Urfa Sıra Gecelerinin öyküsü Nedir

'G.Anadolu Bölgesi' forumunda UquR tarafından 9 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Urfa Sıra Gecelerinin öyküsü Nedir konusu Urfa Sıra Gecelerinin öyküsü Nedir

    [​IMG]

    Ak saçlı, her hâlinden tevazu damlayan bu pir-i fâninin gırtlağından çıkan hafif boğuk ses herkesi büyülüyordu: “Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar aman aman, içerim yanıyor aney gözlerim ağlar, Benim zalim derdim cihanı yakar aman aman, gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar aneyden babadan yardan ayrı koyarlar…”

    Rahmetli Kazancı Bedih’in kendine özgü gazel okuyuşu, kökünü geçmişten alan Urfa sıra gecelerini oldukça popüler hâle getirdi. Bedih’le birlikte Urfalı çok sayıda kişi ve müzik grubu ‘sıra gecesi’ şemsiyesi altında medyada yer aldı. Tabii ki çiğköfte de ihmal edilmedi bu gecelerde. Böylece sıra geceleri sadece bir eğlence organizasyonu olarak algılanmaya başlandı.

    Asıl mesleği muhasebeci-mali müşavir olan Abuzer Akbıyık, Urfa’daki direniş kararının bir sıra gecesinde alındığını ilk kez kapsamlı ve net bir çalışma ile ortaya koyduğunu söylüyor: “Şahitleri dinledim. Onları yazıya döküp arşiv belgeleriyle pekiştirdim. Alan araştırması, çalışmama önemli bir açılım getirdi. Böyle bir konuyu kapsamlı bir biçimde ortaya koyduğum için çok mutluyum. Zaten bir Urfalı olarak bu benim görevimdi.” diyor.

    Peki sıra gecesi Urfa’nın kurtuluşuna nasıl vesile olmuştu? Bu sorunun cevabı için geçmişe biraz uzanmak gerekiyor. Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesi gereğince 24 Mart 1919’da İngilizler (daha sonra Fransızlara devredeceklerdir) Urfa’yı işgal eder. Yanlarına yörede yaşayan Ermenileri de alan işgal kuvvetleri, halkı sindirme politikası başlatır. Bu baskıya daha fazla tahammül edemeyen bir grup Urfalı, gözlerden ırak bir yerde buluşarak ‘çıkış için’ nasıl bir metod izleyeceklerini kararlaştırmak ister. Ancak herkesin takip edildiği işgal ortamında bir araya gelmek mümkün değildir. Ermeni işbirlikçiler, haberi anında işgal komutanına ulaştırıyordu çünkü.

    Ama ‘büyük buluşma’ için mutlaka bir yol bulunmalıydı. İşte tam da bu hengâmede devreye ‘sıra gecesi’ girer. Bir Urfa geleneği olan sıra gecesi, zaten her zaman yapılan ‘sıradan’ bir eğlence değil miydi? Bu fikir Binbaşı Ali Rıza Bey’in aklına yatar. Bir defasında Urfa’nın ileri gelenlerinden Hacı Mustafa ile konuşurken sözü işgale getirir: “Urfalılardan şüpheleniyorlar. Bilmiyorlar ki çiğköfte ile meşguller.” Mesajı alan Hacı Mustafa, vakit kaybetmeden arkadaşlarını yine bir sıra gecesinde Ali Rıza Bey ile buluşturur. Güllü Osman Efendi’nin evinde toplanan 12 kişi, çiğköfte yoğurup çalıp söyler. Aynı zamanda işgal kuvvetlerine karşı başlatacakları hareketin planlarını da hazırlamayı ihmal etmezler. Bu gecenin sonunda (5 Eylül 1919) Müdafaa-i Hukuk Urfa şubesi gizlice kurulur ve başkanlığına Ali Rıza Bey getirilir. 12 arkadaş, şehirlerini düşman işgalinden kurtarmak için Kur’an-ı Kerim’e el basıp yemin ederken maddî güçlerini de ortaya koyarlar. Eğlence bitip herkes evine dağılırken kurtuluş hareketi için o gece 2 bin altın toplanır.

