Ulupınar Köyü Keban Elazığ

'Elazığ Tanıtımı' forumunda DeMSaL tarafından 14 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ulupınar Köyü Keban Elazığ konusu Ulupınar Köyü Keban - Ulupınar Köyü Hakkında - Ulupınar Köyü Tanıtımı -Ulupınar Köyü Resimleri



    Köy Muhtarı: NACİYE TURAN
    Muhtarlık Erişim Bilgileri:
    Telefon:
    0 (424) 586 10 55


    Elazığ
    Bilgiler
    Nüfus 129 (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 23700
    Alan Kodu 0424
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Doğu Anadolu Bölgesi
    İl Elazığ
    İlçe Keban
    Web Sitesi

    Ulupınar, Elazığ ilinin Keban ilçesine bağlı bir köydür.


    Tarihi

    Kürt-Alevi köyüdür.

    SU,ATEŞ,KURBAN ve AĞAÇ KÜLTÜ: Sayın Hocamız Selahattin BEKKI,bu dört külte göre yayımlamış olduğu yazı dizisinin;İslamiyetle alakası olmadığını,daha önceki dinlerin etkisinde olduğunu üstü kapalı dile getiriyor. Dinler üzerinde biraz araştırma yaptım.Şamanizmde böyle kültlerin olduğunu gördüm.Hocamız bu araştırmayı yaparken, köyümüzün emekli öğretmeni ve aynı zamanda yazarımız olan Midran YOKUŞ kendilerine eşlik ediyordu.Köy eski bir kürt köyüdür .Köyümüzün yaşlılarının fikirlerini masaya bıraktığı mp3 ile kayda alarak araştırmalarını sürdürüyordu.Bu araştırmaları yaparken ben de oradaydım.Sadece Şeyh ŞADİ (MİHRAP)için şecere bakmaya,Şeyh İbrahim gile gittiklerinde yanında değildim. Pir-i Davut için:Musa Kâzım soyundan geldiğini kimse söylemedi.Dedem Hıdır DURSUN'un bana anlattığına göre yaklaşık 500 yıl önce Horasan'dan köyümüze gelip,şu anda bulunduğu yere göçünü kurmuş.Geçimini de çanak-çömlek gibi eşyaları yaparak sağlıyormuş.Çobanlık yaptığını yeni duyuyorum.Zaten o dönemde gruplar halinde her bölgede bir sülale hayvancılık yapıyormuş.Örneğin Tamırlar Mevik(mercan Deresi)ve Goman,Delibaltalar-Şakke.v.b…Pir-i Davut;Pir olduğu için çok sayıda öğrenci yetiştirmiş.Hatta yanında bulunan mezarların da Pirimizin yanında ölünceye kadar hizmet ettiği zatlarmış. Ağaçların üzerindeki bezleri sorduğunda ben de naçizhane fikrimi söyledim.O dönemlerde elbise çok değerliydi.kendi elbisesinden bir parça koparmak yoklukta zor olması gerek.Bu bez parçalarını genelde bekârlarımız bağlar;dilekleri olduğunda da kendiliğinden çözülürmüş.Elbette araştırmacılar kendi (olmaması lazım) fikirlerini de katanlar vardır.Şamanizm dahil olmak üzere,islamiyetten önceki hemen hemen bütün dinlerde renkli bez kullanılması görülmektedir.

    Bizim köylülerimiz de Horasan’da gelmemiş,Suriye’den Siverek’e oradan da Malatya’nın Bük köyüne ve Elazığ’a gelmişlerdir.Elazığ’da Tamır Ağa dokuz köy alıyor.Birvan’a yerleşiyorlar.Benim bildiğim köyler Bızmişen,Aşağı Mişelli ve Birvan…Hayvancılıkla uğraşan Sülaleler bahar olunca Tunceli Erzincan ve hatta Erzurum’a kadar Yaylacılık yapmışlardır.Dedelerimiz(Alevi dedesi) Erzincan’da geliyorlarmış. Daha sonra Bizim köyün Dedeleri Aşağı Mişelli’ye yerleşmişler.Yaylada Bir köpek yüzünden kırk iki kişi ölmüş.Timurlar soyundan iki kardeş bu olay üzerine yaklaşık yüz elli yıl önce Erzincan’ın Kurutilek ve Geçit köylerine yerleşmişler.(bu tarihi kronolojik olarak babadan dedeye doğru sıraladığımızda yüz elli sene yapıyor.)Diğer sülaleler den de Maraş’a ve başka illere gidenler vardır. Okuma yazma o dönemde erkekler tarafından çok iyi biliniyordu.Tamır(Timur) Ağa’nın oğullarından Mehmet ağa Keban’da devletle irtibat halindeymiş.Gammotti Ağa ise Köyümüzün sularını taksim ederek Yazılı bir belgeyi günümüze kadar taşımıştır.En son Dedem Hıdır DURSUN ve yaşıtlarının eğitimli olduklarına tanıklık ettim.Atatürk’ün Harf Devrimiyle bir gecede profösörleri cahil sınıfında kaldılarsa da yine Babamın dayısı Halit DEMİR yeni alfabeyle Eğitmenlik yapmıştır.Her ne kadar yazılı kaynaklarımız yoksa dahi Dilden dile anlatılarımız bizlere ışık olmuştur. Başpınarın suyunun öyle deynek vurularak çıkması da sonradan uydurulmuştur.Çünkü oralar cünit(sazlık-bataklık)şeklindeymiş.akarsuyu daha sonra köylülerimiz çalışarak bir değirmen suyu toplamış etrafına duvar örmüş ve bu günümüze (şekli çok az da olsa değiştirilerek) gelmiştir.İklim şartları yeni yeni kuraklığa doğru gidiyor.Bizim çocukluğumuzda o yörelerde en az yirmi çeşme vardı.Başpınarın sağı ve solunda akarsular vardı.Buralara ekilen ağaçlarda o günden bu güne yaklaşık dört yüz yıl önce olduğu tahmin ediliyor. Mezarların etrafının da taşlarla çevrilmesinin sebebi yerinin belli olması içindir.yoksa Mübareklerin boyunun uzunluğundan dolayı değil.Zaten mezarlarının yerleri bellidir.Şeyh Şadi’nin de mezarının yeri bellidir.Bir oda veya bir ev büyüklüğünde taşlarla çevrilmesi onun evi manasındadır.Bu sadece bizim köyde değil,gezmiş olduğum başka yerlerde de bu böyledir.O dönemde fakirlik vardı.Etrafını taşlarla çevirmek yeterli geliyordu.Şehirlerde yatırların üzerine ev yapıyorlardı.Çünkü o yöreler zengindi.Sinemilli Yatırımızın da üzeri kendimizi bildik bileli kapalı yapmışlardır. Pir-i Davut için söylenen rivayetler ya eksik anlatılmış,ya da Hocamız kendi kafasına göre senaryolaştırmıştır.Hiç kimse Pirimizin at koşturmayı sevdiğini anlatmamış.Hala daha etrafta at koşturduğu rivayetleri var.Rahmetli Zeynel TUNCEL’in tarlasını sürdürdüğünde rüyasına geldiğini ve oraları ekmediği söylenmiştir.Mehmet KÜÇÜK’ün annesi ve babası bahçelerini gece ay ışığı altında sularken,kalp gözü açık olan annesi:Hey maşallah ne güzel de koşturuyor mübarek.Diyerek atın koştuğu yerleri başını sağa sola çevirerek izliyormuş.Bir çok hastanın da iyi olduğuna şahitlik eden büyüklerimiz vardı. Başpınarın suyunun kuruduğu rivayeti doğrudur.Ancak kim Fırat’a gidip de su getirmiş onu anlamış değilim.Çünkü bizim köyün her yöresinde sular vardır.Fırat nehri bize 15 km. Sayın Mehmet TEKİN rivayeti şöyle anlattı:Köylüler her yıl toplu olarak Kurban getirir keser ve orada yer giderlermiş.Köyde fakir iki aile büyük kurbanları olmadığından,mahçup düşmemek için akşamdan gıdikleri(oğlak)kesip,sabah o şekilde gelmişler.Mübarek:gece köylülerin rüyasına girmiş.Kesilen kurbanların sadece o iki fakir ailenin kurbanlarının kabul olduğunu bildirmiş.Bunun üzerine bütün köylüler de gıdik kesmeye başlamışlar.Güz öküzü de bilindiği üzere güzün kesilirdi.Bu öküzün mihrapa(Şeyh Şadi’ye)bir yıl kesildiğini hatırlıyorum.Ancak öküz kesimi son yıllarda yerini keçilere bıraktığı doğrudur.Çünkü teknoloji gelince,öküzün işini traktör yapmaya başladı.Köyde kente göç başlayınca hayvancılık ta hızla tükenmeye başladı.Köyde ve civar köylerde öküz bulunmayınca yerine kurban olarak keçi kesilmeye başlandı. Merhum Zekeriya ÖZMEN’in daha önce de sohbetlerine katılmıştım.Anlattığı yılan hikayesini de biraz farklı kaleme almış. Hocamızın kaleme aldığı yazının kendi inancı doğrultusunda biraz çarpıtılarak yazılması,sunni mezhebiyle hiçbir bağının olmadığını,dile getirmesi,Ateş,su,kurban ve ağaç kültüyle bağdaştırması Alevilerin Müslümanlıkla hiçbir bağının olmadığını,Şamanizmin devamı olarak göstermeye çalışmasını şu sözleriyle anlıyorum. <> Sayın Selahattin BEKKİ maksatlı mı yoksa bilmeden mi şöyle demeye çalışıyor:Bütün aleviler İran Horasan’da gelmiştir.ya da Türk kelimesi çok kullandığı için Orta Asya’dan gelmiştir.Bütün aleviler Türk’tür.Çünkü Türkler İslamiyetten önce Şamanizm dinini uyguluyorlardı.Her ne kadar İslamiyeti seçmişlerse dahi sunni meshepteki gibi namaz kılmıyorlar,mevlit okutmuyorlar,bizler gibi kurban bayramında kurban kesmiyorlar.v.s… Hocamız kahvede Ermenilerin bizim köyde yaşayıp-yaşamadığını sordu.Babam dahil herkes evet yaşıyordu dedi.Zekeriya ÖZMEN ise hayır yaşamıyordu dedi.Bunun maksatlı bir soru olduğunu yazı dizisini okuduktan sonra anladım.Sanırım mum yakma Hıristiyanlarda da olduğundan dolayı,onların etkisi altında kalıp kalmadığımızı dile getirecekti.Zekeriya dayı hemen tezleri çürüttü.Sizin yanlışınız var.Keban'da Tecrit döneminde kaçanları Hasan Ağa giller iki yıl sakladılar.Diyince olay kapandı. Sayın Selahattin BEKKİ Hocamızın yazmış olduğu yazılara biraz muhalefet olduk.Bilemiyorum belki köylülerimiz hocaya veya bana hak vereceklerdir.Fakat köyde yazılı tarih olmadığı için,büyüklerimizin bizlere anlattığı rivayetlerle anlatmaya çalıştık.Hocamızın peşin hükümlü olduğunu dile getirmeye çalıştık.Alevilerin Ermişlerinin bilgili,saf ve peygamber soyundan geldiklerinden dolayı PİR ünvanına ulaştığını,anlatanımız yok muydu. ya da biliyor da işine mi gelmiyor bilemiyorum. Saygılarımla.Fazlı ÖZDEMİR.

