Verginin Tasarruflar Üzerindeki Etkileri Nelerdir

'Açık Öğretim AÖF' forumunda DeMSaL tarafından 24 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Verginin Tasarruflar Üzerindeki Etkileri Nelerdir konusu Vergi Nedir - Gelir Vergisi - Kapital Kazançları Vergisi - Yatırım Fonları - Tasarruf Motifleri - Gelir Gruplarından Alınan Vergiler - İrat Kavramı - Menkul Kıymetler - Vergi İndirimleri


    Vergi: Devletin gerçek ve tüzel kişilere yüklediği ekonomik yükümlülük, olarak açıklanmaktadır . Devletlerin vergiyle ilgili kararlar, uyguladıkları vergi politikaları bir çok konuda şahısları etkilediği gibi tasarrufları üzerinde de etkilerini göstermektedir.

    A. VERGİNİN TASARRUF ARZI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
    Gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de tasarruf eğilimi yüksek gelir tabakasındaki fert ve aileler arasında düşük gelir grubundakilere nazaran daha yüksektir. Henüz endüstrileşmemiş ekonomilerde özellikle toprak sahipleri ve bu arada büyük şehirlerde ticaretle uğraşanlar toplumun zengin sınıflarını oluştururlar.
    Kapital kazançları vergisi aynı ölçüde verimli bir gelir vergisine nazaran özel tasarruflar üzerinde daha çok olumsuz etki yapar. Bunun nedeni, kapital kazançları vergisinin periodik nitelikte olmaması, değer artışları gerçekleştikçe zaman zaman alınması nedeniyle varlıktan karşılanmak eğilimini taşımasıdır.
    Diğer bir deyişle, kapital kazançları fertler tarafından sürekli bir gelir niteliğinde görülmediğinden tüketim harcamalarının finansmanında kullanılmayıp servete ekleneceği için bunlar üzerinden alman bir vergi tasarrufları azaltır. Ancak, kapital değer artışlarının diğer gelirlere nazaran tabi olduğu ılımlı vergi rejimi sözkonusu verginin olumsuz etkilerini yumuşatmak yönünde etkili olur.
    Diğer taraftan, gelişmekte olan ülkelerde yatırım fonları, çoğu kez, üretken yatırımlar yerine kalkınmaya katkısı zayıf alanlara kayma eğiliminde olduğundan kapital kazançları vergisi genellikle taşınmaz mülkler üzerindeki değer artışlarına uygulanır .

    B. VERGİLERİN GÖNÜLLÜ TASARRUFLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
    Tasarruf eğilimi, kullanılabilir gelire ve tasarruf motiflerine bağlıdır. Tasarruf gücünün olmaması halinde de bir tasarruf eğilimi mevcut olabilir. Örneğin, alt gelir gruplarında bu gibi durumlara rastlanabilir.
    Tasarruf gücü gelirdeki artışa paralel olarak arttığı için, alt gelir gruplarının gerek marjinal, gerekse ortalama tasarruf eğilimi, orta ve yukarı gelir gruplarına kıyasla düşüktür. Aşağı gelir gruplarının tasarruf eğilimi, hastalık, yaşlılık ve sakatlık sigortalan şeklinde anlaşmalar gereğince oluşan tasarruftan ibaret kalmaktadır. Orta gelir grupları, anlaşmalar gereğince oluşan tasarrufun yanısıra, (faiz) gelir elde etmek gayesi ile veya çeşitli likidite düşünceleri (spekülâsyon, emniyet, muamele v.s.) ile tasarruf yaparlar. Özellikle yukarı gelir gruplarında son olarak belirtilen tasarruf şekli ağır basmaktadır. Bu sebeple, vergi değişiklikleri aşağı gelir gruplarında tüketim azalmasına yol açarken, orta ve özellikle yukarı gelir gruplarında tasarrufu etkiler.
    Tek tek vergilerin gönüllü tasarruflar üzerindeki etkileri farklıdır. Özellikle artan oranlı gelir vergisi ve zorunlu gıda maddelerinden alınmayan özel tüketim vergileri büyük tasarruf eğilimine sahip orta ve yüksek gelir gruplarını etkilerler. Bu nedenle, bu tür vergilerin gönüllü tasarrufları kısıtlayıcı etkisi büyüktür. Buna karşılık, tek oranlı bir gelir vergisi ile muafiyetlere yer veren genel bir muamele vergisinin gönüllü tasarrufları azaltıcı etkisi yukarıda anılanlara kıyasla daha azdır. Tasarrufu kısıtlayıcı etkisi en büyük olan vergiler servet vergileri ile veraset ve intikal vergileridir çünkü söz konusu vergiler hiç değilse orta ve yüksek gelir grupları ile ilgili olanlar genellikle tüketimi pek az etkilerler..
    Buraya kadar yapılan açıklamalar gösteriyor ki; aşağı gelir gruplarından alınan vergiler hemen hemen sadece tüketimi etkilerler. Orta gelir gruplarında kısa vâdede özellikle tasarruf etkilenir. Buna karşılık, vergileme, sabit tüketim alışkanlıklarına sahip, yüksek gelir gruplarında gönüllü tasarruflarda kuvvetli bir azalmaya neden olur. Böyle bir gerçekçi yaklaşım altında, prensip olarak, artan oranlı bir vergi sisteminin tek oranlı ya da gerileyici bir vergi sistemine kıyasla gönüllü tasarruflar üzerinde daha fazla negatif etki yaptığı söylenebilir.
    Vergilemenin tasarruflar üzerine yaptığı etkileri araştıran pek az ampirrik çalışma vardır. Hesse, uzun bir dönemi kapsayan araştırmalarda vergilerin gönüllü tasarruflar üzerindeki negatif etkilerinin oldukça fazla olduğunu kanıtlamıştır .

