Yıldız Savaşları 2008-2009

'Basketbol' forumunda Fatma tarafından 17 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yıldız Savaşları 2008-2009 konusu Yıldız Savaşları 2008-2009

    2007-2008 sezonunun lig tarihinin en özel yılı olduğunu hemen herkes kabul ediyordur sanırım. Kalitesi bir yana, parkelerimize ayak basan oyuncuların ve antrenörlerin önemi ve Avrupa basketbolundaki değerleri tartışılmazdı. Yine yıldızlarla dolu bir başka sezon başlıyor. Bu sezon da, önceki sezon olduğu gibi çok özel isimleri seyretme şansına sahip olacağız. Takımlar bazında da geçtiğimiz sezon ligin yenilerinin yaptıklarının bir benzerlerini bu sezon Beko Basketbol Ligi’ne yeni katılan takımlar da gösterecek gibi...Gelin isterseniz takımlarımıza bu sezon transfer olan yıldızlar içinde öne çıkanları sıralayalım. Çok uzun olmaması için sıralamayı 5 oyuncuyla sınırlı tuttum. Ama inanın bu sıralama kişiden kişiye çok rahatlıkla değişip uzatılabilir. Transferlerinin ses getiriş şekli ve o transfer haberlerini okurken duyduğum heyecan yaptığım sıralamayı şekillendirmede önemli rol oynadı. Yoksa 1 numaralı oyuncu ligin en iyi oyuncusu olacak şeklinde bir iddiam asla yok!
    Beşten geriye doğru sayarak işte bu transferleri değerlendirelim...
    5- Andrija Zizic (G. Saray Cafe Crown)
    Kariyeri başarılarla dolu bir oyuncu olan Andrija Zizic hakkında yorum yapmadan[​IMG] önce forma giydiği son üç takımın sırasıyla Barcelona, Olympiakos ve son olarak Panathinaikos olduğunu söylersek, sanırım daha fazla konuşmaya gerek kalmaz. Panathinaikos'ta aldığı az sürelere bakmayın! O takımda zaten inanılmaz bir forvet rotasyonu vardı ve Mike Batiste'in arkasında fazla süre almak ekmeği aslanın midesinden almaya benzerdi. Aktif dinlenme şeklinde geçen Panathinaikos macerasının ardından G.Saray Cafe Crown, Hırvat yıldız için yeni bir başlangıç olacak.
    Geçtiğimiz sene Charles Gaines'in gösterdiği performansı hatırlayacalım. İşte Zizic'i, Gaines'in daha soğukkanlı ve skorer olan haline benzetebiliriz. Orta mesafe şutları ve pota altında bire bir kaldığında sayıya gidişiyle üst sınıf bir oyuncu olduğu her halinden belli. Zizic’in 3+2'de ligimizde alacağı süreler elbette ki olması gerekenden az olacak, ama onun Eurocup’ta tecrübesi ve kalitesiyle çok işi yapacağını şimdiden müjdeleyebiliriz.
    4- Devin Smith (F. Bahçe Ülker)
    Transferlerde elbetteki ilk konuşulan konu paradır, ama Fenerbahçe Ülker bu oyuncuyu aldıysa öncelikle Euroleague takımı olmasının bunda çok önemli bir payı var. Geçtiğimiz sezon Lega A'da Air Avellino mucizesi yaratan oyuncuların başında geliyordu [​IMG]Smith. Çizme'ye 2 numara büyük gelen Montepaschi Siena ve sağı solu belli olmayan Lottomatica Roma olmasa ABD'li forvet Avellino'yu şampiyon bile yapabilirdi.
