Uygarlik Tarihi Genel Notlar (A.Ö.F)

'SBS - ÖSS - Sınavlar' forumunda Mavi_Sema tarafından 25 Kasım 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Uygarlik Tarihi Genel Notlar (A.Ö.F) konusu 1.ROMA UYGARLIGI:
    Roma Uygarligi, Roma Cumhuriyeti ve Roma Imparatorlugu olarak iki kisimda incelenmistir. Birinci kisimda cumhuriyet devri siyasal gelismeler, sosyo-ekonomik yapi, kültür, sanat ve edebiyatta ilerlemeler incelenmistir. Ikinci kisimda imparatorluk dönemi siyasal gelismeler, sosyo-ekonomik yapi, kültür, sanat ve edebiyat gelismeleri anlatilmistir. Her iki kismin sonunda ise cumhuriyet dönemini sona erdiren nedenler ve Imparatorlugun çöküs nedenleri açiklanmistir.
    2.RÖNESANS VE REFORM:
    Orta çaglarda Avrupa insani bir gruba, bir topluluga bagli olarak yasiyordu. Bu bir derebeyinin malikanesi, bir lonca, ve her seyden önemlisi evrensel kilisenin temsil ettigi dinsel topluluk olabilirdi. Bu düzen geçen ünitede ve bu ünitede açikladigimiz nedenlerden dolayi yavas yavas degismeye basladi. Avrupa insani bir grubun üyesi olmak yerine daha önce birey oldugunun bilincine varmaya basladi. Bu bilinçlenme onu öbür dünya degil bu dünyadaki çikarlarini aramaya, bu amaçla girisimde bulunmaya zorladi. Rönesans’in getirdigi bireyci, girisimci, laik dünya bakis açisi ilk olarak Italya’da ortaya çikti.
    Uygarlik tarihi açisindan Italyan Rönesans’inin önemi onun hümanizm felsefesidir. Ilk baslarda hümanizm Eski Yunan ve Roma edebiyat ve felsefesini canlandirma biçiminde ortaya çikti. Daha sonralari hümanizm eskiyi taklit ötesinde daha özgün düsünce biçimine girdi. Hümanizmin özü onun insan seref ve haysiyetine verdigi önemde ve insani evrenin merkezi olarak görmesinde yatar.
    Re formasyon hareketi, kuzey Avrupa Rönesanssinin Hiristiyan kilisesine karsi dogurdugu tepkilerin dogal bir sonucu olarak ortaya çikmistir. Kuzey Avrupa hümanistleri kilisenin uygulamalarini elestirmis ve dinde reform yapilmasini istemislerdir. Luther’in Kilise ile mücadeleye girisi Calvin’in de etkisiyle reform hareketini hizlandirmistir. Protestan mezhebinin kurulmasi sonucunda Protestanlik Avrupa’da bir orman yangini gibi hizla yayilmis, bu da Katolik kilisesini kendi içinde yeni reformlara ve düzenlemelere zorlamistir. Sonuçta kilise ve din toplum içindeki eski otoritesini ve itibarini oldukça yitirmis ve modern çagin laik toplum siyaset ve kültür yapilanmasi önündeki engel büyük ölçüde kalkmistir
    [hide]
    3.ESKI ÖN ASYA VE MISIR UYGARLIKLARI:
    Mezopotamya’da ilk uygarlik Sümerler tarafindan getirilmis, onlari Sümerlerin uygarligini benimseyen Akadlar, Babilliler, Asurlular izlemistir. Mezopotamya’da birbiri ardina gelisen bu uygarliklarin modern dünyamiza yaptiklari önemli katkilar ana hatlariyla belirtilmistir.
    Ikinci olarak bu bölümde Ön Asya’nin bir parçasi olan Anadolu uygarliklarindan en önemlisi ve en eskisi olan Hitit uygarligi modern dünyamiza yaptigi katkilar açisindan incelenmistir.
