Uyuşturucu Kullanımı ve Yapılacaklar..

'Genel Sağlık' forumunda Mavi_Sema tarafından 18 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Uyuşturucu Kullanımı ve Yapılacaklar.. konusu Uyusturucu Kullanimi;

    A. ÇOCUK ve GENCE öRNEK OLMA


    Çocuklarin hergün karsi karsiya kaldiklari anne baba tutum, davranis ve iliski biçimlerinin; onlarin egitiminde çok önemli bir rol oynadigi bilinmektedir. Aile iliskileri, çocuklar için, davranis biçimleri ve insan iliskilerinin ögrenildigi bir sahne olusturmaktadir. Madde kullanim konusunda da, benzer mekanizma islenmekte olup; çocuklar, anne babanin maddeler konusundaki tutum ve davranislarini gözlemlemekte ve benzer seyleri uygulamaktadir. Toplumda, anne baba basta olmak üzere, ögretmenler ve diger etkili yetiskinlerin madde kullanimi konusundaki tutum ve davranislari; çocuk ve gençler için çogu kez kavram karmasasi yaratmaktadir. çocuk ve gençler, zararli etkisi kesin olarak kanitlanmis olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden eriskinler tarafindan kullanildiklarini tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabilecegi düsüncesi olusmaktadir. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bagimlilik yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranis modelleri, mantikli
    uyarilarindan çok daha etkin olmaktadir. Bu nedenle, anne babalarin, kendilerinin kullanimi konusundaki tutum ve davranislarinin nasil oldugunu irdelemeleri gerekir. örnegin alkol, sigara, ilaç kullanimi konularinda bu maddeleri kullanma nedenleri, sikliklari, bu maddelere gereksinimleri, kullanip-birakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayifliklari gibi özelliklerin hepsi önem tasimaktadir. çocuklar, anne babanin davranislarini görerek ögrenir, anne-babanin birbirlerine olan tutum ve davranislarini da kendilerine örnek alir, sorunlarin çözümünde anne babanin davranislarini kopya ederler.




    B. AILE İÇİ EGITIM

    Esler arasindaki iliskilerin her zaman çok pürüzsüz olmasi beklenemez. Zaman zaman sürtüsme, anlasmazlik ve tartismalar da olmasi dogaldir. önemli olan, anlasmazliklar karsisinda, eslerin olaya yaklasimlari, birbirlerine karsi davranislari ve çözüme ulasmada izlenen yollarin nasil oldugudur. Anlasmazliklarda eslerin karsilikli oturup konusabilmesi, her iki tarafin da kabullenebilecegi bir çözüm yolu bulabilme becerisi önem tasimaktadir. Hiç sorun yokmus casina olaylari görmezden gelip sahte bir uyum içinde yasiyor olmak, hep birinin boyun egmek zorunda sagliksiz bir iliski biçimini sürdürmek, sorunlarin çözümünde çocuklara sarilmak ya da çatismayi onlarin üzerine yansitmak sagliksiz iletisim modelleridir.
    çocuklarin egitiminde eslerin beklentileri, istekleri, rolleri, sorumluluklari, nlendirmeleri, egitime yaklasim biçimleri kuskusuz birbiriyle tümüyle ayni paralelde olmayabilir. Ancak, temel konulardaki egitim anlayisinda, tutarli ve uyumlu bir birlikteligin saglanmasi çocuklar adina önem tasimaktadir.



    C. öZGüR, BAGIMSIZ, SORUMLU, SINIRLARINI BILEN,


    GüVENLI ÇOCUK YETISTIRME:

    Madde bagimliligi tehlikesi ile ilgili olarak anne babalarin bilmesi gereken önemli özelliklerden biri; çocuklari ve gençleri bagimsiz olarak yetistirebilmenin, onlari madde bagimliligindan uzak tutabilecek en önemli etkenlerden biri oldugudur.
    Maddeler, ancak kullanildiginda bagimlilik yaratirlar. Bagimlilik yapan maddelerin tümü ortadan kaldirilmasi mümkün olmayacagina göre; kisinin bu maddeleri kullanmama gücünün gelismis olmasi en temel özellik gibi görünmektedir. Kisinin madde kullanmasi için, maddeye hayir deme gücünün olmamasi ve madde kullanimi konusunda önceden istekli olmasi gerekir. Bir baska deyisle, maddeye hayir diyemeyen ve kendisiyle ilgili sorumluluk duygusu yeterince gelismemis olan kisilerde maddeye alisma tehlikesi çok daha fazla oldugu söylenebilir.
    çocuklara sorumluluk duygusunu verebilmek, onlari madde bagimliligindan uzak tutabilecek en önemli unsurdur.


