Too-Enough Cümlede Kullanımı

'İngilizce Dil Bilgisi' forumunda DeMSaL tarafından 2 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Too-Enough Cümlede Kullanımı konusu
    Too and enough - Too/Enough - too enough grammar -too enough infinitive - too enough quiz - too enough nedir - Too Enough Konu Anlatımı - Too-Enough Cümlede Kullanımları



    too-enough kullanımları birbirine cok karıştırılır aslında yalnızca ufak bir mantıga dayanmaktadır
    Too-Enough Cümlede Kullanımları
    *too-olumsuzluk derecesinde fazla
    *enough-ihtiyacı karsılayacak kadar yeterli

    too+adj(sıfat)

    too cold-aşırı derecede soğuk(olumsuz)
    *It was too cold to go out,so we stayed at home
    Hava, dışarı çıkılamayacak kadar soğuktu,bu yüzden evde kaldık

    Aynı cümle şu şekilde de tercüme edilebilir
    *It was too cold to go out,so we stayed at home
    Hava, dışarı çıkmak için çok soğuktu bu yüzden evde kaldık

    **Bu iki cümle aynı anlama gelmektedirÖnemli olan <too> kelimesinin anlama olumsuzluk kattıgını unutmamaktır

    *I was too tired so i couldn't play with my friends
    Çok yorgundum bu yüzden arkadaşlarımla oynayamadım(oyun oynayamayacak kadar yorgundum)

    *The tea was too hot so i couldn't handle it and burnt my hand
    Çay çok sıcaktı, bu yüzden tutamadım ve elimi yaktım (tutulamayacak kadar sıcaktı)

    adj(sıfat) + enough + to

    warm enough-yeterince sıcak
    *The weather was warm enough to go to swimSo we went to a pool
    Hava yüzmeye gidebilecek kadar sıcaktıBu yüzden havuza gittik(hava yeterince sıcaktı)

    *The cheetah was fast enough to catch the deer
    Çita, geyiği yakalayabilecek kadar hızlıydı

    *His marks are high enough to attend the university
    Notları üniversiteye girebilecek kadar yüksekti

    adj(sıfat) + enough + to

    warm enough-yeterince sıcak
    *The weather was warm enough to go to swimSo we went to a pool
    Hava yüzmeye gidebilecek kadar sıcaktıBu yüzden havuza gittik(hava yeterince sıcaktı)

    *The cheetah was fast enough to catch the deer
    Çita, geyiği yakalayabilecek kadar hızlıydı

    *His marks are high enough to attend the university
    Notları üniversiteye girebilecek kadar yüksekti


    TOO, ENOUGH

    TOO

    Burada too nun sıfatlarla ve zarflarla kullanılışını göreceğiz Sıfatlar ve zarflarla kullanıldığı zaman aşırılık ifade eder Sözlük manası “çok” demektir Fakat yine de çok manasına gelen very den oldukça farklıdır

    The tea is very hot

    The tea is too hot

    Birinci cümlede “Çay çok sıcaktır” Fakat yine de içilebilir İkinci cümlede “Çay çok sıcaktır” Fakat içilemez

    Şimdi too nun kullanımını örnek cümlelerle görelim Örneklere bakıldığı zaman daha iyi anlaşılacaktır

    The tea is too hot to drink Çay içilemeyecek kadar sıcak

    The weather is too cold to go out Hava dışarı çıkılamayacak kadar soğuk



    The dog was running too fast to catch Köpek yakalanamayacak kadar hızlı koşuyordu

    The sun is shining too brightly to look at Güneş bakılamayacak kadar parlak bir vaziyette ışık saçıyor
    He is too merciful to punish anyone Hiç kimseyi cezalandırmayacak kadar merhametli

    İsim ya da zamir kullanarak da cümle kurmak mümkündür

    The ceiling is too high for me to touch Tavan dokunamayacağım kadar yüksek

    A cow is too big for two people Bir inek iki kişiye çok
    Mr Sparrow was talking too fast for the tourists to understand Bay Sparrow turistlerin anlayamayacağı kadar hızlı konuşuyordu
    The father spoke too authoritatively for his children to oppose to his orders Baba çocuklarının emirlerine itiraz edemeyecekleri kadar otoriter konuştu


    ENOUGH

    Sıfatlarla ve zarflarla birlikte kullanıldıkları zaman onlardan sonra gelir Bu şekilde kullanılışıyla too dan ayrılır Çünkü sıfatlardan ve zarflardan önce gelir Too aşırılık ifade ederken, enough tam tersine, yeterlilik ifade eder

    He is only fifteen years old Daha onbeş yaşında
    He isn’t old enough to marry Evlenecek yaşta değil

    This car is big enough for a large family Bu araba büyük bir aileye yetecek kadar büyük

    My dog can run fast enough to catch your horse Benim köpeğim senin atını yakalayacak kadar hızlı koşabilir

    If you don’t study hard enough, you can’t pass your class Eğer yeteri kadar çok çalışmazsan sınıfını geçemezsin

    Aynen too da olduğu gibi enough isim ve zamirlerle de kullanılabilir

    The ceiling isn’t low enough for me to touch Tavan benim dokunabileceğim kadar alçak değil

    Why don’t you speak loudly enough for everybody to hear? Niçin herkesin duyabileceği kadar yüksek sesle konuşmuyorsun?

    İsimlerle kullanıldığı zaman enough isimlerden önce kullanılır İsimler hem sayılabilen hem de sayılamayan isimler olabilir

    My brother doesn’t have enough money to buy a modern car Kardeşimin modern bir araba alacak kadar parası yok

    Are there enough apples for all of us at home? Evde hepimize yetecek kadar elma var mı?
     

Bu Sayfayı Paylaş