Yüzüncü Ad Kitap Özeti

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda Mavi_Sema tarafından 26 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Yüzüncü Ad Kitap Özeti konusu KİTABIN ÖZETİ
    Roman, Doğu'daki son Cenevizlilerden, antika tüccarı Baldassare Embriaco'nun kurtarıcı olarak kabul edilen eski bir kitabın izinden gittiği yıllarda tanıklık ettiği olayları anlatmaktadır.
    Baldassare, Embriaco, Lübnan'ın Cübeyl kentinde yaşayan saygın bir antika tüccarıdır. Cenova'lı Embriaco ailesi, 1100 yılındaki Haçlı Seferleri sırasında Trablus kentinin işgali ile başlayarak Kuzey Afrika kıtasını ele geçiren ilk Haçlılar arasındadır ve Baldassare Embriaco'nun yaşadığı Cübeyl kenti beyliğini iki yüzyıl elinde tutmuş olan bir ailedir. Kendilerine tanınan süre tamamlanıp topraklarını müslümanlara bırakmaları gerektiğinde Cenova'ya geri dönen aile orada yabancılık hissedince tekrar Cübeyl'e dönerler ve eski beyliklerini topraklarından küçük bir bölümü üzerinde ticaretle uğraşmaya başlarlar. Baldassare, ailenin on sekizinci kuşaktan torunudur.
    1665 yılı sonlarında ortaya çıkan dedikodulara göre, ertesi yıl İncil'de belirtilen Canavar'ın Yılı olacaktır. Dünyanın sonunun geleceğine inanılan 1666 yılında, dünyayı kurtarabilecek tek şey Allah'ın Kuran'da anılan doksan dokuz adının sıradan ölümlülere bildirilmemiş olan yüzüncüsüdür. Tanrı'nın bu en gizli ve en yüce adının, Ebu Mahir el-Mazandarani tarafından yazılmış olduğu söylenen kimselerin görmediği bir yazma kitapta açıklandığı dedikoduları ortalığı kasıp kavurmaktadır. Yaşanan panik ortamı içinde, adı geçen kitap yedi sekiz yıl önce Cübeyl'e sığınmış yaşlı ve yoksul bir Müslüman olan Hacı İdris tarafından Baldassare'a armağan edilir. Ancak, yaşlı adam kitabı Baldassare'a verdikten hemen sonra ölür. Baldassare ise kitabı okumaya fırsat bulamadan, İstanbul'a giderken alışveriş amacıyla Cübeyl'e uğrayan Fransa Sarayı görevlisi Şövalye Hugues de Marmontel'e çok yüksek bir fiyatla satmak zorunda kalır. Baldassare'ın kitabı satmaktan duyduğu pişmanlık cok bilge bir insan olan yeğeni Bume'nin ısrarlarıyla birleşince kitabın peşinden gitmeye karar verirler. Baldassare, yeğenleri Bume ve Habip ile katır ve erzaklarla uğraşacak olan adamı Hatem yola çıktıklarında, aralarına kendisini terk edip İstanbul'a gittiği söylenen kocasının ölüm fermanını bularak özgürlüğünü geri kazanmak çabası içinde olan genç ve güzel Marta da katılır.
    Ekip Halep'e ulaştığında, olası tehlikelerden korunmak amacıyla İstanbul'a gidecek olan bir kervana katılır. Anadolu bozkırlarında iki ay süren çetin ve yorucu yolculuk esnasında, Konya'daki büyük veba salgınına tanık olduktan sonra nihayet İstanbul'a ulaşırlar. Hasta ve yorgun olan Baldassare hemen Şövalye Marmontel'i aramaya girişir. Ancak, Marmontel'in İstanbul'a ulaşamadan bir deniz kazasında öldüğünü öğrenir. Kitabın bir kopyasını bulabileceği umuduyla İstanbul'un sahaflarını dolaşmaya başladığında saray tarafından bu tür kitapların yasaklandığını ve kitapla yakalanacak olursa ağır cezalara çarptırılabileceğini öğrenir. Baldassare, kitabı kendisine armağan eden yaşlı İdris'in ardından Şövalye Marmontel'in de ölümü nedeniyle artık kitabın uğursuzluk getirdiğine inanmaktadır.
