligi
    hic bir yalani artik kabul etmiyordu. Sevdigi zaman bu yalnizligin
    bitecegini dusunmustu. Oysa tek basina sevmek yetmemisti. Simdi sevmese bile
    kendisini sevecek, onun sevilme acligini doyuracak birini kosulsuz,
    nedensiz, sevmese bile sevebilir, baglanabilirdi.

    Evin sessizligine verdi kendini. Evde birinin olmasini o kadar cok isterdi
    ki. . . kendisini sevecek ve ona var oldugunu hissettirecek biri. . . Ona
    tapabilirdi.

    ` Cok sey istemiyorum aslinda. Sadece beni sevecek biri, sadece yalnizligimi
    dindirecek, beni anlayacak biri.`. onu anlamayan duvarla konusmasi
    devamediyordu. Sarap sisesi bitmek uzereydi. Bakti onune, peynir ve ekmek
    hic dokunulmadan duruyordu. Yalnizlik insanin acikmisliginin en derininde
    dokunulmamis bu peynir ve ekmegin anlaminda gizliydi. Sarap sisesinin
    bosalmis tabani, onun ruhunun en guzel ozetiydi. Yalnizdi, ask yalnizligi da
    vardi ustelik. Ustelik sevilmeye olan umudu da bitmisti. Ustelik baska bir
    hic bir sevgi bunu dolduramiyordu. Caresiz hissettti kendini…

    Yalnizlik; bir caresizlik histerisinin oykusuydu. Duvarlarin bile dost
    edinilebildigi. . .


    alintidir
     

Bu Sayfayı Paylaş