    Üçüncü olarak bu bölümde Nil nehrinin verimli yataklarinda serpilip gelisen eski Misir uygarligi ana hatlariyla incelenmis ve bu uygarligin insanlik tarihine yaptigi kültürel katkilar özetlenmistir. Son olarak Pers uygarligi ve Fenikeliler de kisaca ve ayrica uygarlik tarihine yaptiklari katkilar açisindan incelenmistir
    4.ORTAÇAGLAR:
    Hiristiyan Kilisesi idari ve hukuk sistemiyle doldurularak, tüm Avrupa’nin sosyal siyasal ve ekonomik hayatina hakim olmustur. Kilise bu islevlerini yerine getirebilmek için ayrintili bir doktrin ve kati bir ruhban sinifi hiyerarsisi de gelistirmistir. Kilise içinde realizm nominalizm gibi felsefi sorunlar tartisilmis, Thomas Aguinas gibi felsefeciler iman ile aklin uzlastirilmasi için büyük çabalar sarf etmislerdir. 1300′lerde açilan önemli üniversitelerde Arapça yazili bilimsel ve felsefi metinler okutulmus, Avrupali düsünürler bu metinler sayesinde Eski Yunan felsefeleri ve özellikle Plato ve Aristoteles ile tanismislardir. 14 üncü ve 15 inci yüzyillarda evrensel kilise liderliginde birlesik Avrupa ideali ve düsüncesi sarsilmaya basladi. Ingiltere ve Fransa arasinda Yüzyil savaslari sonunda ulusal merkezi devlet düsüncesi artarken Fransa’da mutlak monarsi düsüncesi hakim oldu. Ortaçag sonlari ulus devlet olusumuna sahne oldu. Arap-Islam uygarligi, Avrupa Uygarligi ile olan iliskiler açisindan bakildiginda, önemli bir konumda görülür. Abbasi hanedani (750-1260) döneminde Arap-Islam devleti, Avrupa Afrika ve Asya’ya uzanan uygarligin zirvesinde bir imparatorluk görünümünü arz ediyordu. Islam uygarligi, Avrupa en karanlik çaginda yasarken, bilim, felsefe ve edebiyat dallarinda çok önemli düsünürler yaratmistir. Bu düsünürlerin ortaçag Avrupa sina etkileri Avrupa’nin ortaçag karanligindan çikip Rönesans’a geçisini büyük ölçüde kolaylastirmistir.
    5. XIX. Yüzyil: Aydinlanmaya ve Sanayi Devrimine Tepkiler, Diger Akimlar:
    19 ucu yüzyil Avrupa’sinda ortaya çikan ve bir önceki yüzyilin gelismelerine karsi tutucu ilimli, ya da radikal tepki ve gelismeleri inceledik. Bunlardan ilki Akil Çagi’na ve onun temsil ettigi degerler sistemine bir tepki olan Romantizmdir. Romantizm edebiyat ve sanatta bir baska akimla, Milliyetçilik ile de birlesmistir. 19ncu yüzyilda, bir önceki yüzyila tutucu bir tür tepki de Liberalizm olmustur. Bu akim, Aydinlanma düsüncelerinin somutlastirilmasi ve yasama geçirilmesi olarak ta ifade edilebilir. Bu ünitede ikinci olarak Sanayi devrimine ve liberalizme karsi ortaya çikan radikal tepkiler ve düsünceler incelenmistir. Bunlar Sosyalizm ve Komünizmdir. Üçüncü olarak Darvincilik ve Sosyal Darvincilik düsüncesinin etkileri ve sonuçlari toplumsal ekonomik ve siyasal düzeyde irdelenmistir. Son olarak sosyal Darvinciligin uluslar arasi düzeyde uygulamasi olan Emperyalizm ve sonuçlari incelenmistir.
    6.AKIL ÇAGI-AYDINLANMA:
    Akil çagi Bati uygarliginin en güçlü ve verimli dönemlerinden birisidir. Descartes ve Newton, bilimsel yöntemin ve düsüncenin temelini bu çagin baslangicinda atarlar. Doga bilimlerinin bilimsel temele oturtulmasi, ve yeni doga bilimlerinin kurulmasi bu döneme rastlar. Ayrica insani konu alan insanbilimleri ya da sosyal bilimlerin baslangici da Aydinlanma döneminde olmustur. Descartes’in matematik yönteminin akla uygulanmasi insanbilimlerinin olusumunu kolaylastirmistir. 17nci yüzyilin ortalarindan baslayarak bilimde ve bilimsel yöntemde gelismeler kültür dünyasina da yansimaya baslamistir. Ortaçagin düsün ve iklimi yerini rasyonel ve laik düsünce ortamina birakmaya basladi. Aydinlanma döneminde edebiyat ve sanat alaninda da, diger alanlardakine paralel olarak önemli gelismeler olmustur. Edebiyatta 18nci yüzyil “düzyazi çagi” olarak bilinir. Rasyonalizmin etkisi roman ve tiyatro eserlerinde açik bir biçimde gözlenebilir. Barok sanat ve müzik 17nci yüzyilda zirveye ulasmis 18nci yüzyilda yerini Neokla*** tarza birakmistir.
    7.AMERIKAN,FRANSIZ DEVRIMLERI VE SANAYI DEVRIMI:
    Aydinlanma çaginin temel düsünceleri tarihte ilk kez, (Ingiltere disinda)Amerikan ve Fransiz devrimleri ile birlikte yasama geçirilmistir. Amerikan devrimi, Fransizlara, bu düsünceler çerçevesinde özgür ve dengeli bir biçimde isleyen bir hükümet örnegini göstermistir. Ancak Fransiz devrimcilerinin ve devriminin asiriligi, Fransiz halkinin tepkisine ve dolayisiyla da Napolyon’un iktidarina yol açmistir. Napolyon dönemi ise, Fransiz devriminin ve Akil çaginin düsüncelerinin bütün Avrupa’ya yayilmasi sonucunu dogurmustur.
    Sanayi devrimi, buharli enerjisi, fabrikalari ve birçok yeni buluslari ile uygarlik tarihinin en önemli gelismelerinden birisini olusturur. Sanayi devriminin sonucu olan orta sinifin ekonomik ve sosyal açidan yükselisi, fabrika kentlerinin büyümesi ve gelismesi, bu yüzden genelde nüfusun ve özelde kent nüfusunun hizli artisi Bati dünyasinin çehresini kisa sürede degistirmis ve eski rejimin yerlesik düzenini ve degerler sistemini kökünden bozmustur.
    8. XX. YÜZYIL: SAVAS VE BARIS:
    20 inci yüzyildaki iki dünya savasinin nedenleri ve sonuçlari, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel açilardan incelenmistir. Birinci Dünya Savasini hazirlayan siyasal ve ekonomik nedenler, Ikinci Sanayi Devriminin ortaya çikardigi bazi etmenler yaninda, Milliyetçilik ve Emperyalizm çerçevesinde irdelenmistir. Ikinci Dünya Savasi öncesi siyasal ve ekonomik gelismeler, savasi hazirlayan etmenler olarak belirmis, dünya ekonomik buhrani, diger faktörlerin de katkisiyla Avrupa’da diktatörlüklerin olusmasini saglamistir. Son olarak bu ünitede Ikinci Dünya Savasi sonrasi Avrupa’da, Amerika’da ve öteki bölgelerde ortaya çikan durum açiklanmis, baris çabalari ve Birlesmis Milletler örgütünün kurulus ve amaçlari özetlenmistir. Yirminci yüzyilin son çeyreginde ortaya çikan ve son yarim yüzyilin karamsar düsünce iklimini geçmiste birakan gelismeler, “Yeni Rönesans” basligi altinda irdelenmistir.
     
  2. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    ESKİ ÇAĞLARDA TÜRKİYE VE ÇEVRESİA. Eskiçağlarda Türkiye
    Türkiye tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşime tercih edilen bir ülke olmuştur. Bunun nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
    İklim koşullarının iyi olması
    Verimli otlak ve topraklara sahip olması
    Asya ile Avrupa arasında bir köprü görevi görmesi ( Ulaşım ve Ticaret yolları üzerinde bulunması)
    Yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olması
    Anadolu doğu ile batı dünyalarının ilişkileri açısından önemli bir konuma ve katkıya sahip olmuştur.
    1. TÜRKİYE’NİN TARİH ÖNCESİ DEVİRLERİNİ AYDINLATAN MERKEZLER :
    a- Anadolu’da Yontma Taş Devri :
    Antalya yakınlarındaki Karain, Beldibi ve Belbaşı mağaraları , Gaziantep yakınındaki Dülük, Antalya Mağaracık bu dönemin önemli merkezleridir.
    * Karain mağarasında Neanderthal neslinden bir çocuğun dişi ile Homo Sapiens ( Düşünen insan) türünden bir kafatası bulunmuştur.
    b- Anadolu’da Cilalı Taş Devri iyarbakır -Çayönü, Konya- Çatalhöyük bu dönem yerleşimlerindendir. Çayönü, çağımızın sosyal ve ekonomik düzeninin temelini oluşturan Cilalı Taş Devrinin en önemli merkezlerinden biridir. Gelişmiş köy yerleşmesi görülür.( Buğday,Nohut,Mercimek,Bezelye yetiştirilmiş, Koyun,Köpek,Keçi,Sığır yetiştirilmiştir.)
    Konya, Çumra ilçesinin yakınlarında bulunan Çatalhöyük , Yakındoğu Cilalı Taş Devri yerleşmelerinin en başta gelenlerindendir.
    * Yapılmış olan Hasan Dağı ve Çatalhöyük resmi bir kenti çevresiyle gösteren en eski şehir tasvir ve en eski şehir planıdır.
    c- Anadolu’da Bakır Taş Devri :Burdur-Hacılar, Konya-Canhasan, Denizli-Beycesultan, İç Anadolu’da Güllücek, Van-Tilkitepe önemli yerleşimlerdendir.
    Bunların dışında , Eski Tunç Devri olarak adlandırılan dönemde Çanakkale-Truva, Yozgat-Alişar, Çorum – Alacahöyük bu dönemin birer medeniyet merkezleridir.
    Truva’da dokuz kat, Alişar ve Alacahöyük ‘te beşer kat kültür tabakalarına rastlanmıştır.
    Orta Anadolu’da oluşturulan bu çok yüksek medeniyeti Hatti adındaki kavim oluşturmuştur.
    Anadolu M.Ö. 2000 yıllarında kuzeydoğu’dan gelen göç dalgasına uğramış ve etnik yapısı değişmeye başlamıştır. Bu dönemde Asur lu’lar Anadolu’da ticari amaçlı pazaryerleri kurmuşlardır.( Karum) Bunlardan Kaniş (Kültepe ) te bulunan 10.000 civarındaki kil tabletle birlikte Anadolu yazılı döneme geçiş yapmıştır.
    Anadolu’nun yazılı döneme geçişini sağlayan uygarlık Asurlulardır.
    2. M.Ö. 2. BİN M.Ö. 6. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE :
    Bu dönemde Anadolu’da ; Hitit, Frig, Lidya, Urartu,İyon uygarlıkları görülür.
    a- HİTİTLER ( M.Ö. 1700 – MÖ.1200 Frigler ,kalıntılarına MÖ.700 Asurlular son verdi)
    MÖ.II bin yıllarında Anadolu’ya muhtemelen Kafkaslardan gelerek ,Hattilerle kaynaşmışlar ve Kızılırmak yayı çevresine yerleşmişlerdir.
    Anadolu uygarlığının ilk yaratıcıları ve ilk İmparatorluk kuranlarıdır.
    Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy), kurucuları I.Hattuşil’dir.
    Bu dönemin en önemli olayı Suriye egemenliği için Mısırlı’larla savaşmalarıdır. Tarihin bilinen ilk meydan savaşını ( 1296) ve bunun sonunda
    Tarihin bilinen ilk yazılı antlaşması olan Kadeş antlaşmasını (1280) imzalamışlardır
    Hititlere , Ege göçleri sonucu Frigler ve kalıntılarına Asurlular son vermiştir.
    Kültür ve Medeniyetleri :
    Yönetimin başında Kral bulunurdu. * Ancak kral ülkenin tek hakimi değildi. Pankuş denilen soyluların oluşturduğu bir meclis vardı. Tarihin bilinen ve Anadolu’da görülen ilk meclisidir
    Büyük Kral, aynı zamanda başkomutan ve baş yargıçtı . Büyük kral’a Tabarna, kraliçeye Tavananna denirdi. Tavananna dini törenlere ve bayramlara başkanlık eder, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi.
    Çok Tanrılı din anlayışına sahiptiler. * Anadolu’daki diğer kavimlerin ve komşu ülkelerin tanrılarını benimsemişlerdir.Bu nedenle “Bin Tanrı İli” ya da “Bin tanrılı Hititler” denilmiştir.Hitit ülkesine
    Hititlerde halk , hürler-yanaşmalar (yarı hürler)-namralar-köleler olarak sınıflara ayrılmıştı.* Kölelerin mülkiyet hakkı vardı.
    Halkın çoğunluğunu köylüler,zanaatkarlar ve tüccarlar oluşturmaktaydı.
    Hititlerde Ataerkil aile düzeni kurulmuştur.
    Kanunları gelişmiş olup daha çok Tazminata yöneliktir. * Ölüm cezası sadece kölelere verilirdi.
    Ekonomilerinin temeli tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
    Topraklar tanrıların ve kralın malı kabul edilirdi.
    Madencilik sanatı gelişmiştir. ( Demir,bakır,gümüş işlenen madenlerdir)
    Hititler hem çivi yazısını hem de resim yazısını (özellikle taş anıtlar üzerinde) kullandılar.
    Tarihi olayları yıl yıl “Anal” denilen yıllıklara yazarlardı. Anallar tanrılara hesap vermek adına yazıldığından doğru kaynaklar olarak kabul edilir. Bu nedenle Anadolu tarihinin aydınlatılmasında en önemli kaynaklardandır.
    Mimarlık ,Heykelcilik ve Kabartma sanatı gelişmiştir.( Yazılı kaya ve İvriz kabartmaları örnektir)
    Hititlerde eli silah tutan her erkek asker sayılırdı.
    b- FRİGLER ( MÖ.800 – MÖ. 676 )
    Hint – Avrupa asıllı kavimdirler. Kafileler halinde Trakya üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdir.
    Sakarya Irmağı vadisine yerleştiler.Başkentleri “Gordion” dur.
    Tüm krallarına “Midas” denilir.
    Kral Midas zamanında Kafkaslardan gelen Kimmerler tarafından yıkıldılar.( Midas yenilgiyi hazmedememiş ve üzüntüsünden kendisini öldürmüştür.)
    Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilmişlerdir.
    Çok tanrılı din inanışı vardır.En önemli tanrıları bir tabiat tanrısı olan “ Kibele” idi.
    Ekonomilerinin temeli Tarım ‘ a dayalıdır. Özellikle köylü ve çiftçi ülkesidir.Bu nedenle yasalarında tarımı koruyucu maddelere yer vermişlerdir.( Öküz öldüren ya da Saban kıranın cezası ölümdür)
    Maden işçiliği, taş işçiliği, tahta işçiliği, halı ve kilim dokuma sanatında gelişmişlerdir. * Dünyaca ünlü halı ve kilim dokumalarına “Tapetes” denilir.
    LİDYALILAR ( MÖ.687 – MÖ.546) :
    Hint-Avrupalı kavimdirler. Gediz ve Büyük Menderes nehirleri arasına yerleşmişlerdir.
    Kral Giges (Gyges) önderliğinde güçlü bir devlet haline geldiler.
    Başkentleri Salihli yakınlarındaki “Sardes ( Sard)” dır.
    Lidyalılar’a Persler son vermiştir.
    Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilmişlerdir.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptirler. Kral ve Asilleri yığma toprak tepeler ( Tümülüs) altındaki odalara gömmüşlerdir.
    Ekonomilerinin temeli Ticarete dayalıydı. Mezopotamya’da Ninova’dan başlayıp, Sard üzerinden Efes’e kadar giden ticaret yolu olan Kral yolu’nu , kral Giges zamanında açmışlardır.
    Mezopotamyalılarla, Asurlularla, İyonlarla, Mısırlılar’la ticaret yapmışlardır.
    Kral Giges doğuda Asurlular, batıda İyonlarla iyi geçinmiş, iki ülke arasında Anadolu’nun transit olmasını sağlamıştır.
    Fenike alfabesinden esinlenerek oluşturdukları Alfabe yi kullanmışlardır.
    Uygarlığa en önemli katkıları Para’ yı bulup kullanmış olmalarıdır. Böylece değiş-tokuşa dayalı ticari ilişkiler, para ile daha çok gelişmiş ve hızlanmıştır.
    Kral Krezüs ordu’ya fazla önem vermemiş,her şeyi para ile çözeceği düşüncesiyle milli bir ordu oluşturmamış,ücretli askerlerden oluşan bir ordu oluşturmuştur. Bu da yıkılış sebeplerinin en önemlisidir.
    Yunan uygarlığının etkisi altında kalmışlardır.
    Ticaret,dokumacılık,deri işleme,çömlek,maden işleme sanatlarında gelişmişlerdir.
    URARTULAR ( MÖ. 900 – MÖ. 600) :
    Van gölü ve çevresi merkez olarak geniş sınırlara ulaşan bir devlet kurmuşlardır.
    Başkentleri Tuşpa ( Van ) dır.
    Medler ve İskitler son vermiştir.
    Kültür ve Medeniyetleri :
    Krallıkla yönetilirdi.
    Ülke eyaletlere ayrılmıştı. Eyaletlerin başında merkezden atanan ve “En-nam “denilen valiler bulunurdu.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptiler.En önemli tanrıları savaş tanrısı olan “ Haldi” idi.
    Ekonominin temeli hayvancılığa dayanıyordu.
    Rahipler ,soylular ve askerler ayrıcalıklı sınıftır.
    Dilleri eklemeli dil gurubundandır.
    Çivi yazısı ve resim yazısı kullanmışlardır.
    Mimarlıkta çok gelişmişlerdir.Van kalesi,Çuvaş tepe,Erzincan’da Altın tepe Urartulardan günümüze kalmış en önemli kalelerdir.
    Su kanalları açmışlar, kaya mimarisinde , madencilik sanatında gelişmişlerdir.
    İYONLAR ( MÖ.1050 – MÖ. 546)
    Yunanistan’ın “Dor” lar tarafından işgali üzerine, batı Anadolu’ya göç eden Aka ‘lar tarafından kurulmuştur.
    Batı Anadolu’nun eski halklarından Karyalılarla karışıp,kaynaşmışlar Polis denilen şehir devletleri kurmuşlardır.Bunların en önemlileri Efes,Foça,İzmir ve Milet’tir.
    Pers istilasıyla birlikte önemlerini kaybettiler.
    Kültür ve Medeniyetleri :
    Şehir devletleri halinde siyasi yapı görülür.Şehirler önce krallar sonra asiller ve sonra da demokratik şehir meclisleri tarafından yönetilmiştir.
    Çok tanrılı din inanışına sahiptirler.
    Güçlü askeri ve deniz filolarıyla Kuzey Ege, Marmara denizi çevresi,Karadeniz’de kendilerine bağlı pek çok ticari amaçlı koloniler kurmuşlardır.
    Fenikelilerden aldıkları alfabeyi kullandılar.
    İyonlar Anadolu medeniyetlerinin en gelişmiş olanıdır.Bunun nedenleri ; Özgür düşünceye inanmaları,Anadolu kültüründen yararlanmaları (Özellikle Hitit ), maddi durumlarının iyi olması , kuruldukları bölgenin ön-Asya ticaret yollarının bitiş noktasında olmasından dış dünyayı tanımalarıdır.
    İyon şehir devletlerinin dünya tarihindeki önemi , özgür düşünce ve bilimin ilk önce burada doğmuş olmasıdır.
    Matematikte ;Tales ve Pisagor, Tıp ta ; Hipokrat, Felsefe’de ; Diyojen ,Anaksimenes ve Anaksimandros, Tarih te ; Herodot önemli bilim adamlarıdır.
    Mimari, heykelcilik alanlarında çok gelişmişlerdir. En ünlü kalıntıları Efes Artemis Tapınağıdır.
    Ekonomilerinin temeli Ticaret’e dayanır.
     

Bu Sayfayı Paylaş