Ve Artık Kimse Görmeyecek Martının Ağladığını

'Hasret ve Özlem Yazıları' forumunda Fatma tarafından 25 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. Fatma

    Fatma Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ve Artık Kimse Görmeyecek Martının Ağladığını konusu
    Soğuk rüzgarlar eserken şehrinde, hani iyice büzülüp kaybolursun ya ceketinin içinde, rüzgarda savrulan kuru bir yaprak görürsen beni hatırla. Yorgun bir kuş çıkarsa yoluna, konup ihtiyar bir ağacın dalına, selamımı taşıyacaktır sana. Her bir kuş ötüşünde beni hatırla. Sessiz çığlıklarımla şimşekler çakarken gökyüzünde, ben sağanak sağanak yağacağım üzerine. Anlatamaz hiç bir kelime hasretimi sana, aşkım sığmaz kağıtlara. Elinde tuttuğun yaralı bir yürektir, bir kez olsun bak avucuna. İdamlık bir mahkum gibi dile gelecektir "lütfen koyar mısın yüreğinin yanına?" Selam sana ey aşk, sevgilim selam sana...
    Geceye mektuplar yazardık hasret kokan, yüreğimiz tutuşurdu mektubu elimize her aldığımızda. Halbuki ıslaktı zarf, kağıttan damlalar süzülürdü. Ve her damla önce dudaklarımda sonra yüreğimde akkora dönüşürdü. Taze kır çiçekleri dersem sana, kırmızı güllerle dayansam kapına,izin verir misin gelmem için yanına?

    Yanık türküler söylüyorum ardından, türküleri yakıyor yüreğim. Yine mektuplar yazıyorum sana hasretin kuşatırken şehrimi. Ruhu çekilmiş neferler esir alıyorlar beni. Zindanım oluyor dünya, sensizlik en büyük işkence. Aramıza ateşten duvarlar örüyorlar, halime gülerken yürüyen etler kemikler ben ateşe dalıyorum, sevgili yana yakıla sana geliyorum.
    Yalnızlık ve karanlık iyice koyulaştı. Saniye saniye sürükleniyorum gözyaşı selinde, nefes almak zorlaşıyor gittikçe. Saat akrebiyle zehrini boşaltıyor içime, eritiyor, tüketiyor. Zaman acımasızca sürüyor. Terkedilmiş karanlık dünyamdan sana çıkacak yollar arıyorum. Belki geçersin diye yollara güller dikiyor, gözyaşımla suluyorum. Zaman kesiyor tüm yolları, daralıyor caddeler bulvarlar. daralıyor dünya, evler üstüme yürüyor. Sıkışıp kalırken duvarlar arasında anlıyorum sensizlik ölüm demek. seninle doğan bu yürek seninle ölecek.
    Sevdiğim nasıl anlatabilirim ki sensizliğimi sana. Acılarımı alır mı sanıyorsun kağıtlar, kalem aşkımı yazabilir mi?

    *Her konuyu yazmaya mahir kalem aşkı anlatırken ortadan yarılmaz mı?*(Mevlana)
    Gözyaşlarım aleve verir elime aldığım her kağıdı.Kalem titrer düşer yere. Kelimeler kanatlanıp uçarlar sonra sana ben yazamasam da. Fark etmez misin her yazı beni anlatır,içini yakan her cümle benimdir. Her aşk sözcüğünü yüreğim senin için söylemiştir. Yüreğini titreten her şarkıyı ben söylerim sana. Aşkı okudukça ve andıkça süzülüyorsa gözünden damlalar, gözyaşın olup gözlerinden akarım. En güzel mektuplarımı suskunluğumda yazarım. Canın yanmasın diye herkesten saklarım. Kelimeler dayanamaz acılarıma, harfler ağlarlar. Konuştuğum zaman her bir sözüm adınla başlar. Kimselere anlatamam derdimi, kalbim seninle yanar.

    Bir an gelsin istiyorum bir tanem... Günlerimi kuşatan, düşüncelerimi esir alan kahverengi gözlerinde bir kez daha kaybolayım. Titremesin ellerin sıkıca tutayım. Gidişin ölümümdü yokluğunda mezarım oldu dünya. Her şeyimi aldı zaman, seni benden çaldı. Yaşamak zor, hayat çekilmez, vuslata kaç kaldı?

    Ben senim, seninim, sensizlikte her şeyimi yitirdim. Gülemem artık, mutlu olamam yokluğunda. Susuyorum yalnızca hayata, küskünüm dünyaya. Kalemim kırıldı cümleler boşlukta dağıldı. Yaralıdır yüreğim dünyaya yabancılaştı, biçareyim aklım şaştı. Gözlerimin gördüğü bir tek sensin, yüreğim sevdiği yalnız sen. Elime tutuşturduğun hasret güllerin yüreğimi kanatır. Gel de yüzümü güldür, dön artık bu ayrılığı sonlandır.
    Mektuplar yazıyorum sana gözyaşlarımla, denize atıyorum sonra. Bir gün kıyına vuracak cam şişeler, günü gelince okuyacaksın mektuplarımı. O gün anlayacaksın ardında nasıl bir enkaz bıraktığını. anlayacaksın naçar küçük bir yüreğin nasıl yandığını ve ölülerin nasıl yaşadığını. Son mektubumu bir martı taşıyacak ve kanatlarından denize sevdam yağacak. Umarsız kalamayacaksı n bu defa, deniz köpürecek, kabaracak, gemiler alabora olacak. Aşk fırtınası tüm dünyayı saracak. Bir damla yetecek fırtınanın dinmesine, martının gözlerinden süzülen sıcacık bir damla. O damlayla beraber yutacak deniz martıyı ve artık kimse görmeyecek martının ağladığını.

    Yüreğimle ve tükenmek bilmeyen hasretle...
     

Bu Sayfayı Paylaş