toplumun gelişmesi ve müzik

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 1 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    toplumun gelişmesi ve müzik konusu toplumun gelişmesi ve müzik ne gibi etkileri var
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    MÜZİĞİN TOPLUM ÜZERİNDEKİ FAYDALARI

    Müzik gerçek anlamda, insan yapan en güzel sanat dalıdır. Uygarlığın gelişimi, müziğin gelişimi ile eş gider , çünkü müzik, insanı duygusal yönden geliştirdiği için onu daima iyiye, doğruya, güzele ve çalışmaya iten büyük bir gücü vardır.
    Bireyleri ve toplumları biçimlendirme, değiştirme ve geliştirmede eğitim en etkili süreçtir.İnsanın kültürel bütünlüğünü sağlamada müziğin eğitim aracı olarak kullanılması tüm dünyada yaygınlık kazanmıştır.Bu çalışmada, müzik eğitiminin insan yaşamındaki yeri ve önemi artmıştır.
    Toplumla etkileşip bütünleşen sanatların başında yer alır müzik. Bir milletin gelişmişlik düzeyini belirlemede müzik, önemli bir göstergedir. Toplumsal bir olgu olan müziğin geldiği nokta, toplumun geldiği noktayla paralellik gösterir.
    Bireyler üzerinde sevgi, sorumluluk, yaratıcılık duygularının gelişmesini sağlayan müzik eğitiminin amacı, insana, müziği sevdirmekten başka müzik dinleme, yargılama becerisiyle birlikte insanın beğeni düzeyini yükseltmektir.
    İnsanda güzellik duygusu oluşturmakla birlikte, aynı zamanda insanı düşündürmesi de gereken müzik sanatının amacını “tüm sanat dallarında olduğu gibi, öncelikle güzellik duygusunu oluşturmak, dolayısıyla, bu duygunun oluşmasını arzuladığı insan ruhuna uyarıcı bir etki yapabilmektir”Müzik insanda aşk,sevgi,dostluk gibi düşünceler yarattığı gibi;umutsuzluk, karamsarlık, kıskançlık gibi psikolojik sorunlar da ortaya çıkarabilir
    Müzik yoluyla ruhsal durumu etkileme yöntemi, akıl bozukluğunun tedavisinde uygulanmıştır. Yatıştırıcı, heyecanlandırıcı, fantazi uyarıcı ya da başka özellikleri bakımından, belli müzik parçaları seçilir; hastalar bunları genellikle grup halinde dinlerler. Çocuklar arasında perküsyon grupları yahut daha sofistike müzik grupları kurulabilir; sonucunda gösterilen faaliyet, ruhsal bozukluğu olan çocuğu topluma alıştırmada yararlı olmaktadır
    Genel müzik eğitimi ile, müziğin zengin anlatım gücü, birleştiriciliği, insanlarımızın bütününe aşılanmalı, insanı yücelten bu değer ile birlikte gelişmiş bir toplum olma yolundaki adımlarımız hızlandırılmalıdır
    Müziğin Genel Faydaları
    Müzik dinlemenin ve müzikle uğraşmanın faydaları çok boyutludur. Müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirir, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Müzikle birlikte disiplin gibi konular çocuğa yavaş yavaş aşılanabilir. Müzik akademik performansı da olumla etkiler. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri; stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzikle başarılabilir. Bilim adamlarına göre müzik, bilişsel düşünme kabiliyetini artırmaktadır. Bilişsel düşünme ile müzik arasında güçlü bir ilişki olduğundan müzikle uğraşanlarda ya da sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır. Almanya’da Friedrich Schiller Üniversitesinde yürütülmüş araştırmalar sonucunda profesyonel ya da amatör olarak müzikle uğraşan insanların beyinlerinin daha büyük olduğu belirlenmiştir. Düzenli olarak müzik aleti çalmanın beynin görme, duyma, hareket etme ve koordinasyonla ilgili bölümlerinin büyümesini sağladığını tespit edilmiştir. Araştırma çerçevesinde, müzikten anlamayan ve müzikle amatör veya profesyonel olarak ilgilenen kişiler seçmişlerdir. Yapılan MR (manyetik rezonans) görüntülerinin müzisyenlerin beyinlerinin daha büyük olduğunu açıkça gösterdiğini belirlemiş, müzisyenlerin beyinlerinde duyma, görme, hareket etme ve koordinasyonla ilgili bölgelerde daha fazla “gri madde (gri hücre)” olduğunu saptamışlardır. Ayrıca MR görüntülerinden müzik aleti çalan ve günlük hayatta ağırlıklı olarak sağ elini kullandığını ifade eden kişilerin aslında sol ellerini de daha sık kullandıklarını tespit ederken, sürekli müzik aleti çalmanın beynin büyüklüğünü olumlu etkilediği sonucuna varmışlardır. Bunu da beynin kaslar gibi egzersiz yaptıkça büyüdüğünü; örneğin, piyano çalmanın notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara ve pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturarak beynin birden fazla bölgesini aynı anda çalıştırdığını, çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağladığını, dolayısıyla da beynin kullanımını geliştirdiğini belirtmişlerdir.
