TUS Sorularını Doğru Anlamak

'Rehberlik' forumunda sleza tarafından 29 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    TUS Sorularını Doğru Anlamak konusu TUS Sorularını Doğru Anlamak
    SORUYU DOĞRU ANLAMAK



    Bir test sınavında sorular en kolaydan en zora kadar geniş bir spektrum içinde sorulur. Normal bir TUS sınavında, sınava giren herkesin en az 100 soruyu doğru cevaplandırabileceği, seçici soruların 101-150. sorular olacağı, "eleyici ve yerleştirici" sorularında en zor kısımda yer alan 50 soru olduğu rahatlıkla varsayılabilir. Yani çok kolay sorular olduğu gibi çok zor sorular da vardır, kolay soruları herkes yaptığı için bir kolay sorudan kazanılan puan çok düşüktür, aksine doğru yapılan bir zor soru, çok daha yüksek puan getirebilir. Buradan şu sonuç çıkarılabilir: aynı sayıda net yapan iki kişinin puanları aynı olmayacağı gibi, aralarında 10 puana yakın ciddi farklarda olabilir.


    Yani daha önemli olan zor soruları doğru yapmaktır.

    Test sınavı seçici ve eleyici bir sınav olduğu için sadece bilgiyi ölçmemekte, aynı zamanda sınav esnasındaki dikkat ve konsantrasyonu da ölçmektedir. Bu sebeple soruların bir kısmında soru cümlesine ya da şıklara ve dizilişine önemli ve ilk bakışta farkedilemeyen bazı "çelmeler" konulmaktadır. Bu çelmeleri farketmek ve takılmamak ancak belli bilimsel ve teknik kurallara dikkatle uymakla mümkündür.

    Yani sadece "çalışarak bilmek" yetmemekte, çelmelere takılmadan "Soruyu doğru anlamak" ve şıkları çok iyi analiz etmek" gerekmektedir. Yapılan istatistikler test sınavlarında insanların doğru bilgiyi bildikleri halde soruların %12-20'sini soruyu doğru anlamadığından ve şıkları çok iyi analiz etmediğinden yanlış cevaplandırdığını göstermektedir. Şimdi "Soruyu doğru anlamak" için temel stratejilere ve çelme noktalarına detaylıca göz atalım. Soruyu doğru anlamak için şunlara dikkat etmelisiniz:


    1- SORUYU SONDAN OKUMAYA BAŞLAYIN


    Soru aslında soru cümlesiyle başlar.

    Bu şu demektir: Genellikle çelmeleyici kelimeler soru cümlesinin sonuna konur. Eğer siz önce sorunun sonuna bakıverip sorunun olumlu ya da olumsuz olduğunu en önce anlayın. En ciddi yanılma noktası burasıdır. Sonra sorunun başına dönüp soruyu okumaya başlayın.


    Örnek: Aşağıdakilerden hangisi P. auroginosaenfeksiyonu için hazırlayıcı bir rol oynamaz?

    a. Kistik fibrozis

    b. Kateterizasyon

    c. Ağır yanıklar

    d. Gastroenterit

    e. Immünsupresyon

    Bu soruda eğer soru dikkatsiz okunur ve soru sonundaki "rol oynamaz" bölümü "rol oynar" şeklinde algılanıverirse a. şıkkındaki Kistik fibrozis bir anda çok sıcak gelebilir ve cevap yanlış olabilir. (Cevap D)



    Örnek: Hamile bir kadına hangi aşı kesinlikle yapılmaz? (Eylül-94)

    a. Tetanoz

    b. Rubella

    c. Grip aşısı

    d. Difteri

    e. Hepatit

    Kızamıkçık aşısının gebeliğin erken döneminde yapıldığı takdirde fetusu enfekte edebildiği görülmüştür. Bu nedenle gebelik süresince kızamıkçık aşısı kontrendikedir. Tetanoz aşısı ise önerilmekte hatta rutin uygulanmaktadır. (Cevap B)


    2- SORU SONUNDAKİ ÖNEMLİ SORU KELİMESİNİ İLK ÖNCE KALEMLE YUVARLAK İÇİNE ALIN.

