Uşak'ın Ünlü Camileri

'Ege Bölgesi' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 25 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Uşak'ın Ünlü Camileri konusu
    ULU CAMİ (MERKEZ)

    Uşak il merkezinde bulunan Uşak Ulu Camisi’nin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, Germiyanoğulları dönemi mimari
    özelliklerini yansıtmaktadır. Caminin giriş kapısı üzerindeki Arapça yazılı sülüs kitabesi bulunuyorsa da bu kitabe cami ile bağlantılı değildir. Bir çeşmeye ait olan bu
    kitabe caminin yapım tarihi ile ilgili bir bakıma bilgi vermektedir.

    Bu kitabede “Germiyan illerinin beyi Süleyman Şah oğlu Yakup Bey h.822 (1419) yılında yaptırdı ve suyunu getirdi” yazılıdır.

    Cami ile ilgili araştırma yapan Mahmut Akok: “Meskür çeşme evvelce camiin kuzey avlusunun bir kenarında iken son yapılan tamirler ve avlunun tanzimi sırasında buradan
    kaldırılmış ve üzerinde bulunan kitabe de caminin yapılış tarihine uyması bakımından bugün bulunduğu yere konulmuştur” demektedir.

    Uşak Ulu Camisi Germiyanoğulları devri, özellikle Beylikler devri ile Osmanlı mimarisi arasında bir geçiş dönemini yansıtmaktadır. Bununla beraber bu yapı daha geç dönemlerde onarılmış,
    XIX. yüzyılda ampir üslubunda bezenmiştir. Yine bu dönemde önüne bir son cemaat yeri eklenmiştir.

    Cami kesme taştan bir yapı olup, önündeki son cemaat yeri ve ibadet mekânı ile bütün halinde tek bir kütle görünümündedir. Avlusunun mihrap ve kısmen de doğu yönünde bir mezarlık bulunmaktadır.
    Taş döşeli avlusu ise günümüzde yol seviyesinden birkaç metre daha aşağıda kalmıştır. Caminin doğu duvarına sonradan bitişik olarak yapılan minaresi de ayrı bir kütle görünümündedir. Son cemaat yeri
    pandantifli, dıştan sekiz köşe kasnaklı beş kubbe ile örtülü, üç kapılıdır. Cephe görünümünü geniş sivri kemerlerin oluşturduğu kalın taş sütunlar oluşturmaktadır. Son yıllarda bu taş sütunlar camekânla kapatılmıştır.

    Son cemaat yerinden ibadet mekânına ampir üslubunda bir kapıdan girilmektedir. İbadet mekânı 18.50x22.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. İbadet mekânı dört kütlevi paye ile üç sahna bölünmüştür.
    Bunlardan girişin önünde sivri tonozla örtülü bir nevi giriş holü, bunun arkasında 10 m. çapında büyük bir kubbenin örttüğü asıl ibadet mekânı bulunmaktadır. Bu bölümün üzerini örten kubbe geniş kemerlerin
    yardımı ve payeler ile çevre duvarlarının üzerine oturtulmuştur. Bunun yanı sıra kubbe dışında kalan iki yan bölümler üçer küçük kubbe ile örtülüdür.

    Mihrap taş oymadan olup, geç dönemlerde yapılan onarımlar sırasında orijinalliğinden oldukça uzaklaşmış ve bezemelerle de ampir üslubuna dönüşmüştür. Minber ise orijinalliğinden uzak bir görünümdedir.
    Eski minbere ait bazı parçalar yeni yapılan minber üzerine eklenmiştir.

    Uşak Ulu Camisi kendine özgü bir yapı olmasına rağmen aynı dönemde yapılmış diğer yapılarla da ortak benzerlikler göstermektedir. Edirne Eski Cami, Sofya Büyük Cami ve Filibe Cuma Camisi ile plan
    yönünden ilginç benzerlikleri vardır. Bu konuda araştırma yapan Mahmut Akok; “Orta sahna verilen kıymet ve burada yaratılmış olan genişlik ve irtifa ile müteakip çağlarda inkişaf ettirilmiş merkezi tek
    sahanlı camilerin bir nevi prototipi gibi durmaktadır” demektedir.
    Caminin yanındaki minare beden duvarlarına kadar yükselen dikdörtgen taş kaide üzerinde Türk üçgenlerinin yardımı ile tek şerefeli yuvarlak gövdeye geçilmektedir.




    BURMALI CAMİ (MERKEZ)

    Uşak İl merkezinde, şeker fabrikaları ile Buğday Pazarı’nı ayıran yolların köşesinde bulunan bu caminin yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ayrıca kitabesi de günümüze
    gelemediğinden banisinin ve mimarının isimleri bilinmemektedir. Bununla beraber yapı üslubundan XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Caminin giriş kapısının sağında yer alan onarım kitabesinden de h.1185 (1769) yılında onarıldığı öğrenilmektedir.