    Bu arada Baldassare ile arasında duygusal bir yakınlık gelişen Marta da Osmanlı Sarayından kocasının ölüm fetvasını almaya çalışmaktadır. Bu işlemi yapacak olan memur Marta'yı sürekli oyalayarak ondan rüşvet sızdırır. Baldassare'ın yeğeni Bume Yüzüncü Ad kitabının bir kopyasının Eflaklı voyvoda Mircea'da olduğunu öğrenir ve hemen Baldassare ile adı geçen voyvodayı ziyaret ederler. Ancak, voyvodanın evinde çıkan yangından sorumlu tutulan Baldassare ile Bume kaçarak yeniçerilere sığınırlar ve yeniçeriler tarafından götürüldükleri eski bir yeniçeri ağası tarafından aldatılarak imzaladıkları senet İstanbul'dan kaçmalarına neden olur. Deniz yoluyla İzmir'e gelen Baldassare ve eşlikçileri, bu kentte kendini Mesih ilan eden Sabetay adında bir Yahudi'nin 1966 yılı Haziran ayının dünyanın sonu olacağını söyleyerek tüm Yahudileri inandırmasına ve Osmanlı Sultan'ından krallığı teslim almak üzere İstanbul'a gidişine tanık olurlar. Baldassare, İzmir'de tanıdığı Rahip Conen'den, aradığı kitabın, kendisine evini emanet ederek Londra'ya giden Cornelius Wheeler adlı İngiliz meslektaşı tarafından Şövalye Marmontel'in uğradığı kazadan kurtulanlardan birinden satın alınarak Londra'ya götürülmüş olabileceğini öğrenir. Bu arada kocasının Sakız adasında kaçakçılık yaptığını öğrenen Marta oraya gitmeye karar verir. Marta ile birlikte Sakız adasına giden Baldassare, nihayet bulabildikleri Marta'nın kocası tarafından oyuna getirilerek sınır dışı edilir.
    Bu arada Canavar'ın Yılı olarak adlandırılan 1666 yılı da başlamıştır. Sakız adasından deniz yoluyla memleketi olan Cenova'ya giden Baldassare sonunda Yüzüncü Ad kitabını bulmak için Londra'ya gitmek üzere gemiyle yola çıkar. Bir süre Lizbon'da konaklayan geminin yolu Hollandalı bir topçu gemisi tarafından kesilir. Hollandalılar ve İngilizler arasında savaş çıkmıştır ve geminin yolcuları Amsterdam'a götürülerek iki hafta süreyle tutsak edildikten sonra Londra'ya gitmelerine izin verilir. Londra'ya varan Baldassare , kitabı Cornelius Wheeler'dan satın almış olan bir rahibin evinde bulur. Ancak, rahip de kitapta yazılı olanları öğrenmek istemektedir ve kitap Arapça yazıldığı için Baldassare'dan kitabı ona okumasını ister. Baldassare, daha sonra bir ücret ödemeden kitabı alıp gidebilecektir. Kitabı rahibe okumaya başlayan Baldassare, kitabı her açışında üzerine bir karanlığın çöktüğünü hisseder ve rahatsız olur. Sonunda kitabı almayı hak eden Baldassare, günlerce süren büyük Londra yangınına tanık olduktan sonra gemiyle Cenova'ya gider. Sakız'da bırakmak zorunda kaldığı Marta'yı almak için Sakız adasına giden Baldassare'ı reddeden Marta Sakız'da kocasıyla kalmayı tercih eder.
    1666 yılının son günlerinde yeniden Cenova'ya dönen Baldassare, orada daha önceden kendisini konuk etmiş bir Cenevizli olan Gregorio'nun kızıyla evlenir. 1666 yılı sona ermiştir. Yüzüncü Ad'ı yanıbaşından ayırmayan Baldassare, bu kitabın izinde denizden ve karadan dünyayı dolaşmasının bilançosunu yapar ve sonuçta dolambaçlı bir yoldan kendi köklerinin bulunduğu yere geri dönmüş olduğunu görür.
    Yüzüncü Ad 17. Yüzyıl dünyasında yaşanan olaylara ışık tutarken, o dönemde özellikle Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa'daki dinsel, siyasal ve toplumsal hayatı gözler önüne seren bir roman olması açısından tarih, toplum ve siyaset hayatı ile ilgilenen okuyucuların ilgisini çekebilecek bir kitaptır.
     

Bu Sayfayı Paylaş