Yabancı Yatırım Hakkında Bilgi

'Konu Dışı Başlıklar' forumunda SeLeN tarafından 9 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yabancı Yatırım Hakkında Bilgi konusu Yabancı yatırımların amacı - Parasal yatırım - Üretim yatırımları - Türkiyede yabancı sermaye yatırımları - Yabancı sermayenin ülkelere göre dağılımı

    “Yabancı yatırım, sermayeyi, verimliliğini artırmak amacıyla kıt olduğu yerlere yönelterek ulusal sınırların ötesinde aşırmak ve başka ülkelerde faaliyet için ko-numlandırmakür (ya da yatırmaktır).” İster parasal, isterse doğrudan üretim aracı şeklinde olsun, istihsal vasıtası olan yahut verimli şartlar arayan unsurların tamamı sermaye olarak ifade olunabilir. Ancak burada uluslararası faiz farklılıklarından yararlanmak isteyen parasal sermayeyi reel yatırım unsuru olarak hareket eden sermayeden ayırmak zorundayız. Birincisi de ikincisi gibi bir sermaye hareketidir. Fakat aralarında bazı farklar vardır. Faiz farklılıklarına bağlı olarak gelişen ve menkul vasıtalara yatırım şeklinde oluşan bu sermayenin müsmiriyeti zamana bağlı olmakla reel sermayeye benzetilebilirse de, plase edilmesi niteliği ile ondan ayrılır. Elde edilen gelir sadece faiz geliridir. Kâr farklılıklarından doğan kaymalar ise ani olarak gelişir ve zamana bağlı değildir. İktisadi gelişmeleri anlık değerlendirir. Çapraz kurlardan yararlanmaya çalışan parasal hareketlilik böyledir. Reel sermaye hareketleriyle bizim de burada üzerinde durduğumuz ve esasen yabancı reel ve doğrudan yatırım olarak gelişen ve üretim vasıtalarının çok uluslu şirketler kanalıyla bir ülkeden diğerine verimlilik farklarını değerlendirmek amacıyla giden sermayeyi ifade eder. Buna yabancı sıfatı verilmesinin sebebi milli sınırlar içinde değil, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin ulusal sınırlar içinde yatırım yapması sebebiyledir. Fakat ülke sınırları dışında ülke vatandaşlarının sahip olduğu şirketlerin de kendi tüzel kişilikleri dolayısıy-le ülkede yapmış oldukları yatırımlar, yabancı yatırım veya yabancı sermaye olarak adlandırılmak zorundadır. Meselâ Hollanda tabiiyetinde olan gerçek kişilerin ABD’de kurdukları bir şirketin Hollanda’da yatırım yapması ya da bir yatırıma ortak olması yabancı sermaye yatırımıdır.

    Gelir getireceği, üretime katkıda bulunacağı ya da reel mal ve vasıtaları artırmaya matuf olarak üretim araçlarına harcama yapmaya yatırım denir. Bunun bir ülkeden bir başka ülkeye yönelmesi onu yabancı yatırım haline getirmektedir.

    Yabancı sermaye, yabancı menkul kıymetlere yatırım ve reel üretim vasıtalarına yatırım şeklinde ikiye ayrılmakta, birincisine portföy yatırımı, ikincisine doğrudan yatırım denmekledir.

    Yabancı sermaye neden bir ülkeden başka bir ülkeye yatırım şeklinde yönelir?

    Önce gönderen ülke açısından bakalım: Burada birinci neden, yüksek gümrük duvarları sebebiyle ihracatın yapılamadığı ama talebin yüksek olduğu piyasalarda, doğrudan yatırım kanalıyla verimsiz sermaye kaynaklarını verimli hale getirmektir. İkinci neden, ülkeye kâr transferleri yoluyla kaynak aktarmaktır. Bir başka deyişle ucuz

    işgücü kaynaklarıyla birleşen sermaye kaynaklarının yeterince ülkeye kâr transferi sağlamasıdır. Burada kârın oluşumuna katkıda bulunan avantajların da zikredilmesinde yarar vardır. İçsel ekonomiler, tecrübe ve birikim avantajı, ucuz işgücü, taşıma maliyetlerinden kurtulma, vergi avantajlarından kaynaklanabilir. Yabancı sermayenin başka ülkelerde yatırıma yönelmesinin nedenleri arasında piyasa payını korumak ya da artırmak olduğunu belirtilmelidir. Bir diğer neden de fırsat çeşitlendirme yoluyla faaliyeti kârlı kılma şeklinde ifade olunabilir. Görülüyor ki gönderen ülkenin ekonomisine büyük katkıları olan yabancı sermaye yatırımları vageçilmez nitelik taşımaktadır.

    Gönderen ülke açısından kayıp hanesine yazılacak hususların başında sermaye çıkışının ödemeler bilançosu üzerinde doğurduğu menfi etkisi gelir. Ayrıca dışa giden kaynakların büyümeyi yavaşlatabileceği ve vergi gelirlerinin azalacağı da menfi sonuçlar olarak karşımıza çıkabilir. Ne var ki yatırımcı ülke açısından baktığımızda kâr transferlerinin bu menfilikleri ortadan kaldıracak şekilde gelişme göstermesi mümkündür.

    Yabancı sermaye yatırımlarının yapıldığı ülkeye müsbet ve menfi etkileri olacağı açıktır. Önce müsbet etkileri üzerinde duralım. Bunları şu şekilde sıralamak mümkündür.

    Yabancı yatırımlar sermayenin kıt faktör olduğu ülkelerde kaynak tamamlayıcılığı yoluyla üretimin dolayısıyla milli gelirin artmasına katkıda bulunabilir. İkinci bir yarar, ödemeler bilançosunun bu yatırımlar yoluyla iyileşmesidir. Yabancı yatırım, ülkede üreü’Iemeyen teknoloji getirdiği taktirde teknolojik birikime katkıda bulunabilir. Bunun yanında piyasa bilgi ve tecrübesi de sağlayabilir. İç piyasa yerine dış piyasaya yönelik faaliyet yapıyorsa ihracat gelirlerinin artmasına ve bunun sonucu olarak da ödemeler bilançosu açıklarının kapanmasına yardımcı olabilir. Devletin vergi gelirlerinin artmasına da yardım edebilmeleri mümkündür. Ayrıca iç piyasada faaliyette bulunan yerli firmaların dışsal istifadeler elde etmeleri sonucunu da doğurabilirler. Çünkü piyasa tecrübesi, üretim kuralları, pazarlama faaliyetleriyle ilgili bilgi aktarımı sayesinde yabancı firmalar yerli firmalara yardımcı olabilirler. Yine emek talebini ve verimliliğini artırarak emek gelirlerinin nisbî payını yükseltebilirler.

    Bütün bunlara rağmen yabancı sermaye yatırım kararının Önemli sakıncaları da vardır: Ülke ekonomisinde ikili bir yapının ortaya çıkmasına sebep olarak ekonominin iç bütünleşmesine zarar verebilir. Ayrıca zamansız kâr transferleriyle ödemeler bilançosunun dengelerini menfi yoldan etkilemesi de ekonomi açısından iyi değildir. Ba-zan iç tüketim malları piyasasına yönelerek iç piyasada faaliyetle bulunan firmaları zor’ durumlara soktuğu da bilinmektedir. Yine istihdam edeceği işgücünü yabancı ülkeden getirerek istihdama bir katkısının olmaması bir yana, gösteriş saikiyle tüketimi teşvik ederek ülkedeki sermaye birikiminin aleyhinde sonuçlara yol açabileceğini de belirtelim. Fakat bizce en önemli sakıncası iç çıkar çevre ve gruplarıyla bütünleşerek ülkede politik huzursuzluklara yol açması, hatta Şili’de olduğu gibi, siyasal iktidarın geleceği ile oynamaya kalkışma gibi sonuçlar do-ğurmasıdır.

    Yabancı sermaye yatırımlarının kapitalizmi soluklandıracağı, azalan kâr hadlerini bir süre durduracağı ama kapitalizmin çöküşünü Önleyemeyeceği şeklindeki marfc-sist tezin de henüz gerçekleşmediğini bu arada belirtmek gerekir. Ancak çokuluslu şirketler yeni bir istismar biçimini de gündemde tutmaktadırlar.

    Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları: Osmanlı Devleti’nden önemli sayıda yabancı sermaye şirketi tevarüs edildikten sonra 1950′ye kadar Önemli yabancı sermaye gelmemiştir. Yabancı sermayeyi 1925-45 arasında teşvikten ziyade eskileri millileştirme hareketi daha yaygındır. 1950 yılından itibaren yabancı sermayenin hem yabancı sermayeyi teşvik kanunları hem de petrol kanunları yoluyla teşvik edildiğini görüyoruz. Ne var ki 1954′te çıkarılan 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanu-nu’na rağmen ülkeye eski millileştirmelerin verdiği ürkeklikle fazla yabancı sermaye girmediği de aşikârdır. 1980′lere kadar 6224 Sayılı Yasa ile verilen yabancı sermaye izinleri 1979 ve Öncesi için 228 milyon dolardır. 1988 sonu itibariyle ise bu rakam 3 milyar 153 milyon 200 bin dolar olmuştur; sadece 1988 yılında 351 milyon dolar yabancı sermaye gelmiştir.

    Tablodan da görüldüğü gibi firma sayısı daha az olmakla beraber gelen yabancı sermayenin % 53.43′ü imalat sanayiinde yatırım yapmıştır.

    Yine imalat sanayiinde toplam sermayenin % 43.8′i yabancı sermayedir. En büyük oran olan % 65.39′la bu sütunda, tarım başı çekmektedir; ama firma sayısı düşüktür. Firma sayısı itibariyle başı hizmet sektörü çekmektedir, 728 firma bu sektörü gelmiş ve yabancı sermayenin % 40′ını getirmiştir, bu sektördeki sermayenin % 56.16′sı yabancı sermayeye ait bulunmaktadır.

    Yabancı sermayenin geldiği ülke itibariyle dağılımı da şöyledir :

    % 8.58′i ABD’ye, % 10.77′si Federal Almanya’ya, % 5.30′u Fransa’ya, % 5.89′u Hollanda’ya* % 13.4l’i İngiltere’ye, % 13.37′si isviçre’ye, % 14.28′i karma ülkelere aittir.


    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş