Van İli Nüfusu ve Van İlinin Sosyal Yapısı

'Van Tanıtımı' forumunda NeslisH tarafından 20 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Van İli Nüfusu ve Van İlinin Sosyal Yapısı konusu NÜFUS


    Van ve Van Gölü çevresinde ele geçirilen tarihi ve arkeolojik bulgular, bölgenin Anadolu'nun en eski uygarlık merkezlerinden biri olduğunu, dolayısıyla da o günün şartlarında nispeten yoğun nüfuslu yöreler arasında sayılabileceğini göstermektedir. Bölgede yer alan çok sayıda tarihi kalıntılar, yerleşme ve nüfus yoğunluğu hakkında bir dereceye kadar fikir verse de, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine gelinceye kadar geçen süre içindeki nüfus gelişimi hakkında yeteri kadar sağlıklı bilgiye sahip değiliz.

    Bilinen en eski uygarlıklarından olan Urartular dışında Van Gölü ve çevresi güçlü bir siyasi organizasyona merkez olmamıştır. Bölge, Urartu egemenliğinden çıktıktan sonra çesitli devletlerin sınır bölgesinde sık sık el değiştirmiştir. Bu nedenle çeşitli savaş ve istilalar dolayısıyla nüfusta zaman zaman azalmalar meydana gelmiştir.

    Van Gölü çevresinin 19. yüzyıl öncesindeki nüfusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değiliz. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak elde edilen verilere göre 19. yüzyılın son yıllarında Van Merkez Sancağı ve Hakkari Sancağından oluşan, bugünkü Bitlis, Muş, Ağrı ve Hakkari illerinin de bağlı bulunduğu Van vilayetinin nüfusu 430.000 idi. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak yapılan araştırmalara göre 1889'da Van'ın merkez nüfusunun 35000, Gevaş'ın 13164, Adilcevaz'ın 12697, Erciş'in 14774 ve Muradiye'nin nüfusunun ise 13382 olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan başka Van'ın nüfusu hakkında Osmanlı döneminde bazı bilgiler elde edilmiş olsa da, bunların tahminden öte bilimsel bir değeri yoktur. Bu nedenle bu rakamlara dayanılarak zamanın nüfusu ve özellikleri hakkında bir takım değerlendirmeler yapmak sağlıklı olmayacaktır. Bu yüzden Van Gölü çevresinde, özellikle Van'ın nüfusunun zaman içindeki seyrinin ortaya konmasının Cumhuriyet Devrinde düzenli periyodlarla yapılan nüfus sayımlarının sonuçları ışığında yapılması daha anlamlı ve gerçekçi olacaktır.



    Birinci Dünya Savaşı sırasında (20 Mayıs 1915) Van'ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle nüfusun büyük bir kısmı Van'ı terk ederek Anadolu'nun daha güvenli bölgelerine göç etmiştir. Rus ve Ermeni işgaliyle şehir, gerek şekil, gerek nüfus ve gerekse fonksiyon yönünden büyük değişikliklere uğramıştır. Çok sayıda binanın tahrip edilmesi sonucu şehir küçülmüş, önceleri Türk ahalinin göç etmesi, daha sonra ise Ermeni nüfusun bölgeyi terk etmesi ile şehrin nüfusu o kadar azalmıştır ki 1889'da 35000 olan nüfus bu dönemde 7000'e kadar düşmüştür.
    1927-55 arasındaki hızlı nüfus artışı büyük ölçüde 1933 yılında yapılan bir idari düzenleme ile Hakkari'nin ilçe yapılarak Van'a bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu durum uzun sürmemiş, 1936 yılında çıkarılan bir yasa ile Hakkari yeniden il yapılmıştır. Aynı yıl yürürlüğe giren bir başka yasa ile de Bitlis il olmuş ve Van'ın Ahlat ilçesi Bitlis'e bağlanmıştır.
    İl nüfusunda anormal artış ve düşüşlere yol açan bu arızi durum dikkate alındığında;
    1927-97 yılları arasında Van nüfusunun, 1935-40 yılları arası hariç, daima ülke ortalamasının üzerinde arttığı görülür. 1960-65 yılları arasında %46.9 a ulaşan yıllık nüfus artış hızıyla Van'da bir nüfus patlaması gerçekleşmiştir. Takip eden yıllarda yıllık artış hızında bir miktar düşüş kaydedilmişse de bu hız ülke ortalamasının üzerinde gerçekleşmiş ve bugünkü nüfusa ulaşılmıştır.