    C. VERGİLERİN FERT TASARRUFLARININ MENKUL KIYMETLERE
    YATIRILMASINA ETKİLERİ
    Fert tasarruflarının çeşitli kullanım alanları bulunmakta olup; bunlardan birisi de menkul kıymetlerdir. Bu altbölümde, tasarruf sahibi fertlerin menkul kıymetler hakkındaki kararını belirleyen faktörlerden vergi etkileri incelenecektir. Bu nedenle, menkul kıymetler ile alternatifleri arasındaki vergi yüklerinin karşılaştırılması yapılacaktır.
    Sözüedilen karşılaştırmaya gidebilmek için, menkul kıymetlerin alternatiflerini, menkul kıymetlerin sunduğu getirilere göre belirlemek uygun olacaktır. Sözkonusu getiriler iki grupta toplanmaktadır: Birisi, genellikle belli dönem sonlarında tahsil edilen ve vergicilik dilinde 'irat' olarak ifade edilen gelirlerdir. Diğeri ise, menkul kıymetlerin satışıyla elde edilen ve satış bedeli ile iktisab bedeli arasındaki olumlu farktan meydana gelen değer artış kazançlarıdır .
    1. İratlar Yönünden
    İrat kavramı, menkul ve gayrimenkul malların başkaları tarafından kullanılması dolayısıyla, bu malların sahiplerinin aldıkları değerler için kullanılmaktadır. Menkul kıymetlerin temsil ettiği para da müteşebbisler tarafından kullanılır ve tasarruf sahibine bir irat getirir. Bu irat, menkul kıymetin türüne göre, kâr payı ve faiz şeklinde olmaktadır. Özel kesim menkul kıymetleri dışında, irat getirmesi mümkün yatırım alanları devlet tahvilleri, gelir ortaklığı senetleri, mevduat ve gayrimenkullerdir. GVK'ya bakıldığında, bunlardan mevduat ve gayrimenkuller ile özel kesim menkul kıymetleri arasında tasarruf sahiplerinin kararlarının belirlenmesinde etkili olacak hususların: istisnalar, indirimler, verginin oran ve tahsil şekli, ihtiyari toplama ve beyan ile servet beyanı noktalarında ortaya çıkmış olabileceği görülmektedir.
    2. Değer Artış Kazançları Yönünden
    Değer artış kazancı elde edilmesi bakımından, mevduat dışında tüm yatırım alanlarının, menkul kıymetlere alternatif teşkil ettikleri görülür. Ancak, bu alanlardan altın alım satımı, mutat meslek niteliğinde olmadığı sürece, GVK'nın kapsamı dışında kalmaktadır. Diğer taraftan, yakın zamana kadar, özel döviz piyasasına kanunen izin verilmediğinden, yasal olarak bu alanın kullanılması mümkün olmamıştır.



