Ulusal kültür ürünlerimiz nelerdir

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye23 tarafından 23 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Ulusal kültür ürünlerimiz nelerdir konusu Ulusal kültür ürünlerimiz nelerdir

    ULUSAL KÜLTÜR

    Ulusal kültür bir toplumda yemek giyinmek barınmak eğlenmek gibi gereksinmelerin elde edilmesinde kullanılan bilgi inanç teknik davranış duyuş ve ifade biçimlerini içeren ve toplumun yapısını oluşturan kültüre ulusal kültür denilmektedir.

    ULUSAL BİRLİĞİMİZ SAĞLAYAN ETMENLER

    CumhuriyetimizBayrağımızUlus al MarşımızDemokrasimizTürkçemi zÖzgürlüğümüzEgeme nlik ve BağımsızlığımızLaiklikÜlke ve Ulusumuzun Bölünemez Bütünlüğü
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 18 Nisan 2015
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    ULUSAL KÜLTÜR

    Ulusal kültür bir toplumda yemek giyinmek barınmak eğlenmek gibi gereksinmelerin elde edilmesinde kullanılan bilgi inanç teknik davranış duyuş ve ifade biçimlerini içeren ve toplumun yapısını oluşturan kültüre ulusal kültür denilmektedir.

    ULUSAL BİRLİĞİMİZ SAĞLAYAN ETMENLER

    CumhuriyetimizBayrağımızUlus al MarşımızDemokrasimizTürkçemi zÖzgürlüğümüzEgeme nlik ve BağımsızlığımızLaiklikÜlke ve Ulusumuzun Bölünemez Bütünlüğü
     
  3. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    ulusal kültür ürünlerimiz nedir?

    halı motifleri eski zamanlardan kalma işicilikli kıyafetler bunlara birkaç örnektir.

    Kültürün ögeleri
    Kültür, belirli bir kökten gelmiş bir toplumun “ana mayası” anlamındadır. Bir toplumun ana mayasını, yani kültürünü; o toplumun dil, yazı, tarih, din, töre, edebiyat ve sanat birliğinin toplamı belirler. Bir toplumun benliğini oluşturan bu ortak değerler, o toplumun diğer toplumların kimliklerinden nasıl ve nerede ayrıldığını belgeler. Bir toplumun üyesi olan her kişinin yapısında ve benliğinde, o toplumun mayasından bir parça bulunur. Fransız ve Alman kültürleri arasındaki ayrılıklar, bira mayası ile şarap mayası arasındaki ayrılıklardan daha da derindir. Bunun gibi, Türklerin “ana mayası” da diğer toplumların mayalarından ayrıdır. Bununla birlikte, yoğurt ve peynir mayalarının bir kökenden gelmiş olduğu da unutulmamalıdır. Ancak, bir maya yalnız başına bırakıldığında, “kendi kendini yer.” Bu bir dil sürçmesi değildir. Maya içine katıldığı diğer maddeleri etkiler: Yoğurt mayası, sütü yoğurda çevirir. Şarap mayası, üzüm suyunu şarap yapar. Eğer maya, içinde gelişeceği, çoğalacağı ana maddeyi bulamaz ise, kendi kendini yemeye başlar. Sonucunda da ölür. Üzüm suyuna yoğurt mayası katılırsa, sonuç ne şaraptır, ne de yoğurt. Ne içilebilir, ne de yenilebilir. Mayanın canlı tutulabilmesi için, sürekli olarak kullanılması gerekir. Yeni mayalanmış yoğurdun bir parçası ayrılıp maya olarak saklanır. Böylelikle maya da kendini yenilemiş olur. Bir toplumun kültürü de bundan farksızdır. Kullanılmayan kültür ölür.
    Kültürü, taşıyıcısına göre, egemenlik alanına göre, çıkış, yaratılış kaynaklarına göre, görünüşüne, biçimine, bir başka anlatımla, kültürü kanıtlayan araca göre, iş görüşüne göre değişik kullanım alanlarına göre tanımlanabilir. Bu görelilikleri daha çoğaltmak, dahası değişkenleri kendi içinde bile sınıflamak olasıdır.