    RESMÎ OLMAYAN BİR DERNEK GİBİ

    Şehirdeki her hareketi ve önemli kişileri takibe alan işgal kuvvetleri nasıl olmuştu da Urfa’nın ileri gelenlerinin bu buluşmasından şüphelenmemişti? Abuzer Akbıyık, bunu sıra gecesinin her seferinde farklı bir evde yapılmasına bağlıyor: “Gecelerin, her seferinde farklı bir mekânda yapılması gelenektir. Dolayısıyla toplantılar farklı yerlerde yapılınca çok dikkat çekmemiş. Bir de sırayı bilmediklerinden, bu gecelerde sadece insanların çiğköfte yiyip müzikle eğlendiklerini sanmışlar.”

    Sıra gecesinin ehemmiyeti elbette sadece Millî Mücadele’nin başlatılması ile sınırlı değil. Geceler, toplumsal sorunların giderilerek acıların paylaşıldığı ortamlar aynı zamanda. Siyasî ve ekonomik hayat, sosyal olaylar geçmişten günümüze sıra gecelerinin ana unsuru olmuş tarih boyunca. Bu yüzden Urfa’da hayat sıra gecelerinde şekilleniyor demek yanlış olmaz. Siyasilerin, genel ve yerel seçim adaylığından önce sıra gecelerini dolaşması boşuna değil. Bir tür nabız tutma yeri olarak, eğlenceden arta kalan sohbet anlarında kendi proje ve fikirlerini anlatarak sıradakilerin tepkisini ölçerler. Genellikle sıralarda beğenilen aday, daha sonra çıkıp aday olduğunu açıklıyor. Bu noktalarda sıra geceleri bir gelenekten ziyade, siyasete atılacak kişi için partisinden önce ilk onay merkezi oluyor. Abuzer Akbıyık, sıraya uğramadan siyasete atılan kişinin başarılı olma şansının olmadığını düşünüyor: “Burası bir nabız yoklama alanıdır. Sıra siyasetçi için çok önemlidir. Çünkü buraya katılanlar Urfa’nın önemli işadamlarından, esnaflarından oluşuyor ve bunlar bir nevi milletin temsilcileri durumundalar. Siyaset, sıra gecelerinde icazet alırken aynı zamanda burada büyük ortaklıklara da imza atılıyor. Bir araya gelen işadamları, esnaflar ortak yatırımlar için önemli kararlar alıyorlar.”

    Ama sıra gecesinin en önemli fonksiyonu, yoksullar için bir yardım kuruluşu olarak gönüllü bir merkez gibi hareket etmesi. Sıra gecesi sayesinde Urfa’da yoksulların yardımına koşuluyor. Toplumsal bir çimento görevi ifa eden geceler, iyi günde kötü günde halk dayanışmasını daha da güçlendiriyor. Öyle ki, sıradan birinin çocuğu evleneceği zaman bile konu önce gecede arkadaşlar arasında tartışılıp destek kararları alınıyor. 35 yıldır sıra başkanlığı yapan Abuzer Akbıyık, gecelerin Ahilik teşkilatının bir devamı olduğunu söylüyor: “Burada dertlere çözüm bulunur, sevinçler paylaşılır. Sıra arkadaşlığı ölüme bağlanmış bir can dostluğudur. Aileden öte gelir.”

    Sıra gecelerinin hiçbir resmî yanı yok. Geleneksel ölçekte değerlendirilen folklorik bir olay olarak tanımlanıyor. Akbıyık, sıraların lobi faaliyeti yapan resmî bir kuruluş veya dernekten farksız olduğunu vurguluyor: “Yazılı bir kaidesi yok. Ama toplum içinde yazılı kurallardan daha keskin ve bağlayıcı fonksiyon ve kuralları var. Çünkü halkın içinden gelen sıra gecesi, toplumun ta kendisidir. Bu geceler aynı zamanda Urfa’da önemli bir lobi faaliyeti de yapıyor; toplumsal hareketler bu gecelerde yönlendiriliyor.”