    Bu işlem sizi, yanıltmamak için garantiye almaya yarar.


    Soru: Akut testis torsiyonu ile akut epididimoorşitin ayırıcı tanısında en yararlı tanı yöntemi hangisidir? (Nisan 2003)

    a. Doppler USG

    b. Tomografi

    c. MR

    d. Anjiografi

    e. Sintigrafi

    Böyle bir vakada

    - İlk yapılması gereken -kolaysa- Doppler USG'dir.

    - En kesin ayırıcı tanı metodu Sintigrafidir.

    FAKAT BURADA EN YARARLI TANI YÖNTEMİ SORULUYOR.

    Bu durumda en kesini ya da ilki değil en yararlıyı düşünmek gerekir ve böyle bir hasta için en önemli şey Akut testis torsiyonu varlığının ispatı ya da ekarte edilmesidir ve acil şartlarda ameliyata karar verebilmek için en yararlı tanı yöntemi Doppler USG'dir.


    Tusdata Soru Kitapları Serisi Küçük Stajlar Soruları 5. Baskı sf:304

    Tusdata Konu Kitapları Serisi Küçük Stajlar Konu Kitabı, 2. Baskı sf:541

    Tusdata Hızlı Tekrar Serisi, Özet Tıp Bilimleri, 2. Baskı, c:3, sf:331


    3-SORUNUN NE TIP BİR SORU OLDUĞUNU ANLAYIN.

    Tanı sorusu mu? Ayırıcı tanı sorusu mu? düz bilgi sorusu mu? "En" sorusu mu?... vs..


    4-SORUYU OKURKEN CEVAP İÇİN ÖNEMLİ KELİME YA DA KELİME GRUPLARININ ALTINI
    ÇİZİN.

    Bu işlemin işinizi tahmin ettiğinizden daha fazla kolaylaştıracağını göreceksiniz. Böyle yapmakla aslında soruyu analiz ettiğinizi ve yarı yarıya doğru cevaba ulaştığınızı düşünebilirsiniz.


    5-SORU CÜMLESİNDEKİ HER VERİYİ DEĞERLENDİRİN, CEVAP İÇİN AYIRDEDİCİ OLABİLMEK KRİTİK VERİLERİ BELİRLEYİN!

    Kural olarak soru cümlelerinde gereksiz hiçbir veri verilmez. Sadece şaşırtmak için hiçbir bilgi soruya eklenmez. Ayrıca soruda her bilginin bir ipucu olduğunu düşünün. Hatta sorudaki bazı bilgileri hiç kullanmamışsanız kendi kendinize sorun: "Ben bu bilgiyi kullanmadım acaba cevabım mı yanlış?"


    Soru: Aşağıdaki virüs enfeksiyonlarından hangisi "virüsün belirtisiz bir enfeksiyonla vücuda girip hücre kromozomuna entegre olarak kalması" ve daha sonra çeşitli faktörlerle aktive olup klinik belirtiler oluşturması biçiminde tanımlanır?

    a. Latent virüs enfeksiyonu

    b. Defektif virüs enfeksiyonu

    c. Yavaş ilerleyen virus enfeksiyonu

    d. Kronik virus enfeksiyonu

    e. Tümörigenik virüs enfeksiyonu


    Bu soruda cevaba gidebilmek için üç veri vardır;
    1. Belirtisiz bir enfeksiyonla vücuda girmesi

    2. Hücre kromozomuna entegre olarak kalması

    3. Daha sonra çeşitli faktörlerle aktive olup klinik belirtiler oluşturması

    Şimdi sadece üçüncü veriyi değil, her üçünü birden değerlendirerek açıklamayı dikkatle takip ediniz.



    VİRAL ENFEKSİYON

    Bir virüsle enfeksiyon sonrası 3 tür gelişme görülebilir:

    1. Enfeksiyon gelişmez (abortif enfeksiyon): Abortif enfeksiyona yol açan viral mutantlar çoğalamaz ve kaybolurlar.

    2. Hücre ölümü (litik enfeksiyon): Virüsun replikasyonu hedef hücrenin ölümüne neden olur.

    3. Persistan enfeksiyon: Bazı durumlarda virus, klinik iyileşmeden sonra da vücutta intakt veya sadece genom olarak bulunmaya devam eder.

    Persistan virüs enfeksiyonları esas olarak üçe ayrılır:

    1. Kronik enfeksiyon: Virüsle enfekte kişi, az miktarda virüs üretmeye devam eder. Burada virüsün DNA ya entegrasyonu şart olmadığından ve belli miktarda üreme devam ettiğinden sorunun cevabı bu değildir.

    2. Latent enfeksiyon: Başlangıçtaki ilk virus enfeksiyonundan sonra virusun üremesi durur. Zaman zaman rekurrens görülür. DNA ya entegrasyon çoğu latent enfeksiyonda görülmez. Ayrıca ilk enfeksiyon genellikle semptom verir.

    3. Yavaş virus enfeksiyonu: Enfeksiyonun başlangıcı ile hastalığın başlaması arasında çok uzun süre vardır. Virus normal hızda üremeye devam eder, sadece hastalığın inkübasyon süresi uzundur.

    Defektif virüs enfeksiyonlarında virus üreyebilmek için başka bir virüsün varlığına ihtiyaç duyar. Soruda tarif edilen mekanizmayla ilişkisi yoktur.

    Tümörigenik virüslerde provirusun konakçı DNA sına entegre olması tümörijenik aktivite için gereklidir. Genellikle başlangıçtaki enfeksiyon belirtisizdir. Entegre virus genomu daha sonra çeşitli faktörlerle aktivite olur ve klinik belirtiler ortaya çıkar.

    Soruda tanımlanan virus grubuna en çok uyan (E) seçeneğidir.

    Önemli Not: Bu soru çok tartışılan bir soru oldu. Bir çok kimse A şıkkının doğru olduğunu iddia ediyor. Fakat burada soru sorma tekniği açısından A şıkkı çeldirici sıkdır ve tanıya giden kritik veri "hücre kromozomuna entegre olarak kalması"dır. Çoğu latent virüs enfeksiyonu kromozoma entegre olmaz. (Cevap E)

    Örnek: (Vakanın takdim şekline ve açıklamadaki ayırıcı tanıya dikkat ediniz)

    65 yaşında bir erkek hasta sağ ayağında şişlik, kızarıklık, ağrı ve titreme ile yükselen ateş yakınmalarıyla acil servise başvuruyor. 2 yıl önce koroner by-pass cerrahisi geçirdiği ve bu nedenle sağ saphen veninin çıkarıldığı ve bu antibiotik ile tedavi edildiği öğreniliyor. FM'de 39oC ateş ve sağ saphen venektomi yapılan trase boyunca eritemli ve yaygın ödemli bir alan bulunuyor. Her iki ayak parmaklarında tinea pedis enfeksiyonu belirleniyor.

    Yukarıdaki hastadaki sellülit/lenfanjit tablosundan sorumlu olma olasılığı en yüksek mikroorganizma hangisidir? (Eylül-97)


    a. A grubu streptokoklar

    b. Erisipelothrix rhusiopathiae

    c. Candida albicans

    d. Trichophyton interdigitale

    e. Staph. aureus

    Açıklama ve ayırıcı tanı

    Bazı bilgiler enfeksiyona işaret ediyor. Burada tablo selüllit/lenfanjit tablosudur. Daha önce
    aynı tablonun olması ve antibiyotik tedavisine cevap vermesi olayın bakteriyel olduğunu
    düşündürüyor. (c ve d şıklarını eleyebiliriz)