    Kitabe:
    “Çün harabe müşerref oldu bu cami ey hüncaz
    Hoş delalet kıldı tamirine Abdullah izam
    Hayre sai olduğu içün ol azizi muhterem
    Yeğinle buldu hayatı kubbe şadırvan can
    Çün minare giyecek başına bir zerrin külah
    Dedi tarihi bir müferriş camii oldu bu tamam hicri sene 1185 (1769).”

    Kesme taştan yapılmış olan camiye merdivenli bir avludan girilmektedir. Giriş portalinin önü sonradan camekânla kapatılmıştır. İki kare mekânın birleşmesinden meydana gelen caminin ibadet yerinin önündeki bölüm basık kubbelidir.
    Bu kısmın sonradan eklendiği sanılmaktadır. Son cemaat yeri niteliğindeki bu kısmın duvarlarında sivri kemerli nişler bulunmaktadır. Bu bölümün üzerini örten kubbe sekizgen bir kasnak üzerine oturmaktadır. Böylece ibadet mekânını
    örten ana kubbeye uyum sağlanmak istenmiştir.

    İbadet mekânının duvarları 1.50 m. kalınlığında olup, 9.00x9.00 m. ölçüsünde kare planlıdır. Bu bölümün üzerini örten kubbe sekizgen kasnak üzerine oturtulmuştur. Kubbenin basık oluşu iç mekâna ağır bir görünüm vermiştir.
    İbadet mekânı küçük pencerelerle aydınlatılmış olmasına rağmen iç mekân loştur. İç mekânı süsleyen bezemeler XIX. yüzyılda yapılmıştır.

    Mihrap üçgen bir niş şeklinde çıkıntılı olup, taşa oyulma sureti ile yapılmış, üzeri mukarnasla sonuçlandırılmıştır. Geç devirde yapılmış olan ahşap minberin üzerine eski minbere ait eski parçalar da eklenmiştir.

    Girişin sağında yer alan minare ilk mekânın uzantısı ile birleştirilmiştir. Sekizgen kaide üzerine kırmızı tuğladan silindirik olarak yapılan gövde tek şerefelidir. Gövde üzerindeki kırmızı tuğladan yivler helezoni bir şekilde dizilerek
    minareye değişik bir görünüm kazandırılmıştır.



    ÇAKOLOZ CAMİSİ (MERKEZ)

    Uşak il merkezi Kurtuluş Mahallesi, Çakoloz Cami Sokağı’nda bulunan bu caminin de kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber portal üzerinde
    bulunan Sultan II. Abdülhamit’e ait tuğradan XIX. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca caminin mimari üslubu da bunu açıkça göstermektedir. Cami çeşitli tarihlerde yangın geçirmiş ve onarılmıştır. Uşaklı Çakoloz ailesinin
    bu onarımlarda büyük payı olduğundan camiye Çakoloz ismi verilmiştir. Caminin gerçek ismi ve banisi de bilinmemektedir.

    Cami kesme taştan yapılmış olup, dikdörtgen bir avlunun güneydoğu kenarındadır. Kütlevi bir görünümü olan yapıda XIX. yüzyıl mimarisinin batı etkileri açıkça görülmektedir. Cephe görünümünde kırmızı kemerler, duvarlara gömülmüş
    ayaklar üzerine oturtulmuş volütler, diş kesimleri ve kornişlerle hareketlilik verilmiştir. XX. yüzyılda caminin önüne bir de son cemaat yeri eklenmiştir. Bu bölüm sivri kemerlerle birbirine bağlanmış dört kalın sütun ve bunların üzerini
    örten üç küçük kubbeden meydana gelmiştir. Son cemaat yerinden rokoko üslubunda bir portalle ibadet mekânına girilmektedir. Bu portal kademeli kırma kemer şeklinde olup, akantus yaprakları ile bezenmiştir. Kemerin üzerine oturduğu
    konsollar kompozit sütun başlıklı yivli sütunlara dayanmaktadır. Kırma kemerin ortasına da kabartma çiçek ve karanfil yaprakları yerleştirilmiştir. Bunun üzerinde de Sultan II. Abdülhamit’in tuğrası bulunmaktadır.

    İbadet mekânı doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olup, bugün üzeri oldukça yüksek bir çatı ile örtülmüştür. İlk yapımında kubbeli olduğu sanılmaktadır. Mihrap dışarıya çıkıntı yapan bir niş şeklindedir. Ahşap minberin ise hiçbir mimari
    ve sanat tarihi yönünden özelliği yoktur.

    Son cemaat yeri ile ibadet mekânını birleştiren köşeye minare yerleştirilmiştir. Minare kare kaide üzerinde tek şerefeli ve silindirik gövdelidir.
     

Bu Sayfayı Paylaş