    D. VERGİ İNDİRİMLERİNİN TASARRUF ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
    Günümüzde gelir vergisine yöneltilen en önemli eleştirilerden birisi, bu verginin tasarruf arzı üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır.
    Gerçekten de gelir vergisi sistemi ile faiz ve kar payı gibi tasarruf ve yatırım sonucu oluşan değerlerden vergi alınması kişilerin tercihleri üzerinde olumsuz etkide bulunmaktadır. Tasarrufların vergilendirilmesine şiddetle karşı çıkan iktisatçıların başında ünlü klasik iktisatçı J. S. Mill gelmektedir. Mill’e göre: "Tasarrufların istisna edilmediği bir gelir vergisi adil değildir." ("No income tax ise realy just, form which savings are not exampted" (nakleden, Bradfort, 1986; 75) Tasarrufların vergi dışı bırakılması yönünde gelir vergisi yerine tüketim vergisi (comsumption tax)öneren İngiliz iktisatçı Nicolas Kaldor ise tasarrufları vergilendiren artan oranlı gelir vergisine bütünüyle karşı çıkmıştır.
    Arz-yönlü vergi politikasını savunanlara göre; faiz, kar payı ve sermaye kazançları şeklindeki yatırım gelirleri üzerindeki vergi oranının indirilmesi halinde kişisel yatırım ve tasarruflara ayrılabilecek fonlar artmaktadır. Vergi indirimleri kişileri ya daha az ya da daha çok tasarruf yapmaya sevkedebilir. Tıpkı, vergi indirimlerinin emek arzına olan duyarlılığı gibi, burada da gelir ve ikame etkilerinin şiddeti önem arz etme.

    [​IMG]


    Şekil- 1: Emek Arzının Gelir Vergisi İndirimine Olan Duyarlılığı

    Şekilde yatay eksende tüketim, dikey eksende ise tasarruf gösterilmiştir. Başlangıçta bireyin U1 kayıtsızlık eğrisinin bütçe doğrusunu kestiği E noktasında gelirin O C1 kadarını tüketmeyi, buna karşın C1 B kadarını tasarruf etmeyi yeğlediğini varsayalım. Gelir vergisi indirimi neticesinde bireyin U1 kayıtsızlık eğrisinde sağa veya sola doğru kayması muhtemel olacaktır. Vergi indirimleri, cari dönemde geliri kullanmanın, yani tüketimi maliyetini artırabilir. Zira, geliri gelecekte kullanmakla birey, geçen dönem arasında faiz, kar payı şeklinde bir gelir elde edecektir. Bu düşünceyle bireyler, gelirlerinin bir kısmını ya da tamamını gelecek dönemde tüketmek üzere tasarruf etmeyi yeğleyebilirler. Bu “gelir etkisi”dir. Şekilde bireyin bu tercihte bulunması halinde denge noktası E1’den E2’ye kaymıştır. Bu durumda tüketime ayrılan miktar, C1-C3 kadar azalmış; tasarrufa ayrılan miktar ise, S1-S3 kadar artmıştır. Bunun yanı sıra, bireyler vergi indirimi neticesinde artan gelirleri dolayısıyla marjinal tüketim eğilimlerini artırabilir. Vergi indirimlerinin bu ikinci etkisi ise "ikame etkisi" dir. Arz yönlü vergi politikasını savunanlar bu iki etkiden çok gelir etkisine önem vermektedirler.
    Vergi indirimlerinin tasarruf üzerindeki etkileri konusunda yapılmış ampirik çalışmaların sonuçları, vergi oranlarının indirilmesinin tasarrufları çok az bir şekilde etkileyeceğini ortaya koymuştur. 1978 yılında Michael Boskin tarafından yapılan bir çalışmada vergi sonrası kazançların %10 artması halinde tasarrufların yıllık olarak %5 oranında artacağı ileri sürülmektedir .


    KAYNAKLAR

    1. EŞ Mecit, Türkiye’de Vergilerin Sermaye Piyasasının Gelişmesine Etkileri (Gelir ve Kurumlar Vergisi Açısından) Anadolu Ünv. Yayınları, Eskişehir, 1987.
    2. NEMLİ Arif, Gelişmekte Olan Ülkelerde Vergi Politikası, İstanbul Ünv. Yayınları, İstanbul, 1979.
    3. TURHAN Salih, Vergi Teorisi ve Politikası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1993.



    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş