Yaşayabilme İhtimali-Yılmaz ERDOĞAN

'Şairlerimiz Ve Şiirleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 11 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yaşayabilme İhtimali-Yılmaz ERDOĞAN konusu
    Yaşayabilme İhtimali-Yılmaz ERDOĞAN

    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam

    Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
    yeme ihtimalini sevdim

    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
    zaman) özlemeye başladım herkesi Ve bu hasret öyle
    uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
    sonra

    Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı

    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık
    Ben doktor
    oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
    pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
    Türkçeyle Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden
    orak çekiç figürleri türetmeyi

    Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
    haber bültenleri
    Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
    dikenleri saymazsak)
    Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu Ve belli bir
    saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
    bültenleri Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
    Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım
    Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
    sadece


    Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
    sen yoktun Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
    seviyordum, suni teneffüs saatlerinde Okul servisi
    seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine
    götürüyordu Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
    Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum

    Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum

    Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
    gevrekliğini Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
    ovasının yalancı maviliğini Otobüs oluyordum bir
    süre Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde
    Otobüs oluyordum Bir ülkeden bir iç ülkeye
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
    listesinin KorkuyordumSonra iniyordum otobüsten
    Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
    en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
    koşuyordum Çünkü sonunda annem oluyordum babam
    kokuyordum sonunda

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
    çocuk olmaktan
    Ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam

    Ben seninle birgün Van'daki bir kahvaltı salonunda
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
    bir yol üstü lokantasında
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
    kıvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
    damında
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
    coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim !
    -yılmaz erdoğan_
     
  2. emegıne saglık :)
     

Bu Sayfayı Paylaş