Yahudilerde Takvim Nasıldır

'Diğer Dinler İnançlar' forumunda Dine tarafından 22 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yahudilerde Takvim Nasıldır konusu
    Antik zamanda insanlar takvim yıllarını saymaya her yeni kralın taç giymesiyle yeniden başlarlardı. Batı dünyasında Hristiyanlık ön plana çıktığında da, benzer biçimde tarihi kendi kralının doğuşundan başlatmış, daha sonra Gregoryen takvimine geçmiştir.
    Böylece tarih, İÖ ve İS, yani İsanın (kralın) dünyaya gelmesinden önce ve kralın zamanı olarak ikiye bölünmüştür. Yahudilik, tarihin bu çizgiyle bölünmesine izin veremezdi; evrenin tarihini Avraam ya da Moşenin doğumunu bir dayanak noktası yapmak için dahi bölmeye yeltenmemiştir. Bu yüzden Yahudi takvimi temellerini hiçbir zaman buna dayandırmaz.
    Yüzyıllar boyu, Yahudiler yıllarını bir olaydan Toplum olarak varoluşlarının temelinden Mısırdan Çıkışla başlatmışlardır. Sonraları, MS 70 yılında tapınağın yıkılmasıyla, bu şiddetli olay bir süre başlangıç tarihi olarak Çıkışın yerini almıştır.
    Yalnızca tek bir olay tarihin başlangıcını belirleyebilecektir: tarihin gerçek başlangıcı. Yahudilik, yılları evrensel bir ölçeği evrenin yaradılışını temel alarak saymaya karar vermiştir. Fakat dünya tam olarak kaç yaşında?
    En gelişmiş teknolojilere ve en kesin ölçüm aletlerine sahip bilim adamları bile ancak bir konuda emin olabiliyorlar, o da bu konuda hiçbir kesinliğin olamayacağı. Bilgelerin yılları saymasının tek yolu, kutsal kitaptaki yaratılışın hesabını kullanmaktır.
    Bundan dolayı, İbranilerde 5751 tarihi, Toradaki sayıma göre Tanrının dünya üzerinde 5751 yıllık hakimiyetini ve bunun zamandan bağımsız önemini ifade eder.
    Fakat bu bir sorunu ortaya çıkartmıştır: Yahudiler yaşadıkları her yerde bir azınlık konumundaydılar ve tarihi kendi görüşlerine göre kullanamıyorlardı, büyük çoğunluğun bu genel ve yasal uygulama konusunda farklılaştığı yabancı bir dünyada yaşıyorlardı. Yahudilerin yaşayışının bu şekilde olması yüzünden, tüm dünyanın, insanoğlunun günlük yaşamına temel oluşturan zamanı, nasıl kullandığını gözardı edemezlerdi. Yahudilik bu dünyada olmasa bile (yani idealde bu yaşadığımız dünyayı aşmak için çabalasa da) oldukça bu dünyanın içindedir, bu sebeple de, Yahudi toplumu ,dünyevi takvimini global kullanıma uydurmak ihtiyacını hissetmiştir.
    Sonuçta, dünyevi yaşamını diğer milletlerinyaşamlarına göre düzenlemek ve takvimini Gregoryen takvimle aynı şekilde bölmek zorunda kalmıştır.
    Bununla beraber, dünyevi hayat için yapılan uyarlamalar ne olurlarsa olsunlar, Yahudi dini takvimi evrensel ölçek kullanmaya, yani yılları yaratılıştan itibaren saymaya devam etmektedir.
    Yahudiler, dini yılbaşını (Roş Aşana), Toranın yaratılış günü olarak belirlediği gün kutlarlar. Toradaki hesaplamaya göre İbrani ayı Tişrinin ilk günü, genellikle Eylül sonlarına denk gelir.

    AYLAR
    Yahudilik, takvimini Ayın hareketlerine göre düzenler, batı uygarlıkları ise aylarını Güneşe göre belirlerler. Bu, bir ikilemi doğurur. Ay, Güneşe göre günde yaklaşık 48 dakika kadar daha yavaş ilerler. Güneşten sürekli artan bir süre geri kalır. (Ay yılının bir ayı 29,5 gündür). Nihayet 12. ayın sonunda Ay yılı, Güneş yılından 11 gün daha kısa olur, her üç senede bir de böylece bütün bir ay kaybedilir.
    Bu, dini takvim için özel bir sorunu da beraberinde getirmiştir: Pesah (Hamursuz bayramı) bahar gündönümünde kutlanmalıdır; çünkü bu tarih ilkbahar ve hasat zamanının damgasını vurduğu, doğanın yeniden dirilişi ile Yahudi insanının kurtuluşunu birleştiren bir zamana denk gelir. Eğer Ay takvimi üç senede bir tam bir ay geri kalırsa, Pesahın her yıl kayması ve sırayla tüm mevsimlere denk gelmesi gerekir. Sorun sadece bununla kalmamaktadır. Kipur günü Cuma veya Pazara düşmemelidir. Çünkü Kipur Cuma gününe denk düşseydi, iş yapılması yasak olan iki gün art arda gelmiş olacaktı ( Kipur ve Şabat ) . Bu yüzden Kipur günü ölenler iki gün sonra gömüleceklerdi. Dinimizce ölünün mümkün olduğu kadar erken gömülmesi gerekir. Aynı durum Kipur Pazar günü düşerse de oluşur. ( Şabat ve Kipur ) Bunun için İbrani takvimi, Kipurun ne Cuma ne de Pazara düşmeyecek şekilde ayarlanmıştır. Bu ayarlama, Kipurun Salı günü düşmemesini ve aynı zamanda bazı bayramların belirli günlere rastlamamasını otomatik olarak ayarlar. Hangi bayramların hangi günlere düşmeyeceğini gösteren ilginç bir tablo :
    Bayramlar (1.gününün rastlamayacağı günler)
    Pesah: Pazartesi, Çarşamba, Cuma
    Şavuot :Salı, Perşembe, Cumartesi
    Roş-Aşana: Pazar, Çarşamba, Cuma
    Kipur: Salı, Cuma , Pazar
    Purim: Cumartesi, Pazartesi, Çarşamba

    Şimdi de bir ilginç tablo daha görebiliriz. Pesahın 1. gününün hangi güne düştüğünü bilirsek ( Örneğin, Pesahın 1.günü Salı olmuşsa Tişa Beav da Salı günü olacaktır ), diğer bayramların hangi güne düştüğünü bu tablodan bulabiliriz :
    Pesahın Günleri: Hangi Bayramla aynı gün olduğu
    Pesahın 1. günü: Tişa-Beav
    2. günü: Şavuot
    3. günü: Roş-Aşana
    4. günü: Simhat Tora
    5. günü: Kipur
    6. günü: Purim ve Lag Baomer
    7. günü: Yom Aatsmaut
    Talmud mları, 19 yıllık bir döngüye, İkinci Adar ( Veadar ) da denen 7 fazla ay ekleyerek bunun ayarlamasını yapmışlardır. İlave aylı seneler bu 19 yılın 3,6,8,11,14,17,19 uncu seneleridir. Böyle dahice hazırlanmış bu takvim tüm bayramları olmaları gereken mevsimde ve günde tutmayı başarmıştır.
    İbrani ayları şunlardır : Nisan , İyar, Sivan, Tamuz, Av, Elul, Tişri, Heşvan, Kislev, Tevet, Şevat, Adar , ( Veadar ) .
    Ay yılına göre, ayın ilk günü olan Roş Hodeş, önceleri Yeruşalayimdeki merkezi kurul tarafından, yeni ayın gözle görülmesinin hemen ardından ilan edilirdi. İnsanlar 29,5 gün süren aylarla baş edemeyecekleri için bazı aylar 29, bazıları ise 30 günlüktür. 30 günlük olanlarda iki tane, 29 günlük olanlarda ise bir tane Roş Hodeş bulunur. Kurulın Yeni Ay beyanına benzer biçimde, günümüzde de Roş Hodeşten hemen önceki Şabat gününde dua esnasında , yeni ayın gelişi ve Roş Hodeşin tam olarak başladığı zaman belirtilir.
    Yahudi geleneği, Roş Hodeşin , kadınlığı kutladığını söyler. Bu sadece kadınların şerefine bir kadeh kaldırma ya da onlara olan minnettarlığı bildirme değil, aynı zamanda kadınların çalışmaması gereken bir bayram olarak belirlenmiştir.
    Bu aylık övgü özel bir ödüllendirme olarak gelmiştir; çünkü Sinay Dağında kadınlar, erkeklerin aksine, Tanrıya ve onun elçisi Moşeye olan inançsızlıklarının en çıplak simgesi olan altın buzağının yapılması için mücevherlerini vermemişlerdir.

    HAFTALAR
    Yahudiler, haftaları Şabat gününden Şabat gününe sayarlar.Şabat, haftanın tacıdır; Yahudilikteki kutsal günlerin, Yahudilik ruhunun, Yahudiliğin hayal gücünün tacı...
    Şabat bir Kraliçedir. İleride ulaşılacak dünyayı önceden biraz tatmaktır. Kipur günü, Şabattan daha kutsal olan tek gündür, ve bu olağanüstü kutsallık, Kipura Şabatların Şabatı ismini kazandırmıştır.
    Büyük bir yazar, Yahudilerin Şabatı koruduğundan çok, Şabat Yahudileri korumuştur der.
    Haftanın bütün günleri Şabata yönelmiştir.Günlerin isimleri değil yalnızca sayıları vardır ( Pazar 1.gün, Pazartesi 2.gün gibi ...) ve bu sayılar hep 7. gün olan Şabata ulaşır.
    Kutsal güne ulaşmak için basamaklar benzetmesini takiben, Şabatın sonunda, Yahudiler heycanlarında uçurumsal bir düşüş yaşarlar Şabat sona erer ve yaşam yeniden tırmanmaya başlamak üzere en düşük basamaktan tekrar başlar.

    GÜNLER
    Yahudilikte günler de dünyevi takvimde olduğu gibi geceyarısıyla sınırlandırılmaz.
    Yahudiliğin zamanında günler, gecenin ilk anıyla (yıldızların belirmesi) başlar ve onu sabah (teknik olarak kutup yıldızının belirmesi) takip eder.
    Bu sebeple Şabat günü Cuma gecesi başlar ve Cumartesi gecesi yıldızların belirmesiyle sona erer. Aynı şey Pesah, Sukot, Şavuot, Roş Aşana ve Yom Kipur gibi büyük bayramlar, Tişa Beav, Hanuka ve Purim için de geçerlidir.
    Günün geceden başlaması, bir şekilde yaşamın ta kendisinin simgesel anlatımıdır. Yaşam ana rahminin karanlığıyla başlar, ardından ışığın parlaklığına açılır ve sonunda yeniden ölümün, mezarın karanlığına döner, ki bu da, ulaşılacak diğer dünyanın yeni gündoğumudur.
    Yaşam karanlıktan ve ışıktan oluşur: Önce gece vardı ve ardından sabah, ilk gün doğdu. Sonuçta önemli olan, zamanın kendisi değil, onu nasıl değerlendirdiğimizdir.

     

Bu Sayfayı Paylaş