    Bu değişkenlerden, taşıyıcısına ve egemenlik alanına dayanarak, dört çeşit kültür kavramı oluşturulabilir:
    Bireysel kültür, esasında bireysel kültür, bir yakıştırma sıfattır. Yani bir bireye, içinde bulunduğu toplumun üyelerince, karşılaştırma yöntemiyle yakıştıran bir kimliktir, o bireyin içinde bulunduğu, yaşamını sürdürdüğü toplumun niteliğiyle birlikte bir anlam taşır.
    Yöresel (bölgesel) kültür, ulusal kültürün tabanını oluşturur.
    Ulusal kültür, bir toplumda yemek, giyinmek, barınmak, eğlenmek gibi gereksinmelerin elde edilmesinde kullanılan bilgi, inanç, teknik, davranış duyuş ve ifade biçimlerini içeren ve toplumun yapısını oluşturan kültüre, ulusal kültür denilmektedir.
    Evrensel kültür, bilim, teknik, felsefe, ve din gibi kültür öğelerini içeren ve bir topluma özgü olmayan, genel geçerlikli kültüre evrensel kültür denir.
    “Evrensel kültür” bir çağa ve bir tarihsel döneme dünya ölçüsünde hâkim olan, diğer kültürlere baskın çıkan herhangi bir “çoğul kültür”dür. Örneğin bugün için bu anlamda “evrensel” olan kültür, Batı kültürüdür. Fakat bu, Batı kültürünün hâlen yaşayan diğer kültürlerden “üstün” ve “iyi” olduğu anlamına gelmez; sadece varolan diğer kültürlere baskın çıktığı ve dünya ölçüsünde yaygınlaştığı anlamına gelir. Her kültürün mâhiyeti gereği tarihsel olması, o kültürün belli bir zaman kesiti içinde varlığını sürdürdüğü, yani yerini her an bir başka kültüre (o başka kültüre kendinden pek çok şeyleri taşımış olsa da) terk edebileceği anlamına gelir. “Evrensel kültür” teriminin kendisi, Aydınlanmacı Batı kültürünün bir kültürel mirası olarak terminolojiye girmiştir. Bu yüzden, bu kültüre özgü ideal ve ölçütlerle sınırlı bir anlam içeriğine sahip olmak gibi bir tek yanlılığı ve manüpilatif bir işlevi vardır Yine bu yüzden, “evrensel kültür”ü, tarihsel perspektif altında bakıldığında, herhangi bir “baskın ve hâkim kültür” olarak anlamak uygun olur
    Her hangi bir halk topluluğunu, millet yapan kültür değerleridir. Kültür; tarihi süreç içerisinde oluşur, milletler yaşadıkça o da yaşar. Dededen, atadan gelen kültürel değerler, yaşayan insanların duygu, düşünce ve yaşantılarıyla şekillenir zaman içerisinde gelişerek bazen de değişerek devam eder. Kültür değerleri hiçbir zaman statik kalmazlar devamlı değişim halindedirler. Bu değişim çok hızlı olmaz, yıllar bazen de yüzyıllar süreci içinde olur
     
  4. Kültür:İnsan toplumuna özgü bilgi, inanç ve davranışlar büyünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler.Toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır.
    Kültür: İnsanoğlunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütünü.Eşanlamlısı “ekin”.

    Günlük dilde “kültürlü olmak” bilgili, görgülü, incelikli olmak anlamına gelir.Kültürlü kişi uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanan, eğitimli kişidir.

    Kültür terimini günümüzdeki anlamına yakın bir şekilde ilk kez 17. yüzyılda Samuel von Pufendorf kullanmıştır.Ona göre kültür doğaya karşıt olan ve belli bir toplumsal bağlam içinde ortaya çıkan tüm insan eserleridir.

    Alman filozof Immanuel Kant kültürü insanın mantıksal özünden dolayı özgürce hayata geçirebileceği amaçların, ideallerin tümü olarak tanımlamıştır.

    Bir başka Alman filozof Herder kültürü bir ulusun, bir halk ya da topluluğun yaşam tarzı olarak yorumlamıştır.

    Kültürü tanımlamaya çabalayanlardan bir diğeri de antropolojinin kurucularından Edward Burnett Taylor olmuştur.Ona göre kültür “bilgilerden, inançlardan, sanattan, ahlaktan ve insanın toplumda yaşayan bir varlık olması nedeniyle edindiği bütün öbür yetenekler ve alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütün” dür.

    Antropoloji ve etnoloji bilimleri geliştikçe kültür olgusunun karmaşıklığı daha da belirginleşmiş ve tanımlar da çeşitlenmiştir.ABD’li antropologlar A.L.Kroeber ve Clyde Kluckhohn Kültür Kavramlarına ve Tanımlarına Eleştirel Bir Bakış -1952 adlı çalışmalarında kültürün 164 farklı tanımını verirler.Bunlardan biri olan “öğrenilmiş davranış” yeterli bir tanım değildir çünkü hayvan türlerinin yaşamında da doğal davranışların dışında sonradan edinilmiş ya da öğrenilmiş davranışların payı vardır.Bir başka tanıma göre kültür “zihindeki düşünceler” den oluşur.Bu da yeterli değildir çünkü düşünceler toplumda ancak dilde, eylemde ve yaratılmış ürünlerde cisimlendikleri sürece bir anlam ve işlev kazanırlar.