    Devin Smith'i Avrupa'da meşhur yapan olayların başında ise hiç kuşkusuz geçtiğimiz sezon Lega A’nın normal sezon ve playoff'larındaki performansı geliyor. Playoff maçlarında iki sayıda yüzde 74.6 gibi bir ortalamaya sahip ki bu yüzdeyle serbest atış atan bir oyuncu bile çok kötü bir serbest atışçı sayılmamakta. Bu muhteşem yüzdeyle ortalama 23.3 sayı atan başarılı oyuncu Avellino'yu bazen bu sezon da takım arkadaşı olacak Marques Green ile, bazense tek başına taşıdı. Willie Solomon gibi sazı eline alıp oynamayı seven bir oyuncunun yokluğu, bir bakıma Devin Smith'in performansı için iyi olabilir. Doğru yerde doğru zamanda topla buluşması sahada tek istediği şey ve kendisini geçen sezon çok iyi besleyen Green ile bu sezon da devam edecek birlikteliği en büyük avantajı.
    Gelen ve gidenlere bakıldığında James White'ın yerine gelmiş gibi gözüken ABD'li oyuncu aslında iki numarada da forma giyebiliyor. O pozisyon için alınan Gordan Giricek'in üç numarada da oynayabildiğini varsayarsak zaman zaman oyun içinde pozisyon değiştirerek rakibe zor anlar yaşatabilirler.
    Montepaschi Siena başta olmak üzere birçok Avrupa devinin yakından ilgilendiği hatta NBA'e bile gideceği söylenen Devin Smith'in varlığı ligimizin kalitesine çok olumlu etkide bulunacak.
    3- Mario Kasun (Efes Pilsen)
    İşte size basketbola ve başarıya aç bir oyuncu daha! Yugoslav ekolünden çıkma bir uzun olunca NBA takımları tarafından keşfedilmesi fazla zaman almadı. Arada iki sezonluk Bundesliga macerasını da dahil edersek Kasun bir türlü istediği süreleri alıp [​IMG]hedeflediği ortalamaları tutturamadı. Oysa potansiyeli buna fazlasıyla müsaitti. Bu durumun ortaya çıkmasında sakatlıklar ve saha dışında yaşadığı bazı sorunların da etkisi var. Ancak tüm bu geçmişine rağmen sahip olduğu üstün meziyetlerden dolayı AXA Barcelona kendisi için milyon dolarları gözden çıkarmaktan çekinmedi.
    Ancak Barcelona macerası da Hırvat yıldızın arzuladığı gibi gitmedi. Gerçi Katalan ekibi son yıllarda kadro anlamında istikrarsızlıklar yaşayan bir takım, bu bakımdan başarılı oyuncu için Barça'nın doğru adres olmadığını da düşünebiliriz. Ancak kendisine inanan, kadroda öncelikli olarak yer vermeye istekli bir Efes Pilsen'de bambaşka bir Mario Kasun izleyebiliriz.
    Geçtiğimiz sezon Ergin Ataman yönetimindeki Beşiktaş Cola Turka'da performansı tavan yapan Sandro Nicevic'in özelliklerini bir düşünün ve biraz blok yeteneği ve bolca atletik özellikler ekleyin. İşte huzurlarınızda Mario Kasun! Eğer sakatlıklar yakasını bırakırsa 2.14 metrelik oyuncu ligimizin en dominant pivotu olabilir.
    2- Milan Gurovic (G.Saray Cafe Crown)
    Yıllardır Avrupa'da zevkle izlediğim ve "Ah keşke Türkiye'de de oynasa" dediğim Gurovic'in G.Saray Cafe Crown'a imza atacağını öğrendiğimde duyduğum heyecanı anlatamam! Neredeyse gözü kapalı sayı atabilen bir yıldız ligimizde boy gösterecek. 2.07 metre boyundaki oyuncu, aynı boydaki çoğu meslektaşı dört hatta beş numarada oynarken üç numarada çok rahat oynayabilen, maçın gidişatına göre dört numarada da değerlendirilebilecek bir isim. [​IMG]
    Öncelikle Milan Gurovic'in kariyerine bakalım. Milli takımlar seviyesinde Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu yaşayan Gurovic, Indianapolis'teki 2002 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ABD'yi üçlükleriyle yıkarak altın madalyanın gelmesinde büyük rol oynadı. Bu performansıyla NBA takımlarının dikkatini çekmesine rağmen Avrupa'da kalmayı tercih etti.
