Volvo Drive E Modellleri

'Tuning' forumunda Siraç tarafından 3 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Volvo Drive E Modellleri konusu Volvo Drive E Modellleri

    İsveçli otomotiv markası, sınıfının en iyi karbondioksit salımına sahip yedi yeni model sunuyor.

    Volvo Cars Cenevre Otomobil Fuarı'nda 7 farklı yakıt tasarruflu DRIVe modelini görücüye çıkarıyor. Tüm modeller, sınıflarının en iyi karbondioksit salımı düzeyine sahip. Volvo C30, Volvo S40 ve Volvo V50'nin gelişmiş Start/Stop sistemi sayesinde yeni Volvo'lar inanılmaz yakıt tasarrufu sağlıyor.

    DRIVe logosu, Volvo'nun sınıflarında en iyi çevre performansı gösteren modellerine konuyor. Mevcut DRIVe modellerinin tümünde konvansiyonel dizel motor ve çok düşük yakıt tüketimi için ayarlanmış düz vites kutusu bulunuyor. Otomobiller ayrıca düşük devirde çalışma ve az hava sürtünmesi sağlayacak şekilde tasarlandı.

    Volvo Cars CEO'su Stephen Odell yeni modeller ile ilgili, “2009 yılında DRIVe modellerini ön plana çıkararak müşterilerin düşük yakıt tüketimli ve çevreye olumsuz etkisi az olan otomobillere yönelik taleplerini karşılıyoruz. Bu da Volvo Cars'ın başarısını sergiliyor. 2008 Paris Otomobil Fuarı'nda C30, S40 ve V50'nin DRIVe modellerinin lansmanını gerçekleştirdik. Bir sonraki aşama için şu an pazar da hazır, biz de hazırız” yorumunu yaptı. Odell, “DRIVe serisini daha büyük olan V70, S80, XC60 ve XC70 modelleriyle genişleten Volvo, lüks sınıfta düşük tüketimli, çevre performansı mükemmel olan bir seriyi de meydana getirmiş oluyor.”

    Volvo C30, 3,9 l/100km, 104g CO2/km
    Volvo S40, 4,0 l/100km, 107g CO2/km
    Volvo V50, 4,0 l/100km, 107g CO2/km
    Volvo V70, 4,9 l/100km, 129g CO2/km
    Volvo S80, 4,9 l/100km, 129g CO2/km
    Volvo XC60, 6,0 l/100km, 159g CO2/km
    Volvo XC70, 6,0 l/100km, 159g CO2/km
    Volvo Cars DRIVe serisi, üç salım düzeyini temsil eden kategorilere bölünmüş durumda: 120, 140 ve 160g CO2/km. Volvo'nun tüm modellerindeki karbondioksit salınımları son derece iddialı. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde yürürlükte olan özel vergi indirimi sınırlarına ve diğer 'yeşil otomobil' ölçütlerine de uyuyor. Stephen Odell “Hedefimiz, yeni ve çevreye daha saygılı ürünler geliştirdikçe bu düzeyleri daha da düşürmek" diyor.

    2009 ilkbaharından itibaren Volvo C30, S40 ve V50 1.6D DRIVe, gelişmiş bir Start/Stop işlevine sahip olacak. Bu özellik, Volvo C30'un salınımını 104g CO2/km düzeyine düşürürken, S40 ve V50'nin düzeyini 107g CO2/km'ye düşürüyor. Volvo C30 böylece Avrupa'daki en düşük çevre vergisi sınırına (105g) ulaşmış oluyor.

    Karbondioksit salınımını bu düzeylere düşürebilmek için yeni C30, S40 ve V50 DRIVe modellerinde, iki yeni akıllı özellik bulunuyor. Bunlardan biri olan Start/Stop sistemi, otomobil trafik ışıklarında ya da yoğun trafikte rölantide beklerken motoru kapatıyor.

    Sürücü otomobil durduktan sonra vitesi boşa alıp ayağını debriyajdan çekerse, motor kapanıyor. Sürücü tekrar debriyaja bastığında ise çalışıyor. Bu teknoloji, karma kullanım koşullarında yakıt tüketimini, dolayısıyla karbondioksit salımını yüzde 4-5 düşürebiliyor. Start/Stop, özellikle etkili olduğu şehiriçi kullanımda, yüzde 8'e varan tasarruf sağlayabiliyor.

    Otomobil dururken ve motor kapalıyken, havalandırma gibi bazı elektronik sistemler otomatik olarak bekleme moduna geçerek yakıt tasarrufu sağlıyor. Bu sırada Start/Stop sistemi otomobilin konfor düzeyini de sürekli takip ederek, kabindeki sıcaklığın yükselmesi durumunda ilgili sistemleri tekrar devreye sokuyor. Sistem, müzik veya müşterinin çalışmasını devam etmesini istediği diğer konfor sistemlerine herhangi bir sınırlama getirmiyor.

    Volvo Cars'a özgü olan bu takip özelliği ve buna bağlı rahatlık düzeyi, ana aküye yedek güç sağlayan küçük bir akü sayesinde mümkün oluyor. Bu ek akü sayesinde Volvo'nun DRIVe modelleri hızla ve sorunsuz çalışırken, ses sistemi gibi özellikler marş motorunun devrede olmasından etkilenmiyor. Üstelik standart ana akü, 175.000 Start/Stop devrini kaldırabilecek kapasitede.

    Sürücü, otomobil içi bilgi ekranı sayesinde sistem hakkında sürekli bilgi edinebiliyor. Start/Stop işlevi, orta konsoldaki özel bir DRIVe düğmesiyle devreye sokulup çıkarılabiliyor. Sistem standart olarak devrede bulunuyor. Gelecekte bu özel DRIVe düğmesi, yeni çıkacak modellerde bulunacak tasarruflu performans özellikleri için DRIVe “ekonomi ayarları” gibi ayarların yapılması için de kullanılacak.

    C30, S40 ve V50 DRIVe 1.6D'de Start/Stop işlevinin yanısıra kinetik şarj sistemi bulunuyor. Bu sistem, otomobil vitesteyken sürücünün gazı veya freni bıraktığı anda devreye giriyor. Otomobilin kinetik enerjisinden yararlanan sistem, akünün doldurulması için şarj dinamosunun motorun enerjisinden yararlanmasını önlüyor. Bu işlevle yüzde 2-3 oranında yakıt tasarrufu elde edilebiliyor.

    Volvo V70 ve S80 de ilk kez DRIVe modelleriyle sunuluyor. Bu otomobillerde, küçük modellerde de olan 1,6 litre dizel motor ve düz şanzıman bulunuyor. Ancak kasanın büyüklüğü nedeniyle motor işletme yazılımı ve 3. , 4. ve 5. vites oranları farklı.

    Geliştirilmiş motor ve aktarma sistemi, Volvo'nun büyük modellerinin yakıt tüketimi ve karbondioksit salımını azaltmasında büyük rol oynuyor.

    V70, 4,9 l/100 km ve 129g ile mevcut iki litre dizel motora göre yüzde 18 tasarruf sağlıyor.
    S80, 4,9 l/100 km ve 129g ile mevcut iki litre dizel motora göre yüzde 15 tasarruf sağlıyor.
    Volvo Cars Ürün Geliştirme Başkan Yardımcısı Magnus Jonsson, “Müşterinin küçük motora rağmen rahatlıktan veya sürüş özelliklerinden ödün vermemesi gerektiğine inanıyoruz. Çevre dostu olan bu otomobiller aynı zamanda yeterli performansa da sahip. Rakiplerinin hiçbirinde bu özellikler bulunmuyor" diyor.

    Yakıt tüketiminin azalmasına katkıda bulunan diğer unsurlar arasında, dönme direnci düşük olan özel tasarımlı lastikler de var. V70 ve S80 DRIVe modellerinde ilk kez kullanılan elektrikli direksiyon hidroliği pompası, sürücünün ihtiyaç duyduğu hidrolik desteğini gerektiğinde ve yakıt tüketmeden sağlıyor. Tüm DRIVe modellerinde bu hidrolik sistemi mevcut.

    V70'te hava sürtünmesini düşürmek için aşağıdaki özellikler bulunuyor:

    Kapalı panjur
    Alçaltılmış şasi (önde 20, arkada 15 mm)
    Volvo'nun 2010 model yılında motor seçeneklerine Volvo XC60 crossover ve XC70 crosscountry'nin, 2.4D motorlu ve önden çekişli DRIVe modeli de katılacak. Her iki otomobilin karbondioksit salımı 159 g/km, yakıt tüketimi ise sınıfının en iyisi olan 6,0 l/100 km düzeyinde olacak.

    Önden çekişe ek olarak bir dizi küçük iyileştirmeyle yeni modellerin tüketim ve salım değerleri düşecek. Volvo Cars motor uzmanları, dizel motorda sürtünmeyi ve pompa kayıplarını azaltmayı, emme ve egzoz sistemlerinde basınç düşüşünü hafifletmeyi de başardı.

    Püskürtme basıncı yeni nesil yüksek basınçlı pompalarla yükseltilirken püskürtme mimarisi de piezo-elektrik sistem yardımıyla geliştirildi. Motorlarda artık daha düşük kompresyon, daha verimli yanma ve son nesil motor yönetim yazılımı bulunuyor. Ayrıca turbo da düşük devirlerde yüksek tork sağlayacak şekilde ayarlandı.

    Vites oranları, otomobillerin ekonomik kullanımına göre yapıldı. Örneğin son viteste saatte 100 km hızla gidilirken, yeni motorlarda devir de, yakıt tüketimi de düşük kalıyor.

    Motor geliştirme aşamasında alınan kararlarının önemli unsurlarından biri, bu otomobillerin çekim nedeni olan sportif sürüş özelliklerinin korunmasıydı.

    “Daha çok güç, yüksek tork ve spor şasi, önden çekişli modellere de gerekli XC60 dinamiğini veriyor. Bu modelin, sürüş keyfinden vazgeçmeksizin karbondioksit salımını azaltmak isteyen müşteriler için ideal” olduğunu söyleyen Magnus Jonsson, sözlerini şöyle sürdürüyor: “XC70 DRIVe, rahatlığı ve her yol koşulunda mükemmel kullanımı, düşük tüketimle sunmayı başarıyor. Diğer modeller gibi XC70 DRIVe da gerçek kullanım koşullarına göre ayarlandı. Otomobiller müşterilerin gittiği yollarda ve karşılaştıkları durumlarda test edildi. Bu nedenle, tanıtım broşürlerinde görülen düşük rakamlar, sürücülerin yola çıktıklarında yol bilgisayarında görecekleri rakamlara çok yakın olacak.”

    Volvo Cars'ın tüm modellerinde çevre özelliklerinde yaptığı yenilikler, DRIVe modelleriyle sınırlı değil. Bu otomobillerin yakıt azaltma önlemleri, serinin diğer modellerine de yarar sağlayacak. Ayrıca tüm otomatik şanzımanlar, önümüzdeki iki yılda yüzde 5 ile 7 arasında daha az yakıt tüketir hale gelebilecek.

    Magnus Jonsson, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Hedefimiz, her sınıfta karbondioksit salımı en düşük olan otomobilleri sunmak. DRIVe, bu sürecin simgesi. Bu logoya sahip olan otomobiller, bu doğrultuda en çok gelişmeyi kaydettiğimiz modeller. Ancak yakıt tasarrufuna odaklılık, tüm ürünlerimizde ve motor seçeneklerimizde gözettiğimiz bir unsur. Ekonomik ve güçlü alternatiflerin yan yana bulunduğu bir ürün gamı sunarak, müşteriye çevreye yapacağı etkiyi kendisinin belirlemesi imkanını tanıyoruz.”

    2010 model Volvo DRIVe otomobillerin performans, karbondioksit ve yakıt tüketimi rakamları:

    [​IMG]
    (NTV)
     

Bu Sayfayı Paylaş