    Normalde sellülitin en sık sebebi A grubu streptokoklardır. Zaten A şıkkına konmuş.
    Eğer ayaklarında tinea pedis enfeksiyonu ve laserasyon varlığı bilgisini hiç kullanmazsak
    hemen a şıkkına atlamak gerekir. (zaten en sık sebebi ya!.. ) Fakat ayağındaki enfeksiyon
    ve laserasyonun varlığı normalde deride bulunan ve deri bütünlüğü bozulunca vücuda giren
    bir bakteriyi düşünmemizi gerektirir. O da e şıkkındaki Staph. aerus'tur. Yani verileri iyi
    değerlendirmezsek ve şıkları sonuna kadar okumazsak yanlış kaçınılmazdır. Lenfatik
    drenajın bozulmuş olması ve venektomi sonrası venöz drenajın da minör bozukluğu selülit
    için zemin hazırlar. Daha önceki bir selülit, erizipel, ya da lenfanjit atağının enflamasyonu
    daha sonraki ataklar için predispozandır. Bakteriyel etyoloji ne olursa olsun lökositoz
    mevcuttur. A grubu dışında diğer gruplara (grup C, grup G, yenidoğanda grup B) mensub
    streptokoklar da bazen selülit oluşturabilmektedir. (Cevap E)

    Örnek: 20-40 yaşlarında kadın sık sık hemoptizi ve enfeksiyon şikayetleriyle geliyorsa bu hastada
    en olası tanı hangisidir? (Eylül-98)

    a. Bronş adenomu

    b. Büllöz amfizem

    c. Pnömotorax

    d. Sarkoidoz

    e. Pulmoner emboli

    Hemoptizi en sık bronşit, bronşiektazi ve AC Ca'da görülür. Bronşit ve bronşiektazi şıklarda
    yoktur. AC Ca'da 20-40 yaş arası kadınlarda sık karşılaşılan bir klinik durum değildir.
    Sarkoidoz ise daha çok granülomatöz reaksiyonlar ve LAP ile giden ama hemoptizi
    yapması olağan olmayan bir hastalıktır. 20-40 yaş arası bayanların özelliği doğurgan
    dönem olması ve oral kontraseptiflerin sıkça kullanıldığı bir yaş grubu olması nedeniyle
    (ki bu iki durum venöz tromboz ve pulmoneremboli için risk faktörleridir) pulmoner emboli
    tanısı düşünülmesi gereken ilk tanıdır. Fakat anlatılan tablo daha çok küçük arterlerin kısmi
    tıkanıklığı ile seyreden bir emboli tablosudur.(Ana pulmoner embolisi bu tabloya uymaz)
    (Cevap E)


    6- EN'Lİ SORULARI İYİ ANLAYIN

    Çoğu zaman insanlar bildikleri halde bu soruları yanlış cevaplarlar. Mesela şu üç sorunun cevabı farklı olabilir ama
    tek bir soruymuş gibi algılanabilir:

    AIDS'li hasta da rastlanan en sık enfeksiyon etkeni?

    AIDS'li hastada rastlanan en sık viral enfeksiyon etkeni?

    AIDS'li hastada en sık ölüm sebebi?


    7- SON OLARAK KENDİ KENDİNİZE TERCÜME EDİN

    Şunu sorun kendinize: "Bu soruda bana ne soruluyor?" Soruyu kendi cümlelerinizle
    kendinize tercüme etmeniz o soruyu doğru anladığınızın en önemli kanıtıdır.

    Örnek: Karın travmalı hastalarda yapılan diagnostik periton lavaj sıvısı incelemesinde
    pozitif kabul edilen aşağıdaki sonuçlardan hangisi cerrahi tedavi endikasyonu
    değildir?

    a. Eritrosit sayısı 100.000 /mm3 den fazla olması

    b. Lökosit sayısının 500 /mm3 den fazla olması

    c. Safra varlığı

    d. Gıda partikülleri varlığı

    e. Amilaz düzeyi yüksekliği

    Açıklama; Bir çok meslektaşımız bu soruyu

    "Periton Lavaj sıvısı incelemesinde hangisi pozitivite kriteri değildir?" şeklinde algılamış
    yani soruyu yanlış anlamış. Oysa dikkatli bir okuma ve kendi kendine tercüme ile sorunun şöyle olduğu anlaşılacaktır: "Aşağıda; Periton Lavaj sıvısı incelemesinde hepsi pozitif olan bazı kriterler var, bunlardan hangisi cerrahi tedavi endikasyonu değildir?"

    Pozitif peritoneal lavaj kriterleri:

    - Hücre sayımının >100.000 eritrosit / mm3 olması

    - Beyaz küre >500/mm3 olması

    - Safra, bakteri, yemek artıkları veya serum düzeyinden daha yüksek amilaz
    saptanması

    - Şüpheli durumlarda, lavaj sıvısında, alkalen fosfataz ve amilaz düzeylerinin ölçümü içi
    boş

    organ perforasyonunun saptanmasında yardımcı olabilir.

    Lavaj sıvısında beyaz küre sayımı intraperitoneal yaralanmanın geçerli bir göstergesi olarak
    düşünülmez. (Cevap B)


    8 - "BENİ BU SORUDA NASIL YANILTMAK İSTİYOR OLABİLİRLER?"

    Bu da en son kendinize sorup cevaplarını soru üzerinde işaretleyeceğiniz soru.

    Örnek: İki yıl önce koroner by-pass ameliyatı geçiren 60 yaşında bir hastanın arada bir
    alkol aldığı, göbek çevresinde özellikle yemeklerden sonra başlayan ağrısı
    olduğu öğrenilmiştir. Bu ağrılardan dolayı yemek yemekten kaçınan hastanın
    kilo kaybı ve ishal şikayetleri vardır. Hastada fizik muayene bulgularının normal
    olduğu gözlenmiştir.

    Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

    a. Psödomembranöz enterokolit

    b. Kronik pankreatit

    c. Akut kolesistit

    d. Intestinal obstrüksiyon

    e. Mezenterik iskemi

    Açıklama; Bu soru Kronik pankreatit ile Mezenterik iskemi ayırıcı tanısı açısından
    önemli ve riskli bir soruydu. Hastanın ara ara alkol alması, kuşak tarzında karın
    ağrısı ve diyare varlığı yanıltmak ve kronik panreatite yönlendirmek için verilse de
    arının yemeklerden sonra başlaması Intestinal anjina'ya özeldir ve cevap E şıkkıdır.

    Burada ayrıca sorunun hangi branştan sorulduğuda önemlidir. Branşına göre soruya
    yaklaşmak doğru yapmak için gereklidir. Bu soru Cerrahi sorusu olduğu için
    Cerrahi mantığıyla yaklaşıldığında E şıkkına daha kolay ulaşılabilir. (Cevap E)

    Örnek: Kala azar etkeninin, NNN besiyerinde üreyen şekli hangisidir? (Nisan 2000)

    a. Amastigot

    b. Promastigot

    c. Epimastigot

    d. Tropomastigot

    e. Prekist

    Kala azar etkeni Leishmania donovanidir. Tatarcık ısırığı ile bulaşır. Retiküloendotelyal sistemi
    tutar ve splenomegali görülür. Tanısı boyama, kültür ve serolojik testlerle konur.
    Temel olarak RES ve makrofajlarda bulunan formu amastigot iken NNN
    besiyerinde üreyen şekli promastigottur. Tedavide antimon bileşikleri ve sodyum
    stiboglucanat kullanılır. (Cevap B)
     

Bu Sayfayı Paylaş