    İlimizin 2000 yılındaki nüfusu 877.524, 1990-2000 dönemindeki yıllık nüfus artış hızı % 32 'dir. İlimize bağlı bulunan 11 ilçeden Erciş ilçesi 147.424 nüfusu ile en fazla nüfusa, Bahçesaray ilçesi ise 16.795 nüfusu ile en az nüfusa sahip olan ilçelerimizdir. İlimizin yıllık nüfus artış hızı en yüksek olan ilçesi %39.05 ile Erciş iken en az olan ilçesi % -14.29 ile Gürpınar'dır.

    İlimizin Merkez ilçesinin şehir nüfusu artış hızı % 60.3'tür. İlimize bağlı ilçelerin, merkez ilçe hariç, şehir nüfusları incelendiğinde, şehir nüfusu en fazla olan ilçenin Erciş ilçesi, en az olan ilçenin ise Bahçesaray ilçesi olduğu görülmektedir. Şehir nüfus artışının en fazla olduğu ilçe % 98.79 ile Çaldıran ilçesi, en az olduğu ilçe % -15.12 ile Başkale ilçesidir. İlimize bağlı bulunan tüm bucak ve köylerin yıllık nüfus artış hızı %13.84'tür.

    Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir km2'ye düşen kişi sayısı, il genelinde 45 ve il merkezinde 194 iken ilçelere göre, 9 ile 79 kişi arasında değişmektedir. Yüzölçümü büyüklüğüne göre, ilk sırada yer alan Gürpınar ilçesinde nüfus yoğunluğu 9, yüzölçümü en küçük olan Edremit ilçesinde nüfus yoğunluğu 67 kişidir.
    İlimizde bulunan toplam 567 köyden 243'ünün nüfusu 500'ün altında olup, köylerimizin büyük bir çoğunluğu yüksek bir nüfusa sahiptir.

    Son 73 yılda ülkemizin nüfusu yaklaşık 5 kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, İlimizin nüfusu 11.6 kat artış göstermiş ve 2000 yılında 877.524'e yükselmiştir.
    1927-1935 döneminde ilimizin yıllık nüfus artış hızı %39.6'dır.
    İlimizin nüfusu 1927-2000 döneminde sürekli artış göstermiştir. İlimizde en yüksek yıllık nüfus artış hızı % 46.93 ile 1960-1965 döneminde ve en düşük yıllık nüfus artış hızı ise % 17.38 ile 1935-1940 döneminde gerçekleşmiştir. 1990-2000 döneminde Van ili'nin yıllık nüfus artış hızı % 32 dir.

    İlimizin Merkez ilçesindeki nüfusun %79'u şehir merkezinde yaşarken %21'i Merkeze bağlı köylerde yaşamaktadır.Diğer ilçe nüfuslarının yüzdelerine baktığımızda;
    %48 ile en yüksek şehir nüfusuna sahip ilçemiz Erciş iken, %11 ile en düşük şehir nüfusuna sahip ilçemiz Özalp'tır.

    İlimizde bulunan 118.514 hane halkının yaklaşık %55'i şehirde yaşamaktadır. İl genelinde ortalama hane halkı büyüklüğü 7.5'dir. Muradiye ilçe merkezi 9.7'lik ortalama hane halkı büyüklüğü ile en yüksek, Edremit ilçe merkezi 6.4'lük ortalama hane halkı büyüklüğü ile en düşük değere sahiptir.

    GÖÇ ve İSKAN

    Bir yerleşim yerinin nüfus yapısını ve nüfus artış hızını etkileyen en önemli faktörlerden biri de nüfus hareketleri, yani göçlerdir. Göçler, ekonomik gelişmenin ve toplumsal canlılığın hem sonucu, hem de sebebidirler. Sonucudurlar çünkü, bir yerleşim yerinin ekonomik gelişmesi ve toplumsal canlılığı bu yerleşim yerinin diğer yerleşim birimlerinden nüfus, yani göç almasına sebep olurlar. Sebebidirler çünkü, herhangi bir sebepten göçe maruz kalan bir yerleşim yeri, göçün yarattığı nüfus baskısı sonucu ekonomik kaynaklarını daha rasyonel ve verimli kullanmaya yönelirler ve bu da ekonomik ve toplumsal gelişmeye yol açar. Bir yerleşim yerinin göç alma ve/veya göç verme eğilimi, bu eğilimin ortaya çıkardığı net göç oranı ve bunun niteliği, o yerleşim yerinin toplumsal ve ekonomik yapısı hakkında bize çarpıcı bilgiler sunar.