    Müziğin Okul Öncesi Yaştaki Çocuğun Bilişsel Gelişimine Ve Akademik Eğitimine Etkileri
    1. Müziğin Bebek Gelişimine Etkileri
    Araştırmalar, bebeklerin anne karnındayken 6. ve 7. aylardan itibaren seslere, özellikle de müziğe tepki verdiklerini, anne karnındayken dinledikleri müzikleri doğduktan sonra dinlediklerinde hatırladıklarını göstermektedir. Örneğin, yapılan bir araştırma Brahms dinletilen prematüre bebeklerin daha çabuk geliştiklerini ortaya çıkarmıştır. Müziğin bebek gelişimi üzerindeki etkilerini belirlemek için batıda yapılan pek çok araştırmadan elde edilen sonuçlara göre klasik müziğin anne karnından itibaren bebeklerin psikolojik, bilişsel ve bedensel gelişimlerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu işaret etmektedir. Bunlardan birkaçı şu şekilde sıralanabilir:
    1. Zihinsel gelişimin %85’i 8 yaşına kadar, beyin gelişiminin ise %80’i 3 yaşına kadar tamamlandığından yapılan araştırmalar bu süreçte müziğin çok önemli bir rol oynadığını, zekâ ve beyin gelişimini ilk aylarda beslenmeden sonra olumlu etkileyen en önemli faktörün müzik olduğunu göstermektedir.
    2. ABD’li bilim adamlarının prematüre bebekler üzerinde yaptıkları bir araştırma klasik müziğin iştah açtığını ortaya çıkarmıştır. Bir başka araştırmada ise klasik müzik dinleyen bebeklerin daha çabuk büyüdüğünü ve yaşamlarının ilk yıllarında stresten daha hızlı arındıkları belirlenmiştir. Klasik müzik çalındığında bebeklerin kalp atışları düzene girmiş, nefes alıp vermeleri kolaylaşmıştır.
    3. Anne karnından itibaren müzik dinletilen bebeklerin psikolojik gelişimleri de olumlu yönde olmuş, hırçın davranışlar yerine uyumlu davranışlar sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Özellikle klasik müzik beyinde sakinlik hissi yayan alfa dalgalarını harekete geçirmektedir.
    Not: Bu madde müziğin öğrenme potansiyeline katkısını araştırmış Bulgar psikiyatr ve eğitimci olan Lozanov’un belirlemeleriyle ilişkilidir. Lozanov, yaptığı araştırmalarda kolay ve kalıcı öğrenmenin beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleştiğini belirlemiştir. Lozanov’un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 Hz. İle 12 Hz. Aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığını gözlemlemiştir. Lozanov’a göre en etkili parçalar 60 vuruşlu, largo tempolu, ¾’lük ya da 4/4’lük barok müzik eserleridir. Müziğin beyin dalgalarını etkileyerek beyin fonksiyonlarını yönlendirmesiyle ilgili bir başka konu “Mozart Effect (Mozart etkisi)” dir. Ancak bu konuya bebek müziği konusundan sapmamak için daha sonra değineceğim
    1. Bebeğin işitme ve dil ile ilgili kabiliyetleri 0–4 yaş arası tamamlanmakta, dil konuşmanın gelişmemesi zekânın gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Hacettepe Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Erol Belgin de klasik müzik dinletmenin bebek gelişimini olumlu etkilediğini, klasik müzik dinleyerek büyüyen bir bebeğin IQ’sunu 5 puan fazla olduğunu belirtmiştir.
    2. Müzik dinletilen bebeğin hareket kabiliyeti, müziği duyduğunda yaptığı eşlik hareketleriyle küçük kas ve büyük kas gelişimi hızlanmaktadır.
    Kısacası, doğumdan üç ay öncesinden itibaren bebeğe klasik müzik dinletmek onun zihinsel, duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimini olumlu yönde etkiler, bilişsel zekânın, kulak ve dilin gelişimine yardımcı olur.
    1. Müziğin Okul Öncesi 6 Yaşa Kadar Zihinsel Gelişime Etkileri
    ABD’de California Üniversitesinde yapılan araştırmalar 3 ila 5 yaş arası piyano dersi alan çocuklarda fen ve matematik derslerinde başarı getirecek olan mekân-zaman muhakemesinin geliştiği ortaya çıkarmıştır. Klasik müziğin etkilerini yoğun olarak araştıran ve olumlu yönlerini aktif olarak kullanan ABD eyalet bazında çeşitli kanunlarla müziği sosyal hayata sokarak ondan faydalanmaktadır; örneğin Florida’da tüm devlet okullarında arka planda klasik müzik çalınması istenmektedir. Hong Kong Üniversitesinde yapılan bir araştırmada ise 12 yaşından önce en az 6 yıl müzik eğitimi almış çocuklarla hiç müzik eğitimi almamış çocuklar arasında yaptıkları karşılaştırma ile müzik eğitimi alanların kelime dağarcığının diğerlerinden çok daha fazla gelişmiş olduğunu saptanmıştır. California Irvine Üniversitesinden Prof. Dr. Gordon Shaw ve Wisconsin Üniversitesinden Prof. Dr. Frances Rauscher’e