    Olgunluk döneminde ülkesine dönen yıldız oyuncu, Partizan ve Kızılyıldız ile ULEB Cup'ta 2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarında kupanın en skorer oyuncusu oldu. Geçtiğimiz sezon ise maddi anlamda ciddi yatırımlar yapan Polonya şampiyonu Prokom Trefl Sopot'a transfer olan ve o dönem 32 yaşındaki bir oyuncu için yüksek sayılabilecek bir para alan Gurovic, liderliğini yaptığı takımla playoff maçlarında giriştiği kavga nedeniyle Polonya Basketbol Federasyonu tarafından 5 maç artı para cezasına çarptırıldı. Bu olay sonrası Polonya'ya veda eden yıldız oyuncu, Rusya'nın yükselen devlerinden Kerem Tunçeri'li Triumph Lyubertsy'nin teklifine rağmen hem ülkesine daha yakın olması hem de Dejan Milojevic ve Andrija Zizic gibi oyuncuların varlığından ötürü G.Saray Cafe Crown'a 'evet' dedi.
    Barcelona ve Unicaja Malaga gibi takımlarda da dahil olmak üzere kariyeri boyunca oynadığı takımlarda sürekli çok önemli roller üstlenen Gurovic'in oyun stiline bakacak olursak 2.07 metrelik boyuna rağmen çok etkili bir dış atıcı olması en önemli özelliği olarak göze çarpıyor. Oyun kurucu ve uzunların Gurovic'i topla buluşturması ve teknik ekibin bu iş için özel setler hazırlaması gerekiyor. Aynı zamanda agresif yanıyla taraftarları da ateşleyebilen bir isim ama Polonya'da olduğu gibi bu agresifliğini kontrol edememesi takımına büyük zarar verebilir. Açıkçası şimdiden F.Bahçe Ülker karşısında oynayacağı maçı heyecanla bekliyorum.
    Kariyeri boyunca kendisiyle anılan Sırp milliyetçiliğini ise, Gurovic'in "Türk insanına saygımdan dolayı dövmelerimi kapatarak maça çıkıyorum. Benim de müslüman arkadaşlarım var" deyip ortamı yumuşatmaya çalışan sözlerinden dolayı problem olarak görmüyorum. Önyargılı davranmadan hareket etmemiz lazım. Spora siyaset bulaştırmaya çalışanların birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de hoş görülmediği bir gerçek. Şahsen bu konuda Gurovic'in dikkatli olacağını düşünüyorum.
    1- Gordan Giricek (F. Bahçe Ülker)
    Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bu yaz, futbol dahil tüm branşlarda yaptığı transferler içinde bence en çarpıcı olanı Gordan Giricek hamlesi oldu. Tabii medyaya yansıması, sporların popülaritesine göre farklı oldu. Ama oyuncuların, uğraştıkları sporlardaki değerlerine bakıldığında Giricek'in yanına ne Güiza, ne Emre Belözoğlu ne de bir başka Fenerbahçeli sporcu yaklaşamaz![​IMG]
    Bu sezon NBA'den Avrupa'ya transfer olan yıldız oyunculardan ligimizin de nasiplenmesi, F. Bahçe Ülker sayesinde gerçekleşti. Bu sezon az ama nokta transferlere imza atan sarı lacivertliler öyle bir nokta atışı yaptı ki Solomon'un gidişiyle üzülen ve basketbola küsmeye yüz tutan Fenerbahçe taraftarını yeniden umutlandırdı.