    çocuklari bagimsiz olarak yetistirmenin ne oldugu; onlara güven ve bagimsizlik duygusunu kazandiran bir egitim yaklasiminin nasil olacagi sorulari hep akla gelmektedir.
    Bunu anlayabilmek için, çocuklarin, kendilerine özgübir özgürlük ve serbestlikleri olmasi; ancak her seyde oldugu gibi, bu özgürlügünde sinirlarinin iyi tanimlanmasi gerektigi bilinmelidir.
    çocuklarin kendilerine güvenebilmeleri, kisilik sahibi olabilmeleri için yalniz baslarina, anne-babasiz hareket edebilecekleri alanlara gereksim bulunmaktadir. Anne-babaya düsen görev, çocuklarina bu serbest alanda yol göstermek; ancak bu serbestligin sinirlarini da açik olarak belirlemektir.
    Bu nedenle; çocuklarin belirli konularda; yaslarina uygun olarak ve kendi baslarina serbest hareket edebilmeleri, onlarin kendi davranislarini kontrol edebilmeleri için çok önemlidir.
    çocuk kendi basina bir karar verdiginde; bu kararin kendi yasami üzerindeki etkileri konusunda bir sorumluluk alacak ve belli oranda bir riske girecektir. Bu risk ona agir gelse bile, sonuçta kendisine bazi deneyimler kazandiracaktir. Kendi verdigi kararlar sonucu çocugun olumlu seyler elde etmesi, ona verdigi kararin dogru oldugunu ögrenecek; olumsuz seyler yasamasi ise, bu deneyimin ona daha sonraki denemeler için katkida bulunmasina saglayacaktir. Bu deneyimler sonuçta, çocukta güven ve sorumluluk duygusunun gelismesinde önemli adimlar olarak düsünülmektedir.
    Bagimsizlik ve kisisel sorumluluk ancak uzun zaman süreci içinde, yavas yavas ve alistirmalarla verilebilir.
    Hangi yasta olursa olsun, herkesin belirli sinirlara gereksinimi vardir.


    Hem toplumsal yasantida uyumlu olabilmek, hem kisisel iç huzuru ve dengeyi saglayabilmek için; kisinin belirli sinirlarinin olmasina gerek vardir. Bu sinirlar, kisisel bütünlügü koruyabilmek ve baskalariyla iletisimde açik ve net olabilmek için de gereklidir. Bu sinirlar ayni zamanda, kisinin kendini hangi alanlarda ve nereye kadar gelistirebileceginin da bir ölçüsü gibi düsünülebilir. çocuklarin sinirlari, önce anne baba olmak üzere çevre ve toplum tarafindan belirlenmektedir. Aile, okul, meslek egitimi, maddi durum, ev


    durumu gibi aileye degisen etkenler yani sira; alienin çocuk yetistirme biçimleri, tüm alanlariyla egitim ve ögretim, toplumdaki sosyal ve kültürel deger yargilari da bu sinirlarin belirlenmesinde çok önem tasiyan degiskenlerdir.


    çocuklarin sinirlarinin nasil ve ne oranda olmasi gerektigi aile tarafindan belirlenirken; kuskusuz, çocugun kendinden getirdigi yaratilis özellikleri de bunda etkili olmaktadir.


    Daha bebeklikten baslayan bu sinirlar, çocugun gereksinimleri ve ailenin tutumuna göre, her yas için farkli düzey ve biçimde olmak üzere yeniden ayarlanmalidir.