göre okul öncesi çocukların beyinleri tıpkı bir hamur gibidir ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle çocuğun beynini şekillendirip beslemek mümkündür. Shaw ve Rauscher bir araştırmalarını “Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle de bir enstrüman üzerinde yoğunlaşmak” üzerine yapmışlardır. Bunun için en popüler ve en yaygın enstrüman olan piyanoyu seçmişlerdir. Seçimin diğer bir nedeni de piyanoyu fiziksel olarak deneyi gerçekleştirdikleri yaş grubundaki çocukların daha rahat ve kolay öğrenebilmeleridir. Bu deney için 3–4 yaş grubunda anaokuluna giden 78 çocuk seçmişler, seçtikleri çocukların ailelerinin sosyo-ekonomik, kültürel yapılarının ve çocukların gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına dikkat etmişlerdir. Seçilen çocuklara deneye başlamadan önce zekâ testi uygulanmıştır. Deney için 78 çocuk dört gruba ayrılmış birinci gruba solfej dersi, ikinci gruba piyano ve solfej dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruba hiçbir şey öğretilmemiştir. Piyano grubundaki çocuklar haftada ikişer kere 15’er dakika piyano dersi almışlardır. 8 ay sürdürülen bu eğitimin ardından çıkan sonuç, piyano grubundaki çocukların zekâsında diğer gruptakilerden çok daha fazla artış olduğudur. 8 ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ’larında %46’lık bir gelişme görülmüştür. Prof. Dr. Shaw ve Prof. Dr. Rauscher bu deney 3–4 yaş grubunda yapılmış olsa da 12 yaşına kadar alınan müzik derslerinin etkili olacağını belirtmektedirler:
    “Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektirir. Müzikle uğraşmak aynı zamanda iyi gelişmiş “spatial” zekânın temelini atar. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrayabilme yetisidir. Müzik dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlar.” Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerin bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını belirtmektedirler. Shaw ve Rauscher’in araştırmaları bu temele dayanmaktadır; piyano ya da diğer enstrümanların eğitiminin bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuk zekâsını %46 oranında artırdığını ortaya koymaktadır. Rauscher’e göre müzik, zihinsel imgelemeyi ve bu imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir, dolayısıyla fen ve matematikle bu açıdan çok ortak yönü vardır. Çocuklara biraz da olsa müzik öğretmek onların zekâlarını, algılama ve öğrenme kapasitelerini, bedensel ve zihinsel koordinasyon kurmalarını ve yaratıcılıklarını geliştirir.
    MÜZİĞİN TIBBİ FAYDALARI
    Birçok insanın derdi vardır. Birşeyler düşünüyordur ama ruh hali her zaman bozuktur. Ya sigaraya başvurur yada alkole. Sonuçta çoğu zaman ya kalp kırılır yada kalpsiz kalınır. Bunun büyük bölümüde müziği sevmeyen insanlarda olur. Buyrun Müziğin faydalarını görelim...
    Müzik, beynin mezolimbik bölgesindeki merkezleri uyararak, endorfin, oksitosin ve enkefalin gibi nöro-transmitterlerin salgılanmasını tetikler. Açıkça görülmektedir ki, yaratılıştan beynimize, uyumlu ve ritmik seslere cevap veren bağlantılar konmuştur. İnsanlar müzik kulağına ve güzel sese sahip olmasa da, seslerin ahenkli şekilde söylenmesine karşı duyarlıdır. Müziğin moleküler seviyede nasıl bir mekanizmayla tedavi edici tesirlere sahip olduğu günümüzde yeni yeni anlaşılmaktadır. Yapılan birçok araştırmada, sakinleştirici melodilerin endişe ve korkuları gidermeye, tansiyonu düşürmeye ve kalb atış ritmini yavaşlatmaya vesile olduğu anlaşılmıştır. Müziğin; stres hormonu kortizolün sentezini yaklaşık % 25 azaltmaya, vücudun tabiî kas gevşeticileri endorfinlerin salgılanmasını artırmaya, ameliyat sonrası sancıları hafifletmeye, böylece sakinleştirici ve ağrı kesici ilâçlara olan ihtiyacı azaltmaya, ameliyatlı hastaların daha hızlı ve hafif ağrılı bir şekilde iyileşmelerine, soğuk algınlığını önlemeye, bağışıklık sisteminin savaşçı maddeleri imiglobin A’nın % 14’e çıkmasına ve ilâç almadan doğumu kolaylaştırmaya vesile olduğu bilinmektedir. Müziğin ayrıca, yoğun bakımdaki prematüre bebeklerin gelişmesine, çocukların beyinlerinin nöral (sinirsel) bağlantılarının uyarılmasına ve çevreye olan hassasiyetlerinin artmasına, hafızalarının güçlenmesine, tansiyonlarının 5 birim kadar düşmesine, kalb atış ritimlerinin azalmasına, kardiyak (kalbe ait) kan çıkışının düzeltilmesine, kas gerilmesini gevşetmeye, ilâç kullanılmadan ağrı ve rahatsızlıkların azaltılmasına vesile olduğuna dair tespitler vardır.

    Alıntı
     
  3. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Müzik ve Toplum

    Toplum sözlük anlamı olarak “Bir arada yaşayan, nitelikleri bakımından bir bütünü meydana getiren bireylerin topu, cemiyet” olarak tanımlanmaktadır.(1)

    Dolaysıyla toplum yaşamında etkili olabilecek her etmen, doğal olarak toplumu ve o toplumda yaşayan bireyleri de etkisi altına alacaktır.

    Toplumların kimliklerinin oluşmasında bilgi, görgü ve geleneklerin diğer kuşaklara aktarılmasında önemli rol oynayan kültür, müziği de içine almakta ve önemini bir kat daha arttırmaktadır. Bu bakımdan en ilkel toplumlardan en gelişmiş toplumlara kadar müziğin vazgeçilmez bir önemi ve işlevi vardır.
    Müzik, kültür sistemi içinde bir öğedir ve diğer kültür kurumları ile iç içedir. Herhangi bir öğede meydana gelen değişiklik, sistemi oluşturan öğeleri ve müziği de etkiler.(2)

    Öyle bir topluluk ki, kendi müziğini üretmiyor, yöresel, geleneksel, dinsel müzik geleneğini sürdürmüyor ve sadece başka toplumların ürettiği müzikleri dinliyorsa o toplumun müzik gelişimi artık durmuş demektir.(3)
    Müzik ulusların uygarlık konumunu en iyi biçimde belirleyen bir göstergedir. Milli kültürün en önemli boyutlarından birini oluşturan müzik, toplumun ekonomik, bilimsel ve eğitsel düzeyini çok doğru şekilde yansıdır. Uygarlıkların gerileme ya da gelişmeye başlamalarının erken işaretlerini müziksel yaşantılarına bakarak görebilmek mümkündür.(4)

    Müziğin toplum yaşamındaki bazı önemli işlevleri de şunlardır: Bireyler arasında bağ kurmak, bireylerin toplumsallaşmasına katkıda bulunmak, birlikte müzik yapma alışkanlığı kazandırmak, doğa, yurt, insan, toplum sevgisini yaygınlaştırmak, toplumlar arasındaki ilişkileri zenginleştirmek.(5)

    Müzik-toplum etkileşiminde üç önemli unsur vardır. Bunlar: Algılayan kesim yani bireyler, iletişim araçları yani elektronik cihazlar, yayın kuruluşları (müzik pazarlamacıları) ve yaratıcı kesim yani besteciler.(6)

    İşte bu üç önemli unsur, bir toplumda meydana gelecek müzik kültürünün oluşturucusu ve yerleştiricisidir. Eğer bu unsurlar arasında toplum kültürü ile çelişen ve yozlaştıran bir takım tutarsızlıklar ve dengesizlikler mevcut ise, o toplumun müziğinde sanatsal özden bahsedilemez. Ancak, bu üç unsurun bilinçli yöneticilerin ellerinde bir müzik sanatı anlayışı doğrultusunda yönlendirilmesi toplumun müzik kültürüne olumlu katkılar sağlayacaktır.

