Toplu taşıma araçlarının ülke ekonomisine zararları nelerdir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 18 Nisan 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Toplu taşıma araçlarının ülke ekonomisine zararları nelerdir? konusu Toplu taşıma araçlarının ülke ekonomisine zararları nelerdir?
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Toplu taşıma araçlarının ülke ekonomisine zararları nelerdir?


    Ülkemizde 1950 yıllarda başlayan liberalleşme hareketleri ile birlikte özel teşebbüs yatırımlarının yavaş yavaş ekonomimize katılmaya başladığını görmekteyiz. Özel teşebbüsün yeni oluşmaya başladığını bu dönemde sermaye birikimi olmadığı için devlet tarafından teşvik uygulamaları ve bir takım ekonomik koruma önlemlerinin gerekliliği gündeme gelmiştir.

    Devlet tarafından verilen teşvik ve korumalar sayesinde özel teşebbüs yatırımları hazırlanmaya başlamıştır. Uygulanan ekonomik politikalar özel teşebbüsün ekonomideki payının giderek artmasına ve yeterli olmasa da sermaye birikiminin oluşmasına neden olmuştur.

    1980 yıllara gelindiğinde özel teşebbüsün birkaç grubun egemenliği altında devletle birlikte ekonomide tekelleşmeye giden bir trende girmesi ve verimlilikten uzak yatırımları, ülkemizde rekabet, kalite, verimlilik, sermayenin tabana yayılması, teknoloji, özelleştirme, serbest piyasa ekonomisi kavramlarının sık sık gündeme gelmesine ve tartışılmasına neden olmuştur. Ekonomideki statik yapı, dışa bağımlılık, enflasyon, siyasi istikrarsızlık ve belli periyodlarda yaşanan ekonomik krizler ülke ekonomisinde yapısal değişimi zorunlu kılmıştır.

    Bu dönemin siyasi iktidarı, ekonomideki tıkanıklıkları gidermek ve istikrarı sağlamak için ekonomide radikal yapısal değişikliklere gitmiş, devletin ekonomik anlamda küçülmesini sağlayarak rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisinin uygulanmasına karar verilmiştir. Ekonomideki bu yapısal değişiklikler üretimde verimlilik, kalite ve rekabet kavramlarının önemini ortaya çıkarmıştır. Artık özel teşebbüs en kaliteli malı en ucuz şekilde üretmenin tek yolunun teknolojik yatırımlarla mümkün olabileceğini görmüş ve gelişmiş ülkelerden teknoloji ithalatına önem verilmiştir. Yüksek ve gelişmiş teknolojinin kullanımının giderek artması, üretim artışı ve verimliliğin yükselmesini neden olmuştur. Bu sebeple piyasaya arz edilen ürün ve hizmet artışı, rekabeti ve tüketici tercihlerinin üreticiyi yönlendirme ve yönetme noktasına gelmiştir.

    Günümüzde artık patron müşteri olmuştur. Müşteri talepleri ve tüketicinin alım gücünün son yıllarda giderek düşmesi diğer deyişle arz’a göre pazarın küçülmesi artık Türkiye’de rekabetin acımasız kuralları işlemeye başlamasına sebep olmuştur. Taşımacılık sektörü de bu gelişmelerden payını almış ve bir anda kendini acımasız bir rekabetin ortasında bulmuştur. Rekabet her zaman kalite ve ucuzluğu getireceği ilke olarak kabul edilse bile bugün ülkemizde özellikle taşımacılık sektöründe yıkıcı, yok edici bir hal almıştır. Taşımacılıkta rekabet ucuzluğu gelmiştir. Taşımacı mevcut fiyatlarla ticari faaliyetini sürdürebilmek ve hayatını idame ettirebilmek için belli giderlerinden kurtulmak zorunda bırakılmıştır. Bu da kaliteyi önemli ölçüde etkileyen negatif bir faktör olarak karşımıza çıkmıştır.
    Sadece taşımacılık sektöründe değil diğer tüm sektörlerde de maliyetleri azaltma adına kaliteden ödün vermek gibi doğal bir sonuçla karşı karşıya kalındığında, bunun faturasını tüm Türk toplumu ödemek zorunda kalmaktadır. Bu açıklama ışığında fiyatlardaki aşırı düşmeleri rekabetin doğal sonucu gibi görmek, sosyal ve ekonomik yapıya olumsuz yönde etkilerinin olacağı her zaman düşünülmeli ve maliyetin altında fiyat oluşumlarında özellikle haksız rekabetin önlenmesi hakkındaki kanun hükümlerinin uygulayıcısı olan kurumlar her hangi bir ihbar ve şikayete gerek olmadan izlemeye almalıdır. Gerekli tüm tedbirlerin alınması ekonominin istikrarı için şarttır.

    Piyasalardaki rekabet ucuzluğu getirmiştir ama bu ucuzluk maliyete yakın veya altında bir fiyat oluşmasına neden olmuş ise rekabet olarak değerlendirilmemelidir. Örneğin günümüzde havayolu yolcu taşımacılığı ile karayolu yolcu taşımacılığı arasındaki rekabet karayolu ile yolcu taşıyan otobüs işletmelerinin aleyhine bir boyut almış ve neredeyse ülke için büyük bir kaynak ayrılarak oluşturulan otobüs filoları atıl durumda kalmıştır. Bu atıl kalmanın ülke ekonomisine zararı oldukça fazladır. Bu durumu sadece yolcu taşımacılığı alanında değil eşya taşımacılığı alanında da görmek mümkündür. Özellikle kayıt dışı taşımacılık yapan araç ve kayıt dışı firma sayısının fazlalığı, kayıtlı taşımacı ve işletmelerin aleyhine sonuçlar doğurmakta ve taşıma fiyatlarını maliyet veya altında bir seviye oluşmasına neden olmaktadır. Türkiye’ de karayolu ile taşıma fiyatları bugünkü rayiçlerle dünya taşıma fiyatlarının ortalamasının çok altındadır. Karayolu taşımacılığında en önemli gider kalemi olan akaryakıt fiyatlarının da dünya akaryakıt fiyatlarının üzerinde olduğu gerçeği karşısında Türk taşımacısı emeğinin karşılığını alamamakta ve para kazanamamaktadır. Para kazanamaması kalitenin giderek düşmesine neden olduğu gibi girişimcinin ek yatırım yapmasına da engel teşkil etmektedir.

    Teknolojiyi çok yoğun kullanan, sürekli değişen ve gelişen teknolojilere yatırım yaparak hizmet kalitesini yükseltmeye çalışan Kargo İşletmelerinin yatırım süreçleri, uzun bir zaman aralığına yayılmak zorunda kalmaktadır. Karayolu taşımacılık sektörünün bu durumunu kısmen de olsa disipline edecek ve içindeki haksız rekabete neden olan unsurları devre dışı bırakacak yasal düzenleme 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ve buna bağlı olarak yürürlüğe giren Yönetmelik hükümlerinin tümüyle uygulanması ile mümkün olacaktır.
     

Bu Sayfayı Paylaş