    Hırvat basketbolunun en önemli isimlerinden biri olan 'Gira' lakaplı oyuncu, dünya basketboluna yetiştirdiği ve sattığı çok sayıda oyuncuyla bilinen Cibona Zagreb formasıyla Avrupa'da isim yaptı. Gösterdiği performansla ülkesinden ayrılan Giricek, Rus dev CSKA Moskova'ya transfer oldu. Bir sezonluk CSKA macerasının ardından NBA yolunu tutan 1.98 metre boyundaki oyuncu, sırasıyla Memphis Grizzlies, Orlando Magic, Utah Jazz, Philadelphia 76ers ve Phoenix Suns takımlarında oynayarak 6 senesini ABD'de geçirdi. NBA'deki ilk yıllarında, bir Avrupalı guard/forvet için oldukça iyi süreler alan ve sayı ortalamasını çift hanelerde tutan Giricek son yıllarında süresi azalınca bu ortalaması da doğal olarak düştü. Ancak yine de bir Avrupalı kısanın NBA'de bu denli uzun süre tutunabilmesi ve sayı ortalamaları küçümsenmeyecek bir başarı olarak düşünülmeli.
    Oyun stiline bakıldığında etkili bir şutör olan Giricek, kendi şutunu yaratabilen bir oyuncu özelliğine sahip. Hücumda çok hareketli olmasının etkisiyle rakibine bolca faul aldırabilen yıldız oyuncu, savunmada da etkili olabiliyor. Hatta NBA'de sadece savunmasıyla ön plana çıktığı maçlar dahi var. Zaten Tanjevic'in takımında oyunun tek yönünü oynayamazsınız.
    Uzun lafın kısası sadece Gordan Giricek'in varlığı bile Avrupa’nın ve NBA'in gözlerini ligimize çevirmesine yeter.
    Ve James Thomas!
    İncelememin başında sıralamayı beş oyuncuyla sınırlı tutacağımı söylemiştim ancak ligin yeni ekibi Erdemirspor'un James Thomas'ı transfer ettiğini duyduğum da da ne kadar şaşırdığımı ve sevindiğimi söylemem lazım. Transferi ilk duyduğumda 'Acaba bu James Thomas o James Thomas mı' diye merak ettim. Ne de olsa 'James' ismi ve 'Thomas' soyadı ABD'de bolca kullanılıyor. Ancak resmi haber geldiğinde 'İşte bu' dedim. Böyle önemli transferleri ligin 3-5 takımı dışında kalan, hatta lige yeni yükselmiş Anadolu takımları da yapabiliyorsa o zaman mutlu olmamız lazım. Tabii [​IMG]böyle transferler yapıp sezon ortasında maddi olanaklardan ötürü kaybeden takımları da unutmamalı. Ancak Kepez Belediyesi örneğinde olduğu gibi en azından sezon boyu elde tutabilecek bütçe planlamasının yapıldığını umut ediyorum.
    Climamio Bologna takımından transfer edilen, Portland Trail Blazers, Atlanta Hawks, Philadelphia 76'ers ve Chicago Bulls takımlarıyla NBA deneyimi yaşayan James Thomas, 2.03 metrelik boyuyla tam bir ribaunt canavarı olarak ün yaptı. Avrupa'nın en iyi beş ribauntçusu arasında gösterilse çoğu basketbol otoritesi sanırım buna karşı çıkmaz. Zaten bu özelliğini Teknosa Türkiye Kupası grup maçlarında hemen gösterdi ve 3 maçta 13.7 ribaunt ortalamasıyla bu kategoride kupanın en iyisi oldu. 17.0 sayı ve 2.7 asistlik ortalamaları da Erdemir'i kupada çeyrek finalist yaptı. Beko Basketbol Ligi’nde sezonun da en iyi ribauntçusu olursa kimse şaşırmasın zira benim ribaunt krallığındaki oyum şimdiden ona verilmiş durumda!
    Sedat BALCI
     

Bu Sayfayı Paylaş