    Yüzyıllar boyu birçok düşünür, sosyal yaşantı düzenine karşı olan kötü duygu, davranış ve düşüncelerin etkisini önleyecek en önemli çarenin, müzik bilmek ve bu eğitimle yetişmek olduğunu vurgulamıştır.
    Örneğin İspanyol edebiyat yazarı Cervantes´in “Müziğin olduğu yerde kötülük barınmaz” deyişi, Çek eğitmen Jan Amos Romensky´nin müziğin eğitimdeki değerinin büyük olduğunu belirterek öğretim programına alışı, Konfüçyüs´ün “Bir ülkenin ahlaki biçimde yönetilip yönetilemediğini anlamak isterseniz o ülkenin müziğini inceleyiniz” demesi, müziğin toplum üzerindeki önemini ısrarla vurgulamaktadır.(7)

    Bir toplumdaki düzensizlikten en çok etkilenen müzik olgusudur. Doğal olarak toplum içersinde cereyan eden olumlu veya olumsuz tüm yaşantılar doğrudan doğruya müziksel yaşantıları da etkiler.
    Gelişmiş bir müzik yaşamı ancak tabanın yani halk kültürünün zenginleştirilmesi ve sosyo-ekonomik açıdan güçlendirilmesiyle gerçekleştirilebilir. Bu bakımdan tüm olanaklarla bütün yaş grupları için planlanmış yaygın eğitim, çağdaş anlayışla düzenlenmiş müzik dersleriyle ortaöğretim ve akılcı yüksek öğretim kurumları, müzik sanatının yerini ve önemini kavratacak ve çağdaşlaşma yolunda ışık tutacaktır.(8)

    Bu konuda devlete de büyük görev düşmektedir. Müzik eğitimini yaygınlaştırmak üzere müzik meslek okulları açmak, konservatuarların sayını çoğaltmak ve mevcutları nitelik bakımından iyileştirmek, değişik şehirlerde orkestralar kurulmasını teşvik ederek desteklemek, arşivleme ve eğitim sistemini çağdaş seviyeye yükseltmek gibi.

    Müziğin toplumun üzerindeki etkisi ve gücü, onun toplum yaşamındaki işlevi, yeri ve öneminden gelmektedir. Bu bakımdan müziğe, müzik eğitimine ve müzik sanatına önem verilmeli ve üzerinde hassasiyetle durulmalıdır.


    Kaynaklar:

    1-Gövsa, İ. Alaaddin- Resimli Yeni Lügat ve Ansiklopedi, “Ansiklopedik Sözlük”, İskit yayınları Cilt 5 İstanbul, 1954, S.2826
    2-Güla, Coşkun – Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Türkiye´de Sanatın Bugünü Yarını, “Günümüz Türkiye´sinde Müzik”, Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları Beytepe/Ankara, 1985, S.265
    3-Ali, Filiz – Filarmoni, “Müzik ve Müziğimizin Sorunları, Toplum ve Müzik”, Oğuz Han Cem Yayınları, Başaran matbaası, Gümüş Basımevi, İstanbul, 1987, S.167
    4-Günalp, Altan – Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Türkiye´de Sanatın Bugünü ve Yarını, “Müzik Eğitiminde Devletin Görev ve Sorumlulukları”, Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları: 1, Beytepe/Ankara, 1985, S.233
    5-Uçan, Ali – İnsan ve Müzik, İnsan ve Sanat Eğitimi, “Müziğin Toplumsal İşgörüleri”, Müzik Ansiklopedisi Yayınları Ankara, 1994, S.21
    6 – Önadlı, Şenel – 1. Müzik Kongresi Bildirileri, “Müzik – Toplum Etkileşimi”, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Ankara, 1988, S,23
    7-Usmanbaş, İlhan – Filarmoni, “Dünya Müzik Tarihi” Oğuz Han Cem Yayınları, Başaran matbaası, Gümüş Basımevi, İstanbul, 1987, S.26–30
    8-Güngör, Nazife – Sosyokültürel Açıdan Arabesk Müzik, Bilgi Yayınları, 1990, S.160
     

Bu Sayfayı Paylaş