    Kürt kökenli Canbegan Aşiretinden olan atalarımız Suriye'ye gelip yerleşirler. Bir süre Suriye'de kaldıktan sonra yaşam koşulları zorlaştığı için 1500 yılarında Suriye'den ayrılan atalarımız Keban'ın doğusunda bugünkü köyümüzün bulunduğu yere kümeler halinde çeşitli yerlere yerleşerek hayvancılıkla uğraşarak geçimlerini sağladılar. Aşiretimizin büyük kısmı Adıyaman, ve Konya Cihanbeyli ilçsinde yerleşiktir. Çok büyük bir kürt aşiretidir. bazı yörelerde alevi iken bazı bölgelerdede sünni inancındadır. Köyümüzün çevresindeki diğer çoğu alevi köyleri Türkçe konuşmaktayken köyümüzde Kürtçe konuşulması Kürt kökenimizin en büyük göstergesidir.

    Yerleştiği alanlar (Mevkiler) Jake Mevkisi Gomedoran Mevkisi Gomepiran Mevkisi Goman Mevkisi Çem Mevkisi

    1700 yıllarında kış evlerinin bulunduğu alana yerleşerek toplu halde yaşamaya başladılar. Fakat burası yazın çok sıcak olduğu için yaz evleri dediğimiz yerde, herkes yaz evi yaparak burada yazın oturdular. Ancak yaşam koşulları çok zor olduğu için, köyden 1800 yıllarında Erzincan ve Maraş yöresine bazı aileler göç ettiler. Erzincan'a göç edenler Merkez Geçit köyü kurdular. Maraş'a gidenler ise Başpınar Köyünü kurdular. Köyde kalanlar çeşitli isimler halinde büyük aileler oluşturdu.

    Bındalar Çipeller Delibaltalar Dervişler Haci Mehmetler(Abbas Ağa) Hasan Ağalar İbireheler Karasanlar Lafe Giller Memişler Salmanlar Temirler Torsolar

    Köyümüzün adı 1960 yılına kadar Birvandı. İsim değişikliği ile Çatalelma oldu, 1965 yılından sonra mahkeme Elazığ İl Encümen kararı ile Ulupınar adını aldı.

    Köyümüz de cilalı taş devrinden günümüze kadar bir çok insan topluluklarının yaşadığı, bu kültürlerin belirtileri Deliktaşta, Başpınarda, Köy Mezarlığında Mihrap göze çarpmaktadır.
    Kültür
    Köyümüz tamamen alevi Kürt olan insanlardan oluşur.Kürt alevi kültürü yaşanır. Dilimiz Kürtçe'dir. Köyümüzün mutfağı oldukça fazla yemek çeşidine sahip olmakla birlikte ana yemeklerimiz yaz sebzeleri, et ve bulgura dayalıdır. Bahar aylarında hemen hemen her yerde kendiliğinden yetişen pancarlarla başlayan mevsim yemekleri yaza doğru sebzelerin yetişmesiyle her türlü sebze yemeğine yerini bırakır. En ünlü sebze yemeğimiz Pırpır (Semizotu) dır. Salatası ve yoğurtlusu yapılan bu sebzenin kış aylarında da nohut mercimek ve fasulye ile pişirilerek tüketilir. Yetiştirilen domates, dolmalık biber, yarmalık biber, patlıcan ve taze fasulyede kurutularak kış aylarında yenilmek üzere hazırlanır.

    Ekinlerin derilmesi ve harmanın kaldırılmasından sonra Hedik yapılarak bulgur elde edilir. Bulgur yemeklerimizin en önemlileri Kıfte Tıjı (İçli Köfte), Kıfte Pan (Yassı Köfte), Kıfte Dav (Ayranlı Köfte), Kıfte Halima (Sulu Köfte) dir.

    Köyümüzde eskiden hayvancılığın yaygın olması et yemekleri kültürünü de geliştirmiştir. Etli yemeklerimizin başında Etli Bulgur Pilavı gelir. Bunun yanı sıra Haşlama, Kavurma ve Çoban Kavurması etli yemeklerimiz arasındadır.

    Ayrıca Dut Pekmezi, vişne ve üzüm şurubu önemli yiyecek ve içecekler arasında gelir. Yine Nışastalı Dut Pestili, Beyaz üzüm pestili ve siyah üzüm pestili yapılır. En önemlisi Cevizden ve üzümden yapılan (Sucuk (Orcik) köyümüzün en önemli çerezi sayılır. Hatta orcik festivali bile yapılmaktadır. Badem ve ceviz de köyümüzün önemli çerezlerindendir.
    Coğrafya

    Doğusunda Çakmak, Güneyinde Piran, Batısında Şina ve Sağdıçlar ve Kuzeyinde Büyükçalı ve Hal Köyleri vardır. Elazığ'a 35 km keban'a 12 km mesafede dir. Elazığ - Keban yoluna 2 km dir. istanbul-Ulupınar arası 1247 km'dir.
    İklim

    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 129
    1997 230
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

    Köyde,meyve ve sebze çeşitlilği vardır.Çok güzel bir köydür.Tarım alanları geniştir.Nem ve toz bulutları çok azdır.Saat gecenin 01.00'ı iken çocukları bahçelerde saklambaç,tırmanma yarışı yapıyor veya salıncakta sallanıyor iken görebilirsiniz.Burası turistlerin de dikkatini çekmektedir.Başpınar adı verilen doğal,dağlardan gelen suyu mahalleliye verilmektedir.Ayrıca her yıl "başpınar günü" adı verilen bir gün vardır. Bu özel günde kurban kesilir.Herkes değişik yemeklerini biribirine sunar.Bu da köydeki iletişimi artırıp,hoşgörü ortamı yaratılmasına katkı sağlamaktadır.İnsanları sevecen,yardımsever ve Gakkoş'lardır.
    [​IMG]
    [​IMG]



    Kaynak:Vikipedi Özgür Ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net
    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş