Yıldız Yağmuru

'Masallar-Hikayeler-Destanlar' forumunda Mavi_Sema tarafından 13 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yıldız Yağmuru konusu
    Yıldız Yağmuru
    Kış, beyaz ağaçlar yaratır topraktan; bazı insanlardan umutsuzluk yaratır, ama bir sevgi iliştirir bu umutsuzluğa, dünyanın en garip çiçeğini yaratır

    Annesi babası ölmüştü kızın, başında bir kukuletası sırtında yırtık bir elbisesi ve tüyleri yağmur yemiş bir paltosu vardı Böyle bir kızın cebinde olsa olsa bir dilim ekmeği olur ancak, avucunda sıkı sıkı tuttuğu birazcık bozuk parası olur Ama kış güveni nedense kaybolmamıştır Kuşlara bakarak ısınmaya çalışır Titrerken düşünüyordu kız

    -Bahar gelecek günün birinde Kar taneleri yerine tomurcuk yağacak gökten sincaplar ılıklığı yukarı taşıyacak Kış baharın habercisidir, meleklere mektup yazar, gönderilmesini ister baharın bu arada yeryüzünü oyalar

    Bunları düşünürken yaşlı bir adam çıktı karşısına
    -Param yok, karnım aç, dedi bana para ver biraz, sen küçük bir çocuksun nasılsa doyururlar seni
    Hiç düşünmedi bile kız bütün parasını ihtiyara uzattı Sanki beyaz bir aslan girmişti şehre, alev yerine kar soluyordu şemsiyesi olanların şemsiyesini, düşleri olanların düşlerini parçalıyordu Ama umutsuzluğa kapılmadı kız, sokakta bir başına yürüdü

    Bir kadın belirdi yanı başına
    -Güzel çocuk, dedi yiyecek bir şey var mı cebinde? Ağzıma üç gündür lokma koymadım kime başvurduysam geri çevirdi beni
    Bir dilim ekmeği vardı ya, onu yesin zavallı kadın, kendisi bir şey yemeyeli iki gün olmuştu daha
    -Al teyze, dedi, benim karnım tok, daha demin yemek yedim İnan bana, daha olsaydı daha verirdim

    Sonra küçük bir çocuğa giydirdi paltosunu, gömleğini kendi boyunda bir kıza armağan etti, hava kararmıştı nasıl olsa, kimseler göremezdi kendisini

    Ama o bir kedi yavrusunu gördü; soğuktan sesi bile donmuştu kedinin, bıyıklarında buz tutmuştu miyavlaması dergiciler görseydi, kış resmi olarak dağların değil onun resmini koyarlardı dergi kapaklarına Başından çıkardığı kukuletaya sardı kediyi

    Kış,adımlarını yönetir insanların; kürklü olanları tiyatroya götürür, paltolu olanları sinemaya götürür, ceketli olanları evlerine götürür, çıplak olanları korulara götürür

    Derken, kendini bir koruda buldu kız, saçlarının arasına sokup ellerini gökyüzüne baktı O anda tipi dindi, bulutlar açıldı ve ansızın beliren samanyolundan bir yıldız kaydı, sonra bir yıldız,bir yıldız daha, bütün samanyolu, büyük ayı, küçük ayı, hepsi ayaklarının dibine düştü kızın, sonra çoban yıldızı düştü

    Yeryüzü inanılmaz sevinçler yaratır Eğilip baktı kız, toprağa değdikçe altın oluyordu yıldızlar

    Artık gelmemek üzere gidiyordu kış yoksulların, kedilerin yanından; güzel yemekler, kalın kumaşlar alınırdı bu altınlarla

    Göğü seven denizcilerin tanıdığı bütün yıldızlar birer birer düştü yere onları gören ay bile çekinmedi havada parçalandı ve dallarına altın birer yaprak olarak kondu ağaçların
    Alışverişi seven sincaplar için işte bir sürü altın
     

Bu Sayfayı Paylaş