    KADIN VE ÇOCUKLAR DA KATILIYOR

    Araştırmacı Abuzer Akbıyık, sıra gecesiyle ilgili çalışmasında bu gecelerin fonksiyonlarını, sosyal özelliğini anlatırken aynı zamanda gecelerin kendi içindeki uygulama biçimiyle ilgili de bilgiler veriyor. İlk kez bir araya gelen en az 10 kişiden oluşan arkadaş grubu, kendi içinde önce bir sıra başkanı seçer. Buna gerekirse bir de başkan yardımcısı eklenir. Açık oylamayla yapılan seçimlerin ardından sırada yapılacak faaliyetlerden ikram edilecek yiyeceklere kadar her şeye bir standart getirilir. Burada maksat, farklı gelir düzeylerindeki katılımcılar arasındaki ayırımı önceden ortadan kaldırmak. Belirlenen yiyecekler dışında hiçbir ev ne bir fazlasını ne de bir eksiğini ikram edebilir. Bu disiplin, aynı zamanda üyelerin hâl, tutum ve davranışları için de geçerli. Belirlenen gün ve saatte sıraya katılmayan kişi cezalandırıldığı gibi örf ve geleneklere aykırı davranan üyenin dışlanması da iç işleyişi belirleyen önemli kaidelerden.

    Şanlıurfa’da halihazırda 100 kadar geleneksel sıra bulunuyor. Her sıra 10-15 kişi arasında değişiyor ve buralarda her türlü meslekten insanlar yer alıyor. Gecelerde sohbet etmek, gazel ve türkü okumak bir gelenek olarak devam ediyor. Geleneksel sıra gecesi sadece erkekler için geçerli bir hadise değil; aynı şekilde eşler ve çocuklar da sıralara iştirak ediyor. Sıra arkadaşlarının eşleri, kendi aralarında sıra uygulaması yaparken çocuklar ise babalarıyla birlikte gecelerden feyiz alıyorlar. Abuzer Akbıyık bu noktada şu yorumu yapıyor: “Sadece erkekler giderse eşleri evde sıkılabilir. Bu yüzden biz giderken eşimizi de yanımıza alıp onlarda sıra kimdeyse oraya bırakıyoruz. Çocuklar ise bize katılıyorlar. Çocuklar gecelerde örfü, âdeti, büyüğe saygıyı öğreniyor. Oturup kalkmasını öğrenen gençler daha sonra kendi sıralarını oluşturuyorlar. Dedemin sırası vardı, babamın sırası oldu, benim sıram var, sonra da çocuğumun sırası olacak.”

    Urfa’da birçok misyon yüklenerek asırlardır devam edegelen sıra gecesi, 1971’de TRT’de bir tanıtım programında gösterilince Türkiye’nin ilgisini çekti. Yaşlısıyla genciyle farklı gırtlaklara sahip sıra insanlarının gazel ve türküler okuması şüphesiz ‘sıra dışı’ bir gelenekti. TRT’deki tanıtımın ardından ‘Züğürt Ağa’, ‘Eşkıya’ gibi filmlerde sıra gecesine yer verilmesi gecelere olan ilgiyi iyiden iyiye artırdı. Tabii, İbrahim Tatlıses, Mahmut Tuncer gibi çok sayıdaki sanatçıya rehberlik eden Kazancı Bedih’in kendine özgü söylemi de sıra geceleri için iyi bir tanıtım vesilesi oldu. Televizyon programları, şovlar derken sıra gecesi turizme açıldı. Turizm amaçlı sıra gecesi turları düzenlendi. Talepler artınca da Urfalı restoran ve konak sahipleri gruplar oluşturarak gelen konuklarına sıra gecesi sundu.