    Van İli, yani bölge müdürlüklerinin merkezi olması ve bünyesinde bir üniversiteye sahip olması ayrıca, ordunun bu ilde günümüzde de kolordu düzeyinde teşkilatlanmış olması ilimizin kamu hizmetlileri olarak; subay, asker, öğretmen, öğretim üyesi ilin önemli oranda nüfus çekmesine yol açmıştır. Ayrıca idari teşkilatlanmadaki konumu itibari ile kamu yatırımlarından aldığı pay da ekonomik hayata nispi bir canlılık kazandırmıştır. Fakat, buna rağmen Van, orta düzeyde net göç veren, gelişmişlik sıralamasında en altlarda yer alan bir il olmaktan kurtulamamıştır ki bu durumu iki temel sebebe bağlamak mümkün görünmektedir: İlde hakim olan ekonomik faaliyetlerin tarım ve hayvancılığa dayalı olması ve bu faaliyetlerinde geleneksel olarak geçimlik düzeyde sürdürülmesi, buna bağlı olarak Türkiye ortalamasının üzerinde seyreden yüksek nüfus artışının yol açtığı sorunlar. Nüfus baskısının, tarım ve hayvancılık alanlarında ve göç verme yolları ile azaltılması, geleneksel ekonomik ve toplumsal yapının sürdürülebilmesini sağlamaktadır.
    Yukarıda sayılan iki temel sebepten dolayı Van İli bugüne kadar sahip olduğu potansiyelleri dahi kullanamamış, geri kalmışlık zincirini kıramamıştır. Fakat, 1990'lı yıllarda Van'ın, özellikle Merkez ilçenin, maruz kaldığı kitle halinde göçler ve bu göçlerin yarattığı toplumsal ve ekonomik sorunlar, bugüne kadar sürdürülmesi mümkün olan geleneksel ekonomik ve toplumsal yapıları sürdürülemez hale getirmiş ve Van'ı ekonomik ve toplumsal açıdan köklü dönüşümlerin eşiğine getirmiştir.

    Van'ın, özellikle de Merkez ilçe'nin, maruz kaldığı nüfus baskısını ve bu nüfus baskısının ortaya çıkardığı sorunları, ekonomik ve toplumsal dönüşüm için tarihi bir fırsat olarak değerlendirebilmek, her şeyden önce göç eden nüfusun akılcı politikalarla kalıcı olarak iskân edilmeleriyle mümkündür. Göç edenlerin iskânına yönelik politikalar, ilk bakışta pahalı görünmelerine karşılık, orta ve uzun vadede sürdürülebilir olan, ekonomik, toplumsal ve siyasal dönüşümü ve bütünleşmeyi sağlayacak yegane yol gibi görünmektedir. 1996 yılında terör nedeni ile Van'a göç edenlerin iskanına yönelik olarak, valiliğin girişimi ve öncülüğünde kurulan Yalım Erez Mahallesi bu yolda atılan kapsamlı, düşünülmüş ciddi bir adımdır. Bu adım, kendinden beklenen başarıya tam olarak ulaşması ile benzer iskan projelerinin de hayata geçirilmesine örnek olacaktır.

    İlimizde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde iş gücüne katılma oranı % 59 olup cinsiyete göre önemli farklılık göstermemektedir. İş gücü katılma oranı erkek nüfus için %70, kadın nüfus için %47'dir. Erkek nüfusunun işgücüne katılma oranı köyde %84 iken, il merkezinde %61, ilçe merkezlerinde %59'dur. Erkek nüfusta Başkale ilçe merkezinde iş gücüne katılma oranı %72 ile en yüksek, Bahçesaray ilçe merkezinde %46 ile en düşük düzeydedir. İş gücüne katılma oranı kadın nüfus için yerleşim yerine göre çok büyük farklılık göstermektedir. Köydeki her 100 kadından 88'i işgücündeyken bu oran il merkezinde %9, ilçe merkezlerinde ise %7'dir.

    İstihdam edilen nüfusun iş gücü nüfusu içindeki oranı; erkek nüfus için %85, kadın nüfusu için %95'dir. İstihdam edilen nüfusun ekonomik faaliyete göre yapısı, yerleşim yerine ve cinsiyete göre değişmektedir. İstihdamdaki erkek nüfusun %43'ü hizmet sektöründe çalışmaktadır. Bu oran il merkezinde %78, ilçe merkezlerinde %79 ile köylerden daha yüksek orana sahiptir. İl genelinde tarım sektöründe istihdam edilen erkek nüfusun oranı %47 iken, köyde bu oran %77'ye yükselmektedir. İstihdam edilen kadın nüfusun %95'i tarım sektöründedir. Köyde istihdam edilen kadın nüfusunun hemen hemen tamamı tarımda çalışırken, şehirde istihdam edilen kadın nüfusunun çoğunluğu hizmet sektöründe çalışmaktadır.
     

Bu Sayfayı Paylaş