    Türk Kültürünün Özellikleri
    a) Türk kültürü M.ö. 5000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Temelini ise Andronova Kültürü oluşturmuştur.
    b) Türk kültürü Altay Dağları, Tanrı Dağı, Aral Gölü, Baykal Gölü ve Batı Türkistan'daki Anav ve Namazgah çevrelerin de olgunlaşmıştır.
    c) Türklerin oluşturduğu bu kültüre Atlı Göçebe veya Bozkır Kültürü adı da verilmektedir.
    d) Altay Dağlarındaki Pazırık Kurganı ve Isık Gölü çevresindeki Esik Kurganları ise Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli eserleridir.

    *Kurgan : Eski Türklerde mezar.

    Bu kurganlarda insan ve hayvan cesetleri yanında çeşitli eşyalara rastlanmıştır.
    Pazırık Kurganında bulunan altın zırhta Türk Kültürünün gelişmişliğinin en önemli kanıtı olarak kabul edilir.

    e) Türklerin inanç olarak ölümden sonraki hayata inandıkları anlaşılmıştır.
    f) Türklerin temel geçim kaynaklarının hay vancılık ve tarım olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca dokumacılık ve madencilikte önemli bir yer tutmaktadır.
    g) İpek yolu da Türkler açısından önemli bir yer tutmaktadır. İpek yolunun denetimi elde tutulduğu sürece ticaret de Türkler için önemli bir geçim kaynağı olmuştur.
    h) Dünyada demir ilk defa Türkler tarafın dan kullanılmış ve at ilk defa Türkler tarafından evcilleştirilmiştir.
    i) At sütünden kımız yaparak içmişler, hayvancılıkla geçindikleri halde domuzu hiçbir zaman beslememiş ve etini yememişlerdir.
    j) Savaşçı bir toplum olarak yaşamışlar, Kartal ve Kurdu kutsal hayvan olarak kabul etmişler ve sembol olarak kullanmışlardır.

    Sözlü Kültür Ürünlerimiz

    İnsanlar arasındaki ilişkilere değişik açılardan bakan dil ile kültür olaylarının kesiştikleri en verimli kavşak, sözlü kültür ürünlerinin ortaya çıktığı alanlardır. Bu genellikle "halk edebiyatı" adını alır ve içinde çeşitli anlatı türlerini barındırır.

    Folklorumuzun bir dalı olan halk edebiyatı içindeki ürünlerin genellikle yaratıcısı, sahibi belli değildir. Bu ürün vaktiyle herhangi biri tarafından söylenmiş veya ilk kez uygulanmışsa da, zamanla bu kişinin adı-sanı unutulmuştur. Halk bu ürünü dilden dile, kulaktan kulağa yüzlerce yıl aktarmış, aslına sadık kalarak atasındananasından dinlediği gibi kendi çocuklarına da bu mirası devretmiştir. Ata sözleri, fıkralar, hikâyeler, masallar, bilmeceler, efsaneler düz yazı örnekleri olarak halk edebiyatında yer alırken; mâniler, türküler, destanlar manzum örnekler olarak kendilerini koruyagelmişlerdir.

    Halk edebiyatının başka bir kolu da ilk söyleyeni belli olan edebî ürünlerdir. Genellikle "âşık" adı verilen kişiler tarafından dile getirildikleri için, bunlarla ilgili dala "âşık edebiyatı" veya "halk şiiri" de denmektedir. Bu daldaki eserleri diğer türlerden ayırmak için diğerlerine de "anonim halk şiiri" adı verilmektedir.

    Her iki dalda da ilk kez ortaya konup, dile getirilen edebî ürün, dilden dile geçerken birtakım yeni eklemelerle, farklı motiflerle zenginleştirilir. Bazen de içindeki kelime, yer ve kişi adları çıkarılır veya değiştirilir. Zamanla ve yöreye bağlı olarak bu tür değişiklikler, o edebî ürünün değişik coğrafyalarda farklı anlatıları biçiminde karşımıza çıkar. Varyant adıyla bilinen dil ve kültür zenginliği, o edebî ürüne kattığı renkleri de ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bir edebî ürünü, değişik bölgelerde farklı metinler olarak buluruz.
     
  5. bence fena değil.
    güzel olmuş.
    yanlız istediğim cevabı alamadım
     
  6. Aradığım cevap bu değil
     
  7. Fena değil ama beklediğim cevap bu değildi...:(
     

Bu Sayfayı Paylaş