    Halihazırda Urfa’da turizm amaçlı çıkıp söyleyen 25 ‘sıra grubu’ bulunuyor. Araştırmacı Abuzer Akbıyık, sıra gecelerinin yozlaştırılarak asıl amacının dışında tanıtıldığından yakınıyor: “Hayatı boyunca hiçbir sıra gecesine katılmamış olanlar gidip sıra gruplarında müzik yapıyor. Sıra hayatını bilmiyor, resmen pavyon müziği yapıyorlar. Gecelerin bir adabı ve kültürü var; sıradan bir eğlence aracı değildir bu. Ama ne yazık ki Türkiye’de bu geceler öyle algılanıyor. Amaçta bir sapma var.” Akbıyık, turistlere yönelik geceleri eleştirirken başka noktalara da değiniyor: “Hijyenik olmayan ortamlarda çiğköfte yoğrulup ikramlar yapılıyor. Sanki sıra gecesi çiğköfteden ibaretmiş gibi bir imaj oluşturulmaya çalışılıyor. Sonra çiğköfteyi tavana atmaya kadar uzanıyor iş. Böyle bir gelenek yok. Bu kıroluk ve magandalıktır. Urfa’nın imajını bu magandalar bozuyor.”

    Bu yozlaşmanın önüne geçmek için Şanlıurfa’da yerel yönetim ve üniversite, sıra gecesiyle ilgili bir projeyi hayata geçirecek. Urfa belediyesi ve Harran Üniversitesi, turistlere yönelik sıra gecesi yapan kişileri bir dizi eğitime tâbi tutacak. Sıra gecesinin tarihi, önemi, sosyal fonksiyonu hakkından dersler verilip kursa katılanlar bilinçlendirilecek. 3 ay sürecek eğitim programında gazel okumadan çiğköfte yapımına kadar her türlü ders bulunuyor. Eğitim sonunda kursa katılan başarılı öğrencilere sertifika verilecek. Kısa bir süre sonra bu programdan geçmeyen ve sertifika almayan kişiler, sıra gecesi grubu içinde yer almayacak.

    SIRA GECESİNE PATENT YOK!

    Son yıllarda Türkiye’de birçok ilde sıra gecesi adıyla etkinlikler yapılıyor. Ancak, aslına uygun olmayan bu programlar karşısında Urfalılar 13. yüzyıldan beri devam edegelen bu geleneklerinin tescilini istiyor. Ancak, sıra gecesinin bir coğrafi işaret olarak değerlendirilmesi için Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’na yapılan başvuruya, “gecelerin bir hizmet olduğu ve ürün olmadığı” gerekçesiyle patent verilemeyeceği açıklandı. Urfalılar adına başvuruda bulunan sıra başkanı Abuzer Akbıyık, sıra gecesine de Şanlıurfa isotu gibi patent verilmesi gerektiğini düşünüyor: “Başvurumuz reddedildi. Sıra gecesinin coğrafi işaret değil, hizmet olduğu gerekçesiyle olumsuz cevap aldık. Türkiye’nin her yerinde sıra gecesi yapılıyor. Ancak bize ait olan bu güzel kültürü herkes istediği gibi kullanıp amacının dışına taşıyor. Urfalılar olarak bundan rahatsızız.”

    BU SENE SIRA GEZİYOR MUSUNUZ?

    Sıra gecesiyle ilgili belli başlı kavramlar şöyle:

    Sıra gecesi: Bir arkadaş grubunun sıra ile yaptığı toplantılar. Bu buluşmalar, gece yapıldığı için buna genel tabirle sıra gecesi deniyor.

    Sıra gezme: Arkadaş grubunun haftada bir gece bir araya gelerek toplanmalarına sıra veya sıra gezme deniyor. Urfa’da birinin sıra gezip gezmediğini öğrenmek için, “Bu sene sıra geziyor musunuz?” sorusu sorulur.

    Sıra arkadaşlığı: Sıra gezenlerin her birine sıra arkadaşı denir. Yıllarca süren sıra arkadaşlığı zamanla dostluğa dönüşür. Ölüm, düğün gibi birçok acı ve tatlı olay sıra arkadaşlarınca birlikte paylaşılır.

    Sıra başkanı: Sıra gecesinde katılımcıların kendi aralarında seçtikleri temsilciye sıra başkanı deniyor. Yapılacak her türlü faaliyeti başkan organize eder.

    Sıra kasası: Sıra gecesinde toplanan paralara sıra kasası denir.
     
  2. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş