Vizyonda Spirit rüzgarı

'Sinema Dünyasından Haberler' forumunda DilzaR tarafından 22 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Vizyonda Spirit rüzgarı konusu Vizyonda Spirit rüzgarı

    [​IMG]




    Bu hafta vizyonda dört film var. Havar doğudan gelen bir ses, kadınların sesi… Niko: Yıldızlara Yolculuk noel babanın ve babasının peşindeki küçük bir ren geyiğinin sevimli macerasını anlatıyor. Bir alışverişkoliğin İtirafları , alışveriş tutkunu bir kadının, insanlara tutumlu olmayı öğütlemesi ve bir gün patlaması üzerine… Spirit maskeli ve etraflı güzel kadınlarla dolu bir şahsiyet… Korumacı bir yanı var ve de iyi bir oyuncu kadrosu. İyi seyirler…


    Spirit Will Eisner’in ‘The Spirit’ adlı çizgi romanından beyazperdeye uyarlanan ve Sin City, 300, Elektra’nın yazarı ve Sin City üçlemesinin yönetmeni Frank Miller’ın yönettiği filmde Spirit, maskeli ve etrafı güzel kadınlarla dolu bir varlık. Spirit, Central City’yi korumak için polis ile beraber, şehirdeki suçlular ve The Octopus ile mücadeleye girişir. Karanlıklar prensi olarak ününe ün katan ve bunu daima ileriye taşıyacak olan Frank Miller, yine Sin City atmosferinde bir filmle karşımızda. Will Eisner’in 1940 yılında yayınladığı ve fazlasıyla şehir aşkı kokan çizgi romandan uyarlanan film, fazlasıyla Sin City havasında ama onun kadar etkili değil. Filmde Spirit adıyla bilinen maskeli bir kahramanın polisle beraber çalışarak şehri suçlulardan temizlemeye çalışması anlatılıyor. Tabii fazlaca karanlık bir atmosferde ve uçuk bir bakış açısıyla. Şehre ve kadınlara fazlaca tutkulu olan Spirit, ölüp tekrardan dünyaya gelmiş bir kahraman, hatta bir antikahraman. Hem seviliyor, hem de anında belli bir çizgisi olmayan halkın maskarası haline gelebiliyor. Kendi çizgi romanı Sin City ile yönetmenliğe adım atan Miller, karanlık filmlerine devam edecek gibi gözüküyor. Seneye Sin City’nin ikinci bölümüyle tanışacağız… Karanlığa devam edeceğiz.



    Havar
    Aslında yurdum insanı elinde kameralı insanı pek bir sever, onlara biraz turist muamelesi yapmaya bayılır. Hele de iş destek olmaya, kamera karşısında iki döktürür müsün demeye gelince çoluk çocuk oyuncu kesiliriz. Yani o kadar severiz kamerayı… O yüzden son yıllarda kısa, belgesel ve uzun metraj alanında hızlı bir çekimdir gidiyor. Havar da bu desteğin ürünü bir film… Oyuncuların hepsi amatör. İsmi önce bu desteğin buluşması olarak Dayanışma’ymış filmin. Ama sonra yörede kız ismi olarak kullanılan, çığlık, yardım çağrısı ve isyan anlamına gelen Havar da karar kılınmış. Film sürekli namus cinayeti ve genç kız intiharları ilişkisiyle Türkiye’nin gündemine gelen Batman ve civarındaki çekilmiş. Yönetmen bu idealini gerçekleştirmek için defalarca yöreye gidip gelmiş. Mehmet Güleryüz “Açıkçası başlangıçta oldukça tedirgindim. Buradaki yöre halkının filmin oyuncusu olmaları anlamlı bir mesaj olacak. Filmde tek bir profosyonel sinema oyuncusu yok. Hemen hemen hepsi ilk kez kamera karşısına geçen oyuncuların bazıları çekimin yapıldığı köyden. İnsanlar kısa zamanda kaynaştılar, bu çok hoş, projeye “dayanışma” adını verirken de, hayalini kurduğum şey insanların elbirliğiyle sorunun çözümüne odaklanmasıydı. Filmde dedikodular yüzünden infazına hükmedilen bir genç kızın babasıyla kurban - cellat ilişkisine dönüşen serüveni anlatılıyor. Yani doğuda fazlaca yaşanan bir konuya parmak basmaya çalışıyor film…



    Niko: Yıldızlara Yolculuk / Niko: Lentajan Poika Bu kez karşımızda bir ren geyiğinin maceraları var. Animasyon karakterleri olarak bugüne kadar her canlıyla karşı karşıya geldik… Hatta hayal edemeyeceğimiz kadar değişik karakterlerle karşılaştık… Ama bir ren geyiğiyle özellikle de Noel babanın arabasını süren bir ren geyiğinin başlı başına bir macerasıyla karşılaşmamıştık. Aslında bu Niko’nun macerası… Niko bir geyik ama noel babanın arabasını sürenlerden değil… Ama babasının uçan geyiklerden biri olduğunu öğrenir ve onun peşine düşer… Tabii minik ve deneyimsiz bir geyiğin başına yolda bir sürü şey geliyor. Niko, Noel Baba ve uçan geyiklerini bulmak üzere çıktığı yolda, kötü kurtlara yakalanmamak için sincap Julius ve Wilma ile maceradan maceraya koşuyor. Arkadaşlarıyla atıldığı maceranın sonunda acaba Niko da babası gibi göklerde uçabilecek midir? Ne dersiniz? Ben mutlu bir son olacağını düşünüyorum, ya siz?


    Bir Alışverişkoliğin İtirafları / Confessions of a Shopaholic İşte tam kadınlara göre bir film… Bunca marka, bunca mağaza, bunca ürün kadınlar için üretiliyor, onların zevkine ve bütçesine göre şekilleniyor. Bazı kadınlar var, ertesi gün yapacağı alışveriş yüzünden uyuyamıyor, yürürken burnu vitrinlere yapışıyor… Ben o anlamda kötü bir tüketiciyim. Vitrinleri görmüyorum bile… Ama bu demek değil ki ben bu filmi sevmedim… Rebecca Bloomwood New York’un göz kamaştırıcı dünyasında yaşayan neşe dolu bir kız. Alışveriş konusunda gerçekten iyi – hatta belki biraz fazla iyi. Sürekli takip ettiği moda dergisinde çalışmanın hayalini kurar ama derginin kapısından bile adımını atamaz. Ta ki, aynı yayın grubunun çıkarttığı bir finans dergisinde köşe yazarlığını kapıncaya kadar… Sonunda hayalleri gerçek olmuştur ama tam bir alışverişkolik olan geçmişinin, geleceğini mahvetmemesi için olağanüstü çaba harcaması gerekecektir. Çünkü okurlarına az parayla çok alışveriş ve hesaplı para harcama konusunda öğütler verir. Ama içindeki alışveriş canavarı bir türlü bu öğütlere kulak asmaz. Sonrası biraz muamma… Ama alışveriş bana iyi geliyor, stres atıyorum, rahatlıyorum diyorsanız en azından ucuza yapmak için önerilere kulak asmak da fayda var ama değil mi? P.J. Hogan’ın yönettiği film Sophie Kinsella’nın “Confessions of a Shopaholic” ve “Shopaholic Takes Manhattan” adlı kitaplarını temel alarak Tracey Jackson, Tim Firth ve Kayla Alpert tarafından senaryolaştırıldı. Bu film için alışveriş çılgınlığının son ürünü diyebiliriz...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 22 Şubat 2009
    1 kişi bunu beğendi.

Bu Sayfayı Paylaş