    çocuk ve gencin sinirlari; esnek ama gevsek degil, belirli ama kati degil, tutarli ama degismez degil, yaptirimi olan ama zorlayici degil nitelikte olmalidir. Kuskusuz, bu sinirlarin belirlenmesine, çocuk ve gencin gereksinimleri, beklentileri, dilekleri de önemsenmeli; gelisen topluma göre güncel degerler göz önüne alinmali; çocuk ve gencin de bu olusumda payinin olmasina dikkat edilmelidir. çocuga belirlenen sinirlarin çok genis ve gevsek olmasi; bir anlamda sinir olmamasi anlamina gelmektedir. Bu durumda çocuk ve genç, gerçek yasamda neyi, ne zaman, nerede, nasil yapacagini ögrenmemekte; davranislarini ayarlama ve kontrol edebilmeyi becerememekte; gerçek yasamdaki iliskileri


    tam anlamiyla kavrayamamakta; insanlarla ve toplumla olan iliskilerini ayarlayamamakta; kendi sinirlarinin nerede bittigi ve baskalarinin özgürlügünün nerede basladigini kestirememekte; sosyal uyum ve iletisimde ciddi sorunlarla karsi karsiya kalmaktadir.


    Bunun tersine, çocuga gereksiz engellemeler ve yasaklardan olusan bir sinir belirlenmesi; çocugun kisiliginin asiri sinirlanmasi demektir. Bu durum, çocuk ve gencin yasam becerilerinin gelismesinde engelleyici rol oynamakta; güvensizlik, karamsarlik ve kusku duygulari ve bunlarin neden oldugu yeni psikososyal sorunlara yol açmaktadir.


    Sinir ve sorumluluklarin kesin olarak belirlenmedigi, anne baba arasinda belirgin tutum farkliliklari oldugu, ayni konuda farli zamanlarda farkli sinirlarin söz konusu oldugu durumlar; belirsizlik, tutarsizlik ve güvenilmezlik olarak degerlendirilmektedir. Böyle bir durumda, çocuk ve genci, kendi davranislarini ayarlama, karar verme ve sorumluluk almada sorun yasamasina neden olacaktir.


    Anne babalar için önemli cümleler:


    Çocuk ve Genç,

    Duygusal açidan Sevgi, ilgi, yakinlik, onaylama, Saygi görme, önem verilme,
    övgü alma, cesaretlendirme, kendini özgürce anlatabilme, Belli sinirlar içinde bagimsiz davranabilme, Saglikli bir ortamda büyüyüp gelisme, Uygun biçimde egitilme,
    Umut ve beklentilerinin desteklenmesini ister.
    çocuk ve genç
    Anne baba davranislarini görerek ögrenir,
    Anne babayi kendine örnek alip taklit eder,
    Anne babanin birbirlerine karsi davranislarini gözler,
    Sorun çözümünde anne babadan gördüklerini yapar.
    çocuk ve genç,


    Anne babanin ona zaman ayirmasina gereksinim duyar,
    Ailede olumsuz iliskiler varsa onarilmasini ister,
    Sorumluluklari üstlenmede yol gösterilme ve destek arar.
    çocuk ve genç,


    çocuk ve gence sorumluluk duygusunu verilmelidir,
    çünkü, sorumluluk duygusu madde bagimliligindan uzak olabilmede önemli bir unsurdur.



    Anne babanin, çocuk egitiminde unutmamasi gereken bazi cümleler, madde kullanimi konusunda da geçerli olup (yukarida); yaklasimin da dikkate alinmalari gereken bazi cümleler vardir.(asagida).



    Alkol/Madde Kullanan Kisiyi Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklasim



    Tedaviye Yönlendirmede Temel Yaklasimlar



    Alkol/Madde kullanan kisi, sorunun varligini inkar etme egilimindedir.
    Bir sey söylemek yerine, aktif biçimde çok iyi dinlemek Alkol/Maddenin, kisinin
    yasami üzerindeki olumsuz etkilerinin neler oldugunu farketmesini saglamak,
    Tartismadan kaçinmak,Yargilamamak, Kendine güvenmesini saglamaya çalismak,
    Onu oldugu gibi kabul etmek, Alkol/Madde kullanimiyla ilgili sorunlarin sorumlulugunu ona birakmamak; kendi kararlarini vermesini desteklemek.



    çOCUK VE GENçTE MADDE KULLANIMINI DüSüNDüREN BELIRTILER:

    Ergenlik dönemi, puberte ile basladigi, gencin kendi ekonomik bagimsizliginin kazandigi yaslara kadar sürdügü kabul edilen bir gelisim dönemidir. Biyolojik, psikolojik ve ruhsal olarak hizli degisimlerin yasandigi bu cag; kendine özgü bazi özellikler tasimaktadir. 10 lu yaslarin basindan, 20li yaslarin basi ya daortasina kadar uzayabilen bu dönemde; bir çocugu yetiskin hale gelmesi söz konusudur.


    Her çocuk ve gencin kendine özgü biçimde yasadigi bu dönemde, bireysel ruhsal bagimsizligin kazanilmasi, uygun ve tutarli akran iliskilerinin kurulabilmesi, kimlik duygusunun sekillenmesi, gelecege yönelik planlarin olusturulmasi, karsi cinse iliskin tutum ve davranislarin tutarli hale gelmesi, is ve meslek yolunun çizilmesi, aile ve toplum deger yargilarinin harmanlanip kisinin kendine özgü bir degerler sistemi olusturulmasi, ekonomik bagimsizlin saglanmasi, davranislarinin sorumlulugunu üstlenir hale gelebilmesi gibi bir çok görev beklenmektedir.


    Ergenlik döneminin uzun zaman sürmesi yanisira, ergenden beklenen görevlerin çesitliligi ve zorlugu; bu dönemde ergenlerin bazi sorunlar yasamasina yol açabilir. Bu dönemin kendine özgü ruhsal ve davranissal özellikleri, duygusal çalkantilari, uyum güçlükler, kimlik sorunlari, bocalamalari,otoriteyle çatismalari çogu kez büyük sarsintilara neden olmaksizin çözülür. Ancak bazi ergenler için, bu özellikler, ciddi ve agir biçimde sorun yasanmasina neden olabilir. Madde kullanimi da bu ciddi sorunlar arasinda sayilmaktadir.


    Ergenlik döneminin olagan gelisimsel çalkantilar arasinda; derslerdeki basarisinda dalgalanmalar, aileyle çatisma ve aile yasamindan uzaklasma istegi, ruhsal yönden duygusal ve davranissal sorunlar gösterme, ilgi ve isteklerinde kararsizlik ve degiskenlik, okul ya da meslek egitimine iliskin sorun ve bocalamalar yerini degistirme gibi önemli kararlar söz konusu olabilir.


    çocuk ve gençlerde, madde bagimliliginin baslangicini gösteren kesin bir isaret yoktur. Ergenligin olagan duygusal sorunlari ya da baska ruhsal bozukluklarin da benzer belirtilere yol açabilecegi akilda tutulmali; ancak, ergende madde kullanimi kuskusunu akla getirebilecek bazi ciddi davranis degisiklikleri gözden kaçirilmamalidir (Tablo 6). Bu belirtilerin ciddiyetinin degerlendirilmesi, baska ruhsal sorunlarla ayirici taninin yapilmasi, çözüm önerileri ve tedavi yaklasimi; madde kullanimi konusunda özellesmis çocuk/ergen psikiyatristleri ve eriskin psikiyatrislerinin görev ve sorumluluk alani içindedir.



    çocuk Ve Gençte Madde Kullanim Kuskusu Yaratabilecek Belirtiler



    Derslerdeki basari orani tamamen ve her derste birden düsmesi,
    *** *** arkadas degistirme,
    Arkadaslarina tamamen sirt çevirme,
    çevreyle iliskilerden kaçinma,
    Tamamen içine kapanma,
    Hiçbir seye ilgi duymama ve her seyden uzak kalma,
    Zaman zaman asiri nese ile öfke/saldirganlik arasinda gidip dalgalanmalar,
    Evde odasina kapanma,
    Kendi bakim ve temizligine dikkat etmez hale gelme,
    Fazla para harcama,


    Okulu ya da is egitimini tamamen birakma,


    Kendi gelecegi için hiçbir yol görmeme,


    Gelecege dönük hiçbir adim atmak istememe,


    Ellerde titreme,


    Asiri derecede terlemek,


    Uykusuzluk.


    KAYNAKLAR


    Beyazyürek M: Ergenlik ve Bagimlilik: önlemenin Esaslari, Alkol ve Alkol Disi Madde Bagimliligi (Ed. N. Dilbaz), 1998, 85-891

    Bu sayfa Izmir Emniyet Müdürlügü web sitesinden alinmistir.


    http://www.izmirpolis.gov.tr/maddekullanimi.htm
    Sigara içme aliskanliginin önlenmesi için gelistirilen yöntemler
    http://www.izmirpolis.gov.tr/Sigara.htm


    Uyusturucu Web Sitesi (Türkiyeden) - çocugunuzun uyusturucu kullandigini nasil anlarsiniz(Türkiyeden)

    http://www.uyusturucu.gen.tr/nasil/index.html

    Bagimlilik Yapan maddeler http://www.alkolmadde.com/madde.htm
    http://www.alkolmadde.com/index.htm (Bu site alkol ve uyusturucu maddeleri tanitmakta ve bunlara bagimliktan kurtulma yollari ile ilgili güncel bilgiler vermektedir.)


    ALMANYADA DURUM:

    9 Subat 2000 tarihinde Federal Almanya yabancilar sorumlusu bayan Marieluise Beck AlmanyadaAlmanyada yasiyanyasiyan yabancilarin durumu üzerine hazirlanan Raporu sundu. . Bu rapora göre yabanci gençler arasinda egitim oraninin düsüsü yanisira, 1998 de Issizlik tarihsel doruk noktasina ulasti. 1999 yili sonunda Almanyada 7,34 Milyon yabanci yasamaktaydi. Toplam nüfusun 8,9una esit olan bu göçmenlerin 2,11 milyonu
    ( %28,8u )
    Türkiyeden gelmis vatandaslardan olusmaktaydi.

    Almanya gelen Göçmenler arasindaki Madde Bagimliligi Hastaligini son yillarda Uzman çevrelerin ilgisini çekti. Ancak bu konuda veriler simdiye dek sadece bazi bölgelerden vardi.


    örnegin Köln yöresinde yasadisi uyusturucu kullanan kisilerin yaklasik üçtebirini yabanci ülkelerden gelen Göçmenler olusturmaktadir. Yabanci Göçmenler arasinda yasadisi uyusturucu madde kullaniminin Alman nüfusa oranla daha fazla oldugu baska sehirlerdede gözlenmektedir.örnegin Hannover çevresinde yasiyan 5000 Madde Bagimlisinin yüzde yirmisini Yabancilar olusturmakta. Bu konuda gerekli önlemleri ve tedavi yaklasimlarini saptamak için Federal Almanya Saglik Bakanligi bir Rapor hazirlatatacaktir.

    Eknot: Bu sayiya Alman vatandasligina geçmis Türkler ve Rusyadan gelen Alman Göçmenler dahil degildir.Bu Istatistikler Almanyaya göçen -Migrant adi verilen bütün insanlari bir arada degerlendirmemekte ve sadece Nüfus kaydina göre yani , ya Alman veya Alman Vatandasi degil(Auslaender) seklinde yapilmaktadir. Bu da Göçmenler(Migranten ve Migrantinnen) arasindaki sorunlari tam yansitmamaktadir.

    TüRKIYEDE DURUM:
    Türkiye'yi de saran uyusturucu (bu tarife sigara ve alkol ve reçeteli, reçetesiz rastgele kullanilan tüm haplar vs dahildir) kullanimi ve genel koruyucu saglik önlemleri hakkinda aileleri ve gençleri uyarmak, olacaklari önleyebilmek ve de uyanik, bilgili bir gençlik ve sagligimiz hakkinda iyi EGITILMIS ana babalar icin Uzmanlar 20 yasa kadar içmeyenlerin, uyusturucu kurbani olma riskleri düsüktür diyor, oysa sigara-alkol içme yasi düstükçe, uyusturucu kurbani olma riski de artmaktadir çocuklarimizin.
    Türkiye'de sigara tüketimi 1994'ten beri yilda yüzde 6 ile 10 arasinda yani nüfus artis hizimizdan yaklasik üç kat daha fazla olarak artmaktadir. Bu artis gelecekteki kitlesel ölüm dalgalarinin ugursuz habercisidir. Uluslararasi sigara tekelleri bir yüzyillik lobicilik, reklam ve pazarlama deneyimleriyle, daha çok para kazanmak icin Türkiye'deki amaçlarina ulasmistir. Türkiye'de kendilerinden yana politikalar icin planli çalisan güçbirligi grubu (koalisyon) olusturmuslar, fabrikalarini ve özel satis aglarini kurup hem pazar paylarini hem de toplam tüketimi patlatmislardir. çocuklar ve kadinlar salgina daha çok çekilebilmis, baslama yasi düsmüstür.Eroin ve kokain ile ayni mekanizmalari kullanarak ayni beyin bölgesini etkileyen nikotin bagimliliginin ve bundan para kazanma isteginin neden oldugu olum ve savurganlik Prof. Dr. R. Erol Sezer)


