Vermek Cömertlik Değildir

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda Dine tarafından 29 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Vermek Cömertlik Değildir konusu
    Vermek Cömertlik Değildir




    islami makaleler - osman ünlü yazıları




    Sehâvet, cömert olmak demektir ve iyi huyların en yükseklerindendir. Sehâvet yani cömertlik; parayı, mâlı, İslâmiyyetin emrettiği hayırlı, iyi yerlere seve seve vermek, dağıtmak ve bu dağıtmaktan lezzet almaktır. Cömertlik, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle övülmüştür. Hadîs-i kudsîde; (Bütün dinler içinde, bu dîni seçtim. Bu din, cömertlik ve güzel huy ile tamâm olur. Bu dîni, her gün, bu ikisi ile tamâmlayınız!) buyuruldu.



    Ahlâk, yani huy deyince, meleke anlaşılır. Bazan yani ara sıra hayır işlemek huy değildir. Her zamân hayır işleyene, cömert huylu denir. Devamlı fakat kendini zorlayarak veren de, cömert huylu olmaz. Vermek, kolaylıkla ve seve seve yapılırsa, huy hâline gelir.



    Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir. Yani lutfu, ihsânı boldur, merhameti de çoktur. Müslümânın da cömert ve merhametli olması lâzımdır. Peygamber efendimiz çok cömert idi. Yüzlerle deve ve koyunları bağışlar, kendisine bir şey bırakmazdı. Nice katı kalbli müşrikler, Peygamber efendimizin bu ihsânlarını görerek îmâna gelmişlerdir. Resûlullah efendimizden bir şey istendiği zaman, yok dediği hiç işitilmemiştir. Eğer istenen şey varsa verir, yoksa sükût eder ve; (Veren el, alan elden üstündür) buyururdu.



    Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri; “Bir kimsenin, Allahü teâlâya olan muhabbetinin hakîkî olup olmadığının alâmeti; kendisinde deniz misâli cömertlik, güneş misâli şefkat ve toprak misâli tevâzu gibi üç hasletin bulunmasıdır” buyurmuştur.



    İnsanda bulunması lâzım olan güzel ahlâktan bazısı vardır ki, ne kadar çok olursa, iyiliği de o kadar artar zannolunur. Hâlbuki öyle değildir. Her iyi huyun bir sınırı vardır. O sınırı aşınca, iyilik gider, kötülük olur. İyi huyun az olması kötülük olacağı ise, kolay anlaşılır. Şecâat ve sehâvet bunlara misâldir. Bu iki iyi huyun aşırı, fazla olanları tehevvür ve isrâftır. Câhiller, isrâf edeni, çok cömert sanır ve överler. Tehevvür edenlere de, kahraman derler. Hâlbuki, korkak ve cimri olana hiç kimse, kahraman ve cömert demez. Mâlı alın teri ile kazanmayan kimse, mâlın kıymetini bilemez. Harâmlara, lüzûmsuz yerlere dağıtır, aklın ve İslâmiyyetin beğenmediği kötü yerlere harcar. Aklı az olanlar, bunları cömert sanırlar. Hâlbuki, böyle kimselerde cömertlik denilen iyi huy yoktur.



    Her kim verdiğini Allahü teâlânın rızâsı için verirse, sevdiğini Allah için severse ve düşmanlığını da, Allah için yaparsa, o kimsenin îmânı tamâm olur, kemâle erer. Resûlullah efendimiz buyurdu ki:


    (Yedi kısım kimse vardır ki, Allahü teâlânın ihsân ettiği gölgeden başka gölge bulunmadığı kıyâmet gününde, Allahü teâlâ onları Arş’ın gölgesinde gölgelendirir. Onlardan birisi, sadaka verdiği zamân sağ elinin verdiğini, sol eli dahî bilmeyen kimsedir.)



    Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:


    “Göğsün genişlemesinin sebeplerinden biri de, Allahü teâlânın kullarına; mal, para, makam ve benzeri şeylerde ihsânda bulunmaktır. Kimin eli daha açık ise, kalbi de o kadar geniştir. Kimin eli kısa ve kapalı ise, sînesi de o nisbette dardır. El açıklığı, cömertlik ve ihsân, Allahü teâlâ ve kulları katında büyük mertebedir. Dünyâ ve âhirette izzettir, iyiliktir ve sevâptır.”



    Netice olarak cömertlik, sadece vermek değil, Allahü teâlâ için, Onun rızâsı için vermektir. Bazı kimseler, nefsi için, bazıları meşhur olmak için bazıları da, isminin yazılması için verir. Bu şekilde vermenin, âhirette hiçbir faydası olmaz. Cömertlik, Allah için vermek demektir ve çok kıymetli bir ahlâktır, meziyettir. Verdiğini Allah için verenlere cömert denir. Az versin çok versin, ama yeter ki Allah için versin. O halde hepimiz hayatımızda, her ne iş yaparsak yapalım, her ne söylersek söyleyelim, her ne dinlersek dinleyelim, ya Allah rızâsı için ya nefsimiz içindir. Yani ibre, her konuda bir sağa bir sola gidiyor. Vefât edene kadar artılar, eksiler yazılıyor. Allah için olanlar artı, nefsimiz için olanlar ise eksidir. İbre nereye götürürse oraya gideceğiz.



    Osman Ünlü
     

Bu Sayfayı Paylaş