    Tütün endüstrisinin MAHKEMELERDE SERGILENEN dokümanlarindan anlasildigina göre yillar öncesinden , kanser ve kalp hastaliklari ile sigaranin iliskileri , NIKOTININ BAGIMLILIK YARATTIGINI BILIYORLARDI ve SAKLADILAR BU GERçEKLERI, HERKESI KANDIRDILAR. VE EN KöTüSü SIGARA IçICILERINI ARTTIRMAK IçIN çOCUKLARIN PESINE DüSTüLER .
    Ve tüm dünyada buna müsade etmeyiz çizgiyi burada cekiyoruz deniyor.

    rukiden sizlere Webinden

    http://www.megahertz.net/ruki
    veya http://www.ruki.org/index.htm




    Kaçakçilik ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Baskanligi'nin 1998 raporundan bazi basliklar: Uyusturucu olaylari son on yilda yüzde 519 oraninda artti. Extacy gibi sentetik haplarda binlerle ölçülen artislar sözkonusu. Eroin imalathaneleri kirsal kesimden büyüksehirlere tasindi.Kullananlari bile korkutan eroine iliskin veriler de soru isaretleriyle dolu. Resmi kayitlara göre eroin kullananlarin yüzde 57'si Istanbul'da yasiyor. Geriye kalan yüzde 43'lük oran eroinin diger büyük illere de dagildigini gösteriyor.
    Rapordaki sentetik uyusturuculara iliskin veriler de çarpici.Türkiye'nin 1995 yilinda sentetik uyusturucularla ilgili hemen hiçbir sorunu yoktu. Bu tarihte Istanbul dahil bir tek sentetik uyusturucu bile yakalanmiyordu. Ama yalnizca üç yil sonra durum tepetaklak oldu. çünkü hap kullanimindaki artis tam olarak yüzde 2 bin 644. Polis özellikle extacy üzerinde duruyor. üç yilda yasanan bu hiz hapin özellikle gençligi hedefledigi de gözönüne alindiginda polis için de ürkütücü. 1998 kelimenin tam anlamiyla kokain yili oldu. Bunun nedeni Içel'de geçtigimiz eylül ayinda yakalanan 602 kiloluk kokain. Türkiye'deki kokain kaçakçiligi tümüyle kullanima yönelik. Uyusturucu suçuyla iliskili kisiler incelendiginde ise, uyusturucu tedavisi amaciyla bu yil AMATEM'e 3 bin 69 kisinin basvurdugu görülüyor. Bu kisilerden yalnizca 691'i tedavi amaciyla yatmis. Olayin kaçakçilik boyutundaki rakamlar isedaha yüksek. Uyusturucu suçundan yurtdisinda yakalanan Türk sayisi, 398. Kaçakçiligi yurtdisinda yapan Türklerin cirit attigi ülke Almanya. Bu ülkeyi Ingiltere, Hollanda ve Fransa takip ederken, ürdün, Yunanistan, Fas ve Iran'i da listede görmek mümkün.Yurtiçinde de durum farkli degil. Sayi ise, 6 bin 121. Bunlardan 3 bin 270'inin satici, 2 bin 851'inin ise içici oldugu yine polis kayitlarinda sabit.
    öncelikle son on yilda Türkiye'de meydana gelen toplam uyusturucu suçlarinda yüzde 519'luk bir artis yasandigini vurgulamak gerek. Bu bilgi isiginda uyusturucu maddelerdeki artislar tek tek ele alindiginda ise, tablo daha da iç karartiyor. çünkü esrarin yüzde 186, eroinin yüzde 616, afyonun yüzde 141, bazmorfinin yüzde 711 ve sentetik uyusturucunun (captagon, extacy gibi) yüzde 2 bin 264'lük oranda arttigi görülmekte.
    Kaynak: Sevinç Yavuz, Hürriyet, Kaçakçilik ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Baskanligi'nin 1998 raporundan
    http://www.hurriyet.com.tr/hur/turk/...dizi/01diz.htm (arsiv)
     

Bu Sayfayı Paylaş